Türkiye ile maçlar Rusya’ya hep şans getirdi”

İran’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminde neler oluyor?

İbrahim Maraş: FELSEFE NEDİR?

Erdoğan’ın Washington-Brunson-Ukrayna Oyunu

Mehmet BOZKUŞ: 14 Haziran’a Doğru

Gündem 12 Haziran 2021
260
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE


​ABD, Türkiye ilişkileri; ABD’nin emperyal bakış açısı ile Türkiye’ye bakmaya devam etmesi, Türkiye’ye karşı istediklerini yaptırma gücünü kendinde görmesi ve bu politikalarına devam etmesi ile uzlaşmayı sağlamayı zorlaştırmaktadır.

​ABD’nin Türkiye aleyhine bir çok alanda hem açıktan hemde kapalı kapılar arkasından hamleleri ile Türkiye’nin zayıflaması ve yönetimi hedef alan açıklamaları ile Türkiye’ye karşı kendi bölgesel menfaatlerini koruma içinde olması bu durumu açıklamaktadır.

​ABD’nin Türkiye içinde faaliyet gösteren lobiler ve misyonerler vasıtasıyla ikinci dünya savaşı sonrası sahip olduğu nitelikli sanayi üretim alanlarının birer birer kapanmasına zemin hazırlamış ve amaçlarına ulaşmışlardır.
​Kıbrıs meselesinde Türkiye’nin haklı davasında ambargo uygulama kararı veren iki kutuplu dünya düzeninde İncirlikteki Jüpiter füzeleri üzerinden habersiz pazarlık yapan darbeleri yöneten ve istediklerini iktidara getiren, devamlı olarak bir ülkenin güç merkezleri olan kurumsal yapılarını yöneten ABD, 15 Temmuz hain fetö terör örgütü darbe girişimi ile Türkiye’ye karşı beslediği bütün hislerini ortaya koyan ABD, kendi güvenliğini sağlamak isteyen ülkemize karşı dün ne ise bu günde aynı politikaları izlemekten vazgeçmemektedir.

​Türkiyenin kendi bölgesinde küresel güç olma yönünde gönülleri feth eden politikaları uygulaması, emperyal sistemin karşısında yeni politikalar üreterek sömürülen ülkelere yeni bakış açıları kazandırmakta bu durum ise emperyal sistemin görsel uygulayıcısı ABD’yi ve onun destekçilerini rahatsız etmektedir.

​‘’Nato 2030 Yeni Bir Çağda Birliktelik hedeflerini içeren 2010-2030 Güvenlik ve Siyasi Ortam” ile “Öneriler: NATO’nun Rolünün, Uyumunun ve İstişaresinin Güçlendirilmesi” başlıklı üç ana bölümden oluşmakta ve sonuç bölümüyle tamamlanmaktadır.
İlk bölümde, Grubun 2030’daki NATO vizyonunun ana hatları ile Grubun temel bulgularının özeti sunulmaktadır.
İkinci bölüm, günümüz ile 2030 arasında NATO’nun içinde bulunduğu koşullara etki edebilecek ana eğilimleri değerlendirmektedir.
Üçüncü bölümde ise, Genel Sekreter tarafından Gruba verilen üç hedefin
1- Müttefiklerin birliğinin, dayanışmasının ve uyumunun güçlendirilmesi;
2- NATO bünyesinde Müttefikler arasındaki siyasi istişarenin ve eşgüdümün artırılması;
3- Tüm stratejik yönlerden İttifak’ın güvenliğine yönelik mevcut ve gelecekteki tehditlere ve sınamalara cevap verebilmek için NATO’nun siyasi rolünün ve ilgili araçlarının güçlendirilmesi her birine göre tematik olarak düzenlenmiş tavsiyelerin daha ayrıntılı bir tartışması ile bu kapsamdaki öneriler sunulmaktadır.
​NATO’nun, devlet ve devlet dışı aktörlerden kaynaklanan yeni tehditlere mukabele etme yeteneğini artırması; modern tehdit ortamında İttifak’ı korumak ve rakipleri caydırmak için siyasi araçlarını geliştirmesi ve değişen stratejik koşullara sürekli uyum sağlama yetisini koruması gerektiği kaydedilmektedir.’’(Kaynak NATO 2030: Yeni bir Çağ için Birliktelik / T.C. Dışişleri Bakanlığı)

​ABD Dışişleri Bakanı Blinken Türkiye’yle aramızdaki fikir ve politika ayrılıklar var. Türkiye kendisinden beklenen bir NATO müttefikinin davranması gerektiği şekilde davranmıyor. Sadece Rusya’dan S-400 alımı değil, bunun da ötesinde, Doğu Akdeniz’de atılan adımlar derinden rahatsız edici” bu ifadeler ABD’nin kendi menfaatleri çerçevesinde hareket ettiğini açıkça göstermektedir.

​Türkiye ABD ilişkilerini NATO penceresinden bakıldığında Müttefiklik ilişkileri ile bağdaşmayan terör örgütlerine destek veren ve bunu açıktan ifade etmekten sakınmayan ABD yönetimi en son olarak bölgemizde PKK’ya sağladığı sıhhiye yardım eğitimleride dahil olmak üzere bir çok alanda destek ve eğitimler vererek Türkiye’ye karşı bir tehdit unsuru olarak kullanmaya devam etmekte bu durum ilişkilerin ilerlemesinde en büyük engel olarak karşılarına çıkmasına rağmen bu politikalarından vazgeçmeyen bir ABD yönetimi kendi hava güveliğini sağlamak isteyen Türkiye’yi S-400 üzerinden tehdit etmeye devam etmektedir.

​ ABD’nin Türkiye’ye karşı kullandığı bütün enstrümanların aynısını Türkiye olarak, ABD’ye karşı Türkiye’nin kullanması durumu ile karşılaşan bir ABD yönetiminin Türkiye’ye karşı nasıl bir politika izleyeci sorusunu ABD yönetimine sorması gerekir.

​Ukrayna’dan Afrika, Asya, Akdeniz ve Ortadoğu’da bir çok alanda ülke menfaatlerini ön plana çıkaran politikalar izleyen Türkiye’nin tutumu ABD ve emperyal destekçileri tarafından çok çeşitli hamleler ve vekil savaşçıları tarafından engellenmeye çalışılması bunun göstergesidir.

​S-400,F-35, terör örgütlerine destekleri, ABD’nin Caatsa yaptırım kararları Türkiye aleyhine yapılan bir çok yayınlar, Türkiye yönetimini hedef alan açıklamalar iki ülke arasında güven sorununa sebep olmaktadır. Güven sorunu yaşanmaya devam ettiği sürece sorunların çözülmesinin pek kolay olmayacağı gerçeğini görülmesi gerekmektedir.

Mehmet BOZKUŞ

Yorumlar