KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Kenan Hasip: insanın hayatında tesadüflerin de bir anlamı vardır

Kenan Hasip: insanın hayatında tesadüflerin de bir anlamı vardır

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 13 dk okuma süresi
330 0

DOST BİLDİKLERİM !

Saygı deger dostlarım, Aziz kardeşlerim.

Derler ki insanın hayatında tesadüflerin de bir anlamı vardır.
Günlerden bir gün, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti yeni hükumetinin kurulması çalışmaları esnasında medyada ve özellikle sosyal ağlarda ki talihsiz tartışmaları zihnimde değerlendirirken Youtube’de Türk Sanat müziğinin kralı merhum Zeki Müren’in yorumladığı “Dost Bildiklerim” şarkısı dikkatimi çekti ve kalemi elime alıp konuyla ilgili bir kaç kelime yazma ihtiyacını duydum.
Beni son derece etkileyen ve bu makalemi yazmaya neden olan şarkı’nın sözlerini Sizinle paylaşmak istiyorum;

Sanırdım gündüzdü onlarla gecem
İçimde ümitti dost bildiklerim
Ne zaman yıkılıp yere düştüysem
Bırakıp da gitti dost bildiklerim.
*
Nerde o sözlere kandığım günler
Her gülen yüzü dost sandığım günler
Acıdan kahrolup yandığım günler
Terk edipde gitti dost bildiklerim.
*
Korkar oldum bana dost diyenden
Yoksa yok olandan varsa yiyenden
Ne onlardan eser kaldı ne de benden
Beni benden çaldı dost bildiklerim.
*
Meydana çıkalı asıl cehreler
Aydınlanma oldu artık geceler
Yalanlar tükendi indi maskeler
Beni benden çaldı dost bildiklerim.
*
Ne güzel bestelemiş büyük üstad…

Eminim ki her birimiz hayatımızda bir kez olsa bile derinden inandığımız bir insandan bu “ihanet duygusunu” yaşamışızdır, ancak siyasette bu olgu en yaygın ve en çarpıcı gibi görünüyor !
Tarih, hangi Sosyal-politik sistem olursa olsun, hangi Siyasi hareket olursa olsun “Siyasi Liderliğin” bu tür ihanet örnekleri ile doludur.
“Siyasi Liderliğin” çok zor ve meşakkatlı bir iş olduğu için, bu belki de anlaşılabilen bir durumdur. Ancak uzun zaman Türk Demokratik Partisi’nin liderliğini yaptığım için “Siyasi Liderliğin” nekadar çok baskılara, kirli oyunlara, aldatmacalara, entrikalara, perde arkası eylemlere, hizip çatışmalarına ve mevki makam savaşlarına maruz kaldığına rahatlıkla söyleyebilirim.

Genel olarak tüm siyasi partilerde, siyasi partinin hukuk normlarına uygun ve siyasi parti’nin program çerçevesinde parti içi demokrasinin sürdürülmesi gerekmektedir.
Ancak pratikte iki konseptin çatışması sıklıkla görülmektedir.

Birincisi – Parti eliti’nin görevlerinden asla ayrılmama çabaları;
Diğeri ise- Belli şahıs veya gruplar tarafından partinin başına geçme girişimleri.

Birinci konsept-Otokrasiye, diğeri ise- Hizipçilik ve parti içi çatışmalarına yol açmaktadır.
Parti içi demokrasinin olduğu siyasi partilerde bu tür uyuşmazlıklar siyasi partinin hukuki düzenlemeleri çerçevesinde çözülür.
Bu gibi durumlarda birileri parti uyeliğinden ayrılmak zorunda kalırlar.
Bu tür fenomenler uzun demokratik geleneğe sahip olan ülkelerde de mevcuttur, ancak henüz demokrasi sancılarını yaşayan ve düşük demokrasi kültürüne sahip olan ülkelerde (Kuzey Makedonya gibi) bu tür olgular yeni siyasi partilerin kurulmasıyla sonuçlanmaktadır.
Bu modele dayanarak Türk Demokratik Partisinden sonra iki Türk Partisi daha kuruldu ya da kurduruldu !

Ancak Kuzey Makedonya Cumhuriyetinde Türk Siyasi Kampüsü’nün diğer bir özelliğine değinmek istiyorum.

Birileri parti tarafından göreve atandıktan sonra bir takım fırsatçı çevrelerle işbirliğinde bulunup, partimize karşı kara kampanyalar yürütmekle birlikte “Türk Siyasi Kampüsünü” dizayn etmeye çalışıyorlar.
Partimizin desteğiyle mevki makam sahibi olmuş, zamanla vermiş olduğumuz emekleri hiçe sayan, partimize sırt çevirip karalama kampanyalar yürütmekle birlikte partimizi belli bir grubun eline geçirme görevi ile üstlenmiş, bu dost bildiğimiz zatları zamanında uyarmışızdır. Ancak tüm uyarılarımıza rağmen yaptıklarından vazgeçmediler !

Başta dost gibi görünen zamanla “maskelerini” düşüren ve halkımız arasında hiçbir itibarı kalmayan bu “fırsatçılar” buralarda yetinmeyip son dönemde anavatanımızla da aramızı açmak peşindeler.
Bu “Sis ekicilerin” başlatmış oldukları güvensizlik ve küskünlüğün zehirli zincirleme reaksiyonunu, TDP üst düzey yöneticileri durdurmak zorundalar çünkü bu “beyefendiler” hiç utanmadan çok sevdiğimiz ve takdir ettiğimiz dostlarımızı bir daha kendi oyunlarına dahil etmeye gayret gösterdiler !

Bunu dostlarımıza parti yöneticileri çok açık bir şekilde anlatmaları gerekecektir.
Bu son denemede anlattıkları gibi mevki makamın yanısıra, yeni hükumetin kurulmasında ki gelişmeleri yanlış aktarmaları, koordinasyon eksikliği ve en önemlisi 30 kusur yıl deneyime sahip olan bir partiyi “by pass” etmeleri benim bildiğim kadarıyla en önemli püf noktalarındandır.
Bir siyasi partinin bukadar itibarsızlaştırmasına kalkmaları parti yöneticilerini üye ve sempatizanlarını ciddi manada rahatsız etti. !
Hele hele anavatan sevdası ile aşılanmış bir Türk Demokratik Partisi söz konusu olduğunda !

Bundan sonra parti yöneticilerine düşen görev anavatanımıza gidip her şeyi bütün incelikleriyle anlatmak, hatalarımız varsa düzeltmek, bu anlaşmasızlığa vesile olanları gün ışığına çıkarmak, ilışkilerimizi tazelemek, çünkü anavatanımızla ki ilişkiler beyin ve kalp sinerjisiyle kurulmuştur.
Kim ne derse desin tarihi bir gerçektir ki;
İster Gezi park olaylarında, ister 15 temmuz darbesinde, ister teröre karşı mücadelerde bu parti tüm baskılara rağmen dik durmuş, kendisine düşeni yapmış ve Reisimizi hiç bir zaman yanlız bırakmamıştır.

Gezi park olaylarında Türkiyenin sınırları dışında Reisimize binlerce kişinin katılımıyla ilk destek mitingini düzenleyen Makedonya Türk Demokratik Partisiydi.
15 temmuz darbesinde Reisin çağrısını saygılayarak T.C.Üsküp Büyükelçiliğin önünde Turkiye’nin sınırları dışında ilk destek mitingini düzenleyen Makedonya Türk Demokratik Partisiydi.
15 temmuz olayların hemen sonrasında daha doğrusu 20 temmuzda anavatanımızın acılarını paylaşmak için anavatanımıza ilk resmi ziyareti yapan Makedonya Türk Demokratik Partisiydi.

2014 yılında Gaze’nin bombalar yağmuru altında olan masum Filistin çocuklarına gıda ve maddi yardım gönderen ilk Makedonya Türk Demokratik Partisiydi.

