KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Memmed İsmayilov: Ukrayna’da Önleyici Meşru Savunma Hakkı ve İHA/SİHA’ların Kullanımı

Memmed İsmayilov: Ukrayna’da Önleyici Meşru Savunma Hakkı ve İHA/SİHA’ların Kullanımı

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 15 dk okuma süresi
28 0

Günümüz teknolojisinin gelişmesi savaş tekniklerine de pratik katkılar sağlamıştır. Özellikle 1990’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başında savaş teknolojisinin yeni silahları olarak insansız hava araçları popülerliğini kazanmaya başlamıştır. Bununla birlikte bu dönemlerde insansız hava araçları daha çok terör gruplarına karşı kullanılmakta, doğrudan bir savaş için çok tercih edilmemekteydi. 27 Eylül 2020 tarihinde İkinci Karabağ Savaşı ise insansız hava araçlarının geniş kapsamlı bir savaşta kullanımına en önemli örneği teşkil etmektedir. 27 Eylül 2020 tarihinde İkinci Karabağ Savaşı’nın 44 gün gibi kısa bir süre içerisinde bitmesinde ve savaş esnasında 300’den fazla Rusya yapımı ağır silahların (Buraya Rus yapımı hava savunma sistemleri olan S-300’ler ve tanklarda dahildir) etkisiz hale getirilmesinde Türkiye yapımı İHA ve SİHA’lar benzersiz rol oynamıştır. Bununla da dünya savaş tarihinde modern silahların kullanımının gerçek evresi başlamıştır. Bununla birlikte biz bu değerlendirmemizde, insansız hava araçlarının savaş dışında kullanımını ele alacağız.
İnsansız hava araçlarının savaş dışında ilk kullanımına örnek olarak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) “İkiz Kulelere” 11 Eylül 2001 tarihinde El-Kaide terör örgütünce gerçekleştirilen saldırının ardından ABD’nin el-Kaide, Taliban ve bunlara bağlı kuvvetlere karşı Pakistan, Yemen gibi silahlı çatışma halinde olmadığı ülkelerde üst düzey teröristleri silahlı insansız hava araçları ile hedef alarak etkisiz hale getirmesi gösterilebilir. ABD, bu güçlere karşı insansız hava araçlarının kullanımını “önleyici meşru savunma” hakkını dayanak göstererek gerçekleştirmiştir. Önleyici meşru savunma hakkı, kısaca fiilen gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesinin yakın olduğuna inanılan bir saldırıyı engellemek amacıyla kuvvet kullanılması olarak tanımlanmaktadır.
insansız hava araçlarının kullanıldığı bir başka bölge Ukrayna’dır. 26 Ekim 2021 tarihinde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Facebook hesabından yaptığı açıklamada, Rus yanlısı ayrılıkçıların obüsler kullanarak ateşkes ihlali yaptığını ve bunun sonucunda bir Ukrayna askerinin hayatını kaybettiğini, 2 askerin de yaralandığını belirtmiştir. Açıklamada, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine ait SİHA’nın, temas hattını geçmediği ve güdümlü füze kullanarak ayrılıkçılara ait bir obüsü yok ettiği bilgisi paylaşılmıştı.
Bu bağlamda biz Ukrayna’ya ait Donbas bölgesinde insansız hava araçlarının meşru savunma ve önleyici meşru savunma kapsamında kullanılabilmesi durumunu ele alacağız. Ayrıca bu değerlendirmede bir başka devletten askeri ve lojistik destek alan isyancılara ve terör gruplarına karşı meşru savunma hakkı çerçevesinde insansız hava araçlarının kullanımı da irdelenecektir. Bu değerlendirmenin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için her şeyden önce uluslararası hukukun ilgili düzenlemelerine ve Uluslararası Adalet Divanının (UAD) ilgili kararlarına değinmek yerinde olacaktır.
Burada her şeyden önce vurgulanması gereken husus, insansız hava araçlarının statüsüdür. Bir hava aracı olarak insansız hava araçları Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) kararlarına göre uçak sayılmaktadır. Günümüzde insansız hava araçları hem devletler arasındaki silahlı çatışmalarda hem de hükümet kuvvetlerine karşı ayaklananlara, isyan edenlere veya terörist gruplara karşı kullanılabilmektedir. Yukarıda da ifade edildiği üzere ABD’nin 11 Eylül saldırılarının ardından önleyici meşru savunma hakkı çerçevesinde el-Kaide, Taliban ve bunlara bağlı kuvvetlere karşı Pakistan, Yemen gibi silahlı çatışma halinde olmadığı ülkelerde özellikle de üst düzey teröristlere karşı silahlı insansız hava araçları kullanması, İHA’ların bir devletin silahlı kuvvetleri dışında kullanmasına yönelik en önemli örnektir. Günümüzde uygulanan uluslararası hukuka göre ise insansız hava araçları silahlı çatışmalar esnasında ve meşru savunma kapsamında kullanılabilmektedir.
İnsansız hava araçlarının meşru savunma hakkı çerçevesinde kullanımı bakımından Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51.maddesine bakmak yerinde olacaktır. BM Şartı’nın 51.maddesine göre meşru savunma hakkının oluşabilmesi için bir saldırı fiilinin olması gerekmektedir. Meşru savunma hakkının kullanılabilmesi için ise gereklilik, derhal olma ve orantılılık unsurları gözetilmelidir. Bununla birlikte 11 Eylül saldırılarının ardından ABD tarafından benimsenen önleyici meşru savunma hakkına göre, fiilen bir saldırı gerçekleşmese bile, yakın saldırı tehlikesinin varlığı halinde, önleyici meşru savunma kapsamında kuvvet kullanılabilecektir. Bununla birlikte BM Şartı’nın 51.maddesinde bir devlete karşı saldırının kimin tarafından yapılacağı belirtilmemiştir. BM Şartı’nın 51.maddesinde saldırının kimin tarafından yapılacağının belirtilmemesi ve ABD tarafından önleyici meşru müdafaa hakkı çerçevesinde operasyonlar gerçekleştirilmesi, meşru savunma hakkının isyancılara, ayaklananlara ve terör gruplarına karşı kullanılabileceğine işaret etmektedir. Bu görüşü destekler nitelikte olan BM Güvenlik Konseyinin 1368 ve 1373 sayılı kararlarına da vurgu yapmak yerinde olacaktır. Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarında bir devlete atfedilir olup olmadığına bakılmaksızın, bir devletin, herhangi bir uluslararası terör eylemine tepki olarak BM Şartı tarafından tanınan meşru müdafaa hakkı olduğu kabul edilmiştir. Buradan hareketle devlet dışı birimlerin (Buraya terör grupları da dahildir.) saldırılarının yoğun ve sürekli olması halinde meşru savunma hakkının doğacağını açık bir şekilde söyleyebiliriz.
“Bir devletin başka bir devlete karşı ayaklananlara, silah yardımı ve lojistik destek sağlaması durumunda o devletin meşru savunma hakkı doğacak mıdır?” sorusuna gelince, bu sorunun cevabı Uluslararası Adalet Divanının (UAD) Nikaragua’da Askeri ve Yarı-Askeri Faaliyetler Davası’na ilişkin 27.06.1986 tarihli kararına bakmak isabetli olacaktır. UAD, ilgili kararında bu türden bir yardım ve desteğin devletin içişlerine karışma biçiminde değerlendirmiş ve Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’nın 2/4.maddesinde düzenlenen kuvvet kullanma yasağının ihlali olarak kabul etmiştir. Kanaatimizce bu durumdan dolaylı kuvvet kullanma durumu söz konusu olmakta, bu ise o devlete karşı meşru savunma hakkını doğurmasa da bu saldırıyı gerçekleştiren kuvvetlere karşı meşru savunma hakkını doğurmaktadır. Bu bağlamda ABD’nin 11 Eylül saldırılarının ardından el-Kaide, Taliban ve bunlara bağlı kuvvetlere karşı Pakistan, Yemen gibi silahlı çatışma halinde olmadığı ülkelerde özellikle de üst düzey teröristleri silahlı insansız hava araçları ile hedef alarak etkisiz hale getirmesi örnek olarak gösterilebilir.
Uluslararası hukuk bakımından Ukrayna’nın Donbas bölgesinde Mart 2014 itibaren başlayan silahlı çatışmalar uluslararasılaştırılmış bir silahlı çatışma örneğidir. Zira bu silahlı çatışmaların “uluslararasılaştırılmış” statüsü kazanmasının sebebi Rusya’nın Ukrayna’ya karşı, ayrılıkçılara açık bir biçimde destek vermesinden ve bu güçlere Rusya tarafından “savaşan” statüsünün tanınmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca Hükümet kuvvetlerine karşı savaşanlara üçüncü devlet tarafından destek verilmesi ve bu grupların “savaşan, savaşçı” olarak adlandırılması durumunda üçüncü devletin tarafsızlık statüsünü de koruması gerekmektedir. Ukrayna özelinde, Rusya açık bir şekilde Donbas’taki ayrılıkçı güçleri desteklemektedir. Bu durumda tarafsızlık statüsüne riayet etmeyen Rusya Ukrayna’nın egemenlik hakkını ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesini ihlal etmiş olacaktır. Nitekim, UAD “Nikaragua’da Askeri ve Yarı-Askeri Faaliyetler Davası”na ilişkin 1986 tarihli kararında ABD’nin Contras kuvvetleri yanında yer alıp Nikaragua Hükümetine karşı gerçekleştirdiği silahlı eylemlerini uluslararası silahlı çatışmalar olarak değerlendirerek bu fiillere uluslararası silahlı çatışmalara uygulanan kuralların uygulanması gerektiğini kabul etmiştir.
Ayrıca, Rusya, Ukrayna’yı istikrarsızlaştırmak için düzensiz savaşçıları, ayrılıkçı ve isyancı güçleri sürekli desteklemiştir. Ukrayna Hükümeti’nin verilerine göre, 2014 çatışmasının zirvede olduğu dönemde Rusya yanlısı yarı askeri savaşçıların sayısında yüzde seksen artış olduğu gözlemlenmiştir. Bunun üzerine Ukrayna, Nisan 2014’te Rus yanlısı güçlere karşı “Terörle Mücadele Operasyonu” olarak adlandırılan ve 2014’ten 2018’ e kadar adı “Ortak Kuvvetler Operasyonu” olarak değiştirilen bir askeri, karşı saldırı başlatmıştır. Birçok devlet ve uluslararası örgütte Donbas’taki güçlerin Rusya destekli isyancılardan ibaret olduğunu onaylamıştır. Dolayısıyla Ukrayna’ya bağlı Donbas bölgesindeki silahlı çatışmalar Rusya destekli güçler ile Ukrayna Devleti’ne ait Ukrayna Silahlı Kuvvetleri arasında geçen uluslararası nitelikte bir silahlı çatışmadır. Bu bağlamda Ukrayna Devleti’ne karşı Rusya destekli Donbas güçlerinin silahlı kuvvet kullanma fiilleri Uluslararası Savaş Hukuku bağlamında değerlendirilecektir. Bu durumda yukarıda da ifade ettiğimiz üzere İHA ve SİHA’ların uluslararası silahlı çatışmalarda ve meşru savunma çerçevesinde kullanılması uluslararası hukuka uygun olacaktır.
Bunlara ek olarak, Rusya’nın Donbas bölgesindeki isyancıları desteklemesi tarafsız devlet olmadığını göstermektedir. Rusya’nın bu fiilleri Ukrayna’nın egemenliğinin ve içişlerine müdahale yasağının ihlalini teşkil etmektedir. Ayrıca bu türden fiiller Ukrayna’ya karşı dolaylı kuvvet kullanma anlamına gelmektedir. Egemenliğine ve içişlerine müdahale yasağının ihlali ve dolaylı kuvvet kullanılması bir devletin uluslararası sorumluluğunu gerektirmektedir. Bu bakımdan Rusya’nın gerçekleştirdiği bu fiiller Rusya’nın uluslararası alanda yargılanmasına neden olabilecektir. Bunlara ek olarak yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Rusya’nın Donbas’taki ayrılıkçıları desteklemesi dolaylı kuvvet kullanması anlamına gelmektedir. Dolaylı kuvvet kullanılması durumunda ise uluslararası hukukun en önemli ilkelerinden biri olan ve BM Şartı’nda düzenlenen kuvvet kullanma yasağı ihlal edilmiş olacaktır. Bununla birlikte Rusya’nın Ukrayna’ya karşı dolaylı kuvvet kullanması, Ukrayna’ya; Rusya’ya karşı meşru savunma hakkı doğurmayacaktır. Ancak dolaylı kuvvet kullanımı durumunda Ukrayna, Donbas’taki ayrılıkçı güçlere karşı meşru savunma kapsamında kuvvet kullanabilecektir.
Sonuç olarak somut olaya bakıldığında Ukrayna’ya ait olan Donbas bölgesinde Rusya destekli isyancılar, Ukrayna ile yapılan ateşkesi ihlal ederek ağır silahlar kullanmışlardır. Bu da meşru savunmanın en önemli unsuru olan saldırı fiilinin oluşmasına neden olmuştur. Ukrayna, bu saldırı fiiline karşı orantılı bir şekilde SİHA kullanarak karşılık vermiştir. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere İHA ve SİHA’ların meşru savunma ve silahlı çatışmalar kapsamında kullanılması uluslararası hukuka uygundur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus Donbas’ın Ukrayna toprağı olmasıdır. Zira, Donbas Rusya’nın silahlı desteği ile Ukrayna’dan ayrılmış ve bağımsızlığını ilan etmiştir. Uluslararası hukukta ise kuvvet kullanılarak elde edilen bağımsızlıklar tanınmamaktadır. Bu bakımdan Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin açıklamasında belirttiği “temas hattı” ifadesi kanaatimizce kusurludur. Donbas, uluslararası hukuka aykırı bir biçimde bağımsızlığını ilan etmiştir. Dolayısıyla uluslararası sistemin en önemli aktörleri olan devletler tarafından da bir devlet olarak tanınmamaktadır. Bu bağlamda Ukrayna, Donbas’ta Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne yönelik gerçekleşen her silahlı eyleme karşı silahlı kuvvet kullanarak karşılık verebilecektir. Bu İHA ve SİHA’ların da aynı çerçevede kullanılması anlamına gelecektir. Nitekim, yukarıda verdiğimiz örneklerden hareketle Ukrayna; Rusya destekli tüm güçlere karşı önleyici meşru savunma hakkı kapsamında herhangi bir saldırı olmaksızın yakın tehlikenin varlığı halinde terörle mücadele operasyonları gerçekleştirebilecektir.

Memmed İsmayilov Kafkassam

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.