KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Azerbaycan
  4. »
  5. Mayis Alizade: Elçiye zeval olmazmış Putin Aliyev Zelenski

Mayis Alizade: Elçiye zeval olmazmış Putin Aliyev Zelenski

Hasan Oktay Hasan Oktay - - 18 dk okuma süresi
314 0
mayis alizade

Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in Ukrayna gezisinde her ne kadar ekonomik ilişkiler ön plana çıktıysa da 2014, ardından 2015 yılında toprak bütünlüğü iki kere ağır ihlale maruz kalmış, bugün ise savaş ve hatta işgal ile tehdit edilen bu durumdaki bir ülkeyle ekonomi alanında ilişkilerin geliştirilmesi de başlı başına bir risk olsa gerek.

Önce iki Cumhurbaşkanı tarafından Kiev’de yapılan açıklamalar, ardından 18 Ocak’ta Kremlin’in açıklaması gelişmelerdeki siyasi ayrıntıları sezme fırsatını da sunmamaktadır.

Bu ansızın yaşanan gelişmeyi izleyen siyasetçi ve yorumcular mevcut durumu ve bundan sonraki muhtemel süreçleri Independent Türkçe’ye değerlendirdiler.

Bölgedeki gelişmeleri yakından izleyen eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, gelişmelere ilişkin sorularımızı şu şekilde yanıtladı:

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in, Ukrayna’ya giderek anlaşma yapması ‘ABD ve İsrail’in operasyonu olabilir mi?’ sorusunu akıllara getiriyor. Çünkü Rusya, ABD ile Cenevre’de yaptığı toplantıda NATO üzerinden ABD’nin kendisini kuşatıyor olmasından rahatsız olduğunu ifade etti. Net olarak tavrını ortaya koydu, Ukrayna’daki konsolosluk mensuplarını geri çekti.

Geçmişte Gürcistan’da ABD ve Batı tarafından yürütülen politikalar Gürcistan’ın toprak kaybına neden olmuştu. Rusya için Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan-Doğu Karadeniz havzasındaki kilit bölgeler olduğu için kendi geçmişinden kalan bölgelere kimsenin müdahale etmesini istemez.

Rusya, Azerbaycan’ın Ukrayna ile yakınlaşması politikasından rahatsız ola ve bunu affetmeyebilir. Rus postalının orada olması hem bölge Hem Türkiye hem Azerbaycan hem de İran’ın bakımından tehdit oluşturmaktadır. Türkiye için ise Ukrayna bir yaşam sahasıdır.

“Azerbaycan, Türkiye’nin desteğiyle teknoloji ve kurumsal altyapısını, hukuk, adalet ve demokrasi zeminini acilen inşa etmek mecburiyetinde” şeklinde konuşan Sadettin Tantan, sözlerine şunları ekledi:

Azerbaycan ancak güçlü kurumlarla ayakta kalabilir. Kazakistan ve Afganistan gerçeğini görmesi gerekir. Devletten zenginleşen kişilerin ve iş insanlarının; varsa, yurt dışındaki kazanımlarını kendi ülkelerine getirmeleri bu noktada hayati önem arz etmektedir.

Ülkenin temel kamu hizmetleri bakımından güvenlik güçlerinin, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat teşkilatının altyapılarının hukuk, adalet ve eğitim zemininde süratli bir şekilde yapılanmasına ihtiyaç var. Çünkü Rusya, Azerbaycan’ın Batı blokuna doğru kaymasından rahatsız olabilir.

Türkiye, Ukrayna, Azerbaycan ve İran’ı da yanına alarak bir ekonomik kalkınma ve güvenlik birlikteliği oluşturabilir. Bu birliktelik hem meclisler ile tescil edilebilir ve hem de her türlü yüksek teknolojik imkan ile eyleme dönüştürülebilir.

Çağımızın en büyük sorunlarından enformasyon, bilgi, algı, ticaret, enerji ve hakimiyet savaşlarına karşı böyle bir birliktelik, bölgede istihbarat teşkilatı ağlarını güçlendirir. Böylelikle havza ve kıta, küresel güçlerin çıkar alanına dönüştürülemez.

NATO-ABD ile Rusya arasındaki Ukrayna bağlamında karşılıklı söz düellolarının sergilenmediği bir dönemde Azerbaycan devlet başkanının Kiev’i ziyaret etmesi ve ikili ilişkileri geliştirme adına imzalanmış anlaşmaların bölgesel dengeleri ne derecede etkileyeceği merak konusuyken, Independent Türkçe’nin sorularını Ukrayna başkentinden yanıtlayan deneyimli uluslararası ilişkiler uzmanı Anvar Derkach, bu olayın birkaç bakımdan değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Derkach, Devlet Başkanı Aliyev’in Ukrayna gezisinin ileriki dönemler bakımından şu şekilde değerlendirdi:

Cumhurbaşkanı Aliyev’in Ukrayna gezisi zaten, sekiz seneden bu yana ilan edilmemiş savaşın içinde bulunan Ukrayna ile Rusya arasındaki ilişkilerin aşırı sertleştiği bir dönemde gerçekleşti. Öte yandan Kiev ile Ankara arasındaki ilişkiler istikrarlı biçimde gelişmektedir.

Ukrayna’nın beşinci Cumhurbaşkanı Pyotr Poroşenko 2014 yılında Türkiye lideri Recep Tayyip Erdoğan’la ilişkiler kurmuştu. Poroşenko’nun muhalifi ve üst düzey koltuktaki halefi ise bu ilişkileri güçlendirmektedir. Sadece yakın gelecekte iki ülke arasında serbest ticaret bölgesi anlaşmasının söz konusu olmayıp, aynı zamanda askeri alanda da faal işbirliği gündemdedir.

Kiev, Türkiye’nin Bayraktar marka İHA’larını almıştır. Bu İHA’ların, kendi topraklarını Ermeni işgalinden kurtarırken Azerbaycan’ı çok farklı bir konuma getirmişti. Türk İHA’ları Donbass bölgesindeki ayrılıkçı güçlere karşı mücadelede Ukrayna’ya çok büyük fayda sağlamaktadır.

Rusya’nın üst düzey yetkilileri ayrılıkçı kukla güçlere karşı Kiev’in sürdürdüğü mücadelede Türk İHA’larının oynadığı role karşı duyduğu öfkeyi saklamamaktadırlar. Aralık 2023’te Kiev vilayetinde Türkiye-Ukrayna ortak İHA üretim merkezi açılmıştır.

Bunun dışında kendi filosunu yeniden kurması için Türkiye, Ukrayna’ya yardım etmektedir. Türkiye kıta sahanlığında Ukrayna donanması için gemiler inşa edilmektedir. İki devlet ortak deniz askeri tatbikatları yapıyor. Ve önemlisi Türkiye, Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edilmesini tanımıyor ve üst düzey tüm görüşmelerde bunun altını çizerek ‘Kırım Ukrayna’dır’ olgusunu ısrarla savunuyor.

Derkach, “Kırım Tatarları konusu Karadeniz’in farklı kıyılarındaki iki devleti birleştiren önemli bir unsurdur. Ukrayna ve Kırım Tatar siyasetçiler Ankara’nın en üst düzey makamlarında kabul görmektedirler. Azerbaycan, Kafkasya’da Türkiye’nin geleneksel müttefiki olup Hazar Denizi’nin doğalgazı Türkiye üzerinden Avrupa’nın farklı noktalarına ulaşıyor. Türkiye’nin siyasi ve askeri desteği sayesinde Azerbaycan, Ermeni işgali altındaki kendi topraklarının önemli kısmını kurtarmaya muvaffak olmuştur” ifadelerini kullandı.

Anvar Derkach, açıklamalarına şunları ekledi:

1993-2020 yılları arasında Azerbaycan, Rus askerleri birliklerinin bulunmadığı yegane Güney Kafkasya ülkesi konumundaydı. Ancak Rus ordusunun 10 Kasım 2020’de ‘Barış Gücü’ adı altında Dağlık Karabağ bölgesine yerleşmesi Rusya’nın elinde farklı baskı unsurlarının bulunduğu olgusunu değiştirmemektedir.

Buraya Rusya’da çalışan yarım milyon Azerbaycanlı da dahildir, enerji piyasasında iki ülke arasındaki rekabet ve Rusya’dan silah tedariki de. Ve bunun yanı sıra Putin’in diktatöryel yönetim şeklinin Aliyev’e, Ukrayna’nın sık sık kaos ile istikrar arasında denge arayan demokratik yönetim tarzından daha yakındır.

Bu bağlamda İlham Aliyev’in gezisi mantıklı ve eşyanın tabiatından doğan bir reellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira iki ülke de daha Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde kurulmuş Ukrayna Halk Cumhuriyeti ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti döneminde işbirliği içinde bulunmuşlar.

Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova 1997’de GUAM örgütünü kurmuştu. Günümüzde sadece sembolik düzeyde var olmasına rağmen GUAM, Rusya’nın başını çektiği tüm kurumlara karşı denge oluşturabilecek tek örgüttü.

Aynı zamanda Moskova, Azerbaycan devlet başkanının Kiev gezisini meydan okuma olarak da değerlendirebilir. Ancak Karabağ’da Rus askeri birliklerinin bulunmasına rağmen bu adımı atan Aliyev’in kendi topraklarında Rusya’nın uydularını yendikten sonra kendini yeteri kadar emin hissettiğini göstermektedir.

Bölgedeki gelişmeleri gerek medya ve gerekse araştırma kurumları sahibi olarak yakından izleme fırsatı bulunan, Azerbaycan’ın tek bağımsız medya kurumu olan Turan Haber Ajansı (kuruluş tarihi 5 Mayıs 1990) ve ASTNA Siyasi ve Ekonomik Analizler Merkezi Başkanı Mehman Aliyev, Kiev buluşmasının perde arkasında Türkiye ve Azerbaycan’ın ‘arabuluculuk’ misyonunun konuşulmuş olabileceğini gündeme getiriyor.

Independent Türkçe’nin konuya ilişkin sorusunu Mehman Aliyev, şu sözlerle yanıtladı:

Salı akşamı Kremlin’den yapılan açıklama Devlet Başkanı Putin’in, düne kadar kardeş saydığı bir ülkenin sınırlarına yüz binlik askeri yığınak yaparak Ukrayna’ya saldırı emri vereceğini iddia edip ardından pat durumu yaranmasını isteyenleri ümitlendirmiştir.

Açıklamada Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in son Ukrayna gezisine ilişkin bilgiler de yer almıştır.

‘İlham Aliyev’in kısa süre önce Kiev’e düzenlediği gezide Ukrayna’nın aldığı ve yapıcı olmayan bir pozisyondan dolayı çıkmaz sokağa girmiş bulunan Ukrayna iç meselesinin çözümü konusu da Putin ile Aliyev arasındaki telefon görüşmesinde gündeme gelmiştir. Vladimir Putin, ABD ve müttefikleriyle Rusya’nın güvenliğini temin edecek teminatların verilmesi konusunda yapılan görüşmeler ilişkin bilgi sunmuştur.’

“Aynı gün Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ukrayna’nın Rusya tarafından işgali iddialarının gerçeklikten uzak olduğunu açıklamıştır.

Ukrayna güçlü bir devlettir. Böyle bir adımı atması için dünyadaki ve ülke içindeki durumları Moskova’nın iyi analiz etmesi gerekir.

Aynı zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı, Ukrayna konusunu kısa süre önce Kiev’de bulunmuş İlham Aliyev ile konuşacağını ifade etmiştir.

İlham Aliyev’le konuşacağım. Kuşkusuz bu konuların Putin’le konuşulması da önemlidir. Bu bölgeler artık savaş üzerinden barışamamaktadırlar. Bu doğru değil. Savaş senaryosunun tamamen gündemden çıkarılması gerekmektedir. Başkalarının topraklarını işgal etme girişimleri istenen sonuca götürmeyecek. Rusya, Ukrayna’da, Kırım’da hangi adımları atmıştır? Putin’le her konuşmamızda Rusya’nın, Kırım’ı işgaline karşı olduğumuzu söylüyorum.

“Türkiye liderinin açıklamalarının sert tonuna rağmen bu durum ülkenin NATO’daki müttefiklerinin tutumu gibi sert olduğuna işaret etmemektedir. Vladimir Putin’den ‘yakın dostu’ olarak bahseden Erdoğan ve aynı zamanda Aliyev artık Rusya ile bağımsız Ukrayna Devleti Başkanı Zelenski’nin arasında arabuluculuk misyonunu üstlenmiş durumdadırlar” şeklinde konuşan Mehman Aliyev, sözlerini şöyle sürdürdü:

Sayın Erdoğan’ın iki gün önce sarf ettiği sözler Rusya’nın rehin aldığı yüzlerce Ukrayna vatandaşının geri iade edilmesi yönündeki girişimlerinden biri sayılabilir. Rusya-Ukrayna gerilimine ilişkin Aliyev’in, Ukraynalı meslektaşına neleri ilettiği ve ne gibi yanıtları almasına ilişkin şimdilik elimizde bir bilgi bulunmamasının nedeni bu konunun gezinin resmi kısmında yer almamasıdır.

Ancak önümüzdeki şubat ayında Ukrayna’nın, Türkiye ve Azerbaycan ile diplomatik ilişkiler kurmasının otuzuncu yılı dolayısıyla düzenlenecek törende Aliyev, Erdoğan ve Zelenski’nin bir araya gelecek olması bundan sonraki sürece ilişkin ipuçlarını da belirli ölçüde ele vermiş olacak.

Erdoğan-Putin-Aliyev ilişkilerinden Rusya liderinin Ukrayna’yla krizin çözümü konusunda Batılılardan ziyade Avrasyalı müttefiklerine daha fazla güvendiğini göstermektedir. Rusya’nın isteğini kısa şekilde ifade edersek:

Kırım’ın durumunu gündeme getirmeden Donbass konusunu görüşmeye hazırım. Kiev bunu kabul eder mi acaba?

Uluslararası ilişkiler alanında Türkiye’nin önemli uzmanlarından biri olan Makedonya’daki Uluslararası Vizyon Üniversitesi rektör yardımcısı, Ankara’daki Kafkas Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay, Kiev buluşmasını ‘Tarafsızlık pozisyonunu tazelemek amacıyla Ukrayna ziyareti’ olarak nitelendirmektedir.

Independent Türkçe’nin son gelişmelere ilişkin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Oktay’a göre, Azerbaycan devlet başkanının ‘toprak bütünlüğü’ konusuna yaptığı atıf dikkate değer bir husustur:

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ukrayna’ya resmi ziyaretinin Rusya’nın, Ukrayna’na yönelik siyasi baskılarının daha da yoğunlaştığı bir döneme tesadüf etmesi uluslararası alanda farklı yorumlara neden oldu.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski toplantıdan sonra ülkelerin, egemenlik ve toprak bütünlüğü konularında birbirini destekleyeceklerini ve uluslararası kabul görmüş sınırları korumak için çaba gösterecekleri şeklinde açıklama yaptı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev de ikili görüşmenin ardından yaptığı açıklamada bağımsızlık döneminden beri Ukrayna ve Azerbaycan’ın her zaman birbirlerine destek olduklarını, her zaman birbirinin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklediklerini ifade etti.

Rusya-Ukrayna gerginliğinin zirvede olduğu dönemde iki cumhurbaşkanının da ‘toprak bütünlüğü’ne vurgu yapması dikkate değerdir. Birçok analizci tarafından bu görüşme Azerbaycan’ın pozisyonunun belirlenmesi şeklinde yorumlanmaktadır. Ancak kanaatimizce bu görüşme pozisyon belirleme amacıyla gerçekleştirilmemekteydi. Çünkü daha önce gerçekleştirilen Kırım Platformu’na Azerbaycan katılmamıştı.

İşte bundan dolayı Cumhurbaşkanı Aliyev’in Ukrayna ziyaretini Kırım Platformuyla birlikte okumak isabetli olacaktır. Buradan hareketle Aliyev’in Ukrayna ziyaretini daha ziyade muhtemel bir Rusya-Ukrayna savaşında herhangi tarafın yanında yer almayacağını dolaylı olarak göstermiş oldu.

“Azerbaycan’ın bu tavrının gerçek anlamı ise Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşebilecek muhtemel bir savaştan yana olmadığı şeklinde de okunabilir. Diğer bir ifadeyle Azerbaycan Cumhurbaşkanının Ukrayna ziyareti Rusya ve Ukrayna arasında savaş riskini azaltma şeklinde yorumlanabilir. Buradan hareketle Aliyev’in gezisi taraflar arasındaki gerilimi yumuşatma amacını taşıyan bir girişim olarak da nitelendirebilir” değerlendirmesinde bulunan Prof. Dr. Hasan Oktay, şöyle devam etti:

Peki, Azerbaycan taraflar arasında uzlaştırmacı rol oynayabilir mi? Her üç ülkenin SSCB içinde bulunmuş olması ve aynı dili konuşmaları Azerbaycan’a bu fırsatı sağlayabilir. Bunun yanı sıra Azerbaycan’ın herhangi bir uluslararası güvenlik örgütüne üye olmaması da herhangi bir tarafın yanında yer alması yükümlülüğünden kendisini kurtarmaktadır.

İlham Aliyev, Putin’in nezaret ve izniyle ve hatta Putin adına bir görev için gitmemiş ise Azerbaycan-Rusya ilişkilerinde kısa vadede bazı sıkıntılar yaşanacak gibi gözükmektedir. Ukrayna bu günlerde bütün dünyanın dikkatini üzerine çekerken Aliyev’in bu seyahati önceden planlandı veya hiçbir devlet ile alakası yok gibi masum bir görüntü altında izah edilemez.

Türkiye-Rusya ilişkileri birçok alanda gerçek anlamda patinaj yaparken Ukrayna konusunda Türkiye, Aliyev’i bir elçi olarak destek mahiyetinde göndermiş ise o zaman Rusya-Azerbaycan ilişkilerindeki tıkanıklık daha da sarpa saracak gibi.

Rusya açıktan Türkiye’ye karşı pozisyon almasa da Kazakistan örneğinde, Dağlık Karabağ örneğinde olduğu gibi anında operasyon yapma kabiliyetini hayata geçirebiliyor. Her ne kadar Dağlık Karabağ toprağı Azerbaycan’ın gibi gözükse de Rusya de facto orayı işgal etmiştir.

Rusya ile Batı yakın zamanda Ukrayna konusunda savaş ya da barış yoluyla bir sürece girer ise burada Aliyev ile Rusya’nın ortaya koyacağı tutumu yakından izlemek gerekecek. Aliyev eğer Ukrayna’ya Putin’in bilgisi dahilinde gitmemiş ise Putin kendisine karşı Azerbaycan’dan bir cephe açıldı endişesi ve korkusuyla karşı hamleler geliştirebilir.

Devletler arasında en üst düzeydeki beklenmedik gidiş-gelişler neyin ifadesi olabilir acaba?

Hem de savaş ve bir anlamda işgalle tehdit edilen bir ülkeye.

Gerçekten söz konusu olan bir arabuluculuk mu acaba?

Yoksa…

Sürecin işlemesini beklemek en doğru yaklaşım olacak…

Mayis Alizade

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir