Temmuz’da S-400’ler Geliyor

BREXIT EUROSKEPTİKLERİ YILDIRABİLİR Mİ?

Mısır Suriye İhvan hareketi ne için oluştu

Şu an Türkiye ve İran ile diyalog zor ve faydasız

İran’la çatışmanın kaçınılmazlığı

Gündem, İran 18 Mayıs 2019
208

İran’la askeri çatışma konusunda tüm ihtimaller mevcut. Son saldırılara karşılık vermek için kapsamlı ya da sınırlı bir çatışma olabilir veya olmayabilir. Fakat İran rejiminin sonu da Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi’nin sonuna benzeyecek. Bu, tarihi bakımdan saldırgan rejimler için kaçınılmaz bir durumdur.

Saldırgan rejimlerin bekası, daha fazla saldırgan faaliyetlere devam etmesine bağlıdır. Bu durum, İran ve Körfez ülkeleriyle doğrudan savaşa giren ve daha önce de Suriye’yle savaşın eşiğinden dönen Saddam Hüseyin rejiminin sorunlu durumuna açıklık getirmektedir. En nihayetinde Saddam Hüseyin rejimi, en büyük güçle yani ABD’yle karşı karşıya geldi ve bertaraf edildi.

Saldırgan rejimler, Nazi Almanya’sında olduğu gibi en nihayetinde parçalanmaya ve intihara sürükleyen, nadiren kurtulabildikleri bir davranış modeline sahiptir. Bundan dolayı Tahran’ın şiddete ve meydan okumaya başvurmadan krizi ele alacağını uzak bir ihtimal olarak görüyoruz. Cumhuriyetin kurulduğundan bugüne kadar amacının devrimi ihraç etmek olduğunu açıklayan rejimin doğası böyledir. Rejim, teokratik siyasi vizyonuna göre devrimleri ihraç etmeye çalışıyor. Bu nedenle bölge, sürekli çalkantılı bir durum yaşıyor.

Uzun yıllardan beri Suudi Arabistan dâhil bölge ülkeleri, İran’ın politikalarından ve uygulamalarından zarar görüyor. Bölge ülkeleri, çatışmaya teşvik edici hareketlerden daima kaçındı. Zihinlerde ve tartışma programlarında sürekli İran’ı caydırma isteği vardı. Tahran’ın askeri amaçlı nükleer projesini hayata geçirmek için acele ettiği anlaşıldığı zaman bölge ülkeleri, bu konuyu son 10 yılda ciddi bir şekilde gündeme getirdi. Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, herhangi bir askeri operasyona katılma taraftarı değildi. Hiç kimse savaş istemiyor. Fakat İran’a yönelik çatışmanın ertelenmesiyle birlikte durumlar kötüleşti ve daha tehlikeli hale geldi.

Halep ve Sana’dan sonra Riyad, Cidde ve el-Fuceyra’da doğrudan İran tarafından ya da Husiler aracılığıyla fırlatılan İran füzelerinin hedefi haline geldi. Hedef alınan ülkelerin çatışmak zorunda kalacağı gün gelene kadar Tahran’ın operasyonlardan vazgeçmeyip bu operasyonlara devam edeceğini biliyoruz. Ancak Yemen’de olduğu gibi bu çatışma, maalesef zorlu bir çatışma olacak. Neredeyse tüm ülkeyi işgal edene kadar Yemen’de, İran ve Husilere yönelik çatışma gecikti ve ertelendi. Husileri bertaraf etmek ve meşru hükümeti yeniden eski durumuna getirmek için müttefik ülkeler, zorlu bir savaşla ülkeyi kurtarmak zorunda kaldı.

Olayların çatışmaya doğru gittiği netleşmesine rağmen bazıları, İran’a yönelik tehlikeli durumu tek kişilik komedi (Trump-Bolton) olarak görüyor. Aslında sorun, Tahran’da Hamaney ve Kasım Süleymani’dedir. Bölge, İran tarafından yönetilen birçok savaşa ve terör saldırısına maruz kaldı. Bölge hükümetleri, durumu farklı şekillerde kontrol etmeye çalıştı, ancak başarısız oldu.

ABD Başkanı Jimmy Carter döneminden yani mollaların İran’da iktidarı ele geçirdiğinden beri Beyaz Saray’a 7 başkan geldi ve saldırgan politikalarından vazgeçirme ümidiyle hepsi de farklı şekillerde İran’a ambargo uygulamaya, İran’ı kuşatmaya ve mükâfatlandırmaya çalıştı. Fakat başarılı olamadı.

Gerçekçi olalım ve sorunu komplo teorileri aracılığıyla değil de meydana gelenlerin ABD-İsrail projesi ya da askeri-ticari bir proje olduğunu göz önünde bulunduralım. Krizden istifade eden yabancı çıkarlar dâhil olmak üzere tüm ek faktörlere bakılmasızın, Körfez ve bölge ülkelerini hedef alan İran tehlikesi, artık su götürmez bir gerçektir. Bugün her zamankinden daha fazla Tahran rejiminin kötü niyetleri konusunda herhangi bir şüphe yoktur. Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’de olanlar, Tahran’ın iyi niyetlerini savunanların ve rejim karşıtlarının niyetlerine saldıranların iddialarını çürüttü.

Biz, gözümüzün önünde duran bir gerçekle karşı karşıyayız ve Tahran rejimiyle çatışmalıyız. Aksi takdirde beyaz ineğin kurt tarafından yendiği gibi yenileceğiz.
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni ve El- Arabiyye kanalının eski müdürü

Yorumlar