Rus uzmandan uyarı: 15 Temmuz tekrarlanabilir

Վարչապետն անվստահություն հայտնեց խորհրդարանին

Ermənistan üçün Rusiya təhlükəsi getdikcə artır

ABD İNGİLİZ SÖZDE SAVAŞI

İran meselesi, Türkler ve Türkiye

Gündem, İran, Türkiye 13 Ocak 2018
246

Türkiye’de son 30 yıl “İran’da Türklerin var olub olmadığını” müzakire ve sonunda kabullenmekle geçti. Şuanki aşama ise bu Türklerin isminin ne olduğunun belirlemesi süreci olarak devam ediyor: “İran Türkleri”, “Azeriler” ve (Güney) Azerbaycan Türkleri” isimleri arasında gitgeller var.Gördüğüm kadarıyla hakim kanat daha çok “İran Türkleri” kavramı üzerine yoğunlaşıyor.Bu arada ordaki Türklerin arasında yükselen trendde milli kimliğin kendini nasıl tanımladığı ihmal ediliyor. Ordaki Türklerin ismi konusu da bir 5-10 sene daha müzakire edilir. Ancak yol uzun, daha isme karar kıldıkdan sonra İran’da bu Türklerin yerinin ne olması meselesi müzakire edilecek, sonra karar verilecek. Sonrasında Türkiye’nin bu sürecteki rolunun ne olacağı konusu uzun bir süre tartışılacak daha.

Tabii bu arada dünyanın, bölgenin ve İran’ın hızla değişen dengeleri ve gündemi İran’da Türk gerçeğini fiili olarak yeni bir siyasal sonuca götürecek.Türkiye ise yine bu sürece hazırlıksız yakalanacak.
Türkiye’nin İran meselesindeki yaklaşımı ABD-İsrail-Suudi ittifakı ile Tahran yönetimi arasından birini tercih etmek olmamalidir. Dahası bu yaklaşım İran’daki Güney Azerbaycan meselesini görmezden gelecek biçimde olmamalıdır. Hele de İran’da muhafazakarlarla reformucular arasında makas bir haylı açılmışken ve ülkedeki Türkler arasında milli bilinç giderek yükselirken bunu yapmak stratejik bir yanlıştır.Hele hele Türkiye’deki milliyetçi ve Atatürkçü camianin bu hataya düşmemesi lazımdır…

Türkiye’nin Ortadoğu politikasında iki meselenin ciddi yükü var.Türkiye Irak meselesinde çok pasif davrandı, sonuçları ciddi fesadlar doğurdu.Ardından hem de bu olayın da etkisi ile Suriye’de çok aktiv davranıldı, sonuçlar yine ciddi fesadlar doğurdu. Ancak her ikisinin ortak noktası Irak ve Suriye’de yerli Türklerin ve Türkiye’nın milli çıkarlarının zarar görmesiydi. Şimdi İran olayına yönelik tavır geliştirilirken hem Irak, hem de Suriye dersleri iyice incelenmeli, hem Türkiye’nin milli çıkarlarını hem de İran’daki Türklerin çıkarlarını dikkate alan stratejik bir tavır geliştirilmelidir..Bu stratejik tavır geliştirirken şunun görülmesi elzemdir: Bölgedeki ülkelerde nüfus içindeki yerli Türklerin çıkarlarını kabul etmeyen iç ve dış aktörlerin hemen hemen hepsi aynı zamanda Türkiye`nin bölgedeki çıkarlarını kabullenmeyen ve ona muhalefet edenlerdir. İnanmayanlar Orta Doğu`ki gelişmelere bir de bu gözle tekrar baksın.
Dr Nazim Cafersoy

Yorumlar