KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Mahmut Sami MALLI: DÜNYA YENİDEN KARIŞIYOR, ÜLKELER YENİ DÜNYA DENGESİNDE GÜÇ SAHİBİ OLMAK İÇİN YARIŞIYOR

Mahmut Sami MALLI: DÜNYA YENİDEN KARIŞIYOR, ÜLKELER YENİ DÜNYA DENGESİNDE GÜÇ SAHİBİ OLMAK İÇİN YARIŞIYOR

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 10 dk okuma süresi
72 0

Dünya gündemine uluslararası ilişkiler penceresinden baktığımızda dünya yeniden karışıyor sonucu ile karşılaşıyoruz. Rusya, ABD ve AB’ nin NATO’ aracılığı ile kendi bölgesine yakın olmasını istemiyor. Bu hususta ABD, AB ve NATO’ yu uzak tutmak için büyük planlar hazırlığı içinde. Aynı zamanda Rusya’nın olası planları yanı sıra ABD ve AB, NATO üzerinden Rusya’ya karşı planlar geliştiriyor.

Rusya Ukrayna üzerine atağa geçtiği zaman ABD ve AB NATO üzerinden Ukrayna’ya destek verirken aynı zamanda Asya bölgesinde Afganistan’da Taliban üzerinden karşı atak yapacak. Böyle bir durumda henüz Rusya’nın olası süreçte nasıl bir strateji uygulayacağı netlik kazanmıyor. En önemli etken Çin bu durumda Taliban’a mı destek verecek yoksa kaçan Eşref Gani ardından ülke savunması için birleşen hükümet ve ordu yöneticileri ile mi ilişkiler kuracak bilinmeyen bir denklem olarak yerini koruyor.

Rusya ve Çin’in yakın iş birliği içerisinde olduğu ortak hedeflerinin de ABD’nin Asya bölgesinden uzak durması hususunda mutabık kalındığı düşünülürse çatışma kaçınılmaz görünüyor. Diğer taraftan Ukrayna ve Afganistan ardından asıl karşılaşmanın Balkanlarda olacağı resmin ardındaki gölge olarak sirayet ediyor. Rusya’nın Ukrayna atağına karşı ABD ve AB NATO üzerinden karşı atağa geçerken gözden kaçan büyük hususlar var. Bu husus sessiz güç ile hakimiyet güden İngiltere’nin nasıl bir politika izleyeceği konusudur.

Hali hazırda Irak ve Suriye’ de devam eden ve Mısır’ da tezahür eden kıvılcımları da ele alacak olursak tüm gelişmeler ardından küresel bir güç merkezi olan Birleşmiş Milletler üzerinde taşıdığı misyonu yerine getiremediği için büyük bir revizyona uğrayacak. Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN ‘dünya beşten büyüktür’ derken çok doğru bir analiz yaptı. Şimdi yeni dünya düzeni için bu beşli gurup arasında iç çatışma günden güne artacağı görülüyor.

Peki tüm bu gelişmelere yönelik Türkiye nasıl bir strateji izlemeli?

Türkiye Selçuklu ve Osmanlı mirasçısı kadim bir devlettir. Hiçbir zaman kuşatma, istila ve sömürge içerisinde olmamıştır. Bu ilkeden de taviz vermeden yoluna devam edeceği mutlak bir gerçektir.

Üç kıtanın birleştiği ve beş kıtanın buluştuğu stratejik bir konumda olması en çokta ülkemizi yoracak süreçlerin habercisidir.

Türkiye öncelikli olarak stratejik eylem planlarında büyük ölçüde reformlar yapmalıdır. Bu reformların en başında zorunlu göç, yerinden edinmiş yabancı vatandaşlar, sığınmacı ve mülteci konularında kısa, orta ve uzun vadeli güçlü bir vizyon hazırlamalıdır.

İlerleyen zaman evresinde göç oranında büyük artışlar kapıda.
Afganistan hususunda sulh ekseninde bir denge stratejisi için adım atılmalıdır. Çatışmaların önlenmesi ve başka ülkelerin gizli planlarına yem olmamaları için Afganistan’ da ki tüm etnik yapıların yöneticileri ile ayrı ayrı iletişim içerisinde çatışma süreçleri önlenmelidir.

Ayrıca tüm dünya demokrasi, adil düzen ve kamu yönetiminde devamlılık derken Taliban unsurlarının yönetime el koydum diyerek tüm ülkeyi korku iklimine sevk etmesi doğru bir adım değildir. 20 yıldır ülkeyi kuşatan ABD böyle bir sürece yöneldiyse hedefi bölgede kaosun hakim olması içindir.

