KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Memmed ISMAYILOV: Türkiye İçin Tahran Zirvesi’ni Yoksa Soçi Zirvesi Mi Faydalı Olacaktır?

Memmed ISMAYILOV: Türkiye İçin Tahran Zirvesi’ni Yoksa Soçi Zirvesi Mi Faydalı Olacaktır?

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
22 0

Bugün Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rus mevki taşı Vladimir Putin arasında Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki Soçi tatil beldesinde ikili bir zirve gerçekleştirilmektedir. Peki bu zirveden Türkiye ve Azerbaycan’ın güvenlik endişelerine ilişkin somut sonuçlar beklemek gerçekçi olur mu?
Bu soruya sağlıklı cevap verebilmek adına aniden belirlenen Soçi zirvesine neden ihtiyaç duyulduğu sorusunu cevaplamak gerekecektir. Zira 19 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da Türkiye, Rusya ve İran liderleri Astana Formatı’nın devamı niteliğinde olan Tahran Zirvesi’nde özellikle Suriye ve Karabağ olmak üzere farklı konuları ele aldılar. Bu Zirve’den Türkiye’nin hedefi Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturmak amacıyla terör örgütlerine yönelik askeri operasyon gerçekleştirmekti. Türkiye’nin bu isteği uluslararası hukuk açısından tamamen meşrudur. Bununla birlikte başta İran olmak üzere Rusya da Türkiye’nin bu isteğine karşı çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Türkiye’nin terör unsurlarını elimine etmesine kimse karşı çıkamaz şeklinde açıklama yaptı. Bu da Tahran Zirvesi’nin her üç taraf için gergin geçtiği anlamına gelmekteydi. Ayrıca bu Zirve öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme gerçekleştiren İran’ın dini lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamenei görüşmenin ardından resmi tweeter hesabında paylaştığı Türkiye Türkçesi postla “Karabağ’ın Azerbaycan’a geri dönüşünden mutluluk duyuyoruz. Elbette (işin içinde) İran-Ermenistan sınırı bloke etme politikası varsa İslam Cumhuriyeti buna karşı çıkacaktır, çünkü bu sınır binlerce yıllık bir iletişim yoludur.” şeklinde açıklama yaptı. Görüldüğü üzere İran dini liderinin bu açıklaması hem Azerbaycan’a hem Türkiye’ye karşı tehdit niteliğindeydi. Şöyle ki İran dini liderinin bahsettiği “İran-Ermenistan sınırı”ndan kasıt 10 Kasım 2020 tarihinde İkinci Karabağ Savaşı’nı bitiren Ateşkes Antlaşması’nda öngörülen Zengezur Koridoru’dur. Bu Koridor Azerbaycan’ın batı illeriyle Nahçıvan arasındaki iletişimi temin edecek koridordur. Aynı zamanda bu Koridor Azerbaycan ve Türkiye’nin doğrudan kara bağlantısı kurmasına da olanak sağlayabilir. Daha açık bir ifadeyle Zengezur Koridoru vasıtasıyla Azerbaycan ve Türkiye arasında herhangi bir köprüye ihtiyaç kalmayacaktır. Bu da İran içerisindeki Türk unsurların hem Azerbaycan hem de Türkiye ile iletişimi kolaylaştıracağından endişelendiği için koridorun açılmasına karşı çıkmaktadır.
Tahran Zirvesi’nin ardından Irak’ın Zaho bölgesinde bir saldırı gerçekleştirildi. Hiçbir kanıt yokken saldırının Türkiye tarafından gerçekleştirildiği iddia edildi. Bununla Türkiye’nin olası Suriye operasyonu baltalanmak istendi. Ancak daha sonra ortaya çıkan kanıtlar saldırının İran destekli unsurlarca gerçekleştirdiğini gösterdi. Ardından Azerbaycan’da İran’ın desteklediği “Hüseyniyye” dini grubu aktifleşmeye başladı. 3 Ağustos’ta ise Karabağ’da yerleşen Rus barış günün bulunduğu bölgeden Ermeniler Azerbaycan askerine karşı saldırı gerçekleştirdiler. Saldırı sonucunda bir Azerbaycan askeri şehit oldu. Bunun üzerine Azerbaycan terörle mücadele operasyonu gerçekleştirerek Ermenilerin mevzilerini dağıtarak birkaç stratejik öneme sahip yüksekliği ele geçirdi. 4 Ağustos’ta ise Azerbaycan’ın İngiltere’deki büyük elçiliği Şii kökenli dini grup tarafından basıldı ve Azerbaycan bayrağı indirilerek sözde İslam bayrağı açıldı.
Olayların gerçekleşme kronolojisine bakıldığında bunların Tahran Zirvesi’nin hemin ardından gerçekleştiğini ve İran’ın izlerinin yoğun olduğunu görmek mümkündür. Yani İran hem Karabağ’da hem de Suriye’de kendi lehine olabilecek herhangi bir değişikliği kabul etmemektedir. Sonuç olarak Tahran Zirvesi İran ve Türkiye için son derece gergin geçti ve bugünkü Soçi Zirvesi’nde her ne kadar İran yer almasa da gündem başlıkları Tahran Zirvesi’yle benzerlik teşkil edecektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan dolayı izole olan Rusya’nın Türkiye’ye olan ticaret ve diplomasi alanlarındaki mecburiyetinden maksimum fayda sağlamak istemektedir. Rusya da bunun farkındadır. Peki, bu durum Tahran Zirvesi’yle kıyasta Türkiye’ye olumlu sonuçlar getirebilecek mi? Yani bu Zirve’nin ardından Türkiye Suriye’nin kuzeyine operasyon gerçekleştirebilecek mi? Veya Karabağ’da iletişim hatlarının açılmasına olanak sağlanacak mı?
Rusya-Ukrayna Savaşı olmasaydı bu sorulara verilecek cevap olumlu olurdu. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı Rusya’nın Türkiye’den daha çok İran’a yakınlaşmasına sebep oldu. Bu Savaşta Türkiye her ne kadar tarafsız olmasına ve Rusya’ya karşı Batı’nın yaptırımlarına katılmamasına rağmen Rusya Suriye ve Karabağ meselesinde daha çok İran’ın önceliklerini dikkate almak mecburiyetindedir. Çünkü İran Rusya-Ukrayna Savaşı’nda açıktan Rusya’nın yanında yer almakta ve Rusya’ya insansız hava araçları temin etmektedir. Ayrıca İsrail’in bu savaşta kısmen Ukrayna’dan yana tavır almasının önüne geçebilmek için Rusya Suriye’de İran vasıtasıyla İsrail’i cezalandırmak amacı gütmektedir. Dolayısıyla Soçi Zirvesi’nde Rusya İran’ın endişelerini dikkate alarak hareket edecektir. Bununla birlikte Rusya Türkiye’nin kendisi için ideal arabulucu olması hem de İkinci Karabağ Savaşı’nı bitiren ve üç taraflı Ateşkes Antlaşması’nda yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde sorumluluk üstlenmesi dolayısıyla Karabağ meselesinde Azerbaycan ve Türkiye’nin taleplerinden bazılarını gerçekleştirmek mecburiyetinde kalacaktır. Bu ise daha çok Rus barış gücünün olduğu bölgelerde ki ermeni silahlı gruplarının bölgeden çıkarılması ve Laçın Şehri’nin Azerbaycan iade edilmesiyle sınırlı kalacaktır. Bununla birlikte Zengezur Koridoru meselesinde Rusya şuan ki konjektürde İran’ın taleplerini dikkate alacaktır.
Son olarak Rusya-Ukrayna Savaşı’nda İran’ın Rusya’ya desteğinin artması ve nükleer müzakerelerde ilerleme kaydedilmemesi İran’ın yeni yaptırımlarla karşılaşmasına neden olacaktır. Aynı şekilde Rusya-Ukrayna Savaşı’nın uzun süre devam etmesi Rusya’nın ekonomik, askeri ve diplomasi alanında kayıplarını daha da artıracaktır. İran’a yönelik yaptırımların artması ve Rusya’nın ekonomik, askeri ve diplomasi alanındaki kayıpları Türkiye’nin çıkarlarının bu iki ülke tarafından daha çok dikkate alınmasına olanak sağlayacaktır. Sonuç olarak bir başka Soçi veya Tahran görüşmesi Türkiye’nin güvenlik endişelerini karşılamak için daha faydalı olacaktır.

Memmed ISMAYILOV Kafkassam uzmanı

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.