Şimdi yükleniyor

Mikhail Potapov: Avrupa Rusya’yı Yıpratmak İstiyor

 

Avrupa Rusya’yı Yıpratmak İstiyor Peki Zelenskiy’i Kim Görevden Almak İstiyor?

ABD’nin arabuluculuğunda Rusya ile Ukrayna arasında yapılması planlanan bir sonraki görüşmenin en erken önümüzdeki hafta Cenevre’de gerçekleşebileceği belirtiliyor. Ancak henüz resmi bir doğrulama yok. Üstelik son görüşmelerden somut bir sonuç çıkmamışken bu kadar acele yeni bir toplantı yapılmasının neden gerekli olduğu da belirsizliğini koruyor. Kiev’in dile getirdiği “enerji ateşkesi” önerisi hayata geçirilmiş değil; esir değişimi dahi gerçekleşmedi.

Cenevre temaslarının ardından Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, savaşı sona erdirmek için toprak tavizine kesin biçimde karşı olduğunu bir kez daha vurguladı. Bu tutum, The Wall Street Journal’ın ortaya attığı iddialarla da örtüşüyor. Gazeteye göre Zelenskiy, yakın çevresinden üç yıl daha sürebilecek bir savaş senaryosu hazırlamalarını istedi. Oysa daha önce Kiev’de, en geç yaz aylarında seçim yapılması ve olası bir barış anlaşmasının referanduma sunulması gibi seçenekler tartışılıyordu. Anketler, “toprak karşılığında barış” formülünün kamuoyunda çoğunluk tarafından reddedilebileceğini gösteriyordu.

Bazı Amerikan yayın organları, Zelenskiy’nin görev süresini uzatmak istediğini öne sürüyor. Son dönemde seçim hazırlıklarına yönelik sınırlı adımlar atıldı. Zelenskiy, seçim yapılabilmesi için en az iki aylık bir ateşkes gerektiğini belirtirken, Moskova önce barış anlaşmasının temel parametrelerinde uzlaşılması gerektiğini savunuyor. Aralık 2025’te Verkhovna Rada Başkanı Ruslan Stefançuk’un seçimlerin teknik olarak mümkün olup olmadığını incelemek üzere bir çalışma grubu kurulmasını onayladığı ve Merkez Seçim Komisyonu’nun seçmen kayıtlarını güncellemeye başladığı bildirildi. Ancak sıkıyönetim hâlâ yürürlükte ve seçim takvimine ilişkin net bir ilerleme yok.

Zelenskiy’nin son röportajlarında sergilediği gergin üslup, seçim baskısının arttığını düşündürüyor. Bu baskının kaynağı olarak özellikle ABD Başkanı Donald Trump işaret ediliyor. Zelenskiy ile Trump arasında hiçbir zaman istikrarlı bir çalışma ilişkisi kurulamadı. Dolayısıyla Washington’daki siyasi atmosfer, Kiev için adeta ikinci bir cepheye dönüşmüş durumda. Zelenskiy, savaş döneminde seçim dayatmasının ya demokratik süreçle ya da mevcut liderliği değiştirme girişimiyle ilgili olduğunu belirterek dış müdahale imasında bulundu. Rusya’nın kendisini görevden görmek isteyeceğini açıkça söylese de, baskının yalnızca Moskova’dan gelmediği anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanlığı danışmanı Lytvyn, üç yıllık savaş hazırlığı iddialarını yalanladı. Buna karşılık Ulusal Muhafız Komutanı Oleksandr Pivnenko, BBC’ye verdiği röportajda Ukrayna’nın birkaç yıl daha savaş kapasitesine sahip olduğunu ifade etti. Donbas’tan çekilmeye karşı çıktı; askerlerin moral durumuna atıf yaparak geri çekilmenin savaşın anlamını zedeleyeceğini söyledi. Ancak emir verilmesi hâlinde bunun uygulanacağını da ekledi. Toplumda da benzer bir ruh hali gözleniyor: 2022’ye kıyasla destek azalmış olsa da, önemli bir kesim hâlâ “toprak karşılığında barış” fikrine mesafeli.

Avrupa’nın Stratejisi: Zamanı Rusya’ya Karşı Kullanmak

Kiev’in Avrupalı müttefikleri, savaşın iki ila üç yıl daha sürebileceğini öngörüyor ve bu süre boyunca askeri ve mali desteğin sürdürülebileceğini hesaplıyor. Kiel Institute for the World Economy verilerine göre Avrupa ülkeleri 2025’te Ukrayna’ya askeri yardımı %67, mali ve insani yardımı ise %59 oranında artırdı. Avrupa Birliği’nin bu yıl için onayladığı 90 milyar avroluk kredi paketinin 38 milyar avrosu askeri harcamalara ayrıldı. Bu tablo, Avrupa’nın Rusya’yı uzun vadeli bir yıpratma stratejisiyle zayıflatmayı hedeflediğini gösteriyor.

Avrupa’da hâkim görüş, Moskova’nın müzakereleri zaman kazanmak ve yeni yaptırımları geciktirmek amacıyla yürüttüğü yönünde. Ancak Kiev’in de tavize kapalı duruşu, müzakereleri fiilen siyasi bir iletişim savaşına dönüştürüyor. Amaç, Washington’u Ukrayna’nın değil Rusya’nın barışın önündeki engel olduğuna ikna etmek.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in son açıklamaları bu yaklaşımı yansıtıyor. Merz, savaşın ancak taraflardan biri askeri ya da ekonomik olarak tükendiğinde sona ereceğini belirterek Avrupa’nın hedefinin Rusya’nın savaş kapasitesini sınırlamak olması gerektiğini vurguladı.

Benzer şekilde, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın ofisinden sızan bir hazırlık belgesi de Moskova’ya yönelik sert talepler içeriyor: Rus birliklerinin çeşitli bölgelerden çekilmesi, işgal edilen toprakların tanınmaması, hatta Rusya’da “uluslararası denetim altında özgür seçimler” yapılması gibi maddeler gündeme getiriliyor. Bu yaklaşım, müzakereye davetten çok, yaptırımlara dayalı uzun soluklu bir baskı stratejisini andırıyor.

İç Cephede Olası Kırılma

Ancak bu stratejinin zayıf halkası Ukrayna’nın iç dengeleri olabilir. The Atlantic’te yayımlanan bir analiz, Zelenskiy’nin çevresinde toprak konusunda uzlaşmaya daha açık isimler bulunduğunu öne sürdü. Daha da dikkat çekici olan, Ukrayna’nın eski başkomutanı ve Londra Büyükelçisi Valeriy Zaluzhnyy’nin Zelenskiy ile yaşadığı görüş ayrılıklarını açıkça dile getirmesi oldu. Zalujnıy, savaşın ilk dönemindeki bazı başarısızlıklardan Zelenskiy’i sorumlu tuttu.

Bu açıklamalar, Ukrayna içinde potansiyel bir siyasi kırılmanın işaretleri olarak yorumlanabilir. Savaşın uzaması, ekonomik yıpranma ve seçim tartışmaları birleştiğinde iç siyasi dengeler hızla değişebilir.

Sonuç olarak Avrupa Rusya’yı yıpratma stratejisine odaklanmış durumda. Ancak bu stratejinin başarısı yalnızca Moskova’nın değil, Kiev’in dayanıklılığına da bağlı. Zelenskiy üzerindeki dış baskı kadar, iç siyasi rekabet de belirleyici olabilir. Görevden alınmasını isteyen aktörler olup olmadığı tartışmalı olsa da, hem uluslararası hem de ulusal düzeyde baskıların arttığı açık görünüyor.

Yorum gönder