İranı ahvazda kim vurdu ?

İdlib anlaşmasına Amerika təhlükəsi

İranda askeri geçit törenine saldırı

İdlip Olayı Nasıl İncelenmeli -II-

MİT KANUNU VE İSTİHBARAT REFORMU

Gündem 18 Ağustos 2017
241

Çağatay BALCI
Türkiye, cumhuriyetin kuruluş yıllarından bugüne, istihbarat yapılanması bağlamında önemli dönüşüm süreçleri yaşamıştır. Bu süreçlerde istihbarat kurumları, yapısal, işlevsel ve kanuni değişimler geçirmiş, görev alanları ve tanımları yeniden belirlenmiştir. Bir süredir, mevcut istihbarat yapılanması özelinde tartışılan istihbarat reformu konusu ile söz konusu süreç yeniden kendisini göstermeye başlamıştır. Reform tartışmalarının odağında, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri Ve MİT kanunu ile kurumsal yeniden yapılanmanın yer aldığı görülmektedir.
Bu noktada, reform kavramının anlamı özelinde düşünmek gerekmektedir. Bilindiği üzere reform, herhangi bir olgu, kurum, oluşum veya anlayışın yeniden yapılandırılması, yeni bir şekil verilmesini ifade etmektedir. Yani, reform, halihazırda varlığı ile mevcut ihtiyaca cevap vermeyen, tüm yönleri ile tam kapasitede uygulanmasına rağmen yetersiz ve işlevsiz kala unsurların terk edilip yerine yeni bir yapının ihdasını öngörmektedir. Peki halihazırda geçerli olan 2937 sayılı kanun, bu anlamda tam kapasite ile uygulanmış ve günümüz itibariyle ihtiyaca cevap veremez bir duruma mı gelmiştir? Bu sorunun cevabını, hukuk sosyolojisi bağlamında çarpıcı bir örnek ile bulmak mümkündür.
2937 sayılı kanunun 5. Maddesinde, Mit dışında diğer kamu kurumları ve bakanlıkların devlet istihbaratına yönelik görev ve yükümlülükleri şu şekilde sıralanmıştır: Kendi konularında; görevlerinin gerektirdiği istihbaratı oluşturmak, Mit tarafından istenecek haber ve istihbaratı elde etmek, istihbarata karşı koymak, elde ettikleri milli güvenliğe ilişkin haber ve bilgileri anında Mit’e ulaştırmak. Kanunda zikredilen bu görev ve yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi için gereken altyapı, bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşlarında mevcut olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, kanunun bu anlamda tam kapasite ile işlevsel biçimde uygulanamadığı ortaya çıkmaktadır. Günümüzde, çok geniş kapsamlı bir yapı arz eden istihbaratın, tüm yönleriyle işlevsel hale getirilmesi, biyolojik-tıbbi istihbarat toplama ve üretme fonksiyonuna sahip bir sağlık bakanlığı ve bağlı kurumlar yapılanmasını, teknolojik istihbarat faaliyetini gerçekleştirebilecek bir bilim ve teknoloji bakanlığı yapısını, ekonomi alanında özellikle başarılı istihbarat ışığında elde edilen öngörünün kıymetine vakıf bir ekonomi bakanlığı ve bağlı kurumlar yapılanmasını zorunlu kılmaktadır. Bununla birlikte, 2937 sayılı kanunun 5. Maddesinde ifade edilen istihbarat karşı koyma yükümlülüğü bağlamında tüm kamu kurumları personelinin ilgili altyapıya, görev bilincine ve yeterliliğe sahip olması son derece önemlidir.
Tüm bu sorumlulukların, biyo-çeşitliliğe dair ekolojik verilerin korunması ve bu alanda karşı istihbaratın uygulanmasından terörle mücadele istihbaratına kadar geniş bir görev yükünün tek bir istihbarat kurumunun başarabilmesinin olanaksızlığı, ilgili 5. Maddenin oluşmasına neden olmuş ve gerekliliğini içinde bulunduğumuz süreçte bir kez daha göstermiştir.
Söz konusu sorumlulukların, tek bir kurum üzerinden yerine getirilmesi, devasa bir bütçeyi, çok farklı alanlarda uzman çok geniş bir insan kaynağını ve farkı istihbarat alanlarına yönelik teknik-donanım altyapısını bünyesinden barındıran ütopik bir istihbarat kurumu profilini ortaya çıkarmaktadır. Halbuki, 5. Maddede yer alan sorumlulukların hukuki açıdan yeniden biçimlendirilerek, bu madde esasında ve temelinde müesses kanuni yapının sunduğu imkanın maksimum fayda ilkesi ile değerlendirilmesi daha verimli bir iklimi doğuracaktır. Bu uygulama, dar bir çerçeveye sıkışmış olan istihbarat kültürümüzün gelişmesini, zamanın gerekli kıldığı farklı istihbarat alanlarında (biyolojik, antropolojik, siber, teknolojik vd.) uzmanlaşmış insan kaynağı ihtiyacının karşılanması için gerekli eğitim hamlelerinin ve stratejilerinin geliştirilmesini ve bu anlamda sosyoloji ile çelişmeyen bir hukuku sağlamış olacaktır. Bu anlamda, söz konusu alanlarda gerçekleştireceğimiz eğitim yatırımları istihbarat kültürümüzü geliştirecek, gelişen istihbarat kültürümüzün yaratacağı yeni imkanlar ise her alanda güç kapasitemizi artıracaktır. İstihbarat kültürünün gelişimini ve istihbarat paradigmasının değişimini esas almayan ve göz ardı eden reform girişimleri, şekli-kanuni ve kurumsal değişikliklerin ötesine geçemeyecek, istihbarat faaliyetleri bağlamında mevcut olan fiili durumun yen şekli düzenlemeler çerçevesinde sürmesinden başka bir niteliğe sahip olmayacaktır.

Yorumlar