ABD’nin Taliban’ı sevdiğinden dolayı değil, bölgede güç dengesi olarak kullanmak için bu yola girdiği görülüyor. Afganistan’da ya erken seçim ile yol alınmalı ya da bütün etnik yapıların ortak bir hükümet kurarak ‘her şeyi ile kendine yeten bir Afganistan vizyonu’ ile ayağa kalkmak için atağa geçilmelidir.

Yalnızca Taliban’ın olacağı bir yönetim dünya genelinde meşrutiyet kazanamaz. Bu sürecin faturası 20 yıllık demokrasi getiriyorum yalanı ile ülkeyi kuşatan ve 20 yıl sonra demokrasi için savaştığını iddia ettiği Taliban’a ülkeyi bırakan ABD’ye yazılacak.

Halen ülkemizde mevcut bulunan, sığınmacı ve mülteci olan Afganistan vatandaşlarına yönelik rehabilitasyon için meşru hükümet döneminde göreve gelen ve ülkemizin cumhurbaşkanına güven mektubu sunarak göreve başlayan Afganistan Ankara Büyükelçisi ile iş birliği ve rehabilitasyon koordinasyonu üzerine bir adım atılmalıdır. Bu adım ilerleyen günlerde dünyada tansiyonun artması ile artacak olan zorunlu göçe stratejik bir hazırlık olarak ele alınmalıdır.

Türkiye olarak Asya, Orta Asya, Karadeniz, balkanlar, Ortadoğu ve Afrika alanında geliştirilen stratejiler birbiri ile eş güdümlü ve birbirini destekler nitelikte olmalıdır. En önemlisi herhangi bir çatışma sürecinin oluşmaması için sulhu temin etmek adına öncülük etmek olmalıdır.

Olaylar gerçekleştikten sonra nelerin yapılacağı üzerine değil olasılık teorisi üzerine olaylar gerçekleşmeden öncesi, şimdisi ve sonrası olarak üç ayrı konuda kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirip hepsini dış politika vizyonu ekseninde buluşturmalıyız.

Ayrıca ülkemizin NATO üyesi olması ABD ve AB ülkeleri için bir avantaj gibi görülüp bu üyelik sürecinin çıkar odaklı kullanılmasına yönelik diplomasi ve milli güvenlik açısından şimdiden önlemler alınmalıdır.

Eğer ABD ve AB ülkeleri NATO üyeliğinde işbirliği sürecini ortaya koyarlarsa onlara 15 Temmuz sürecini hatırlatıp FETÖ/PDY Örgütüne yönelik taleplerin yerine getirilmesi ve PKK vb. terör örgütlerine sunulan lojistik, teknoloji, gıda, mühimmat, finans vb. desteklerin araştırılıp bu alanda destek sunan kişi, grup, şirket, sivil toplum kuruluşu, yabancı devlet kurumları ve yabancı istihbarat örgütlerinin kimler olduğu aleni bir şekilde rapor ile gündeme alınarak gerekli önleyici yasal tedbirler ile güvencenin temin edilmesi şartı önlerine konulmalıdır. Ayrıca bu talepler yerine getirilse dahi silahsız bir şekilde gözlem odaklı ikili maslahat görüşmeleri üzere Türkiye’nin gözetiminde Karadeniz politikası üzere anlaşmalar sağlanmalıdır. Aksi hiç bir şekilde kabul edilmemelidir.

Yeni dünya düzeninde yeni güç merkezi Asya’dır. Bu hususta Türk Devletleri Teşkilatı’na büyük sorumluluklar düşmektedir. Türkiye’ nin Asya’da çıkış kapısı Afganistan’dır. Sulh ekseninde bir denge stratejisi ile ülkenin adil bir düzen içinde kendisini toparlaması için Türkiye atağa geçmelidir. Afganistan batı eğitimi ile ithal edilen ve sıkışınca kaçan bir devlet başkanı yerine kendi içinden akademik altyapıya sahip, millet ve devlet bütünlüğüne yönelik vizyon sahibi olan, entelektüel ve stratejik zekâ ile hareket edecek ve hiçbir şekilde ayrım yapmayan bir lider ile yol almalıdır.

Dünya genelinde demokrasi alanında örnek teşkil eden bir ülke olan Türkiye’nin Türkistan coğrafyasının kadim medeniyetleri arasında yer alan ve horasan erenlerine ev sahipliği yapan Afganistan’a ağabeylik yapması büyük bir kazanım olacaktır.

Bu adımlar şimdiki zamanda bölgede sulhu temin ederken gelecek zamanda dünya dengesine yön veren küresel güç merkezinin daha adil, daha kapsamlı ve beşten büyük bir sistem inşasına zemin olacaktır. Bu derece mühim bir stratejik adımla birlikte küresel yönetim merkezi Dünyanın gözü, Türkiye’nin kalbi olan İstanbul’da tazelenmiş bir şekilde yeniden inşa edilecektir.

Mahmut Sami MALLI

Siyaset Bilimci

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.