Uyanış, Diriliş, Direniş…

AZERBAYCAN`IN II. MAHMUD`U VE I. PETRO`SU ABBAS MİRZA KACAR

GAZİ ALPEREN, AHİ VE AKINCI RUHU”NA SAHİP GERÇEK DERVİŞ OLABİLMEK

İthalata bağımlılık azalırsa, Türk ekonomisi büyür

Kabe örtüsünün yırtılması Suudilerin sonunu müjdeleyen ilahi işaret mi?

Gündem 26 Ağustos 2018
12.683

Öncelikle Bir önceki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in şu hatırası bence çok önemli. “Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı iken Sezai Karakoç’u ziyarete gittim. ‘Üstadım, Diyanet olarak sizi hacca davet ediyoruz.’ dedim. Sezai Bey, ‘Bana hac henüz farz olmadı. Farz olduğu zaman giderim inşaAllah’ dedi.” Ben tekraren, ‘Efendim, Diyanet olarak sizi biz hacca götürmek istiyoruz’ deyince ‘Ben milletin parası ile hacca gitmem’ diye cavap verdi. Bunun üzerine ben kendisine tekraren, ‘Üstadım! Bu ümmeti bir Arafat manifestosundan niçin mahrum ediyorsunuz’ deyince Sezai Bey: ‘Hoca! Arafat’a manifesto yazılmaya gidilmez, Vakfe’ye durmaya gidilir’ dedi.” Böylelikle koftiden Kudüs şairi ilan edilen ve kendisini devrimci müslüman ilan eden şahsın nasıl Kudüs’e gittiğini ve götürüldüğünü öğrenmiş olduk. Boşuna dememişler; “Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler”Yani “Kıpti’nin mert olanı, yiğitliğini, kahramanlığını anlatırken hırsızlığını söyler”

Suudi ve ABD öncülüğünde 10 ülkeden oluşan koalisyonun Yemen’e askeri bombardıman başlatmasıyla bu ülke harabeye döndü. Salgın hastalıklar baş gösterdi. Açlıktan binlerce çocuk öldü. İsrail’in Filistinli çocuklara yönelik saldırılarını kınayanların, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun, Yemen’in Hudeyde vilayetine yönelik hava saldırısında 22’si çocuk, 4’ü kadın olmak üzere en az 26 kişinin hayatını kaybetmesine tepki göstermemesi dikkat çekici. Ne İngiliz hempası Şerif Hüseyin’i ne de Suudileri bir türlü sempatik bulmadım. Bu ülkenin İslam ümmetine ait enerji kaynaklarını Amerikalı, İngiliz petrol şirketlerine peşkeş çekmesini bir türlü affedemem. Hele hele bu ülkenin Türkiye düşmanı DAEŞ ve PKK gibi terör örgütlerine verdikleri destek unutulur gibi değil. SuudivArabistan, Suriye’de terör örgütü DEAŞ’tan alınan kuzeydoğu bölgeleri ve Rakka için 100 milyon .
dolar bağışladığını açıklamıştı. Söz konusu bölgeler büyük ölçüde terör örgütü PKK’nın uzantısı YPG’nin ana unsur olduğu SDG’nin kontrolünde bulunuyor.

Uzun bayram tatilinde kurban kesimi, eş dost akraba ziyaretlerinden fırsat bulup ayrıntılı dünya gündemini takip edemedim. Eksik olmasın Senirkentli iş adamı Ali Şahin Çöne’nin ” Kabe örtüsünün yırtılmasına” ilişkin paylaşımı dikkatimden kaçmadı. Bir hafta önce şiddetli kum fırtınası ve sağanak yağmur yağışı nedeniyle Kâbe’nin örtüsü yırtılmıştı.Kabe Örtüsü’nün parçalanmasına biraz farklı gözle bakıldığını anladım. Çöne’nin tespitlerine göre Kabe örtüsünün yırtıldığı her olayda o bölgeye hükmeden şahıs ve hanedanların tarih sahnesinden silindiği görülmüş. İbni Kesir’in “el Bidaye ven Nihaye” kitabında şöyle nakil yani bilgi aktarımı vardır;
“Hicri 644 yılında Kâbe’nin örtüsü şiddetli bir rüzgar vesilesiyle parçalandı ve Kâbe tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı ve bu Abbasi Devketinin yıkılışının başlangıcı oldu ve bu olaydan kısa süre sonra yıkıldı. (İbni Kesir, el-Bidaye ven Nihaye, c.17, s. 289) Bir başka kaynakta İbnu’l Hüseyin’in Kenaşetu’l İtibar kitabında şöyle bir değerlendirme mevcuttur;
“Bazı tarihçiler nakleder ki; Kabe’nin örtüsünün rüzgar vesilesiyle parçalanıp açılması sultanın veya hükümetin sonunun geldiğinin habercisidir. Mansur zamanında da böyle birşey oldu ve çok geçmeden Mansur öldü” Bu bilgi ve yorumlara göre şimdiki Suudi kralı veya topyekûn hanedanı, yolcu yani gidici.

2015’te Kabe’de 107 kişinin hayatını kaybettiği l238 kişinin yaralandığı vinç faciasında Kabe örtüsü de zarar görmüştü. Kurban Bayramı arifesinde değiştirilen Kabe örtüsü 120 kilogram saf altın ve gümüş kullanılıyor. Kabe örtüsü, yaklaşık 2 ton ağırlığında. Tamamen el işçiliğiyle dokunan Kabe örtüsü için 746 kilogram hakiki ipek kumaş kullanılıyor. Gümüş ve altın ipliklerle işlenen, saf ipek olan ve siyaha boyanan Kabe örtüsü toplam 16 parçadan meydana geliyor.
Kabe örtüsünün üzerine “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah”, “Allah Celle Celalühü”,“Sübhanallahi ve bihamdihi subhanallah El Azim”, “Ya Hannan, ya Mennan” ibareleri dokunuyor. Kabe’den yüksek saat kulesi ve hotel yapanların umarım sonu gelmiştir.

Bazılarının vahiy katibi diye yücelttikleri Muaviyenin oğlu Yezid İslâm tarihinde iki büyük zulmün ve yüzkarasının sorumlusu değil midir?
“İslam tarihinin en acıklı olaylarından kabul edilen “Kerbela Olayı” kadar trajik bir başka vakıa da “Harre Olayı”dır. Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte 72 Müslüman, Yezid’in ordusu tarafından katledilmiştir. Bu olay İslam tarihinde büyük bir kırılmaya neden oldu. Hiç bir Müslüman bu olayı unutmaz. Kerbela Şehitlerini rahmetle, Yezid’i de bu olaydan dolayı lanetle anar. İslam tarihinde Kerbela trajedinin yol açtığı travmadan daha etkili bir olay daha var ki; izahı çok zor olan Harre Olayı”. 680’de meydana gelen Kerbela olayından sonra Emevi halifesi Yezid, İslam dünyasını kendine biat ettirmiştir. Medine’de yaşayan, Peygamber Efendimizin hadislerini, sünnetlerini ve açıklamalarını not eden sahabiler ve sahabilerin öğrencileri tabiinler, Yezid’in hüküm sürdüğü Şam’da İslam’a aykırı yaşayışı ve halka yaptığı zulumden dolayı Yezid’in halifeliğini tanımadıklarını ilan ettiler. Yezid bu gelişme karşısında, Müslim bin Ukbe komutasında 12 bin kişilik bir orduyu Medine üzerine gönderdi. Emevi ordusu içinde ittifak yaptığı Bizanslı askerlerde bulunuyordu.

Sahabiler ve Medine halkı, şehri savunmak için hendekler kazdı. Ancak şehri savunmaya yeterli asker ve silah olmadığı için Emevi ordusu karşısında dayanamazlar ve mağlup olurlar. Emevi ordusunun komutanı Müslim bin Ukbe, Yezid’in talimatıyla, işgal ettikleri Medine’yi askerlerine üç gün boyunca yağmalanması için ‘mübah’ kılar. “Mübah kılınması” her türlü mal ve can, yağmacıların insafına bırakılması demektir. 80 civarında sahabi öldürülür, başları kesilir, Şam’a gönderilir. Genç kızlara ve kadınlara tecavüzler yapılır. Yaşlı, genç, çocuk demeden binlerce Müslüman katledilir. Genç kızlar cariye, genç erkekler köle olarak alınır. Evler ve iş yerleri yağmalanır. Evler ve mescidlerde bulunan önemli belgeler yakılır. Üçüncü günden sonra öldürmedikleri Medine halkını meydanlarda toplayarak “Yezid’in kulu ve kölesi” olarak halifeye itaat edeceklerine dair bağlılık sözü istenir. Bazı Müslümanlar önceki halifelere yaptıkları gibi “Allah’ın kitabı ve O’nun elçisinin sünneti üzere bağlı kalacağım” diye yemin edince bunlar da halkın gözleri önünde katledilir. Baskı ile “Yezid’in kulu ve kölesi” olduklarını kabul edenler bağışlanır. Tecavüze uğrayan kadınların doğurduğu çocuklara “harre çocukları” denilmiştir. Acaba diyorum İslam coğrafyasında emperyalist Haçlı ordularıyla işbirliği yapan hainler, bu Harre çocuklarının mı soyundan?

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar