KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Mehmet Bozkuş: Küresel Ekonomik Kırılganlık 1

Mehmet Bozkuş: Küresel Ekonomik Kırılganlık 1

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 9 dk okuma süresi
17 0

Dünya küresel ölçekli ekonomik kazanımlar yaşadığı dönemlerin sonuna doğru hız almaktadır.
Küresel ölçekli ekonomik yapıların ve küresel siyasetin etkinlik ve ekonomik sömürgeci yapılarının gelişmelere bağlı olarak ülkelerin birbirlerine karşı yaptırım ve tehditler üzerinden küresel yapıları ekonomik silah olarak kullanmaktan geri kalmadığı görülmektedir.
Lojistik sistemdeki yaşanmaya başlayan sistem bozukluğu giderek risk büyüklüğü artarak devam etmektedir.
Küresel ölçekli Kırılganlıkların boyutlarını oluşturan;
Siyasal Gelişmeler, Üretim Teknolojileri, Sosyal Patlamalar, Savunma Sanayi,

İnsan Kaynakları,
Demografik Yapının Bozulması,
Çatışma ve Kriz Kaos,
Göç,
Veri,
Enerji,
Hammadde,
Tarım,
Sağlık,
Salgın,
İklim ve Çevre
Nükleer Enerji ve Teknolojileri
Uluslararası Kuruluşların Yapısı ve Hakim Güçlerin Yönetim Etkisi çok kutupluluk düzenine geçişkenlik döneminde küresel ekonomik kırılganlıkların yapısını ve şeklini oluşturmaktadır.
Küresel reel ekonominin %42’si 146 Finans ve bankacılık kuruluşu “banker aileler”tarafından doğrudan kontrol edilmektedir. 

Dünya ekonomisinde, sistemde dolaşan 900 trilyon $ üzerindeki finansal yapının tamamını bu aileler tarafından kontrol edilmektedir.
20. Yüzyılın ilk yarısında, Dünya ekonomisinin hakim güçleri olan ülkelerin Britanya, Fransa, Almanya, Japonya gibi ülkeler ulaştıkları savunma sanayisi ve ekonomik büyüklüklerle emperyalist ülkelerin başında gelmekteydiler.
Birinci Dünya Savaşı sonrası dünya siyaset ve ekonomik yapısını kontrol eden İngiltere’den sonra 2. Dünya Savaşı’ndan sonra bu rolü ABD üstlendi.
Britanya, Fransa, Almanya, İsrail gibi ülkeler, ABD’nin liderlik ettiği iki kutuplu düzenin Küresel Batı tarafında yer alarak bu düzenin tamamlayıcı unsurları oldular.
Dünyada, en çok ekonomik maliyetler getiren askeri harcamalar ve üsler tarafına bakıldığında en fazla askeri bütçe 860 milyar $ ve 800 askeri üs bulunduran ülke olarak ABD’dir.
Dünyadaki ekonomik düzende en büyük egemenliği kuran ülkelerin dünya küresel sisteminin hakim güçleri olan ABD, Britanya, Fransa, Almanya gibi ülkeler karşımıza çıkmaktadır.

Bu ülkelerin yapılarına bakıldığı zaman sanayi devrimi ile enerji ve hammadde kaynaklarına nasıl ulaşıp ihtiyaçlarını karşılayacakları dünya sistemini kurarak yöneten ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
İki Kutuplu dünya düzeninde karşı kutup da yer alan Rusya aynı anlayışla sistem içinde yer alarak siyasi modelleme sistemi ile ayrı bir yol izlemiştir.
Ancak Batı ile girdiği ekonomik yarışda kayıp eden taraf olarak yerini almış ve Doğu Bloku Varşova Paktının dağılması ve SSCB’nin parçalanması ile sonuçlanan son karşısında dayanamamıştır.
Çin ise ucuz üretim maliyetleri ile Batı tarafından kendi elleri ile ekonomik dev haline gelmiş taklit üretim teknolojisinden marka üretim sistemine geçerek dünyanın en büyük ekonomisi haline gelmiştir.
Çin ekonomisi yürüttüğü diplomasi çeşitliliği ile ekonomi,siyasi,din ve yatırım diplomasi ile dünyanın yeni ekonomik güçü olarak Batı’nın karşısına çıkması Batı’yı tehdit eder konuma gelmesidir.
Dolayısıyla ABD ve Batı’nın gelecek dünya düzenindeki diğer yükselen güç olan ülkeleri Türkiye, İran, Rusya , Brezilya ,Hindistan gibi ülkeleri dolaylı veya direk düşman konumlaması ile dünyadaki düzenin bozulmasına karşı hamleler yaparak küresel ölçekli ekonomik tehditler üzerinden yönetmek istemektedirler.

Türk Devlet tarihinde hiç bir zaman sömürülen bir devlet olmamıştır. Türk Devletlerinin devamı olan Türkiye bugüne kadar sömürge olmamıştır; işgal de edilmemiştir; ancak bunların dışındaki tüm emperyalist uygulamalara ve yaptırımlarla karşı karşıya kalmıştır.
Küresel ekonomik kırılganlıkların kaydı sistem üzerinden tehdit edilen ülkeleri Rusya, Ukrayna savaşı ile Rusya’nın yurtdışı mal ve finasal yapılarına el konulmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır.
Bu durum dünyada en büyük yatırım diplomasi ile yer alan ülkelerin ekonomilerine yatırım yapan Çin için en büyük tehdit olarak karşısına çıkmaktadır.
En son yapılan açıklamalar ile ABD tarafından Rusya’nın mal varlıklarının Ukrayna için harcanması yönündeki kararı uluslararası hukuk sisteminin dışına çıkılarak suç olmasına rağmen ABD tarafından açıklanması Çin ekonomisi için en büyük risk olarak görülmektedir.
Dolayısıyla Çin elindeki tahvilleri satarak altın almaya devam ediyor.
Türkiye ise kendisine karşı bütün tehdit unsurları ile mücadele ederken gelecek ekonomik kırılganlıklara karşı dünya piyasalarından en çok altın alan ülke olarak yerini almaktadır.
Dünyadaki ekonomik küresel kırılganlık boyutu bölgesel ve küresel anlamda yeni güçlerin riskleri karşılayacak rezerv para yerine altını

tercih etmeleri finansal piyasalarda her türlü yenilenmeye hazırlıklı olmak gerektiğini ortaya koymaktadır.
Çin Devlet Başkanı Xi’nin Avrupa ziyareti ile özellikle seçilen ülkeler olan Fransa, Macaristan, Sırbistan ile ABD ve AB arasında uygulamlar arasında tercih farklılığı dikkat çekmektedir.
Rusya’ya karşı hiç bir yaptırımın içinde yer almayan Macaristan ve Sırbistan ile Avrupa için iki ülkeden biri olan Almanya’nın ABD politikalarına teslim olması ,Fransa’nın ise ABD karşıtı söylemlerle yer alan Soros’un çalışanı Macron’un çıkışları dikkat çekmektedir.
Çin devlet aklının hiç bir şeyi unutmadığını açıkladığı Xi’nin Sırbistan ziyareti ile Çin elçiliğinin ABD tarafından vurulmasını hatırlatması yeri ve zamanı gelince cevap verileceği sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
Bu hatırlatma ile Çin gelecekteki AB ekonomisi ve endüstriyel yatırımların AB içindeki önemi ile ABD ve AB karşıtı çıkışlarıyla Çin’in olarak varlıksal kimliğini ortaya koymaktadır.
ABD’nin Rusya’nın malvarlığı olan 300 milyar dolara uluslararası hukuka aykırı olarak el konulması ve Ukrayna için harcamaları yönündeki yönlendirmeleri ile dünyada en çok yatırım yapan Çin ekonomisi için en büyük tehdit olarak karşısına çıkarken Rusya ile daha çok yakınlaşmasına da neden olacaktır.
Bu durum Çin’in ABD’nin istekleri dışına çıkarsan senin içinde aynı baskıyı uygularım demektir.

ABD finansal sisteminin ve deniz ticaret yollarında hakimiyet alanını daha çok Kafkasya üzerinden karaya taşımak isteyen Çin’in hamleleri olarak cevap niteliğindedir.
Brics zirvesi ile ABD’nin dünya üzerindeki ekonomik hegemonyasının karşısında alınacak kararların Rusya ve Çin ile Hindistan’ın da dahil olması ABD ve Batı için sonun başlangıcı sonuçlarının devamı olarak en etken uygulama alanı olacaktır.
Küresel ekonomik kırılganlıklar küresel ölçekli şirketlerin yatırım yerine tasarrufu seçmeleri ve bu tasarruf rakamlarının 300 ile 400 milyar dolarları bulması hegemon küresel ölçekli şirketlerin devletleri ve yönetimleri tehdit eden konuma gelmelerini ve daha etkin olarak kendilerini kabul ettirmelerini sağlamaktadır.
Devletlerin bu durumu aşmak için daha çok borçlanma yolu ile halklarının refah ve kalkınma yoluna gitmeleri borçlarını ödeyemez duruma gelen ülkelerin iflası ve toprak ve yeraltı yerüstü zenginliklerinin ele geçirilmesi anlamına gelecektir.
Küresel ekonomik kırılganlıklar hayatın bütün kademelerinde kendini gösterirken toplumsal sosyal patlamalar ile kriz kaos ve savaş ortamına doğru hızlıca gidilmesi sonucunu ortaya koymaktadır.
Dünya’nın Savaş ve Güvenlik ekonomisine geçiş ile siyasi ve toprak bütünlük sağlamaya başladığı politikalara döndüğü görülmektedir.
Dr.Mehmet BOZKUŞ
Stratejist-Siyaset Bilimci-Algısal Siyaset mehmetbozkus06@hotmail.com KAFKASSAM

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir