Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Putin Merkel görüşmesi

Katar krizine Avrasya’dan bakmak

Gündem 10 Haziran 2017
326

İlk kez 1996 yılında “Şanghay Beşlisi” şeklinde kurulan ve 2001 yılında Özbekistan’ın katılımıyla “örgüt” unvanı alan Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları zirvesi Kazakistan’ın Başkenti Astana’da gerçekleştirildi. Dünya nüfusunun neredeyse yarısını teşkil eden organizasyon yapısı farklı bölgesel güçleri ve coğrafyaları bir araya getiren yönüyle dikkat çekiyor. Örgütün tam üyeleri Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan…

Dün Astana’da onaylanan kararla Hindistan ve Pakistan’da bu statüyü kazandı. Bir de gözlemci statüsü ile bulunan Moğolistan, İran, Afganistan ve Beyaz Rusya ile Türkiye’nin içinde yer aldığı diyalog partnerleri var.

Bu açıdan Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Çin, Rusya, İran, Hindistan ve Orta Asya bloğunu ortak bir güvenlik algısında konuşlandırmaya yönelik en önemli üst kuruluş olduğu söylenebilir. Tam anlamıyla bir karşılaştırma yapmak doğru olmaz ama NATO’nun bir tür antitezi olarak kabul edilmesi temelsiz değil. Zira bahsi geçen ülke ve bölgelerin olası tehditler karşısında ortaklaşması ancak böyle bir çatının sembolik, kimliksel ve diplomatik motivasyonu ile pekiştirilebilir. Fiili durum itibariyle gerçekleşmesi mümkün olmasa da zaman zaman Türkiye’nin de örgüte üyelik ihtimalinin seslendirilmesi bu sembolik/kimliksel vurgunun güçlendirilmesi hedefi ile ilişkili…

Zirvenin resmi gündemindeki bölgesel konuların yanı sıra özellikle Katar’a başlatılan abluka ve Çin’in İpekyolu Programı konuşulanlar arasındaydı. Gerçekten birbiriyle çok ilişkili meseleler. Örgütün öncü ülkelerine dikkatle bakılırsa ABD destekli olduğu neredeyse kesinleşen Katar karşıtı sistemin sadece suni-şii ayrışması veya taht kavgaları ile açıklanması imkansız. Böyle bir imkan ancak yakın gelecekte yönünü kesinleştirecek enerji ve ulaşım güzergahları üzerinde bulunabilir. Bu güzergahları elinde tutanlar bölgesine hakim olur.

Bu noktada belki de en önemlisi Orta Asya ve Hazar’ın enerji denklemini değiştirmeye muktedir olan Çin’in “Tek Kuşak Tek Yol” projesi…İran’ı, Türkiye’yi, Körfez’i ve elbette Katar’ı da yakından ilgilendiriyor.

Bu projenin kuzey istikametinde Kazakistan güneyinde ise İran kilit faktör. Çin öncelikle İran üzerinden tüm Ortadoğu’ya kendi mallarını ihraç etmek ve bölgeden enerji ithal etmek için çok büyük bir bütçeyi seferber ediyor. İki gün önce Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Y.Uşako’nun “İran’ın artık Şanghay’a tam üyelik zamanı geldi” açıklaması sıradan bir çıkış değil.

Üstelik bu hat Türkiye için de o kadar önemli ki Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan geçtiğimiz ay Türkiye ile Çin’i Hazar Denizi üzerinden bağlamayı ve Ç in’den Avrupa’ya kesintisiz demiryolu hattı oluşturulmasını önermişti.

Kazakistan’ın Katar Yaklaşımı

Bölge ülkelerinin Orta Asya’ya ilgilerinin arttığı bir dönemde Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdurrahmanov Körfez’deki krizle ilgili ülkesinin tavrını “bölge için, hepimiz için diplomasi ve uzlaşma temelinde çözülmesi kararlılığı” ile açıkladı. Yani bir tür tarafsızlık içerisinde olacaklarını vurguladı. Katar Emiri, Astana şehrinde Orta Asya’nın en büyük camisi olan Nur Astana camisini yaptırmıştı. Kazakların, Birleşik Arap Emirlikleri ile dış ticaretinin 200 Milyon Dolar, İran’la ise yaklaşık 700 milyon dolar olduğunu da belirtelim. Kürşat Zorlu

Yorumlar