Temmuz’da S-400’ler Geliyor

BREXIT EUROSKEPTİKLERİ YILDIRABİLİR Mİ?

Mısır Suriye İhvan hareketi ne için oluştu

Şu an Türkiye ve İran ile diyalog zor ve faydasız

İran’a karşı havuç, sopa ve silah politikası

Gündem, İran 23 Mayıs 2019
61

İki yıl önce eski Katar Başbakanı Hamad bin Casim Al Sani’nin telefon kayıtları sızdı. Bin Casim, medyada yumuşak ve uzlaşmacı bir kişi olarak ortaya çıkarken kayıtlar, Körfezlilere karşı hayal ötesi suçlar işleyen öfke dolu bir karakteri deşifre etti.

Sızan kayıtlar arasında muhalif Bahreyn el-Wefaq Derneği Başkanı Ali Selman’la yaptığı telefon görüşmesi de vardı. Görüşmenin içeriği, sadece Bin Casim’in karakterini değil, aynı zamanda mevcut Katar rejiminin davranışını da yansıttı. Görüşmede 2011 yılında Yarımada Kalkan Gücü’nün meşru Bahreyn hükümetini savunmak için Bahreyn’e giriş meselesi ele alındı. Nitekim İran tarafından desteklenen muhalefet, Manama sokaklarında ayaklanma çıkartıp şiddete başvurmuştu. Bin Casim, görüşmede Katar güçlerinin baskılardan dolayı Yarımada Kalkan Gücü’yle Bahreyn’e gönülsüz bir şekilde girmek zorunda kaldığını dile getirdi.

Katar rejimi, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyona karşı da ikiyüzlü bir tutum sergiledi. Zira Katar güçleri, Bahreyn’de olduğu gibi bu koalisyona da formalite icabı katıldı. Fakat aslında Katar, İran’a bağlı gruplara zarar vermedi. Koalisyonu gözetleyen bir casus olduğunun kanıtlanmasının ve ambargonun ardından Katar, koalisyondan ayrıldı.

Mevcut şartlarda Körfez ülkeleri ve ABD tarafından İran’a karşı askeri bir operasyon düzenlenme ihtimaliyle birlikte Katar rejimi siyasi takiyeyi nasıl yürütecek? Aslında ilişkiler kopuk olmasından dolayı buradaki sorun, Körfez ülkeleriyle değildir. Fakat Doha’nın sorunu, İran’a karşı askeri operasyonlarına en büyük ABD üssünün yer aldığı Katar topraklarından başlayacak ABD ile olacaktır. Farklı eksenlere oynamak, Doha’yı çıkmaza ulaştırdı.

Bu defa Katar, İran’ın baskılarına maruz kalacak. Bunun için Katar, gri bölgede kalmaya çalışacak. Doha, el-Udeyd hava üssünün Washington’la yapılan zorunlu bir anlaşma olduğunu ve bu üsten yapılacak herhangi bir askeri operasyonun Katar rejiminin siyasi tutumunu temsil etmediğini ileri sürecek. Diğer bir ifadeyle Katar, kiralık bir topraktır. Kiracı, tasarruf hakkına sahiptir. Ev sahibinin ise itiraz hakkı yoktur. 2014 Gazze Savaşı’nda da aynı durum yaşandı. İsrail, Filistinlilere karşı el-Udeyd üssünden destek aldı. Doha’nın gerekçesi yine aynıydı: Kiralık toprak meselesi.

Bilindiği üzere ABD, dünyada Washington’un politikalarıyla uyumlu olan ve kendi üssünden yapılacak askeri operasyonda bir beis görmeyen ülkelere askeri üs kuruyor. Fakat zıtlıklarla dolu bölgemizde gri bölgenin bulunması zordur.

Çözüm, askeri savaşla ya da başka bir şeyle gerçekleşecek. Çözüm konusunda ne Körfez ülkeleri ne de ABD acele ediyor. Aksine petrol gelirlerinin sıfırlanmasının ardından artık ekonomik krize katlanamayan İran, çözüm konusunda acele ediyor. Zira bu durum, modern tarihte hiçbir ülkenin başına gelmedi.

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, önümüzdeki günlerde Mekke’de Körfez ve Arap zirvesi olmak üzere iki olağanüstü zirve düzenlenmesi yönünde çağrı yaptı. Bu çağrı, İran’ın yol açtığı olaylara cevap niteliğindedir. Zira İran, Birleşik Arap Emirlikleri’nde(BAE) petrol tankerlerini ve Suudi Arabistan’ın doğusuyla batısını birbirine bağlayan enerji destek hattını hedef aldı. Ardından ulaşım ve ikamet konusunda liderlere gözdağı vermek için Mekke, balistik füzelerle hedef alındı.

Yapılması iddia edilen Arap, İslam ve Körfez zirvelerinde İran saldırılarına karşı ortak bir karar alınması bekleniyor. Çünkü savaş ya da barış kararı, sonuçta askeri değil, siyasi bir karardır. Arap ve Müslümanların bölgedeki barışa ve güvenliğe yönelik tehdidi reddetme konusunda kapsamlı olmasa da baskın bir tutuma sahip olmaları önem arz etmektedir.

Doğal olarak İran, Mekke’ye gelmeyecek. Müttefiki Katar, ister gelsin ister gelmesin, 4 Arap ülkesinin şartlarına karşılık vermediği sürece bu da bir fark teşkil etmeyecek. Üçgenin üçüncü kenarı Türkiye ise mutlak bir şekilde İran’ın yanında yer aldığını yeniden dile getiriyor. Nitekim Türkiye, İran’ın Mekke’ye yönelik saldırısını bile kınamadı.

ABD yönetimi, havuç, sopa ya da silahla İran’ın davranışını değiştirme noktasında kararlı. ABD, savaşın çıkması halinde ya da sınırlı saldırılarda bile Katar topraklarını ve hava sahasını kullanacak. İran ve Rusya’ya yönelik tutumu nedeniyle Türkiye, Amerikan öfkesine karşı güvende değil. İran ise Irak veya Yemen’de Haşdi Şabi’yi ya da Husileri Washington ve Riyad’a karşı kışkırtarak, kendisinden uzak bir şekilde çatışma noktasını belirlemeye çalışıyor. İstikrara kavuşmalarının ve Arap-Irak ilişkilerinin yeniden başlamasının ardından bu durum, tam olarak Iraklıları endişelendiriyor. İran, gölgede kalmak için Yemen ve Irak’ta militanlarını öne sürüyor.

Şer odakları yani İran ve müttefikleri güvende olduğu sürece Irak, Yemen, Lübnan ve Suriye’de savaşlar devam edecek ve Körfez’deki güvenlik tehdidi sürecek.
Emel Abdulaziz Hezzani

Yorumlar