ROBERT D. KAPLAN’IN BALKAN GHOSTS A JOURNEY THROUGH HISTORY ADLI KİTABI VE ABD’NİN BALKAN POLİTİKASI ÜZERİNDE ETKİSİ HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME

Контрастная российская нация

Türkmen devleti Türk-İngiliz petrol ortaklığına bağlı!

Türkiye’nin dış politikada alternatif olarak düşündüğü Rusya ve Çin

Meltem Aydoğan: Almanya Hükümetine MHP’ye Yönelik Önerge ve Sonuçlar

Gündem, Türkiye 25 Mart 2021
191

Kasım 2020’de Fransa İçişleri Bakanı Gérarld Darmanın Bakanlar Kurulu kararı ile “aşırı milliyetçi” bir hareket olduğu gerekçesiyle “Bozkurtların-Bozkurt Hareketinin” Fransa’daki faaliyetlerinin yasaklandığını açıklamıştı. Hedefleri Ülkücü iddaa ettikleri dernek kuruluşları kapatılmasıydı. Fakat bu politik yasaktan sonra hiç bir dernek kapatılmamıştır, adlandıkları “Bozkurt Hareketine” bağlantı bulunmamıştır. Alman meclisinde benzer bir şekilde teklif hazırlanmıştır. Alman hükümetinin ortakları Hristiyan Birlik (CDU ve CSU) partileri, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD), muhalefetteki Hür Demokrat Parti (FDP) ile Yeşiller’in ortak teklifine cevap bekleniyordu.

Alman Sol Partisinin yıllardır Ülkücülere yönelik teklifleri ve sürekli yenilen talepleri bulunuyor. Almanya’da Ülkücü derneklere en az 11.000 üyesi olduğu açıklayan bu teklif özellikle Avrupayı kapsıyor. Alman Anayasasında iki maddeye dikkat çekmek istiyorum: Madde 5 “Herkesin, düşüncesini söz, yazı ve resimle serbestçe açıklayıp yayma ve herkese açık olan kaynaklardan, hiçbir engele uğramadan, bilgi edinme hakkı vardır. Basın özgürlüğü ile radyo ve film aracılığıyla haber verme özgürlüğü güvence altındadır. Sansür uygulanamaz. Bu haklar, genel yasaların hükümleri, gençliğin korunması hakkındaki yasa hükümleri ve kişisel şeref hakları ile sınırlıdır.” ve Madde 9: “Bütün Almanlar dernek kurma hakkına sahiptir. Amaç ve etkinlikleri ceza yasalarına aykırı olan, Anayasa düzenine veya halkların anlaşması düşüncesine karşı yönelen dernekler yasaktır.”. Bu maddeler her Alman vatandaşı için geçerlidir. Türk derneklerin kuruluşları Anayasaya göre haykırı olmadığından, hukuki taraftan bakıldığında, politik ve ırkçı bir karar alınmasını talep edilmiştir.

Türkiye karşıtı olarak bilinen ve sürekli Almanya’da yaşayan Türkleri hedef alan Sol Partili Ulla Jelpke bu kez Milliyetçi Hareket Parti’yi ve Ülkücülere yönelik Meclis Grubu adına soru önerge yöneltmiştir. MHP’nin AKP Hükümetin içindeki rolü sorgulanmıştır. Federal Hükümet soruya bu şekilde cevap verdi “Federal Hükümet, MHP’nin siyasi taleplerinin Türk hükümet üyeleri arasında karşılık bulduğunu ve bu taleplerin düzenli biçimde yasalara girdiğini gözlemlemektedir. (…) son yıllarda MHP çevresinden kişilerin devlet yapılarındaki oranının da farkedilir biçimde arttığına dair bilgi sahibidir.”. Ulla Jelpke “Alman hükümeti, Ankara ile yaptığı görüşmelerde masada Ülkücülerin de görünmeyen bir partner olarak sürekli oturduğunun bilincine varmalı. Bu nedenle Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın Ankara’ya ilişkin çekimser ve onursuz açıklamaları giderek daha da utanç verici bir hal alıyor. Faşistler Alman hükümetinin partneri olamaz” diye açıklama yapmıştır.

Jelpke MHP hakkında “faşist” demesinin ardından, MHP Lideri Devlet Bahçeli “MHP’ye faşist diyen Türklüğün ve Türkiye’nin yeminli hasmıdır”. Devlet Bahçeli’nin açıklamasında, Almanya’nın Cumhur İttifakını hedef aldığını kadar, PKK ve FETÖ terör örgütlerine yönelik tepki göstermesi beklenirdi. PKK’yı terör örgütü olarak Almanya ve geniş kapsamda Avrupa Birliği tanıyor fakat Türk düşmanlığı adı altında, sözde eylemlerini engelleyemiyor.

Sol Partili Türk düşmanı Jelpke’nin açıklamaları, Avrupa’daki ülkeleri etkileyebileceğini düşünülmüştür. Özetlemek gerekirse, Federal Hükümetinin bu kadar net açıklama getirmesinin MHP Liderinin dediği gibi “Merkel hükümetinin bir bildiği, bir tespiti varsa derhal Türkiye’yle paylaşması şeref konusudur.”. Aylardır devam eden Türkofobik yaklaşımların sonucu olarak Ülkücü Hareketinin Avrupa’da yasaklanmasında hukuka aykırı bir karar olduğunu ve açık ifadeyle binlerce Türk’e karşı önemli bir boyutta karar alınması mümkün değildir. Aksi taktirde, Fransa’nın uyguladığı “yasak” gibi, sadece medyatik bir karar olduğunuda görebiliriz.

Almanya’da “Ülkücü Hareketinin” yasaklanmasında ısrarcı olan Jelpke, tekrar sorduğunda, Federal Hükümetinin cevap bu şekildedir: “Halihazırda gözden geçirilen olası yasaklamalar konularında ise Federal Hükümet prensip olarak görüş belirtmez.”. Fransa’daki yasaklamanın geçersizliğiyle birlikte, Alman Hükümetin açıkça “Ülkücüleri” yasaklanması gerçektirelememiştir. Ülkücüler ne Fransa’da ne de Almanya’da yasaklanmamıştır.

Türkiye’nin dış politika konusunda, özellikle son üç senedir, güçlendiğini farkında olan Avrupa ülkeleri, Cumhur İttifakının bu sonuçlarda başarılı olduğunu tespit edebilmiştir ve bu nedenle, net olmayan bilgileri paylaşıp, diğer ülkeleri Türkiye’den uzaklaştırmaya hedeflemiştir diye düşünebiliriz. Unutmayalım ki, MHP Lideri Devlet Bahçeli açıkladığı gibi “Tekraren ifade ediyorum ki, bizim ittifakımızda makam pazarlığı, koltuk anlaşması, basit ve sığ siyasi çıkar hesapları yoktur, asla olmayacaktır. Cumhur İttifakı akıldır, ahlaktır.”.

Meltem AydoğanKafkassam

Yorumlar