Alman uzman: Türkiye ekonomisinin çökmesi Almanya’nın da zararına olacaktır

Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Plebisit’le Türkiye’ye bağlanır mı?

Gündem, Türkiye 17 Temmuz 2017
1.060

Kıbrıs’ta görüşmeler sil baştan. Beklenildiği gibi Kıbrıs’ta çözüm için İsviçre’nin Crans Montana kasabasında düzenlenen konferanstan uzlaşma çıkmamış, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’de müzakelerin sonlanmasını ‘çok üzgün’ olduğunu belirterek görüşmelerin anlaşma sağlanamadan sona erdiğini ifade etmişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Türk askerinin adadan çekilmesinin iki taraf için de kabul edilemez olduğunu” açıklaması aslında görüşmelerin neden kitlendiğinin çok net ifadesi. 28 Haziran’da başlayan görüşmelerde, güvenlik ve garantiler başlığında uzlaşma sağlanamaması nedeniyle pürüz çıkmıştı. Rum kesimi, garantör ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin adadan askerlerini çekmesini istemiş, Türk tarafı ve Türkiye bu talebi “kırmızı çizgi” olarak niteleyerek kabul etmemişti. (1) Daha önce Birleşmiş Milletler’in planı üzerinde müzakere eden taraflar bu kez, kendi çözüm önerilerini tartışmıştı. Görüşmelerde en zorlu başlıklardan biri de ‘garantörlük’tü. Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi, bu başlıkta, 1960 Anayasası ile Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye ‘Kıbrıs’a müdahale hakkı veren’ garantörlük sisteminin ortadan kaldırılmasında ısrarcı olmuştu. Çözümden sonra ortaya çıkacak yeni ve birleşik Kıbrıs Devleti’ndeki toplumların güvenliğini, AB ve BM’nin dahil olacağı, uluslararası bir gücün sağlaması için bir mekanizmanın oluşturulması gündemdeydi. Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı ise, 1960’te getirilen garantörlük sisteminin güncellenmesini önerirken, çözümden sonra ortaya çıkacak yeni ve birleşik Kıbrıs Devleti’ndeki Türk toplumunun güvenliği için ‘bir süre daha garantörlük’ teklifinde ısrar etmişti.(2)
Kıbrıs Rum kesiminde Emekçi Halkın İlerici Partisi AKEL’in (Ανορθωτικό Κόμμα Εργαζόμενου Λαού, Anorthotikó Kómma Ergazómenou Laoú ) Merkez Komitesi Kıbrıs Sorunu görüşmeleriyle ilgili bir açıklamada bulunarak çözümsüzlüğün sebebinin Türkiye olduğunu ileri sürmesi görüşmelerin seyrini ortaya koyuyor. Kıbrıs sorununun çözümünün bugüne kadar başarılmamasının ana nedeninin şüphesiz Türkiye’nin yıllardır süregelen uzlaşmazlığı ve yayılmacı çıkarları olduğuna vurgu yapılmış, Kıbrıs Türk tarafının sabit tezinin toprak ve devamında güvenlik başlığının, önce geriye kalan bütün başlıklarda sonuca varıldıktan sonra, sadece son aşamada görüşülmesi gerektiği yönünde olduğu, daha sonra Akıncı’nın bu nihai aşamaya bir türlü varılamadığını söyleyerek, önce diğer başlıklar çözüme kavuşturulmaksızın toprak başlığını görüşmeyi kabul etmesine rağmen, Kıbrıs Türk yönetimi altında kalacak toprak oranında taraflar arasında yakınlaşma menziline girilmesi başarıldığı anda, Akıncı’nın anlaşılmaz ve pek çok soru işaretlerine yol açan nedenlerle bu çabayı kestiği belirtildi. (3)
Bu sürece nasıl gelindiğini isterseniz bir hatırlayalım. Kıbrıs Harekâtı sonrasında 1976’da Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuş, 15 Kasım 1983’de Kıbrıs Türk Federe Devleti meclisi Self determinasyon hakkını kullanarak oybirliği ile aldığı bir kararla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmişti. KKTC’nin kuruluş bildirgesini kurucu cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş okumuş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulması, Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan’ın ve pek çok devletlerin yanı sıra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de tepkisini çekmişti. Güvenlik Konseyi, 18 Kasım’da aldığı bir kararla bağımsızlık kararını kınamakta gecikmemişti. 13 Mayıs 1984’te de Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladığından beri Kıbrıs Sorunu, dünyanın gündemine girmişti. O günden bugüne başta Birleşmiş Milletler bünyesindeki çalışmalar olmak üzere adanın birleştirilmesi gayesi ile birçok faaliyet yürütüldüyse de bir sonuç alınamadı. 2004 Annan Planı referandumu da Kıbrıslı Türklerin “kabulü” ve Rumların “hayırı” ile gerçekleşmedi. 1 Mayıs 2004’te Kıbrıs Rum kesimi Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla tüm adayı temsilen Avrupa Birliği’ne kabul edildi.
Kıbrıs Rum kesimi ve Türk kesimi ile birlikte Yunanistan ve Türkiye taraflar arasında. İngiltere ise adadaki askeri üsleri olan mevcudiyeti her ne olursa olsun tüm görüşmelerde tartışılması gündeme dahi getirilmeyen ülke. Rumlarla Türklerin anlaşması belki kendilerine bırakılsa mümkün ama başka karar mercileri de var. Bu karar mercii sadece İngiltere değil. Rusya’da Rum kesimin vazgeçilmezi. Neden mi? Rusların Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile özel anlaşmaları mevcut. 2015’te Rusya ile Güney Kıbrıs Rum yönetimi askeri iş birliği anlaşması imzaladı. Rusya Devlet Başkanı Putin, “İki ülke arasındaki askeri iş birliği ve Rus donanmasına ait gemilerin Kıbrıs limanlarına girmesi kimseye karşı bir hareket değil” sözleriyle İngilizlerin olası itirazını önünü kesmek istedi. Güney Kıbrıs Ortodoks İnsan Hakları Merkezi, Rusların Kıbrıs’a yerleşmesine uğraşıyor. Kıbrıslı Rumların bir kısmının Ruslarla ortak paydaları Ortodoksluk. Ruslara kalsa Arap-Kıpti karışımı melez Kıbrıslılar, Slav ırkından. Bu tez, siyasi amaçlarla sürekli gündemde tutuluyor.
Akdeniz’de Suriye haricinde askeri üs elde etmek uğruna, Rusya Türkiye’nin Kıbrıs politikasını hiçbir zaman desteklemedi, KKTC’yi tanımadı. Hatta Ekim 2010’da Rusya lideri Dimitri Medvedev, Güney Kıbrıs ziyareti sırasında, ülkesiyle Türkiye arasında güçlenen ilişkilerin Kıbrıs’ın güneyi için bir tehdit oluşturmadığı güvencesini vermişti. Rum Kesimi’nde 60 bin Rus yaşıyor, banka hesaplarının yüzde 25’i Ruslara ait. Moskova “pis işlerini” buradan yönetiyor. Rumlar ise kredi karşılığında susuyor. Adanın güney tarafında Rus nüfusa yönelik Rusça bir gazete çıkıyor, iki okul Rusça eğitim veriyor, bir radyo kanalı Rusça yayın yapıyor. Aralarında “Vestnik Kipra”, “Evropa Kipr” gazeteleri ve “Kipskoe Obozrenie”, “Stil Jizni”, “Mos Ostrov” dergilerinin aralarında bulunduğu çok sayıda Rusça yayın organı var. Russkaya Volna radyosu ve kablolu RTCY televizyon kanalı da Rum Kesimi’nde yayın yapıyor. Yine Rum Kesimi’nde; Rusya Bilim ve Kültür Merkezi, Rusya Soydaşları Derneği, Kıbrıs- Rus İşadamları Birliği, Romaşka Kültür Derneği ve Rus Ortodoks Eğitim Merkezi faaliyet gösteriyor. Rusya ile Güney Kıbrıs arasındaki ilişkiler rastlantı değil. Rus ajanları adanın Ortadoğu’ya yakınlığı nedeniyle burayı aktif olarak kullanıyor. Türk istihbarat örgütlerinin raporlarına göre; Moskova’nın Suriye, Lübnan, İran ve Irak gibi ülkelere silah ticaretini de adadan yönettiği bir gerçek. Ruslar bu faaliyetlerini adadaki yoğun Rus nüfusu sayesinde kamuflaj edebiliyor. Çünkü Rum kesiminde SSCB coğrafyasından gelen 60 bin kişi yaşıyor.
Bunların yarısı Kuzey Kafkasya ve Gürcistan’dan gelen Pontus’lu Rumlar. 15 bini ise Rusya vatandaşı. 15 bin de eski Sovyet cumhuriyetlerden gelen insanlar var. Rusya’nın Kıbrıs Rum Kesimi Büyükelçiliği’ne göre, KKTC’de yaklaşık bin 200 Rus vatandaşı yaşıyor. Güneyle kıyaslandığında bu rakam 60’da 1.Binlerce Rus’un yaşadığı Limasol Rus okulları, Rus radyo istasyonları, kürk manto, kefir ve Baltika Rusbirası) satılan dükkânlarıyla Rusya Federasyonu’nun bir parçası haline geldiği gibi kent ‘Limasolgrad’ olarak anılıyor. Ada’nın güneyindeki off-shore şirketlerde büyük miktarda Rus parasının dolaştığı ayan beyan ortada. Bankalardaki mevduatların dörtte biri, yabancı yatırımların da üçte biri Rus kaynaklı. Rus yatırımcılar tabela şirketleriyle yüzde 10 oranındaki düşük kurumlar vergisinden yararlanıyor. Bu paralar Rusya’ya vergi ödenmeden daha sonra Rusya’ya dönüyor. Rus mafyası Kıbrıs’ta çok faal. Kıbrıs Rum Kesimi Suriye savaşında Baas rejimini destekliyor. Baas rejimine silah taşıyan bazı Rus gemilerinin limanlarına sığınmasına izin veriyor. Bu açıdan bakıldığında Güney Kıbrıs Rus Kesiminin, Rusya’nın Akdeniz’deki gayri resmi üssü olduğu söylenebilir. (4)
Görüşmelerden sonuç alınmaması durumunda ki şimdiye kadar alınamadı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Plebisit kararı alabilir mi? Plebisit, bir kişi veya önemli bir siyasi meselede halkın oyuna başvurma yöntemi. Bir yöneticinin, bir hükümetin seçilmesi milletlerarası bir arazi meselesinin çözümlenmesi, bir antlaşmanın uygulanması; bir bağımsızlık veya bir başka devlete katılma kararının alınması; iç politikaya ait bir problemde tercihin belirlenmesi gibi gayelerle bir ülke veya bir bölgenin alternatif siyasi programlar, teklifler arasındaki kanuniliği kabul etmeleri veya reddetmeleri için yapılan halk oylaması demek. Latince kökenli bir kelime olan plebisit günümüzde ya bir olay, anlaşmazlık ya da bir kişiyi onaylamak ya da onaylamamak için yapılan halk oylaması anlamına geliyor. Cumhuriyet tarihimizde Hatay’ın anavatana katılması plebisitle mümkün olmuştu. Birinci Dünya savaşı sonrası 1921 tarihinde özel bir statü kazanan Hatay, Fransız mandasıydı. Türkiye Cumhuriyeti Misak-ı Milli sınırlarında olan Hatay’ı anavatan topraklarına dahil edebilmek için Fransa ile savaşmayı tercih edebileceğini her platformda gündeme getirdi ve bu izlediği dış politikadan sonuç alabildi. Dünyada ekonomik krizin çıkması, Hitler’in Avrupa’da yayılmacı bir politika izlemesi, Fransa’nın Türkiye karşısında elini zayıflattı. Fransa’nın bu durumunu iyi gören Atatürk ve dönemin hükümeti, Hatay konusunu daha sık dile getirdi. Fransa 1936 tarihinde Suriye’ye bağımsızlık vererek Hatay’ı da Suriye topraklarına katmak istedi. Bu durumu Türkiye kabul etmedi, Milletler Cemiyeti’ne götürdü. Milletler Cemiyeti; Hatay’ın iç işlerinde bağımsız dış işlerinde Suriye’ye bağımlı kalmasını, nüfus çoğunluğundan dolayı resmi dilin Türkçe olmasını önerdi. Bu karar Suriye tarafını da Türk tarafını da memnun etmedi. 1938 yılında bağımsız Hatay Devleti kuruldu. 23 Haziran 1939 yılında da Türkiye ve Fransa arasında yapılan anlaşma sonucunda Hatay’ın Türkiye’ye katılma talebini Fransa kabul etti. Hatay Meclisi 1939 yılındaki son toplantısında anavatana katılmayı oy çokluğuyla karar verdi. Şimdi aynı süreç Kıbrıs’ta işleyebilir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yönetimi Plebisit kararı alabilir. Bekleyin görün!
Bakınız:
1- (Bkz.http://www.dw.com/tr/k%C4%B1br%C4%B1s-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmelerinden-yine-sonu%C3%A7-%C3%A7%C4%B1kmad%C4%B1/a-39589588 )
2- (Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40527744 )
3- (Bkz. https://www.cyprustoday.com/2017/07/14/akel-cozumsuzlugun-sebebi-turkiye/ )
4- (Bkz. 19 Ocak 2016/ http://www.kafkassam.com/ruslar-kibrista-cozume-karsi.html )

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar