KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Rusya
  4. »
  5. Mary Dejevsky: Ukrayna savaşı Rusya’ya sıçrarken

Mary Dejevsky: Ukrayna savaşı Rusya’ya sıçrarken

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 10 dk okuma süresi
232 0

Geçen haftanın başında, bilinmeyen sayıda milis Ukrayna‘dan Rusya‘nın Belgorod bölgesine girdi.

Ayrıntılar hem belirsiz hem de tartışmalı ancak görünen o ki aslında olan şey şu: Bu milisler bir sınır karakolunu ele geçirdi, Ukrayna’nın ikinci büyük şehri Harkov’un kuzeyindeki sınırın Rus tarafında bulunan birkaç köye saldırdı ve Rus birlikleri tarafından püskürtülmeden önce onlarca kilometre boyunca Rusya’nın içlerine doğru ilerledi. Rusya bu milislerin 70’ini öldürdüğünü öne sürse de bu iddiayı destekleyen herhangi bir kanıt yok.

Ukrayna, milislerin Kiev yönetiminden bağımsız faaliyet gösteren ve Devlet Başkanı Putin‘e muhalif Rus gönüllülerin yer aldığı birkaç örgütten olduğunu söylerken; Rusya’nın beyanı, bunların tamamıyla Kiev’in bilgisi ve desteğiyle faaliyet gösteren Ukraynalı sabotajcılar ve teröristler olduğu yönünde. Bu baskının arkasında kimin olduğu, baskının yaşanmış olduğu gerçeğinin yanında ikincil bir detay gibi kalıyor.

Son aylarda birden çok sınır ötesi saldırı girişimi oldu ancak görünüşe göre bu; en büyük, en uzun ve en iyi organize edilmiş olanıydı. Doğrulanmış fotoğraflar, grubun Humvee gibi ABD yapımı araçları kullandığını da gösteriyordu. Bu da yanıltmaca ve askeri yardımın izinli kullanımı fikirlerini ortaya koyuyor.

Engellendiği söylenen bu kısa süreli baskın, Ukrayna’daki savaşın Rusya’nın içlerine doğru gerçekten sıçramaya başladığını belirten kanıtlara bir yenisini ekledi. Sınır bölgelerindeki cephanelikleri ve diğer tesisleri hedef alan drone saldırıları düzenlendi. Briyansk’ta ve Ukrayna’ya yakın diğer bölgelerde aralarında uzun yol giden yük trenlerinin de bulunduğu çok sayıda trenin raydan çıktığına dair haberler geldi.

Rusya’nın önde gelen milliyetçi ideologlarından birinin kızı olan Darya Dugina’nın ölümüyle başlayan, Vladlen Tatarski adını kullanan St. Petersburg merkezli blog yazarının bir heykelciğin içine gizlenmiş bombayla öldürülmesiyle devam eden ve önceki haftalarda arabasına yerleştirilen bombayla milliyetçi yazar Zakhar Prilepin’in ağır yaralanması, yolcusununsa öldürülmesiyle sonuçlanan üç siyasi suikast ya da suikast girişimi yaşandı.

Ayrıca bir de Kremlin’e yönelirken vurulan şu insansız hava araçları vardı. Batılı yetkililer, başta bunu Rusya’nın sahte bayrak operasyonu olarak adlandırsa da bu işin Rusların iddia ettiği gibi Ukrayna’nın özel kuvvetleri tarafından tezgahlandığı şimdilerde giderek daha fazla düşünülüyor. Geçen hafta The New York Times’ta yayımlanan bir haberde de Batı’nın resmi düşüncesindeki bu değişime değinildi.

Buna Rusya içindeki saldırıların erken bir örneği olarak, ekimde Rusya anakarasını Kırım’a bağlayan Kerç Köprüsü’ne zarar veren bomba yüklü kamyonu da ekleyebilirsiniz.

Bütün bu yaşananlar, ortak özelliklere sahip: Bunlar savaştan önce Rusya’da çok az görülen, beklenmedik olaylar. Rusya hepsinde suçu Ukrayna’ya attı. Devlet Başkanı Zelenski ve Kiev yönetimi sorumluluğu tamamen reddetti ve Batılı yetkililer genellikle Kiev’in tarafını tuttu; daha sonraysa evet, bunlarda Ukrayna’nın parmağı olabileceği ancak faillerin muhtemelen bağımsız (veya başıboş) ajanlar ya da belki de sadece özel kuvvetler veya Ukrayna’nın sivil veya askeri istihbarat servisleri olduğu sonucuna vardı. Saldırıda Ukrayna’ya ait bir unsur olsa bile bunun Zelenski ya da Kiev’le bir ilgisi olmadığı söyleniyordu.

Ve bunun için iyi bir gerekçe vardı. Bu tür durumlarda inkâr yalnızca “en iyi uygulama” olmakla kalmıyor; aynı zamanda da özellikle ABD’nin, çatışmaların Rusya’ya yayılmasının risklerinden endişe duyduğunu da gösteriyor. Washington daha gelişmiş silahlar gönderirken bunların Rusya’ya yönelik saldırılarda kullanılmamasında ısrar etti ve yakın zamana kadar menzillerini de buna göre sınırlamıştı.

CIA’in Ukrayna gizli servisiyle bağlantı kurmasının ardından ABD’nin Dugina suikastı nedeniyle Kiev’i kınadığı bildirildi. ABD, Rus istilasının birinci yıldönümünde Ukrayna’nın insansız hava araçlarını Kremlin’e uçurma planı hakkında Kiev’e yaptığı uyarıyı da kamuoyuna duyurdu. Ukrayna bu uyarıyı dikkate alsa da belki de daha az hassas bir vakitte bunu yine de denemiş görünüyor.

Bu operasyonlardan herhangi birine Zelenski yönetimi tarafından ne ölçüde izin verildiği ve Ukrayna istihbarat servislerinin kendi başlarına ne ölçüde faaliyet gösterebileceği konusunda hâlâ kayda değer (ve şüphesiz kasıtlı) bir belirsizlik var.

Nihayetinde bu belki de pek önemli değil. Riskler aynı ve bu riskler Ukrayna da dahil tüm taraflar için geçerli.

Ukrayna, Batı’dan aldığı malzemelere ilişkin koşulları ihlal ediyorsa, bu teslimatın yavaşlaması ya da kısıtlanması riskine giriyor. Bu, hava saldırılarını Ukrayna’nın daha da iç kesimlerini kapsayacak şekilde genişletmek için Rusya’ya bahane de sunabilir. Cezalanma amacı taşıdığı bariz olan bazıları dışında (örneğin Kerç köprüsü saldırısına ya da Kremlin’deki insansız hava araçlarına cevaben gerçekleştirilenler) şimdiye kadarki Rus saldırılarının temel hedefi Dinyeper nehrinin doğusuydu.

Rusya içlerine yönelik sınır baskınları veya saldırıları daha sıklaşırsa bu durum değişebilir. Rusya ayrıca Batı’nın ikmal hatlarına da saldırmaya karar verebilir ki şimdiye kadar çoğunlukla bunu yapmadı. Şu anda yaptığından daha fazlasını yapma kapasitesini barındırıp barındırmadığı sorgulanabilir ama Rusya gerçekten ihtiyaç duyduğu zaman kaynak bulma alışkanlığına sahip.

Putin’e ülkesinin içinden yöneltilen açık eleştirilerin, Rusya’nın savaş çabalarının yetersiz olduğunu ve savaşı gereken sertlikte yürütmediğini düşünenlerden geldiğini belirtmek lazım. Rus güçlerinin son sınır baskınını püskürtmesi için gereken süre, 70 kadar baskıncı gerçekten öldürülmüşse bile, bu düşüncedekilerin şüphelerini gidermeye pek yetmeyecek. Bu yüzden Rusya içindeki saldırıların bir bedeli olacak.

Eğer daha ciddi bir sınır ihlali gerçekleşirse bu bir istila gibi gösterilebilir ve o zaman tüm ihtimaller masada olur. Tıpkı, mesela Ukrayna özel kuvvetleri Putin’e suikast düzenlese olacağı gibi. Hem Rusya hem de Ukrayna birbirlerinin liderlerini hedef almayacaklarını söyledi ve ben (şu anda) Rusya’nın nükleer silahlara başvuracağını düşünenlerden değilim. Ancak aşırı eylemler, ister kazara ister kasti olsun, yok sayılamaz.

Rusya şu ana kadar saldırılarını Ukrayna’nın ötesine taşımaktan kaçındı ve ABD, Ukrayna’nın Polonya’ya düşen bir füze için (hatalı bir şekilde) Rusya’yı suçladığı olayı hızla yatıştırdı. Ancak Rusya bir NATO ülkesine saldırmaya kalkışırsa 5. Madde kapsamında karşılık verilmesine yönelik baskıya direnmek zor olur ve şu anda NATO’yla Rusya arasında sürdürülen vekalet savaşı aniden vekalet unsurunu kaybederek gerçek bir savaşa dönüşür.

Londra ve Brüksel’in, Varşova’nın ve de özellikle Washington’ın yüksek mevkilerinde bu konu üzerinde çalışan ve bir zamanlar göz ardı edebilecekleri senaryoları değerlendiren bilgili kişiler olduğunu ummak gerek.

Kendi adıma, Rusya’nın zayıflığının daha geniş bir savaş riskini almaya değecek kadar fazla olduğu neticesine değil, savaşın herhangi bir şekilde yayılmasının Avrupa’nın geri kalanı için her ne pahasına olursa olsun kaçınılması gereken korkunç sonuçlar doğurabileceği sonucuna varmalarını umuyorum.

https://www.independent.co.uk/voices

Mary Dejevsky Dış Politika Köşe Yazarı

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir