SƏRKİSYANIN İSTEFASINDAN KEÇƏN 1 İLDƏ YENİ DETAL NƏDİR?

Rusya’nın yıldız oyuncusu: Türkler dünyanın en iyi taraftarları!

AB KARŞITI İKEN AVRUPA PARLAMENTOSU İÇİN YARIŞMAK

Ukrayna’da, Poroşenko devlet başkanlığı koltuğunu kaybetti

İsrail, Mısır-Yunanistan-GKRK Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den ve Kıbrıs’tan kovmak istiyor

Gündem 20 Mart 2019
149

Filistin meselesinde FKÖ’nün, pkk terör örgütünü eğitme meselesini öğrenmiş birileri kalkıp tüm Filistin meselesine Filistin=pkk gözüyle bakıyor. FKÖ dediğimiz yapı zamanla bozulmuş her kesimle içli dışlı hale gelen askeri yapısı Lübnan İç Savaşı sonrası çöken ve yerini önce el Fetih’e sonra Hamas’a kaptıran bir yapı.
Hamas, Türkiye’nin Filistin meselesindeki en azından siyaseten en aktif devlet olmasından dolayı ve militanlar ile Gazze’deki halkın Suriye-Irak iç savaşlarında Arapların başına pkk tarafından getirilen belalardan dolayı herhangi bir yakınlık duymuyor.
Gazze’de pkk destekleniyormuş, eğitiliyormuş gibi laflar saçmalık. Filistin ile pkk arasında bağ kurmaya çalışan genel olarak FKÖ’ye yada gerçekçi olmayan kanıtlara dayanan haberler Türkiye’de Filistin karşıtlığının azalmasını ve İsrail sempatisinin artmasını sağlamaya çalışan propaganda haberlerinden öte değil.
Gazze en büyük desteği İran, Katar ve Türkiye’den alıyor. Bu üç ülke arasında Suudi Arabistan ve BAE’nin saldırgan tutumları nedeniyle yakınlık son dönemde arttı.
İsrail, sessiz tutumunun aksine ypg-pkk ile görüşmeler gerçekleştirmiş ve maddi destek sağlamış sağlamakta olan bir devlet. Kuzey Irak’taki pkk ile en az 30 yıldır bağlantıları ve destekleri var. Suriye kuzeyindeki pkk en ufak bir resmiyet kazandığı takdirde bu temaslar hızla artacaktır ve belki de gün yüzüne çıkacaktır. Suudiler, BAE ve Mısır pkk ile yoğun temas içerisinde hatta maddi yardım yaptıkları biliniyor ve Türkiye’nin olası müdahalesine karşı bölgeye asker göndermeyi bile masada seçenek halinde tutuyorlar.
İsrail, Mısır-Yunanistan-GKRK ile müttefik hale gelip Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den ve Kıbrıs’tan kovmak, bölgedeki doğalgaz-petrol rafinerileri hatta balıkçılık rotalarından bile pay alamamasını sağlamak için 2 senedir yoğun askeri, siyasi ve ekonomik temas içerisinde.
Neredeyse her ay ortak tatbikat yapar hale geldiler.
Şu an Girit’e büyük bir ufuk ötesi radar sistemi kuruluyor. Türkiye’nin Ege çıkışındaki faaliyetleri ve Doğu Akdeniz’in batısındaki faaliyetlerinin daha iyi gözetlenmesi hedefleniyor.
İsrail’in, Girit’e ortak hava savunma-gemisavar füze sistemi kuracağı iddiaları da söylenmekte. Yunanistan ülkenin kuzey ve doğusundaki binden fazla kışlayı (neredeyse o bölgelerdeki tüm kışlaları) kapayarak tüm askeri gücün Ege kıyısına, adalara ve Trakya’ya yığma kararı aldı. Mısır, Körfez ülkelerinin desteği ile deli gibi askeri alım yapıyor, İsrail aşırı fazla miktarda hava savunma ve havadan denize-havadan karaya saldırı tatbikatları yapar hale geldi. Rumlar harıl harıl Doğu Akdeniz’de kuyular açarak büyük rezervler bulmaya çalışıyor.
Türkiye’ye karşı güney ve batıda dörtlü ittifak oluşmuş halde. Bu ittifakın en önemli gücü İsrail’i rahatsız eden, ona askeri olarak sorun çıkaran tek yer Gazze.
Siz saçmasapan muhaliflik kaygınızla Gazzze ve Batı Şeria gibi İsrail’e sosyal-ekonomik-askeri sorunlar yaşatan ve huzursuz halde bırakan önemli bir etkeni yüzüstü bırakırsanız bir gün o bölgelerden tamamen kurtulacak İsrail çok daha büyük bir bela olarak bölgede ortaya çıkacak ve tüm dikkatini Doğu Akdeniz’deki kaynak kapma yarışına verecek.
Gazze ve Lübnan’daki Hizbullah doğrudan doğruya İsrail’e yönelik en büyük tehlike ve bunu en iyi İran kullanabiliyor. Biz sadece söylemde ve insani yardım seviyesinde kalmasak Doğu Akdeniz’de bize karşı güçlenen dörtlü çeteye karşı uzakta onlara sıkıntı çıkaracak Gazze’nin askeri kuvvetini arttırabilirdik. Yine de geç değil, Gazze İsrail’in başına ne kadar bela olur ve ne kadar zarar verme ve onu uğraştırma potansiyeline sahip olursa Türkiye için o kadar faydalıdır. Gazze’yi zerre sevmeseniz bile düşmanımın düşmanı dostumdur mantığında gitmelisiniz. İsrail gibi askeri, ekonomik ve siyasi açıdan aşırı güçlü militarize bir devlete zarar verebilmenin en iyi yolu burnunun dibinde bir türlü baş edemeyeceği Gazze gibi savaşa istekli ve tehlikeli bir yerin ayakta kalmasını ve savaşabilir durumda olmasını sağlamaktır.
Filistin meselesinde fanatikçe öne sürülen Arap İsyanı meselesine de kısaca değinmek istiyorum.
Türk Ordusu Ocak 1917’den Ekim 1918’e kadar Filistin’de İtilaf devletlerine başarılı bir direniş gösterdi. Gazze ve çeşitli Filistin kentlerinde sokak savaşları bile gerçekleştirdik. Arap İsyanı’nın başladığı 1916 sonrası iddia edildiği gibi Filistin’de isyancı halk tabanı olsa ne sokak savaşları yapılırdı ne de Filistin cephesi neredeyse 2 sene sürmezdi. Arap İsyanının en az yankı bulduğu yerler Sina, Filistin ve Irak’tır. Filistin’de birliklerimizin Arap isyancılar tarafından uğradığı saldırılar bile Hicaz’da başlayan Şerif Hüseyin’in isyanı sonrası Medine dışındaki tüm bölgeye kısa sürede hakim olan Şerif Hüseyin’in İngilizler doğrultusunda kuzeye adam yollaması ve isyanın zaman içerisinde Ürdün, Güney Suriye ve Lübnan’a yayılmasından dolayıdır. Nitekim Ekim 1918’de bile neredeyse Filistin kuzeyinde olan cephe hattı bir anda Halep’e kadar gerilemiştir. Çünkü Suriye ve Lübnan’ı kasıp kavuran şiddetli isyan hareketi Osmanlı Ordusu’nun hızla Anadolu’ya doğru çekilmesine yol açmıştır. 250 km derinliğindeki Filistin’i neredeyse 2 sene savunabilmiş ve isyan çabası son derece azken 450 kilometrelik Suriye’yi ise günler içerisinde şiddetli isyan sebebiyle savunamayıp Halep kuzeyi-Fırat kuzeyi hattına çekilmek zorunda kaldık.
Arap İsyanı Hicaz-Ürdün-Güney Suriye-Lübnan üzerinde ağırlıklı olarak gerçekleşmiştir. Filistin ve Irak ise her zaman bize karşı saygı ve sempatinin daha fazla kaldığı yerler olmuştur.
Türkiye’nin ulusal güvenliği için İsrail’in burnunun dibinde yok edemediği bir belanın olması gerekmektedir. Aynı şekilde Yunanistan ile sınır sorunu yaşayan, nüfuslarını hızla Yunanistan’da arttırmaya çalışan Arnavutlar ve bunların örgütsel yapıları da Yunanistan’a karşı uzun vadede sorun oluşturabilecek bir yapıya dönüştürülebilir.
Türkiye artık kendisine karşı açık açık birleşen ülkelere karşı ekonomik, siyasi ve askeri anlamda ciddi tedbirler almalı ve bu ülkelerdeki sorunları arttırmaya odaklanmalı ve “proxy savaşı” anlayışına geçmeli ve bu beklenen başarıyı gösteremeyen ÖSO’dan daha başarılı bir şekilde oluşturulmalı.
Çağdaş Gündem

Yorumlar