KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Rusya
  4. »
  5. Memmed İsmayılov: KGAÖ’nün Kazakistan’a müdahalesi uluslararası hukuka uygun mu?

Memmed İsmayılov: KGAÖ’nün Kazakistan’a müdahalesi uluslararası hukuka uygun mu?

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 10 dk okuma süresi
92 0

Kazakistan’ın batısında 2 Ocak 2021 tarihinde LPG’ye yapılan zamlar ve ülkedeki sosyoekonomik durumun kötüleştiği gerekçesiyle başlatılan ve ülkenin diğer kesimlerine yayılan protestolar üçüncü gününde güvenlik güçleri ile protestocular arasında silahlı çatışmalara dönüştü.

Ardından önce başkent Nur Sultan, Almatı şehri ve Mangistau eyaletlerinde olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi. Bunun üzerine OHAL kararının ülkenin tüm bölgelerinde geçerli olduğu duyuruldu.

Bu olayları Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev 5 Ocak’ta halka yaptığı açıklamada “haydut unsurlar”, “dış güçler tarafından finanse edilmiş kişilerce” gerçekleştirilen eylemler olarak tarif etti.

5 Ocak tarihi ise sokak gösterilerinin artık teröre çevrildiği bir güne dönüştü. Protestocu gruplar yağma, kolluk güçlerini kasten öldürme ve askerleri esir alma dâhil kamu güvenliğini tehlikeye sokacak fiiller gerçekleştirdiler.

Ayrıca bu protesto gruplarına kimliği belirsiz kişilerce silah temin edildiğine yönelik çeşitli medya kuruluşlarında bilgiler paylaşıldı.

Bu gelişmeler üzerine aynı gün Tokayev, protestoları “dış saldırganlık” olarak nitelendirerek Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nden (KGAÖ) yardım istedi.

KGAÖ Kolektif Güvenlik Konseyi Başkanlığını yürüten Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “KGAÖ Kolektif Güvenlik Konseyi, Kolektif Güvenlik Anlaşması’nın 4. maddesi uyarınca Kazakistan’daki durumu normalleştirmek ve istikrara kavuşturmak için KGAÖ’nün kolektif barış gücünü sınırlı bir süre için bu ülkeye göndermeye karar verdiğini” duyurdu.

7 Ocak tarihinde ise Tokayev, “Terörle Mücadele Karargahı Toplatısı” düzenledi. Bu toplantı da Tokayev, Almatı’da sokağa çıkan 20 bin kişiyi “terörist” ilan etti ve güvenlik güçlerine uyarı ateşi olmadan vur emri verdi.

Tokayev’in KGAÖ’yü Kazakistan’a müdahale için davet etmesi, özellikle Post-Sovyet ülkeleri başta olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde bu müdahalenin uluslararası hukuka uygun olmadığı şeklinde yorumlandı.

Bu yorumların temelinde ise Post-Sovyet ülkelerinde yaşayan hakların acı bir şekilde defalarca tecrübe ettiği Rus gücünün girdiği yerlerde barışın değil, karmaşa ve kaos getirdiği gerçeklikler dayanmaktadır.

Ancak biz burada uluslararası hukuk çerçevesinde KGAÖ’nün Kazakistan’a müdahalesinin uluslararası hukuka uygun olup olmadığını tartışacağız.

Bu bağlamda ilk önce Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51’inci maddesinde düzenlenen “meşru savunma” hakkına, daha sonra ise KGAÖ Antlaşması’nın 4’üncü maddesi ve KGAÖ Tüzüğü’nün 8’inci maddesine müracaat etmek yerinde olacaktır.

Uluslararası hukuk bağlamında meşru savunma hakkı, bir devletin silahlı bir saldırıya uğraması halinde, bu saldırıya bireysel ve ortak/kolektif olarak cevap verebilme hakkını ifade etmektedir.

Meşru savunma hakkının oluşabilmesi için bir saldırı olması, meşru savunmanın ise gerekli, derhal ve orantılı olması gerekmektedir.

BM Antlaşması’nın 51’inci maddesine göre, Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önemleri alıncaya dek, bu üyenin doğal olan bireysel ya da ortak meşru savunma hakkına halel getirmez.

Görüldüğü üzere BM Şartı’nın 51’inci maddesinde bir devlete karşı saldırının kimin tarafından yapılacağı düzenlenmemiştir. Diğer bir ifadeyle bu hüküm, meşru savunma hakkının devlet dışında devlet niteliği olmayan gruplara, bu bağlamda isyancı ve terör gruplarına karşı kullanılabileceğini de göstermektedir.

Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin 1368 ve 1373 sayılı kararlarında bir devlete atfedilir olup olmadığına bakılmaksızın, bir devletin, herhangi bir uluslararası terör eylemine tepki olarak BM Şartı tarafından tanınan meşru müdafaa hakkı olduğu kabul edilmiştir.

Buradan hareketle devlet dışı birimlerin (buraya terör grupları da dâhildir) saldırılarının yoğun ve sürekli olması halinde meşru savunma hakkının doğduğunu açık bir şekilde söyleyebiliriz.

Bu bağlamda meşru savunma hakkının bu gruplara karşı kullanılacağı kabul edildiğinde bu hakkın hangi koşullar altında ve nasıl gerçekleşeceği gibi başka bir soru ortaya çıkmaktadır.

Bu sorunun cevabı ise devletin rıza verme durumuna bağlıdır. Buna göre bir devlet ülke sahibi devletin rıza göstermesi halinde, devlet dışı aktörlere karşı kuvvet kullanabilecektir.

KGAÖ Antlaşması’nın 4’üncü maddesinde ise, Örgüte üye devletlerden (buraya Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Ermenistan, Beyaz Rusya ve Tacikistan dahildir) birinin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, istikrarına ve güvenliğine yönelik bir saldırı tüm üye devletlere yönelik bir saldırı olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.

Görüldüğü üzere BM Şartı’nın 51’inci maddesinde olduğu gibi KGAÖ Antlaşması’nın 4’üncü maddesinde de devlete karşı saldırının kimin tarafından yapılacağı belirtilmemiştir.

Bu bağlamda ilgili hüküm meşru savunma hakkının devlet dışındaki devlet niteliği olmayan gruplara, örneğin isyancı ve terör gruplarına karşı kullanılabileceğine işaret etmektedir.

KGAÖ Tüzüğü’nün 8’inci maddesinde ise, üye devletlerin, uluslararası terörizm ve aşırılıkçılığa, uluslararası örgütlü suçlara ve üye devletlerin güvenliğine yönelik diğer tehditlerle mücadele çabalarını birlikte koordine edecekleri ve yürütecekleri düzenlenmiştir.

Kazakistan özelinde ilgili uluslararası düzenlemeleri yukarıda ifade ettik. Cumhurbaşkanı Tokayev, protestocuları, “dış güçlerce finanse edilen gruplar”, “haydut gruplar” ve “terörist gruplar” şeklinde ifade etmiştir.

Yine yukarıda ifade ettiğimiz üzere BM Antlaşması madde 51, BM Güvenlik Konseyi’nin 1368 ve 1373 sayılı kararları ve KGAÖ Antlaşması madde 4 ve KGAÖ Tüzüğü madde 8’e isnat ederek, meşru savunma hakkının yalnızca devletlere karşı değil, devlet dışı örgütlere, bu bağlamda ayaklanan/isyancı gruplara ve terör gruplarına karşı kullanılabileceğini de ifade etmiştik.

Diğer bir ifadeyle, meşru savunma hakkı yalnızca devletlerarası saldırılara karşı kullanılacak bir hak olarak tanımlanamaz.

Bu bağlamda bir devletin içerisinde yoğun ve sürekli devam eden ayaklanma/isyan ve terör eylemleri ülkenin toprak bütünlüğüne, egemenliğine zarar verebilecek nitelikte ise bu devletin bireysel ya da ortak/kolektif meşru savunma hakkı doğacaktır.

Kazakistan özelinde de sivil şekilde başlayan ve daha sonra kamu güvenliğini ciddi şekilde tehdit eden eylemler daha da ileri giderek devletin güvenliğini tehdit eden bir niteliği dönüştü. Bu bağlamda Kazakistan devletinin meşru savunma hakkı doğmuştur.

Bunun üzerine Kazakistan Devleti kolektif meşru savunma hakkı çerçevesinde üyesi olduğu KGAÖ’den yardım talep etmiştir.

“Kazakistan neden diğer devletlerden ya da uluslararası örgütlerden yardım istemedi” sorusuna cevap olarak ise, bir devletin başka bir devlete askeri yardım sağlaması için hem gönderecek olan hem de talep eden devletin iç hukukunda yapması gereken işlemler (örneğin meclisin kabul edip etmeme durumu vs.) uzun bir süreci ihtiva edebilir.

Bu türden bir süre ise saldırıya maruz kalan devlet için geç kalmalara neden olabilir.

Ayrıca Kazakistan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) de üye değildir. Bu bağlamda NATO’dan da yardım istemesi mümkün olmayacaktır.

Son olarak Cumhurbaşkanı Tokayev’in sokağa çıkan 20 bin kişiyi kendi kanaatine dayanarak “terörist” olarak adlandırması ve uyarı ateşi olmaksızın vur emri vermesi hukukun genel ilkesi olan “masumiyet karinesinin” ve uluslararası hukukun en önemli ilkesi olan ve meşru savunmanın bir unsuru olan “orantılılık ilkesi”ne aykırıdır.

Bu temel ilkelerinin ihlali ileride devletin uluslararası alanda sorumluluğunu doğuracaktır. Zira bir kişiyi terörist ilan etme takdiri devlet başkanına değil, yargıya aittir.

Memmed İsmayılov kafkassam

Kaynaklar:

1. Yusuf AKSAR, Teoride ve Uygulamada Uluslararası Hukuk II, Bası 6, Seçkin Yayınevi, Ankara 2021.
2. Yücel ACER., İbrahim KAYA, Uluslararası Hukuk Temel Ders Kitabı İngilizce Özetli, Bası 10, Seçkin Yayınevi, Ankara 2019.
3. Hüseyin PAZARCI, “Uluslararası Hukuk”, Bası 18, Turhan Kitabevi, Ankara.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.