KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Meltem Aydoğan: Fransa Cumhurbaşkanlık Seçimleri: Adaylar ve Türkiye’ye Bakışları

Meltem Aydoğan: Fransa Cumhurbaşkanlık Seçimleri: Adaylar ve Türkiye’ye Bakışları

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 16 dk okuma süresi
103 0

Son günlerde dünya gündemi Ukrayna-Rusya savaşıyla sallanırken, Fransa yeni Cumhurbaşkanlık seçimlerine hazırlanıyor. Birinci tur 10 Nisan’da, ikinci ise 24 Nisan’da gerçekleşecektir.

Görevde olan Cumhurbaşkanı Macron, Beşinci Fransız Cumhuriyetin en geç Cumhurbaşkanı olarak 2017’de seçilmiştir. İkinci turda, Ulusal Cephe’nin adayı Marine Le Pen %33,90, Macron ise %60,10 oy ile çoğunluk sağlamıştır. Macron beş yıllık döneminin en önemli konular Sarı yelekliler hareketi, pandemi krizin yönetimi ve son olarak Ukrayna-Rusya krizidir.

Pandemi ile gelişen sağlık konuları, tedbirler hakkında tartışmalar, medyaya yansıyan fikir değişiklikleri aslında seçim kampanyaların başlangıcı olarak algılanabilir. Fransız başkanı pandemi zamanındaki başarısızlığını vurgulayan mevcut adaylar, programlarının önde gelen fikirlerden biri olarak belirtmişlerdir.

Fransa, 14 yıl sonra ilk kez 1 Ocak 2022’dan itibaren Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı’nı devralmıştır. Macron’un Cumhuriyetçi Yürüyüş Hareketinin pro-avrupacılık ideolojisinin önemli bir çizgisi.

Geçtiğimiz yıllarda, Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinden ayrılması ile, birliğin ve fikirlerin AB içerisinde çatışmıştır. Ukrayna-Rusya savaşı birliği güçlendirmiştir. Fransa başkanlık döneminde savaşın sınırlarına yakın gelişmesi ile, 10-11 Mart 2022 Paris’te AB zirvesi organize edilmesine vesile olmuştur. Ukrayna’nın birliğe hızlı üyeliğine ret ile sonuçlanmıştır.

Macron’un güçlü Avrupa Birliğinin savunması ile, adaylığını daha açıklamadan kampanyasının başlangıcı olarak medyaya yansımıştır. Diğer adaylarla ilk tur için geleneksel aday fikir tartışmasını kabul etmeyen Macron, iletişim ve haberleşme ekibinin savaşa odaklandığını, Ukraynalı halkın öncellik olduğunu göstermekteler.

Daha önce yazdığım gibi, seçimlerin ana konularından biri: pandemi ve salgın boyunca yönetimin başarısızlığı/başarısı. Diğer ana konular ise: göç akımları, milli güvensizliğe karşı mücadele, ekonomik kalkınma ve çevrecilik.

İkinci tura kalan her iki adayın programını seçim aralığında inceleme fırsatımız olacaktır.

Bu yazının ana konusu, seçimlerde aday olan siyasetçilerin Türkiye’ye bakışları ve fikirleridir.
12 adaylık kabul edilmiştir. Macron yeniden seçilmezse, Türkiye ile diplomatik bağlantılar neler olur? Ukrayna-Rusya krizin en önemli aktörlerinden biri olan Türkiye’nin AB üyeliğinin yeniden tartışmaya açılır mı? Türkiye, Avrupa ve Orta Doğunun arasında arabuluculuk rolünü üstelenebilir mi? Ermenistan ile ilişkilerin iyi gitmesini Türkiye’nin AB ülkeleriyle yakınlaşmasına bir artı olabilir mi?

Genel olarak Fransa ve Türkiye arasındaki ilişkiler yıllardır aynı düzeyde. Ara sıra diplomatik krizler yaşansa bile ekonomik olarak güçlü bir bağlantı vardır. Yıl 2021’de en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu, ihracat tutarı 755 Milyon Dolarla Fransa beşinci olmuştur (Dış ticaret istatistikleri).

2020 yılın sonunda Recep Tayyip Erdoğan ve Emmanuel Macron arasında diplomatik kriz (https://kafkassam.com/turkiye-ve-fransa-arasindaki-diplomatik-kriz-nasil-turk-azinligini-etkilemistir.html) iki ülke arasında gerginlik oluşturmuştu. Ukrayna-Rusya arasındaki savaşın en önemli ve objektif durabilen ülke lideri Erdoğan olduğu için, Macron kendi görevini tamamlayamadı olarak batı medyalarını yansımıştır.

Macron’un Türkiye ile ilgili görüşler nedir? Fransa Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılımına karşı olduğunu ve “güçlendirilmiş ortaklık” yolunu desteklediğini söylemiştir. Bu “güçlendirilmiş ortaklık” ekonomik ve siyasi olarak nitelenmiştir. Türkiye’de başkanlık sistemine geçiş için düzenlenen referandumun sonuçlarına 17 Nisan 2017’de “Bu kararları alan bir rejim, Avrupa Birliğine katılım konusunda ilerleme yok.” diye açıklama yapmıştı.

Macron yeniden beş yıl için seçilirse, Türkiye ile ilişkilerini gelişebilir. Antalya Diplomasi Forumunda Türkiye ve Ermenistan Dışişleri Bakanların arasında tarihi bir görüşmeye şahit olduk. Mevlut Çavuşoğlu “İstikrar ve barış için adımlar atıyoruz.” demesinin ardından, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Türkiye’nin arabuluculuk rolünü üstlenebileceğini göstermiştir. 1992’de kurulan Minsk grubun eş başkanlığını üstlenen Rusya, ABD ve Fransa’dır. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki savaşların çoğunlukla Türkiye’nin çözüm bulmak istemesi görülmüştür. Macron ve hükümeti bu nedenlerle Türkiye ile diplomatik yakınlaşmayı tercih edebilir.

Seçim anketlerinde ikinci sırada (yaklaşık %19,5), Macron’a karşı 2017’de ikinci turda kaybeden, Marine Le Pen geliyor. Babası Jean-Marie Le Pen’den kalan siyasi partiyi son yıllar içinde modernleştirmeyi ve geliştirmeyi hedefledi. Aşırı sağ partisi olarak bilinen Ulusal Cephe, 2017’den bugüne, programının en önemli siyasi önemlinim artık göç değil, Fransızların ekonomik kalkınmasıdır. Marine Le Pen’in bugüne kadar islamofob ve yabancı karşıtı söylemlerine es geçip, bugün İslam dinine daha olumlu olduğunu, fakat siyasal İslamcılığa karşı her zaman savaşacağını hedef etmededir. Babasının Necmettin Erbakan ile yakınlığı dikkat çekiyor. 1997’de uzun bir görüşmenin sonucu Türkiye-Fransa ilişkilerin gelişmesini dilemekti. Marine Le Pen, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin kesinlikle durdurulmasını istiyor. 2018’de Twitter hesabında bu açıklamayı yapmıştır: “Erdoğan’ın totaliter rejimi, Kıbrıs’ın işgali, Türkiye’nin coğrafi konumu: Tüm bu nedenlerle Fransa, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin kesin olarak durdurulmasını talep etmelidir!”. Ulusal Cephe’nin siyasetçilerin Türkiye’nin Müslüman bir ülke olmasından ve coğrafya konumunun Orta Doğu ülkelerine daha yakın olmasını savundukları için, Türkiye’nin Avrupai bir ülke olmasını mümkün olmadığını savunuyorlar.

Fransa ve Türkiye ile arasındaki ikili anlaşmaları 1990 yıllarında başlamıştır. Bu anlaşmanın bir kısmı Diyanetin Türkiye’den Fransa’ya imam görevlendirmesidir. Marine Le Pen bu anlaşmalarına karşı çıkıp, Erdoğan’ın “Fransa’yı Müslümanlaştırmak” istediğini görüşündedir. Le Pen Yunanistan tarafını tuttuğunu bu şekilde ifade etmiştir: “Milyonlarca gerçek Avrupalı gibi, medeniyetimizin beşiğinin kıta ölçeğinde bir göç saldırısının hedefi olduğu bir zamanda, kendimizi Yunan hissediyoruz.”.

Aşırı sağın temsilcisi Marine Le Pen’e rakip olarak görünen Eric Zemmour’un açıklamaları benzerdir. Gazeteci, yazar ve polemikçi olan Eric Zemmour’un son yıllar içinde ırkçı söyleyişleriyle dikkat çekmiştir. Adaylığı ve parti kuruluşunu aynı anda açıklayan Zemmour, “Reconquete” adını seçmiştir. Reconquete: yeniden fethetmek anlamına geliyor. Cezayir Yahudi aileden doğan Zemmour, Fransa’nın sömürdüğü ve bölge olan ilan ettiği Cezayir’den Fransa’ya göç etmiştir. Asimilasyon politikasını ayak uydurduğu ve göçmenler için ayni politikanın devam etmesini dile getiriyor. Zemmour 2017’de Türkiye’nin ‘İslamcı diktatörlük”, “Müslüman halkların sözcüsü” olarak ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Osmanlı” hayalini sürekli dile getirerek, Türkiye’nin tarihi ile Fransız medyasında yanlış bilgiler aktarmıştır. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün laik Cumhuriyet kurduğunun ve şu an laikliğin yok olduğunu açıklamıştır. Fakat Atatürk’ün İslamiyet’e karşı geldiğini yalanlarını gazeteciyken söyleyen Zemmour’un hedefi İslamiyet olduğunu görebiliriz. Zemmour’un siyasi programının en önemli noktası göç akışlarını durdurmak, Avrupa Birliğinin sınırlarına duvar yaptırmak, çoğunlukla Müslüman ülkelerden gelen göçmenleri yeniden ülkelerine göndermek ve Fransa’da halka açık alanlarda başörtüyü yasaklamaktır. Zemmour’un seçmenlerinin çoğu Marine Le Pen’i çok “solda” görenler ve aşırı sağcı, ırkçı ve islamofob olanlardır. İkinci tura katılması zor görünüyor. Anketlerde oy oranı sürekli düşüşte olan Zemmour (%11), yine de Fransa’nın siyasi hayatında bir damga vurmuştur. Eric Zemmour Doğu Hıristiyanlarına verdiği desteği göstermeyi amaçlayan ilk aday ziyareti için Ermenistan’ı seçmiştir. Fransa’da yaklaşık 400.000 Ermeni asıllı seçmen bulunmaktadır. Fakat Ermenistan’ı doğuda sembol olarak gören Fransız siyasetçileri, çoğunlukla Müslüman ülkelerinin arasında “direnen” Hıristiyanlara destek amaçlı olarak değerlenebilir.

Valérie Pécresse Cumhuriyetçilerin cumhurbaşkanı adayıdır. İlk adaylığı açıklandığında, rakibi Zemmour gibi, Ermenistan’a ziyaret etmiştir. Daha önce yazılarımda bulunduğu gibi, Fransız siyasetçilerin Ermeni lobisine yakınlıkları bulunmaktadır. Ziyaret esnasında, Fransa’nın ve hükümetinin Ermenistan “işgaline” sesiz kalmasını kınamıştır. Zemmour’un ve Pécresse’in Ermenistan ziyaretleri, Minsk grubunda objektif bir rol almayacaklarını gösterir. Her kim seçilirse, Fransa’nın Minsk grubunda ayrılması gerektiğini söylememeliyiz. Daha “egemen” bir Fransa dileyen Pécresse, “Ne ABD’ye bağımlı ne Türkiye tarafından rehin alınmak ne de Avrupa’da ikinci bir role sahip ülke” olmak istediklerini belirtti. Cumhuriyetçilerin adayı, herhangi bir yeni ülkenin Avrupa Birliği’ne girişinin reddedilmesini ve Türkiye’nin adaylığının kesin olarak gömülmesini programında yer almaktadır. Macron’a karşı en güçlü aday gösterilmişti fakat son günlerde kendisine oy verme niyeti %10 kadar düşüş göstermiştir.

Seçim anketlerine göre, ikinci turda Marine Le Pen veya Jean-Luc Mélanchon gelmektedir. Jean-Luc Mélanchon Boyun Eğmeyen Partinin adayıdır. Mélanchon’un üçüncü cumhurbaşkanlığı adaylığıdır. Anketlerde %13,5 olarak üçüncü sırada olan Mélanchon’un Türk düşmanlığını sürekli ifade etmektedir. Mélanchon’un PKK’nın terör örgütü listesinden çıkmasını talep ettiği, teröristlere destek olduğunu sürekli vurguluyor. Hatırlatalım, PKK’yı terör örgütü olarak Türkiye, Avustralya, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Yeni Zelanda, Avrupa Birliği, NATO ve Birleşik Krallık tarafından tanınmıştır. Mélanchon’un özel blogunda “Kürt davası bizimdir” diye Türkofob yazısı bulunmaktadır. Twitter hesabında şubat ayında “Öcalan 23 yıldır Türkiye’de tutuklu. Neredeyse Mandela kadar. Bu adil değil. Barış için Öcalan’ı serbest bırakmak gerekir” diye açıklama yapmıştır. Boyun Eğmeyen adayı Türkiye karşıt düşüncelerini sürekli açıkladığını, Fransa’da bulunan PKK’ya yakın olan derneklerle el ele kampanya yürütüyor.

Fransa’nın son Sosyalist Cumhurbaskanı Hollande’dan sonra sosyalist adayların başarısızlığı anketlerde yansıtmaktadır. 2017’de Benoît Hamon, cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda, SP’nin tarihindeki en kötü puan olan %6,35 oyla beşinci sırada gelmiştir. 2022 seçimlerinde aday olarak gösterilen Anne Hidalgo, anketlerde 8ci sırada ve oranın %2,5 olduğu tahmin edilmektedir. Paris Belediye Başkanı adaylığını açıkladığında İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu tebrik mesajına bu şekilde yanıt vermişti “Sevgili @ekrem_imamoglu, senin gibi büyük bir belediye başkanından böyle bir destek mesajı almak bana ilham veriyor ve beni çok duygulandırıyor. Sana ve İstanbul’daki bütün arkadaşlarıma dostane selamlarımı iletiyorum.” 8 Kasım 2016’da Anne Hidalgo tarafından Can Dündar Paris Şehri’nin onursal vatandaşı ilan edildi. Aralık 2021’de Paris’in 8ci bölgesinde Ermenistan Meydanını açılışını yapan Hidalgo, Ermeni lobisine yakınlığını bir daha göstermiştir. Hidalgo’nun Cumhurbaşkanı olursa, yenide Minsk grubunun objektif olarak karar almadıklarını, Ermenistan’a destek olduklarını gösterir.

Komünist Partinin adayı Fabien Roussel, diğer solcu adaylar gibi terör örgütü destekçisidir. 2019’da Macron’a bir mektup yazmıştır “Dolayısıyla Sayın Erdoğan, Kürtleri katletmek, gerçek etnik temizlik yapmak ve uluslararası hukuku tamamen ihlal ederek toprak genişletme politikasını sürdürmek gibi eski projesini sürdürüyor.” Türkiye karşıtı açıklama yapmıştır. Anketlere göre %3 oy oranı tahmin edilen komünist aday Türkiye’ye karşı yaptırımların olmasını dilemiştir. “Türkiye yarı İslamcı bir cumhuriyettir” diyen Roussel, Türkiye’nin laik ve demokratik rejimini kabul etmediği görebiliriz. Seçilirse, Türkiye ile diplomatik ilişkilerin kesilebileceğini tahmin edebiliriz.

Yeşillerin adayı Yannick Jadot, aynı konu için Türkiye’ye karşı yaptırımlarını desteklediğini ve Türkiye ile gümrük birliğini askıya alınmasını dilemiştir.

Diğer adayların Türkiye ile görüşleri benzerdir. Türkiye AB’ye üyeliğini karşıt görüşlerdir. Fransız adayların Türkiye’ye karşı çıkmaları, jeopolitik olarak yorumlanabilir. Türkiye’nin coğrafi konumundan dolayı, diplomatik ilişkilerini olumlu tutmak Avrupa’nın yararıdır. Son günlerde gündemde olan Ukrayna-Rusya savaşın en önemli rolü alan Türkiye olmasından dolayı, Avrupa ve Orta Doğu arasındaki sınır olmasından dolayı, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin yeniden gündeme gelmesini bekliyoruz. 1987’den bugüne üyelik için yanıt gelmemesi, kesin bir ret olmaması, hala Türkiye’nin dahil olması konusu olduğunu görebiliriz. Ukrayna, Rusya ile olası bir anlaşmanın kefili olarak Türkiye’yi istiyor, AB’yi değil. AB’yi güçlendirmek için, seçilecek Fransız Cumhurbaşkanı Türkiye ile ilişkilerini geliştirir mi?

İkinci tura katılan Macron ve Le Pen öngörünüyor. Bu süreç için, her iki adayın programlarını daha özenle inceleyeceğiz, özellikle dış politika ve AB’ye görüşlerini.

Meltem Aydoğan Kafkassam Avrupa çalışmaları uzmanı

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.