KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Rusya
  4. »
  5. Memmed İsmayilov: Ukrayna’nın işgali ve Rusya’nın “meşru kılıfları”

Memmed İsmayilov: Ukrayna’nın işgali ve Rusya’nın “meşru kılıfları”

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 10 dk okuma süresi
42 0

Tarih yeniden tekerrür ettirilmeye çalışılıyor. Birinci Dünya Savaşı sonrası 10 Ocak 1920’de kurulan Milletler Cemiyeti (MC) ikinci bir dünya savaşının çıkmaması için görevlendirilmişti. MC’nin amacı uluslararası barış ve güvenliği temin etmek ve devletler arasında dostça işbirliğini temin etmekti. Ancak Milletler Cemiyeti, kendisine tevdi edilen bu görevi yerine getiremedi ve 1 Eylül 1939’da İkinci Dünya Savaşı başladı. Ardından 24 Ekim 1954’te evrensel bir örgüt olarak Birleşmiş Milletler (BM) kuruldu. BM’in de amacı tıpkı MC’inde olduğu gibi uluslararası barış ve güvenliği sağlamak ve devletler arasında dostça işbirliğini geliştirmekti. BM sistemi selefi MC’ine göre daha fonksiyonel bir örgüt olarak görülmekteydi. Ancak BM sistemi de MC gibi sadece kurulduğu dönemin ihtiyaçlarına göre tasarlanmıştı. Ancak içinde yaşadığımız dönem 1950’li yıllardan önemli derece ayrılmaktadır. Her şeyden önce bu dönem “Soğuk Savaş” döneminde olduğu gibi iki kutuplu bir dünya değil. Günümüzde artık sadece gelişmiş devlet ve gelişmekte olan devlet anlayışlarının yanında küresel devlet ve bölgesel devlet anlayışları etkin pozisyonda ve farklı niteliklerde rol almaktadırlar. Dolayısıyla artık dünya çok kutupludur ve bu da devletleri birbirilerine daha bağımlı hale getirmiştir. BM Örgütü’nün öngördüğü sistem ise daha çok gelişmiş ve gelişmekte olan devlet anlayışlarını yansıtmaktadır. Her ne kadar bağlayıcı bir gücü olmayan BM Genel Kurulu’nda 193 devlet eşit egemen olarak yer alsa da uluslararası barış ve güvenlikle ilgili bağlayıcı kararlar alma yetkisine sahip Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde sadece beş devlet daimi üye olarak temsil edilmektedir. ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın daimi üye olduğu Güvenlik Konseyi’nde daimi üyelerden her birine karar tasarılarını tek başlarına veto etme yetkisi verilmiştir. Dolayısıyla bu sistemde bu beş daimi üyenin iradesi dünyadaki diğer tüm devletlerin iradesinden üstün kabul edilmektedir. Bu türden bir sistem anlayışı ise ABD tarafından Irak ve Afganistan’ın işgali ile sonuçlanmıştır. Dünya ise BMGK’nin bu yapısından dolayı bu işgalleri meşru olarak görmek zorunda kalmıştır. Bugün ise BMGK’nin bir diğer daimi üyesi olan Rusya da Ukrayna’yı işgal etmektedir. Bu savaşı tetikleyen en büyük aktör ise bir başka BMGK üyesi olan ABD’dir. Bu bağlamda Ukrayna’nın işgali iki BMGK üyesi devletin (ABD-Rusya) kendi aralarındaki husumetin Ukrayna topraklarında tezahürüdür. Böylesi bir sistem ne kadar adil olabilir ki?

Rusya ise işgaline meşru bir zemin kazandırmak amacıyla Ukrayna’nın Batı’ya ve NATO’ya gittikçe yaklaşıyor olmasını ve bundan dolayı Rusya’nın güvenliğinin tehlike altında olduğu gerekçesini öne sürmektedir. Ayrıca Moskova yönetimi yine Batı veNATO’ya istinat ederek bu güçlerin Rusya’yı kendi sınırlarına kapatmak istediğini ifade etmektedir. Rusya’nın bir diğer gerekçesi Batı ülkelerinin Ukrayna’nın iç işlerine müdahale ederek Rusya karıştı güçleri iktidara getirmesidir. Ayrıca Rusya, Ukrayna hükümetinin “antidemokratik” olduğunu ve insan hakları ihlalleri yaptıklarını hatta ABD ve Batı Avrupa ülkelerinin, Rusya sınırında nükleer silah sahibi bir Ukrayna oluşturmaya çalıştıkları gibi iddiaları öne sürmüştür.
Rusya’nın yukarıda aktardığımız sözde meşru gerekçeleri ve ardından başlattığı işgali “özel operasyon” olarak adlandırmasının iki nedeni olabilir. Bunlardan ilki gerçekleştirdiği saldırının kuvvet kullanma yasağına aykırı olmadığı ve meşru savunma hakkına dayandığı algısını oluşturmaktır. Rusya’nın diğer bir nedeni ise uluslararası hukuk bağlamında bir savaş olmadığını gösterme çabasıdır. Zira uluslararası hukuk bağlamında olmayan bir savaşa uluslararası insancıl hukuk da uygulanamayacaktır. Ancak uygulanan günümüz uluslar arası hukukuna göre, iki devlet arasında devam eden yoğun ve etkin silahlı çatışmalar, taraflar aksini iddia etmedikçe uluslararası nitelikte bir savaştır. Diğer bir ifadeyle çatışan taraflardan biri ya da her ikisi çatışmaların savaş olmadığına yönelik bir açıklama yapmadığı sürece çatışmalar mevcut uluslararası hukuka göre savaş olarak kabuledilecektir. Bunlarak ek olarak günümüz uluslararası hukuku bir çatışmanın savaş olarak kabul edile bilmesi için savaş ilanına da gerek duymamaktadır. Dolayısıyla Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgali kuvvet kullanma yasağının açık bir ihlalini teşkil etmektedir ve bu bağlamda uluslararası insancıl hukukun tüm kuralları bu işgal bakımından uygulanabilmektedir.
Rusya’nın işgalinin en önemli nedenlerinden biri de Güvenlik Konseyi karar mekanizmasının niteliği ve etkisizliğidir. Görevi uluslar arası barış ve güvenliği korumak olan Güvenlik Konseyi’nin niteliğinden dolayı dünya devletleri Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline sadece seyirci kalmaktadırlar. Toplam üye sayısı 15 olan Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın her birine karar tasarılarını tek başlarına veto etme yetkisi verilmiştir. Bu durum, bu devletlerin her birinin bir karar tasarısını tek başına engelleme hakkına sahip kılarken, diğer yandan bir karar alınabilmesi için bu beş ülkenin aynı yönde hareket etmesinin gerektiği de görülmektedir. Bunun çoğu kez işleyememesi, barışı koruma sisteminin büyük oranda başarısız olmasına yol açmıştır. Dolayısıyla Ukrayna’nın işgali bağlamında, daimi üyelikten dolayı Rusya’ya karşı Güvenlik Konseyi harekete geçemeyecektir. Ancak bu durum BM sisteminin tamamen işlevsiz kaldığı anlamına gelmemektedir. Zira BM sisteminde Güvenlik Konseyi’nin barışı korumak için karar alamadığı bu tür durumlarda diğer bir ifadeyle Güvelik Konseyi’nin işlevsiz kaldığı bu tür durumlarda BM Genel Kurulu, Kore Savaşı örneğinde olduğu gibi “barış için birlik” yöntemi ile bir karar alarak, Rusya’ya karşı devletleri harekete geçirerek bazı yaptırım önlemleri uygulamalarını tavsiye edebilir.
Buraya kadar aktardığımız BM sisteminin öngördüğü kolektif güvenlik mekanizmasıydı. Bu mekanizmada Rusya veto yetkisine sahip olduğu için BM Antlaşmasının öngördüğü meşru müdafaa hakkı Ukrayna için kullanılamayacaktır. Ancak uluslararası hukukta meşru müdafaa hakkı kapsamında kuvvet kullanımı yalnızca BM sisteminden ibaret değildir. Diğer bir ifadeyle uluslararası hukuk BM Güvenlik Konseyi kararı olmaksızın da kuvvet kullanmaya olanak tanımaktadır. Bu, uluslararası hukukta tek bir devletin veya bir grup devletin birlikte kendi karar/kararları doğrultusunda kuvvet kullanması olarak ifade edilmektedir. Bu şekilde kuvvet kullanma, devletlerce tek taraflı kuvvet kullanma şeklinde adlandırılmaktadır. Buradan hareketle Ukrayna BMGK kararına gerek duyulmaksızın uluslararası hukukun sağladığı tek taraflı kuvvet kullanma hakkı çerçevesinde diğer devletlerden meşru müdafaa çerçevesinde yardım isteyebilecektir. Bu türden bir yardım talebi Rusya’ya yönelik halihazırda uygulanan ekonomik nitelikli yaptırımlardan çok daha caydırıcı olacaktır. Ayrıca tek taraflı kuvvet kullanma hakkının kullanması Rusya’nın Kuzey Atlantik Örgütü (NATO) ya da ABD’yi bahane ederek nükleer silah kullanımı ve dolayısıyla“Üçüncü Dünya Savaşı” tehdidinde bulunmasını da önlenmiş olacaktır. Zira tek taraflı kuvvet kullanma hakkı Rusya’ya karşı herhangi bir ittifakı ya da uluslararası örgütü simgelemediği için Rusya’nın “Üçüncü Dünya Savaşı” algısını da bertaraf etmiş olacaktır. Sonuç olarak Ukrayna tek taraflı kuvvet kullanma hakkı kapsamında diğer devletleri ortak meşru müdafaa hakkının kullanımı çerçevesinde acilen yardıma çağırmalıdır.

Memmed İsmayilov

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.