Rusiyanın iki başlı Qarabağ siyasəti

Haşdi Şabi Kərkük türkmanlarını irana bağlamaq istəyir.

İran niyə Afrin əməliyyatına qarşı çıxır? – Tehranın türk qorxusunun SİRRİ

İslam həmrəyliyi varmı?

Katar’dan sonra Türkiye’ye ambargo gündemde

Gündem, Türkiye 24 Haziran 2017
464

Bilindiği gibi,geçtiğimiz hafta Mısırlı emekli general Abdülfettah el-Sisi ,Türkiye’ye ambargo uygulanması istemi ile bazı girişimlerde bulundu.Ardından başını Suud hanedanının çektiği körfez koalisyonu Katara ,bağımsız hiçbir ülkenin kabul etmesinin mümkün olmadığı 13 maddelik bir ‘kapitülasyon’ planı verdi.Maddeler arasında en dikkat çekici olanı Katar’daki Türk askeri üssünün kapatılmasıydı.Katar yönetimin bu istekleri yerine getirmesi için on gün süre verildi.Bu gelişmelere paralel İsrail yönetimi Riyada yirminin üzerinde savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu gelişmeler ne anlama geliyor?

Bu sorunun cevabını verebilmek için öncelikle Amerikan yönetiminin neden Müslüman kardeşler hareketi ile yollarını ayırdığını iyi analiz etmemiz gerekiyor.

Hatırlanacağı gibi,2010 yılı sonunda Tunus’ta başlayan tamamen batı kaynaklı toplum hareketi sonunda bir çok Arap ülkesinde İhvan çizgisinde siyasi hareketlerin iktidara getirilmesi sağlanmıştı.

Bu iktidarlara ekonomik kalkınma modeli olarak Türkiye örnek gösterilmiş,siyasi merkez olarak hareketin kaynağı Mısır seçilmişti.2013 yılında,İhvan hareketinin bir dizi devrim sonrasında bazı Arap ülkelerinde iktidara gelmiş olması sonrasında bu hareketin Arap olmayan Müslüman ülkelerdede iktidar olma riskini beraberinde getirdi.Bununla beraber bu «uluslar üstü» siyasi hareket,elde ettiği müthiş güç ve ideolojik söylemle bir noktadan sonra Amerikan politikalarından bağımsız hareket etme eğilimine girdi.

Tüm bu gelişmelere paralel ,başlangıçta batının politik desteği ile kurulan Doha merkezli al-Jazeera haber ajansının İhvan hareketinin propaganda makinasına dönüşmesi ve Müslüman dünyasını etkileme ve yönlendirme gücü kontrolden çıkma eğilimine girmişti.

Mısır devlet başkanı Muhammed Mursi’nin ağustos 2012’de Çin, ardından İran ziyareti (İran devriminden sonra bu ülkeyi ziyaret eden ilk Mısırlı lider) batı kaynaklı tepkilere ve şüphelere neden olmuş,nisan 2013’te Rusya ziyareti ve ziyarette gündeme gelen konular nedeni ile Amerikan iktidarı tarafından bu hareketin tamamen iktidarlardan indirilmesi kararına varılmıştır.Ardından Suud finanslı Abdülfettah el-Sisi merkezli darbe ile bu hareket iktidardan dürülmüş İhvan «terörist» ilan edilmiştir.Buradan bakıldığında,Mursi ve diğer İhvan tandanslı iktidarlarının İranı kapsayıcı bakış açıları ve bazı konularda Rusya ve Çin ile işbirliği konularını gündeme getirmeleri,ve en önemlisi, Müslüman dünyasında ve Suud hegemonyasına karşı çıkmaları iktidarlarının sonlanmasına neden olmuştur.

İhvan hareketine ekonomik model olarak gösterilen Türkiye’nin 2010 sonrasında başlattığı hızlı ekonomik kalkınma özellikle Afrika’daki Müslüman ülkelerle ilişkilerde ciddi ilerlemelere neden olmuş,Türk modeli bir alternatif olarak görülmeye başlamıştır. Mısır devlet başkanı Mursi’nin askeri darbe ile devrilmesinden sonra ,İhvan hareketinin iktidarda kalan son parçası olarak görülen Tayyip Erdoğan yönetimindeki AKP hareketini devirmek için bir kaç komplo ve darbe girişimi olmuş ancak Türkiye’de planlanan iktidar değişikliği sağlanamamıştır.

Bu dönemde Türk finans sistemi üzerinde ekonomik kriz çıkarmak amaçlı bir çok operasyon düzenlenmiş ancak başarılı olunamamıştır. Ekonominin dış kaynaklı spekülasyon ve müdahalelere dayanabilmesi için Doha yönetimi Ankara’nın «sıcak para» ihtiyacını karşılamıştır. Buhran dönemlerinde bilindiği gibi, Türkiye’nin en büyük finans destekçisi Katar olmuştur.Terörizmin finansmanı ile suçlanan ve körfez ülkelerinin ambargoları ile köşeye sıkıştırılan Katar,yakın vadede Türkiye’nin sıcak para ihtiyacını karşılamayı kesmek zorunda kalacaktır.

Nitekim önceki gün Katar yönetimi 12 milyar dolar değerinde F-35 savaş uçaşı alma konusunda Amerikan yönetimi ile anlaşmaya vardığını duyurmuştur.Buradan Doha yönetiminin geri adım atma eğilimi olduğu çıkarılabilir.

Aslında Amerikan yönetimi tarafından asıl ambargo ve yaptırım uygulanmak istenen ülke Türkiye’dir.Uygulanması planlanan ambargolarda Ankara yönetiminin tamamen köşeye sıkıştırılabilmesi için öncelikle Katar krizi çıkartılmış,bu ülke işbirliğine zorlanmıştır.

Geçtiğimiz hafta Mısırlı general Sisi’nin, Türkiye’ye ambargo uygulanması için harekete geçmesi meselenin ciddiyetini göstermektedir. Trump yönetimi,adi şantajlarını başka ülkeler üzerinden yaptırma konusunu geleneksel hale getirip,bu hamlelerle bölge ülkeleri arasındaki nefreti dahada arttırmayı arzulamaktadır.

Afrika açılımı,Avrasya entegrasyonu, Rusya ile nükleer santral alımı konusunda anlaşma,5.nesil ortak savaş uçağı üretimi,s-400 hava savunma sistemleri alımı, Suriye’de pozisyon değişikliği,İran savaşına karşı durmak Amerikan yönetimine yeterince ağır gelmiş, çok cesur hamlelerdir .Bu eksen değişikliğinin sonuçları bölgenin jeo-stratejik yapısını kökten değiştirebilir.

Uygulanması düşünülen ambargoda öncelikli hedef muhtemelen İstanbul’un uluslararası uçuşlarda transfer noktası olmaktan çıkartılması olacaktır.Bununla beraber son dönemde özellikle Afrika’da çok ciddi bir hava yolu firması alternatifi haline gelen THY Amerikan yönetiminin hedefindedir.

Tüm bu olası gelişmelere hazırlıklı olunmalıdır.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ambargo girişimine karşı toplumun tüm kesimlerini içine alan çok kapsamlı bir plan hazırlaması gerekmektedir.

Türkiye’ye karşı uygulanması planlanan tüm yaptırımlar İran’la yapılacak savaşın önünü açacaktır.Amerikan–Suud hegemonyasının ortadoğu’ya tamamen hakim olmasına izin verilmesi, bölge için sonu gelmeyecek daha büyük bir çatışmanın oluşmasına neden olacaktır.

Engin Özer-Moskova / Ankara-Moskova Analiz merkezi uzmanı

Yorumlar