Bu çarpıcı örnekleri veriyorum çünkü Türkiye Cumhuriyeti için o kritik anlarda olayların hangi yöne gidebileceğini ve hükumetin düşmesi ile sonuçlanabileceğini gözetmeksizin destek verme sadece cesaret değil, Kuzey Makedonyada halkımızın hak ve özgürlüklerini koruyan sayısal küçük ama kalben büyük bir partinin ilkesel politikaları’nın bir göstergesiydi.

Birilerini, özellikle 15 temmuz gecesi maalesef oralarda göremedik !
Şimdi kalkıp anavatanımızla ki ilişkilerimizi bozmak derdindeler. Anavatanımızla ve İslam dünyası ile bu derin köklü gönül bağlarımızı kolayca koparmak kimsenin haddine değil !
Derler ki zaman her şeyin ilacıdır. Eminim ki en kısa zamanda kimin “ne rol” oynadığı gün ışığına çıkacaktır.

Partimizi yönettiğim dönemde benzer sıkıntılar yaşamışızdır, ancak başta Reisimize sonra dostlarımıza sığınarak her şeyi atlatmışız.
Şimdi de öyle olacağına yürekten inanıyorum.
Nasıl ki yalnız partimin yararına değil, halkımın da yararına siyasetten zamanında ayrılmamı bildiysem bir okadar Partimizi yöneten bu kadronun dürüstlüğüne inanarak bu sorunun çözülmesi doğrultusunda elinden geleni yapacaklarından eminim.

Ancak bu anlaşmasızlığın mayası olan ve anavatanımızın çok saydığımız ve sevdiğimiz üst düzey yöneticilerini sırf “şahsi çıkarları” için partimizin yöneticileriyle anlaşmasızlığa sokanları asla affetmeyeceğiz !
Çünkü bu davada ancak “ilkeli” ve “omurgası”olan insanlara yer vardır.

“Her zaman omuzunuzu sıvazlayan bir dost, ya da sizi eleştiren bir düşman olmadığını” atasözüne dayanarak ve siyasi hayatımda bazı “dost bildiklerim” kişilerin sırt çevirdiklerini hatırlayıp Türk Sanat Müziğinin Kralı merhum Zeki Müren’in “Dost bildiklerim” antolojik şarkısını tekrar tekrar dinleyip siyasette ki acılarımızı Sizinle paylaşmak istedim.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.

Not: Kıymetli dostlarım, aziz kardeşlerim.
İster yapım itibariyle ister almış olduğum terbiye ve eğitim hasebiyle bugüne kadar yazmış olduğum yazılar genelde akademik yazılar tarzındaydı.
Affınıza sığınarak birilerine uyarıda bulunmak için benim fıtratıma aykırı bir tarzda yazı yazmaya gayret ettim.
67 yaşını bulmuş, zamanını mümkün olduğu kadarıyla okumakla geçirmeye çalışan, parti ideolojisinden asla vazgeçmemiş, halkımızın yaşam tarzını benimseyen ve onlar gibi yaşayan, mevki makam peşinde olmayan, doktorluğu bırakarak partililerin ısrarıyla parti yöneticiliğini kabul eden bir kardeşiniz olarak birilerine bu şekilde cevap vermek zorunda kaldım. Yine de çok şeyler bildiklerime rağmen seçkin sözlerle seviyeyi düşürmek istemedim. Amacım bir an evvel bu konuyu kapatalım !
Bu tür konulara anavatanımızın üst düzey yoneticileri asla dahil edilmez. Her zaman yanımızda olan onlar bu tür davranışları hak etmemiştir. Bu siyasetin kurallarına aykırı bir davranıştır. Ne yazık ki birileri bunları bilmez ya da bilmek istemez !
Ancak her şeyin bir kırmızı çizgisi vardır.
Her şeyde bir hak hukuk vardır. Ne olur hak ve hukukun aynasını kırmayalım efendiler !
Çünkü ne olursa olsun, kim olursa olsun, bir gün hepimiz yüce rabbimizin huzuruna çıkacağız. Unutmayalım ki ilahi adalet asla şaşmaz !
Saygı ve hürmetlerimle.
Kenan Hasip Kuzey Makedonya

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir