KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Mehmet BOZKUŞ: Küresel Güç Çekişmeleri ve Avrupa Birliğinin Geleceği

Mehmet BOZKUŞ: Küresel Güç Çekişmeleri ve Avrupa Birliğinin Geleceği

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 10 dk okuma süresi
37 0

​ABD’nin küresel güç merkezi konumunu koruma adına her türlü eylem hazırlığında olduğu günümüzde karşıtı olarak yükselen güçlerle çekişme alanlarının her alanda devam ettiği görülmektedir.

​Ukrayna krizi ile başlayan ABD’nin çıkarlarını koruma maksatlı AB desteklediği yaptırımların ABD’nin enerji şirketlerine kar AB için üretim ve hizmet odaklı kullanım alanlarında daralma ve kış aylarının yaklaşmasıyla insani hizmetlerin ihtiyaçlarının karşılanmasında sıkıntıların arttığı görülmektedir.

​AB ekonomik güç merkezi olarak kendini siyasi ve savunma noktalarında ABD güdümünde bir yapılanma içerisinde olması AB için ne kadar doğru bir karar olup olmadığının tartışmaya başladığı görülmektedir.

​AB içindeki lokomotif görevi gören ülkeler de dahil olmak üzere toplumsal eylemlerle karşı karşıya kaldığı ırkçılık, milliyetçilik akımlarının ve eylemlerinin arttığı görülmektedir.

​ABD kendi güç merkezi konumunu koruma maksatlı kullanınlan konuma gelen AB’nin bu durumdan çok memnun olmadığı siyasi gelişmeler ve üretim merkezlerindeki seslerin yükselmesiyle ortaya çıkmaya başladığı süreçler yaşanmaktadır.

​ABD için savunma ve enerji sektörlerinin, Ukrayna krizi ile tekrar eski günlerine dönme arzusu ile başlayan savunma ürünlerinin, Ukrayna’ya verilmesi baskısı AB içinde yeni ekonomik bütçe planlamalarının yapılmasına neden olduğu bunun yanında enerji fiyatlarının da artmasıyla beraber ekonomik sıkıntıların başladığı ve çıkış yolu arayışlarının arttığı görülmektedir.

​AB’nin Avrupa Siyasi Topluluğu oluşturma gayretleri ile yeni bir yapılanma adına 27 AB üyesi 17 AB üyesi olmayan ülkelerin davet edildiği toplantıda AB ve Avrupa kendine çıkış yolları aramaktadır.
Bu çıkış yolunun başarılı olabilmesi için barışçıl, paylaşımcı, çözüm odaklı bir yapılanmaya ihtiyaçlarının olduğu görülmektedir.

​Batı emperyalizminin emellerinden asla vazgeçmediği yeni oyunlarla kendileri için çıkış yolu ararken, 17 AB üyesi olmayan ülkelerin davet edilmesi dikkat çekmektedir. Ortaya çıkan enerji sorunun çözülebilmesi için coğrafyamızda enerjinin lojistiği konumuna gelen Türkiye’nin toplantıya katılımının engellenmesi için bazı ülkelerin gösterdiği çabalar boşa çıkarken Türkiye ve Azerbaycan liderlerinin toplantıda ortaya koydukları birliktelik dünyanın yeniden şekillenmesinde ve AB’nin enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında, Ermenistan, Adalar Denizi, Doğu Akdeniz, Ukrayna krizi ve Ortadoğu’da çözümün merkezi olarak görülmektedir.

​AB’nin lider ülkeleri olan Almanya, Fransa birlikte hareket ederken üçüncü ekonomisi İtalya’daki seçimler ile AB içinde yeni bir krizin ortaya çıkacağı görülmektedir.

​ABD ve İngiltere’nin çekişmelerinin Başkan ve Başbakan düzeyinde ortaya çıktığı ve Başbakan Boris Johson’un ayrılması ile yeni Başbakan Liz Truss İsrail için yaptığı açıklamalar ile büyükelçiliğini Kudüs’e taşınacağını açıklaması İngiltere’nin Kraliçe’nin ölümünden sonra yeni politikalar ile sahneye çıkacağının açık delili olarak görülmelidir.

​Ortadoğu politikalarında aktif rol almak isteyen İngiltere’nin İsrail çıkışı ile bölgede yeniden hareketlenmelerin olacağı, ABD’nin Türkiye’ye karşı bölgede izlediği politikalar içerisinde kürenin etrafında topladığı ülkeler ile Doğu Akdeniz’de oluşturduğu ittifaklar Ermenistan, Gürcistan, Karadeniz, Irak ve Suriye dahil olmak üzere çekişmeler devam ederken ABD’nin Türkiye karşıtı yapılanmalarda güç dengelerinin değişmesi, Türkiye lehine bölge ülkelerinin ilişkilerini geliştirme ve Türkiye beraber ortak çalışma istekleri, İngiltere’nin İsrail üzerinden yaptığı açıklamaları bölgede kendi etkisinde olan yapıları da harekete geçirecektir.

​Rusya’nın Ukrayna krizi sonrası bölgenin halk oylaması ile Rusya’ya katılım kararı alması ve onaylanmasıyla bölgenin Ukrayna toprakları değil katılımla beraber Rusya toprağı olarak görülmesinden sonra savaşın iki ülke arasında olacağını açıklayarak Ukrayna’ya yardım edenlerin karşılarında Rusya’yı görecektir.

​Biden tarafından da desteklenen Kissinger’ın Ukrayna barışı görüşleri, Ukrayna topraklarının Kırım ve Rusya’ya katılan bölgelerin Rusya’ya verilmesi ve barış yapılması yönündeydi. Gelinen nokta itibarıyla AB Rusya ile barış zorunlu olduğunu yaşadığı sıkıntılı dönem ile görmektedir. ABD için ise uzayan Ukrayna Krizi Çin ile mücadele eden ABD için bir engel olarak ortaya çıkmaktadır.

​Bu durum Ukrayna’da yönetimsel değişim zamanında geldiğini işaret etmektedir.Ukrayna’nın bu durumu kabul etmesi için siyasi değişim ile bu toprakların, hem fiilen hem de siyasi olarak Rusya’ya katılması, batı için ise Ukrayna’nın “toprak vermeye” ikna olacağı doğru zamanın, ancak o topraklar fiilen Rusya’ya geçtikten sonra izleyecekleri politikaları ortaya koymalarıya son bulacaktır.

​Bu durum dünya kamuoyuna Ukrayna krizini bitiren ülke olarak ABD’nin küresel güç olarak etkinliğinin devam ettiğini göstermesini sağlayacak, AB’nin ise kendine çıkış yolları aramasının önüne geçmesini sağlayacaktır. ABD, AB olmadan güç merkezi konumunu koruyabilmesinin güç olduğunun farkında olması aynı zamanda kontrolünden çıkmak isteyen AB ülkelerine de ABD olmadan yol yürümelerine müsade etmeyeceklerini göstermiştir.

​Eski Varşova paktı ülkesi olan Polonya’nın, ABD ile görüşmelerinde nükleer silahları ülkesine yerleştirme amaçlı görüşmeleri Rusya için bir tehdit aynı zamanda Avrupa için savaşın boyutlarının yeniden şekillenmesi ve kıtanın tamamen kaos ortamına sürüklenmesi ve toplumsal eylemlerin merkezi konumuna gelerek siyasi güç devşirmelerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

​Avrupa Siyasi Topluluğu oluşturma fikrini ortaya atan Macron’un Avrupa kıtasında yeni bir nükleer güçe sahip olacak ülkeyi isteyip istemeyeceğinin cevabını vermesi, Avrupa kıtasında (AB içinde) tek nükleer güce sahip olan Fransa’nın, ABD ve Nato’un böyle bir gelişme karşısında Türkiye karşıtı söylemlerden ve Yunanistan ile yaptığı stratejik anlaşmalarını yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir.

​Biden ve Putin’in, nükleer silah kullanımını dile getirildiği günümüzde 1962 ‘deki Küba Füze Krizinden bu yana ilk kez bu kadar yüksek ses tonundan nükleer kullanımının ifade edilmesidir.

​Nükleer caydırıcılık Rusya için savaşın kaderi,AB ve ABD için güç kullanım kararını ortaya çıkaracaktır.

​Bu gelişmeler Türkiye’nin önemini artırırken Fransa’nın kendi başına hareket edemeyeciği gerçeğininde ortaya koymaktadır. Fransa’nın Türkiye karşıtı söylemlerinin Avrupa’daki koşulsuz destekçisi olan Yunanistan’ın ise Doğu Akdeniz ve Adalar Denizindeki iddialarının uluslararası hukuktan yoksun olduğu gerçeğini de görmesi gerekir.

​Avrupa’nın enerji ihtiyaçlarının had safhaya çıktığı günümüzde Azerbaycan doğalgazının öneminin artmasıyla beraber Türkiye ile birlikte hareket etmesi AB’nin ekonomik güç olarak devamlılığının sağlanmasında Türkiye’nin ne kadar önemli bir ülke olduğunu açıkça göstermiştir.

​Bölgemizdeki gelişmeler ile iyi komşuluk politikalarını ön plana çıkartan Türkiye kendisini tehdit eden unsurlara karşı tavizsiz davranacağını ifade eden, AB’nin karşılaştığı bütün tehditlere karşı Türkiye’siz savunma,ekonomi ve siyasi gelişmelere karşı yetersiz kalacağını Ukrayna krizi sonrası Türkiye’nin önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

​Salgın sonrası ortaya çıkan krizlere Ukranya’nında eklenmesiyle akan kanın durması, tahıl ve esir değişimi ile dünya kamuoyuna küresel aktör olarak kendisini kabul ettiren, oluşturduğu ittifaklar ile güç merkezi konumuna gelen Türkiye’nin dünyaya işbirliği ve gerginlik değil barışçıl politikalar ile uluslararası kuruluşlardaki hakim güçlerin karar alma sistemde değişiklik önerisi ile kendini göstermesidir.

Mehmet BOZKUŞ
KAFKASSAM
mehmetbozkus06@hotmail.com

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir