KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Kenan Hasip: “YENİ DÜNYA DÜZENİ” YOKSA KOMPLO TEORİLERİ Mİ ?

Kenan Hasip: “YENİ DÜNYA DÜZENİ” YOKSA KOMPLO TEORİLERİ Mİ ?

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 11 dk okuma süresi
114 0

Saygıdeğer dostlarım, Aziz kardeşlerim.
“Yeni Dünya Düzeni” kavramı, çoğu kişinin duyduğu bir kavramdır ancak ne yazık ki bu kavramın ne olduğunu sorduğunuzda bir çoğundan yarım yamalak ya da hiçbir türlü cevap alamadığınız açıkça ortadadır.
“Yeni Dünya Düzeni” kavramını II. dünya savaşı öncesinde Hitler’in nazileri, savaştan sonra ise Bolşevikler dile getirmişlerdir.
Hitler’in nazileri bunu dünyayı yönetecek üstün Alman ulusuna bağlamış, Bolşevikler ise “proleterya diktatörlüğü” adı altında işçilerin dünyayı yönetme modeline bağlamışlardır. Her iki proje de felaketle sonuçlanmıştır !
Birincisi Alman halkının kan ve acılarıyla, diğeri ise Sosyalist sistemin çökmesiyle son bulmuştur. Ancak ‘’yeni bir dünya düzeni’’ arayışı, Nazi Almanyası ve Bolşevizm’den çok daha öncesine dayanmaktadır. Bu doğrultuda fetihleriyle tanınmış Cengiz Han, Atilla, Büyük İskender, Napoleon v.b büyük komutanlar, kendi modelleri üzerine yeni bir dünya düzeni kurmaya çalışmışlardır. Ne yazık ki hepsinin devletleri dağılmış ve kurmuş oldukları “Yeni Dünya Düzeni “büyük bir insan kaybı ve ızdıraplarla sonuçlanmıştır.
“Yeni Dünya Düzeni” kavram olarak ilk kez 1990 yılında Sovyetler Birliği ve Sosyalist Bloku’nun çöküşünden sonra ABD Başkanı George W.Bush tarafından kullanılmıştır. Hedef baskı ve güç kullanılmadan hukuka ve düzene dayalı yeni bir dünya kurmaktı. Ancak gerçekten öyle oldu mu? Öyle istenmişmiydi acaba?
Bunu anlamak için “Yeni Dünya Düzeni” kavramını tanımlamaya çalışacağız.
Çoğu teorisyen “Yeni Dünya Düzeni” olmadığını ve bunun bir “Komplo Teorisi” olduğuna inanmaktadır. Bu teoriye göre, uluslararası seçkinlerden oluşan küçük bir grup dünyadaki tüm hükümetlerin, ekonomilerin ve medyanın çalışmalarını manipüle ediyor !
Bu seçkin grubun amacı güçlerini ve zenginliklerini arttırmak ve tüm bunları Merkez Bankaları daha doğrusu “Merkez Bankacılık Sistemi” aracılığıyla uygulamaktır.
Bazı teorisyenler ise bunun bir “Komplo Teorisi” olmadığına hatta Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra George W.Bush’un ifadesi sadece “Yeni Dünya Düzeni” adlandırılan batılı mimarların iyi düşünülmüş bir projeyi ‘’maskelemek’’ için kullanılmış olduğunu iddia ediyorlar.
Proje XX.yüzyılın doksanlı yıllarında ABD ve batılı müttefikleri İranla savaşmak için Saddam Hüseyin’i silahlandırmakla başlamış oldu. Her iki ülkenin ekonomilerinin çökmesiyle sonuçlanan savaş, önceden planlanmış Kuveyt krizi ile devam etmiştir.
Amerikalı gazeteci Jean Heller “St.Petersburg Times” dergisinde uydu görüntülerinin Kuveyt’te Irak ordusu ve silahların olmadığını söylemesine rağmen, ABD ve müttefikleri önceden tüm incelikleriyle planlanmış Iraka karşı savaşı başlatmış oldu. Ancak tam histeri ve tek kutuplu dünya tasarımı 11 Eylül 2001’de 3000’in üzerinde ölü ile sonuçlanan Newyork’taki Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagona yapılan terörist saldırılardan sonra başlamıştır. El Kaide’nin bu terör eylemini çevreleyen birçok komplo teorilerine rağmen ABD’nin ve batılı müttefiklerinin çok sert tepkisi oldu. Terörle mücadele bahanesiyle ve daha pek çok nedenle, önce El Kaide’nin merkezi bilinen Afganistan, ardından Irak, sonra ise “Arap Baharı”, Suriye, Libya, Afrika ve Latin Amerikada ki darbeler ve katliamlar, ABD ve batılı muttefikleri’in ‘’intikamı’’ olarak uygulanmıştır.
Bu intikam milyonlarca insanın can kaybına mal olmuştur. Bu savaşların çoğunun asılsız delillerle başlatıldığı, günümüzde bilinen bir gerçektir. Çeçenistan, Dağıstan, Doğu Timor ve benzer savaşlar da ihmal edilmemelidir. Fakat Maidan’daki olaylardan ve Ukrayna’daki hükümet değişikliğinden sonra, ABD’nin Ukrayna’daki askeri yardımlaşma ve şüpheli aktiviteleri, Ukrayna’nın NATO üyeliği ile gelişmeler, Donyetsk ve Lugansk bölgelerindeki askeri çatışmalar, Rusya etrafındaki sanki bir halkanın sıkıştığı izlenimini vermektedir.
NATO’nun Rusya sınırlarına kadar genişleme taktiği, Rusyayı son derece rahatsız etti. ABD ve Batılı müttefikleri, Rusya’nın ne pahasına olursa olsun NATO’nun sınırlarına ulaşmasına izin vermeyeceğine bilmelerine rağmen, Rusya’ya güvenlik garantisi verilmedi. Bu gelişmeler Rusya’yı ve Ukrayna’yi şiddetli bir savaşa sürükledi.
Anlattığım gibi ‘’Demir Perdenin’’ yıkılmasıyla, tüm batılı siyasi doktrinleri, ‘’batının yayılması’’ yönündeydi. ABD ve muttefiklerinin ekonomik, mali ve askeri etkisi bütün dünyaya yayılmaya başladı. Bu tek kutuplu dünya düzeni projesi değilse de nedir ?
Ancak çok zaman geçmeden, Batı ne teröre karşı savaşların, ne de “Arap Baharının” çözemeyeceği bir sürü engellerle karşı karşıya kaldı. Arap yarımadası monarşileri’nin sözde daha fazla ‘’demokratikleşmesi’’ başarılı olmamakla birlikte, ters tepki bile yarattı.
Afrika ve Latin Amerika’da Batı düzeni değil, hiçbir turlü düzen bile kurulamadı. Ancak olayların gidişatı, bu grubun planladığı gibi olmadı. Çin yönetimi bu tehlikeye karşı politikalar uygulayıp, ekonomik ve askeri gücün artmasıyla birlikte, gün geçtikçe dünyada da etkisini artırmaya başlamış oldu. Aynı zamanda Çin’in dünyanın en hücra köşelerinde ve özellikle Afrikada ki yoğun atılımı ve Güney Çin denizindeki yapay askeri üslerini kurması, mevcut dengeleri altüst etmeye yetmiştir. Rusya ile başlatılan işbirliği son derece güçlü bir “BRICS” (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti) grubunun oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Böylece Çin dünyanın en güçlü ülkelerinden biri ve ABD’nin en büyük rakibi haline gelmiş oldu.
Öte yandan Putin liderliğindeki Rusya toparlanmış, dünyanın en büyük enerji kaynaklarına sahip olan enerjiyi rakiplerine silah olarak kullanarak, yeni Sovyetler Birliği hayalini başlatmış oldu ! Abhazya, Osetya, Dağlı Karabağ, Donyetsk, Lugansk v.b. bölgeleri dondurulmuş savaş bölgelerine dönüştürerek, ABD ve NATO etkisini engellemeye çalışmış ve sonradan Kırımı işgal etmekle birlikte, ana ülkelerinden kopan bu Cumhuriyetlerin bağımsızlığını tanıyarak kendi etkisi altına alma taktiğiyle, bölgedeki gücünü empoze etmeye başlamıştı. Bu politikanın zirvesi Ukrayna ile başlatılmış savaştır.
Amaç Ukrayna Kırım’ın ilhakının kabul etmesiyle birlikte, kendisinden kopan iki Cumhuriyetin (Donyetsk ve Lugansk) Cumhuriyetlerinin bağımsızlığı kabullenmesi ve NATO üyeliğinden vazgeçmesidir. Rusya’nın Ukraynaya askeri saldırısı, ABD ve AB tarafından Rusya’ya yönelik tarihte görülmemiş yaptırımlara neden olmuştur. Bununla birlikte Rusya’nın döviz rezervleri dondurulmuş, ABD ve AB hava sahası Rus uçaklarına kapatılmış, çok sayıda Bankalar kapatılmış veya para işlemleri dondurulmuş ve Rusyada faaliyet gösteren güçlü yabancı şirketler kapanmış ya da Rusyadan ayrılmıştır.
Ukrayna askerinin ve halkının beklenmemiş direnci, durumu daha vahim kılmıştır. ABD’nin savaşın uzanmasının isteklerine rağmen, böyle bir durum bence savaşın sözleşmeyle bitmesini hızlandıracaktır. Aynı zamanda NATO’nun en güçlü askeri üyelerinden biri olarak bir Turkiye’nin artan gücünü ve Bölgede, Orta Doğuda, Akdenizde ve Balkanlardaki çıkarlarını da unutmamalıyız !
Yukarıda bahsettiğim güçleri küresel dünya düzenine eşit olarak dahil etmek, etki ve sorumluluk güçlerine göre yeniden dağıtmak için ABD ve muttefiklerini müzakerelere girmeye zorlayacak gibi görünüyor. Rusya-Ukrayna savaşı daha geniş boyut almadan, Avrupa güvenliği açısından bir an evvel sonladırılmalıdır. Bu savaş diğerlerinin yanısıra NATO’nun da birincil rolünü yavaş yavaş kaybettiğini göstermiştir.
Her nekadar Rusya-Ukrayna savaşı NATO-AB ilişkilerini güçlendirmiş olsa da yavaş ama emin adımlarla AB de değer kaybetmektedir.
Büyük ekonomik kriz eşiğindeyiz. Bir önceki makalemde III.Dunya savaşı’nın çoktan başladığını söylemiştim ancak bunun nükleer savaşa dönüşme olasılığı çok düşüktür. Soğuk savaştan sonra, küresel güçler arasındaki en büyük gerginlik yaşanmaktadır.
Benim naçizane görüşüm ABD’nin, Çin ve Rusya arasındaki gerginlik devam edecek ancak bu gaddarlıkla değil çünkü sert bir gerginlik ABD için pek elverişli değildir.
Ne yazık ki uluslararası hukuk da ‘’ölüyor’’ gibi görünüyor. Bence temel güven ve işbirliği oluşturmak için uzun zaman geçecek fakat gücün yeniden dağılımı, Rusya ve Çin’in stratejik güvenliğinin sağlanması kaçınılmazdır.
Kısaca mevcut tek kutuplu dünya düzeni son dönemini yaşamaktadır ! Bunun sonrası çok kutuplu bir dünyanın inşasından geçmektedir. Bu kesinlikle türbülanlanslar ve güç dağılımı olmadan geçmeyecek çünkü başka bir alternatif maalesef görmüyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kenan Hasip Kuzey Makedonya

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir