KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Mehmet ÖZCAN: KAHRAMANMARAŞ DEPREMLERİ VE GELECEKTE MEYDANA GELMESİ MUHTEMEL DEPREMLER ÜZERİNE ANALİZ

Mehmet ÖZCAN: KAHRAMANMARAŞ DEPREMLERİ VE GELECEKTE MEYDANA GELMESİ MUHTEMEL DEPREMLER ÜZERİNE ANALİZ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
283 0

Dünyada bir yılda gerçekleşen toplam depremlerin yaklaşık % 20’den fazlasının meydana geldiği en önemli sismik kuşaklardan biri olan Alp-Himalaya kuşağında yer alan ve arazisinin kimi kaynaklara göre % 95’i kimi kaynaklara göre ise %98’i farklı deprem risk seviyesine sahip olduğu belirtilen Türkiye’de 06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7,7 ve Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğünde iki büyük deprem meydana geldi.

Arama kurtarma çalışmaları devam ettiğinden nihai olmayan sonuçlara göre bile (14.02.2023 tarihli 35.418 ölü ve 80.278 yaralı sayısı) sonuçları itibari ile Türkiye tarihinin en yıkıcı doğal afeti olarak kayıtlara geçmiştir.

AFAD verilerine göre 8,6 ve 7 km derinlikte gerçekleşen iki deprem yıkıcı sonuçları itibari ile 4 ilde, (Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman ve Malatya) maddi ve manevi sonuçları ile 7 il (Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Kilis ve Elâzığ) olmak üzere toplam 11 ilde etkili olmuştur. Deprem sonrasında kamu ve birçok sivil toplum örgütü harekete geçse de depremin şiddeti, yoğun artçılar ve etkili olduğu geniş alan nedeniyle özellikle ilk günlerde bölgeye destekler arzu edildiği şekilde ulaşılamamıştır.

Aynı bölgede 9 saat zaman aralığı ile 7 ML üzeri 2 kıta içi (karada meydana gelen) depremin meydana gelmesi Türkiye’de ve Dünya’da bilindiği kadarıyla daha önce görülmemiş bir olay. Bu açıdan dünyadaki en önemli depremlerden birini oluşturmaktadır. 8,6 (Pazarcık depremi) ve 7 km’lik (Elbistan depremi) derilikleri ile dünyada meydana gelmiş depremler içerisinde en sığ depremleri oluşturmaktadırlar.

DAFZ; Anadolu levhasını Arap levhasından ayıran ve Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) ile birlikte Anadolu’nun batıya doğru hareketini sağlayan sol yanal doğrultu atımlı bir faydır.

DAFZ’nin Gölbaşı Türkoğlu segmentinde 1114 yılındaki depremden sonra en son 1516 yılında 7 üzeri ML büyüklüğünde büyük bir depremin meydana geldiği ve yaklaşık 500 yıllık bir sessizlik ile segmentte bir sismik boşluk olduğu ve bu nedenle büyük bir deprem beklendiği özellikle son dönemde birçok araştırmacı tarafından belirtilmiştir.

Meydana gelen deprem öngörülen büyüklüğün üzerinde gerçekleşmiştir. Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7,7 ML büyüklüğündeki depremden sonra 6 ile 6,6 arasında 3 ve 5 ile 6 arasında büyüklüğe sahip 7 deprem olmak üzere 3000’den fazla artçı depremin meydana gelmesi bölgede enerji birikiminin düşünülenden çok daha fazla olduğunu göstermektedir.

Meydana gelen depremler yaklaşık 500 yıldır stres biriktiren fay parçalarının kırılmasına ve özellikle alüvyal malzeme ile örtülmesi nedeniyle depremden önce yüzeyde görülmeyen alanlarda fayın belirgin bir şekilde ortaya çıkmasını sağlamıştır. Henüz yüzey kırıkları araştırmacılar tarafından detaylıca haritalanmasa da depremin DAFZ’nin güney kolları üzerinde, Malatya ile Hatay arasındaki fay parçalarının kırılması sonucu gerçekleşmiş olduğu yönünde uzmanlarca görüşler belirtilmektedir.

Bu kırıklar üzerindeki atımlar bugüne kadar yapılan ölçümlerde yaklaşık 3 metre dolaylarında gerçekleşmiştir. Bununla beraber Prof. Dr. Okan Tüysüz yaşanan deprem büyüklüğü göz önüne alındığında 6 metreyi aşan atımların görülme olasılığının olduğunu belirtmiştir.

Faylarda bir kırılma oluştuğunda bu kırılma bir gerilme boşalımı yaratır ve oluşan dalgalar odak noktasından çevreye yayılır. Bu aşamada açığa çıkan gerilmenin bir bölümü fayın her iki ucuna ve yandaki bölgelere aktarılır. Aktarılan bu gerilme/enerji deprem bölgesinde daha önce meydana gelmiş depremlerden sonra birikmiş gerilmenin üzerine eklenir ve enerji birikimi yüksek ise bu şekilde bölgede başka depremleri tetikleyebilir.

DAFZ’nin Narlı Fay Parçası üzerinde oluşan Pazarcık depremi bölgedeki diğer fayları önemli oranda tetikleyerek yaklaşık 100 km uzaklıktaki Çardak Fayı üzerinde Elbistan depremini tetiklemiştir.

Bu durum doğal olarak akla başka hangi alanların tetiklenmiş olabileceğini ve bir sonraki depremin nerede veya nerelerde meydana gelebileceği sorularını getirmektedir. Gerçekleşen depremlerin tetikleme ve dolayısıyla yeni depremlerin meydana gelme ihtimali olan faylar şunlar olabilir;
Prof. Dr. Naci Görür’ün de belirttiği gibi gerçekleşen bu depremler Adana havzasında bulunan irili ufaklı faylarda, tetiklenen Savrun-Sürgü hattında ve güneyde 1408 yılında kırılmış olan Hatay’dan geçen Ölüdeniz Fayı’nda potansiyel olarak bir stres artışına neden olması kuvvetle muhtemeldir.

Bu nedenle bu bölgelerde biriken enerji miktarına bağlı olarak sismik hareketlerin oluşabileceği muhtemeldir. Özellikle ikinci deprem olan Elbistan depreminden sonra Savrun fayının yer aldığı Göksun ilçesinde meydana gelen 4 ML üzeri yaklaşık 100 artçı deprem bu bölgenin tetiklenmiş olabileceği şüphelerini güçlendirmektedir.

Bir diğer tetiklenme ihtimali olan bölge DAFZ’nin kuzeydoğu uç kesimini oluşturan Bingöl ile Karlıova arasındaki bölümdür. Bu bölümde en son büyük deprem 1789 yılında meydana gelmiştir. Gölbaşı-Türkoğlu segmenti kadar uzun süreli olmasa da bu alanda da bir enerji birikiminin/sismik boşluğun olduğu söylenebilir.

Gerçekleşen Kahramanmaraş depremleri sonucunda bu alana bir enerji transferi oluştuysa bu alanda biriken enerji miktarına bağlı olarak bir deprem meydana gelmesi muhtemeldir.

Prof. Dr. Okan Tüysüz’ün de AA Analiz’de kaleme aldığı makalede belirttiği üzere; Kahramanmaraş’ta gerçekleşen iki depremden sonra sıradaki depremin hangi konumda olabileceği sorusuna şu aşamada cevap vermek oldukça güçtür.

Çünkü bu depremlerin bölge tektoniğinde ne gibi değişiklikler oluşturduğunu henüz net olarak bilmiyoruz. Ancak yapılan bazı çalışmalar her iki depremde kırılan fayların uç kesimlerinde gerilme transferi (tetikleme) nedeniyle yeni depremler de beklenebileceği ihtimalini ortaya koymaktadır.

Tetiklenmiş yeni depremlerin meydana gelmesi çok kısa sürede gerçekleşebileceği gibi uzun yıllar da alabilir. Bu anlamda Kahramanmaraş depremlerinin hareket yönlerine bakılarak Bingöl-Karlıova, Ölüdeniz Fayı, Antakya-Kıbrıs ve Göksun bölgelerindeki faylarda gerilme artışı olabileceği birçok araştırmacı tarafından da ifade edilmektedir.

Ancak bu görüşlerin daha net sonuçlara ulaşabilmesi için sahadan gelecek deformasyon verileri üzerindeki çalışmaların tamamlanması gerekecektir.
 
Dr. Mehmet ÖZCAN

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir