Ahvaz saldırısı ve 88. kuruluş yıldönümünde Suudi Arabistan!

Rus uzman: Aliyev ve Nazarbayev SSCB’nin başına geçseydi ülke dağılmazdı

İranı ahvazda kim vurdu ?

İdlib anlaşmasına Amerika təhlükəsi

Misak-ı Milli’ye Karşı BOP’ta Revizyon: “Genişletilmiş Şii Devleti”

Gündem 24 Ekim 2016
591

defalarca dile getirdik, getirmeye de devam edeceğiz. Türkiye Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’nin en önemli, kritik hedefidir. Sebebi de, sadece sahip olduğu stratejik konumdan kaynaklanmamaktadır. Türk-İslam dünyası açısından sahip olduğu jeopolitik ehemmiyet ve bu dünya içerisinde toparlayıcı güç olarak liderlik potansiyeli, Türkiye’yi en önemli hedef pozisyonuna sokmaktadır.

Türkiye burada “önemli” fakat “öncelikli” hedef değildir. Nedeni de çok basittir. Bu topraklar üzerinde oturanların sahip olduğu mücadeleci ruh ve güçlü sağduyu, emperyalist güçleri ilk etapta Türkiye’ye yönelik doğrudan bir saldırıdan men etmektedir. Onun yerine orta-uzun vadeye yayılmış bir yıpratma savaşı ve ardından ölümcül darbeyi vuracak bir iç savaş üzerinden hedeflerine ulaşmak istemektedirler.

Bunun için de içeride bir tür kan zehirlenmesine yol açacak bir kuşatma politikası güdülmektedir. Bu kapsamda da Türkiye’nin yakın çevresinde olup bitenlere karşı teslimiyetçi bir dış politika gütmesi istenilmekte; içerideki “yerli uşakları” ve bir türlü başımızdan defedilemeyen “muhipleri” ile Türkiye’nin hiç bir tarihi iddiasının olamayacağı yönünde bir propaganda yürütülmektedir.

Dolayısıyla, başta Misak-ı Milli olmak üzere, Türkiye’nin dış politikada iddialı olma çıkışlarını farklı gerekçelerle eleştirenler, aslında farkında olarak ya da olmayarak bu ülkede etnik-mezhepsel temelli bir iç savaşın çıkmasına zemin hazırlamaktadırlar.

Buna bir de sistemsel bazda yapılan tartışmaları ekleyip, bir yüzyıldır sahip oldukları tekelci anlayışı-gücü bırakmama uğruna ülkeyi bir “ideolojik kamplaşma” üzerinden bir felakete sürüklemek isteyenleri eklediğinizde, Türkiye üzerinde nasıl bir oyunun oynanmakta olduğunu sizler de rahatlıkla görebilirsiniz.

Türkiye’ye BOP Üzerinden Sevr Dayatılmaya Çalışılmaktadır!

Türkiye, hiç kuşkusuz bu oyunun farkındadır ve devlet olarak hep farkında da olmuştur. Mevcut gücünü dikkate alan akıllıca bir stratejiyle zamana yayılı bir mücadele politikası izlemiştir.

Bu kapsamda, 27 Haziran sonrası dış politikada radikal bir tercihe gidip, 15 Temmuz’a gerektiği gibi cevap verip hemen ardından 24 Ağustos’ta alana inmesi, hiç kuşkusuz sadece kendi üzerinde değil, bölge üzerinde oynanan oyunu da bozmuştur. Açıkçası, Ankara’dan böylesi bir hamle hiç bir şekilde öngörülememiştir, beklenmemiştir.

Bu hamleyi müteakiben, on yıllar sonra “güneyimizdeki tehdit” üzerinden Misak-ı Milli’nin gündeme getirilmesi ise karşımızdakileri tek kelimeyle çıldırtmıştır. Türkiye, yeni dünyada tarihsel mirasına sahip çıkmak suretiyle, yeni bir güç olarak çıkacağı mesajını vermiştir. Fakat bu husus, ısrarla göz ardı edilmeye çalışılmaktadır.

Bu bağlamda, güneyimizdeki tehdidi sadece bir veya iki terör tehdidi ile sınırlı görmek, halen üzerimizde oynanan oyunu görmemek ile eşdeğerdir. Türkiye, güneyimizdeki tehdit ile doğrudan doğruya BOP haritası kapsamında inşa edilmeye çalışılan ve kendisini bu coğrafyadan kopararak Sevr’i dayatmaya çalışan “yeni devletçiklere”, “Yeni Ortadoğu”ya dikkatleri çekmektedir.

Dolayısıyla Misak-ı Milli, Türkiye’nin sınırları dışında güvenlik doktrininin tamamlayıcı bir parçasıdır. Tarihi bir iddia olmanın ötesinde bir beka sorunudur. Misak-ı Milli, BOP’a karşı vermek zorunda olduğu, güçlü meşruiyet zeminine ve coğrafyanın desteğine sahip tarihi ve konjonktürel bir cevaptır! Bunun dışında gündeme getirilen mevzular sadece ve sadece suyu bulandırmaktan öte bir anlam taşımamaktadır.

Misak-ı Milli’ye Karşı “Genişletilmiş Şii Devleti” mi

BOP’da bugüne kadar ağırlıklı olarak Türkiye’nin kuşatılmasında hep iki hattan bahsettim, fakat görünen o ki çaktırmadan inşa edilmeye çalışılan ve epeyce bir mesafe kaydedilen bir başka hat daha var. O da “Genişletilmiş Şii Hattı”.

BOP haritasında sizler da rahatlıkla “Şii Arap Devleti”ni görebilirsiniz. Dolayısıyla bu hat yeni bir proje değil. Yeni olan, bu hattın Türkiye’yi de kuşatabilecek şekilde genişletilebileceğine yönelik son revizyonlar. Türkiye’nin bölgedeki hamlesine karşı, anlaşılan o ki BOP’çular Türkiye’nin karşısına “Genişletilmiş Şii Jeopolitiği” ile çıkmaya çalışıyorlar. Bu ise, “Kasr-ı Şirin Statükosu”nun sonu ile eşdeğer bir gelişme olacaktır.
Bu bağlamda komşumuz İran’ın çok net bir pozisyon takınarak Türkiye’ye yönelik vereceği güven mesajları, elbette bu emperyalist oyunu bozma noktasında çok büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Aksi takdirde bu sessizlik Ankara tarafından bir “Pers Hattı” olarak algılanacaktır.
Evet, Suriye sonrası Irak’ta kendisini gösteren kriz, Türkiye ve İran’ı ciddi bir imtihan sürecinin içine sokmuş görünmektedir. Dolayısıyla, gönül birlikteliğine dayalı tarihi ve coğrafi sağduyunun burada harekete geçirilmesi kaçınılmazdır. Bu bağlamda Musul bir rekabet alanı değil, yeni bir uyanışın ve güçlü bir geleceğin inşasının adresi olmalıdır.

Geleceğe yönelik tarihi seçenek ve referanslar ise çok nettir. İki ülke bu üç seçenekten umarım en iyi olanı tercih eder. Bu noktada Kasr-ı Şirin, bir orta yol olarak özellikle komşumuz İran’ın önünde önemli bir sınav olarak durmaya devam etmektedir. Eğer bu sınavı başarıyla geçerlerse, “Büyük Selçuklu Modeli” tüm coğrafya ve İslam dünyasının kurtuluşu açısından önemli bir fırsat olarak ortaya çıkacaktır. Aksi takdirde, diğer seçeneği bize dayatırlar… Mehmet Seyfettin Erol

Yorumlar