KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Mehmet Bozkuş: YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ AHLAK-EKONOMİ-SAVAŞ

Mehmet Bozkuş: YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ AHLAK-EKONOMİ-SAVAŞ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 12 dk okuma süresi
156 0

Çok kutuplu dünya düzeninde yeni aktörlerin oluşması ve sahneye çıkışlarının etkisi ile küresel güç odakları bir çok ülkeyi kayıp etme korkusu yaşarken, artan milliyetçilik ve ırkçılık ülkelerin siyasi yapılarının yeniden seçmen nazarında degerlendirildiği bir dönemden geçmekteyiz.

​Dünya artan göç dalgası karşısında kaynak ülke, ara ülke, hedef ülke ile yol alan göç dalgasına karşı ara ülkelerin yanına tampon ülkeler oluşturarak göç dalgasının etkisinden kurtulmak veya en az derecede etkilenmek isterken ara ve tampon ülke vatandaşlarının bu durumdan fazlasıyla rahatsız olmaları ve sosyal yapıda meydana gelen çatışma kültürüne karşı hazırlıksız yakalandıkları görülmektedir.

​Çok kutupluluk dünya düzeninde çatışma ve kriz etkinlik alanının Anglo-Sakson Ülkeleri tarafından, Ukrayna Rusya krizi ile etkin bir şekilde sahnede olması, Suriye krizi ve Afganistan sonrası gelişmeler elde edemedikleri ülkelerin yönetimlerinin seçimler veya farklı yollar ile devirme girişimlerinde Anglo-Sakson ülkelerinin eski güçlerinden uzak kaldıkları ve etki alanlarının toplum nazarında eski etki güçlerini kayıp ettikleri görülmektedir.

​Batı bu prestij kaybının önüne geçmek için yeni ittifaklar arayışı ile birlikte oluşturdukları güç merkezleriyle, karşılarında olan ülkeleri tekrar kontrolleri altına alma, refah toplumu olarak varlıklarını devam ettirebilme ve kendilerini korumanın yollarını aramaktadırlar.

​Gelişen teknoloji ile bilgiye çok rahat ulaşılması, toplumsal eylemler için sosyal medya üzerinden rahat bir şekilde organize olan toplumları kendi kontrolünden çıkarmak istemeyen batı, yeni bir sosyal medya anlayışı ile toplumsal analizler ortaya çıkararak toplumsal zaafların tesbit edilmesi ile kendine yeni politikalar geliştirme çabası içerisinde bulunmaktadır.

​Dünya için yeni yaptırım söylemleri barış, ahlak, demokrasi, güven ve huzur kelimelerinin yerini çevre, yenilenebilir enerji ve LGBT söylemleri üzerinden ortaya koyan batı, toplum değerlerini hedef alarak değerleri değersizleştirme stratejileriyle teknoloji ve eğitim sistemleri üzerinden genç nesilleri hedefe alarak yol almak istemektedir.

​Toplumsal değer ifade eden, her değerin kültürel öğretiler içinde devam etmesini sağlamak bunun karşıtı bütün yapıların gerçek hedeflerinin eğitim sistemi, yazılı basın ve medya organları tarafından devamlı canlı tutularak bilinç düzeyinin en üst seviyede tutulması toplumsal çöküntülerin önüne gececeği gibi gelecek nesillerin toplumsal çatışma ve kriz ortamından uzaklaştırılması ve değerler bütününe sahip çıkmasını sağlayacaktır.

​Değişen dünya dengeleri toplumsal yapıdan ekonomiye, güvenlik anlayışından sağlığa, eğitimden gıda ve tarıma kadar bir çok alanda hızla kendini göstermektedir.

​Toplumsal yapıların değişimi ülkelerin değişimine teslimiyet,etki, etkilenme,çatışma kültürü yaratma sonucuda bölünme ve sömürülme yapısını ortaya çıkaracaktır. Bu durum refah toplumu ülkelerin tam da istedikleri durumdur.

​Ekonomi alanında dünya ülkeleri gelişmiş, gelişen, gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler olarak sınıflandırılırken gelişmiş ülkelerin diğer sınıflara giren ülkelerin bütün kaynaklarının farkılı şekiller ile elde ettiklerini göstermektedir. Bu durum ekonomiye yansımakta ve ekonomik geri kalmışlık ile ülkeleri ekonomik tehditler üzerinden kontrolleri altına alarak istedikleri biçimde yönetme kabiliyetine kavuşmaktadırlar. Gelişen teknoloji ve bilgiye ulaşma kolaylıkları sömürülen ülkelerin kendilerine gelmesi ve hak araması ile çatışma alanlarının artmasına ve yeni güç merkezlerinin oluşmasına neden olmakta bu durum batı için büyük bir kayıp olarak görülmektedir.

​Türkiye bütün mazlum milletlerin güçlü sesi olarak bağımsız politikalar oluşturma yapısı ile yeni dünya düzeninde yerini alarak dünya beşten büyüktür söylemi ile batının var olan hakimiyet alanının kırılması için liderlik yapan ülke konumuna gelmiş ve etki alanının gün geçtikçe artmasıyla batılı ülkelerin hedefi haline gelen ülke konumunda olmuştur.

​Türkiye’nin bu gün savunma sanayisinde geldiği nokta bir çok gelişmiş ülke için pazar ve ekonomik yönden kayıp etmelerini sağlarken bu durum Türkiye ekonomisi için tehditler barındırmaktadır.
​Yerli kaynaklarını kendi imkanlarıyla çıkartma kabiliyetine erişince de küresel ölçekli enerji ve gıda şirketlerinin hedefi haline gelmiş ve bir çok alanda vekil aktörler ile tehdit edilmeye devam edilmektedir.

​İstikrarlı siyasi yapısı ile bölgede kendini gösteren Türkiye seçimler sürecinde batının hedefi olmuş ancak batı Macaristan’da olduğu gibi istediği sonuca ulaşamamıştır.
​Türk halkı seçiminde istikrarı ve güveni seçerek gerekli cevabı batıya vermiştir. Bu süreçte bilinçli, olarak muhalefet tarafının showenist politikaları ile toplumsal denge üzerine stratejiler oluşturulması ile ekonomi hedefe alınmıştır.
​Seçimleri muhalefetin kayıp edeceklerini çok önceden gören batı, seçimler sonrası ekonomik sorunlar yaşayan bir Türkiye’yi kontrol altına alacaklarının planlarını hedeflemişlerdir.

​Devletler için birinci öncelik güvenlik konseptlerinin sağlam olmasıdır.Türkiye seçimlerde dahil olmak üzere görülmeyen bir savaşın içinde PKK terör örgütü ile dolayısıyla destekçilerinin kimler olduğu ortada olan bir terör yapılanmasıyla mücadeleye devam etmektedir.

​Nato içindeki ve AB üyesi olan bir çok ülkenin desteklediği terör örgütlerine karşı NATO içinde kalarak NATO’ya karşı mücadelenin nasıl verildiğini son NATO toplantısında Türkiye göstermiştir.

​Dünya Güvenlik Mimarisinin yeniden şekillendiği dünya düzeninde Türkiye’siz bir Avrupa ve AB olmasının imkanı yoktur. AB kendisini çok kutuplu dünya düzeninde ABD-İngiltere bahçesinden çıkarak bir güç merkezi olarak görmek istiyorsa Türkiye ile iyi ilişkilere sahip olması ve terör örgütlerine verdikleri desteği kesmekten,Türkiye’nin önüne çıkardıkları bütün engelleri kaldırmaktan geçmektedir.

​Rusya Ukrayna krizi ile ABD’nin ortaya koyduğu bütün yaptırımları uygulayan AB ülkeleri tamamıyla üretimden uzaklaşmaya, enerjide ABD’ye teslim olmaya doğru yol alırken Çin ile olan ticari ilişkilerinin geleceğinin ne olacağını ABD baskısı altında görememektedirler.

​Tahıl koridorunun açık tutulmasında dahi Rusya ile görüşmekten ABD etkisinde çekinen AB gelecekte kendilerini bekleyen,

Açlık,
Kıtlık,
Enerji, ihtiyaçlarının karşılanmasında bir çok sorunu nasıl karşılayacaklarını şimdiden düşünmeleri gerekmektedir.

​Rusya Ukrayna krizi ile Avrupa tekrar topraklarında savaşın canlı yüzünü görürken kendileri için ABD tarafında esir alınmış bir konumda olduklarını görmek istemediklerinin altında yatan gerçeklik ise Rusya ve Türkiye korkusudur.

​Tarihsel süreçte Rusya ve Türkiye’yi devamlı savaş ortamına sokarak hem toprak hem de ekonomik kazançlar elde eden batı bu sefer çıkış yolunu ABD üzerinden ve bütün Avrupayı NATO içine alarak (Avusturya’da Nato üyesi olmak istemektedir) güvenlik konsepti oluşturmakta görmektedir.

​Baltık ülkelerinin tamamının Nato üyesi oldukları bir süreçte Natonun yeni güvenli konsepti ile ortaya çıkan üç ayaklı yapılanma ile savunma bütçelerininin artacağını bu durumun toplumsal refah düzeyinden tavizler verme eksilme olacağını halklarına nasıl antacaklarını iyi bilmeleri gerekir.

​İkinci Dünya Savaşı ile silahlı güçlerini azaltılan Japonya ve Almanya’nın 100 milyar dolarları aşan silahlı güçlerini yeniden canlandırmaları için önlerindeki engelleri kaldıran ABD’nin savunma sanayisinin kazançlarını ne kadar olacağı kimler nasıl kazançlar elde ederken, kendi toplumlarının refah düzeylerinin düşeceğini nasıl anlatacaklarını düşünmeleri gerekir.

​Rusya ve Çin tehditi ile güvenli mimarisini değiştiren ülkeler ittifakların yeniden dizayn edilmesiyle ılık savaş olarak devam eden savaş ortamının giderek sıcak savaş veya soğutulmuş tehditler üzerinden sıcak tehdit ve caydırıcılık stratejileri ve politikaları yeniden oluşturulmakta dünya ülkeleri yeniden kutuplaşma ve taraf seçmek zorunda bırakılmaktadırlar.

​Sosyal medya teknolojileri yönetimlerini ellerinde bulunduran batı ,bütün ülkelerin toplumsal analiz verilerini de elinde bulundurarak büyük bir veri gücünü kontrol etmektedir.

​Değişen savaş teknolojileri ile dünya orduları yeniden şekillenmekte insansız teknolojik ürünler ile savaş alanlarında daha çok teknolojik savaşlar yapılmakta veri savaşları ile ülkeler kontrol altına alınmış ve sosyal medya üzerinden toplumlar yönlendirmeler ile kontrol edilmek istenmektedir.

​Küresel ölçekli gıda şirketleri bir çok ülkenin gelecekte ne tür sağlık alanlarında sorunlar yaşayacağını çok önceden ürün bazlı olarak sağlık şirketleriyle beraber planladıkları gerçeğinide asla unutmamalıyız.

​Salgın sonrası ortaya çıkan lojistik sistem dengesizlikleri ve bozulan arz talep dengesiyle beraber artan fiyatlar satınalma gücünün zayıflaması,tarımsal üretim maliyetlerinin artması gıdaya ulaşım ve kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşımda da sıkıntıları beraberinde getirecektir. Bu durum bir çok ülke için salgın hastalıklarla beraber kayıpları da beraberinde getirecektir.

​Yeni emperyalist yapılanmalar söylemlerin ortaya atılarak hedef saptırma ve kendilerini haklı gösterme eylemleri güç merkezlerinin değişen dünya güvenlik mimarisi ile beraber yerini alacaktır.

Mehmet BOZKUŞ
KAFKASSAM
mehmetbozkus06@hotmail.com

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir