Rus uzman: DTÖ neden ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarına sesini çıkarmıyor?

Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Irak’ta Halife İran’da Mehdinin zuhuru!

İran 20 Mayıs 2016
4.540

Irak’ta Halife İran’da Mehdinin zuhuru!
ömür
Türkiye’nin işi gerçekten zor. Komşusu İran’da dini liderlerinin Mehdi ile temas halinde olduğu gündeme getiriliyor. Diğer tarafta Suriye ve Irak’ın bir kısmını elinde tutan IŞİD (DAİŞ) lideri Ebubekir Bağdadi halifeliği ilan ediyor. İslam dünyasında Hilafet ve İmamet tartışmaları ekseninde yaşanan fikri ayrılıklar hiç şüphesiz Şii ve Sünni çatışmasının tarihi nedenlerinden kaynaklanıyor. Şiiler topyekûn hareket etme noktasında Sünnilere göre daha şanslı. Bu birazda Şiilerin akaid ve fıkhıyla ilgili. Her Şii’nin “merci-i taklîd” yani taklid edilecek mezhep imamının hayatta olması şartı, dini hayatlarını daha aktifleştirdiği gibi kontrollerini de sağlıyor. Çünkü merci olma niteliğinin bir kişide toplanması fikri, taklid mercii sayılan kimsenin aynı zamanda geniş kapsamlı bir siyasî otoriteye sahip bulunması anlamına gelen “velâyet-i fakīh” düşüncesine dönüştü.
İran İslam İnkılabının rehberi Ayetullah Humeynî’nin velâyet-i fakīh fetvasına göre gāib imamın yetkileri Ca‘ferî âlimlerinin en faziletlisi ve ilim açısından en üstün olanında mevcuttur. İslam Devriminden sonra gāib imamın yetkilerinin İran’ın dini liderinde olduğu kabul ediliyor. İşte bu nedenle olsa gerek İran’ın taklit mercilerinden Ayetullah Şirazi, ülkenin dini lideri Hamaney’in ahir zamanda zuhur etmesi beklenen Mehdi ile irtibatı olduğunu iddia etti. Bkz. 20.05.2016/http://aa.com.tr/tr/dunya/hamaneyin-mehdiyle-irtibati-oldugu-iddiasi-/575355 Babası Azerbaycan Türkü Ayetullah Seyyid Cevat Hüseyni Hamaney olan Ayetullah Ali Hamaneyi’nin Zuhur etmesi beklenen Mehdi ile irtibatı oldukça ilginç bir iddia.
Hatırlayacak olursanız İran Dini Lideri Hamaney’in Erdebil eyaleti temsilcisi ve Cuma İmamı Azeri kökenli Ayetullah Seyyid Hasan Ameli Hz. Mehdi zuhur ettiği zamanda Türklere karşı savaşacağını iddia etmişti. Bkz Ömür Çelikdönmez/ 22 Nisan 2016 / Ayetullah Seyyid Hasan Ameli Türklere savaş açtı! http://www.kafkassam.com/ayetullah-seyyid-hasan-ameli-turklere-savas-acti.html Ancak bu iddianın tam tersine Türkiye’de “Mehdî Rum’dan, Türklerden (çünkü eskiden Türkiye’ye diyar-ı Rum deniliyordu.) ayrılmayacaktır. Hz. Mehdî faaliyetini Türkler içerisinde yürütecektir” söylentisi inanca dönüşmüştür. 30 Ocak 2013’te Şiiler’in önemli dini merkezlerinden Kum kentindeki bir camide konuşan Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi, Ankara’nın İsrail ve Amerika’yla birlikte hareket ettiğini savundu. Ankara’nın bir dönem İslam yolunda olduğunu ancak, 180 derece değişerek İsrail ve Amerika’yla birlikte hareket ettiğini savunmuş, Türk devlet adamlarını “akıllı olmaya” çağıran Şirazi, Ankara’yı izlediği politikanın kötü sonuçları konusunda uyardığını ve bunun Türkiye’ye zarar vereceğini iddia etmişti. Bkz. http://www.haberler.com/iranli-din-adami-turkiye-yi-uyariyorum-4289543-haberi/
İran’dan yayın yapan jamkaran.ir haber sitesine göre, Kum kentinde 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Mehdeviyet Doktrini Konferansı’nda konuşan Şirazi, “Dini liderin başarılı olduğunun delillerinden biri de kendisinin İmam Mehdi’yle bu mescitteki (Cemkeran Mescidi) yakın irtibatıdır.” iddiasında bulundu. Şirazi, “Biz zamanını tayin etmiyoruz. Fakat Mehdi’nin çıkışı büyük bir ümitle yakındır.” ifadelerini kullandı. İran’daki Caferiler, Mehdi’nin kıyametin kopmasına yakın bir zamanda ortaya çıkacağına inanıyor. Dünyada kaos ve savaşların artması Mehdi’nin geliş alametleri olarak kabul ediliyor. Kum ile Kaşan kenti arasındaki Cemkeran köyüne yakın Cemkeran Mescidi, Caferi mezhebine mensup bazı kişilerce Mehdi’yle irtibat kurulan yer olarak inanılıyor.
Irak Savaşı esnasında Irak’ta el-Kaide’ye bağlı örgütün temellerini atan, Suriye’de çıkan iç savaş ile birlikte bu ülkeye giden ve Nisan 2013’te El-Nusra Cephesi ve kendi örgütünü Irak ve Şam İslam Devleti adı altında birleştirdiğini açıklayan, Türkiye’deki iktidarı küfür rejimi olarak niteleyen Ebu Bekir el-Bağdadi, 29 Haziran 2014’te halifeliğin yeniden kurulduğunu ilan etti. Ebu Bekir el-Bağdadi halife ilan edilerek Halife İbrahim adını aldı ve Irak ve Şam İslam Devleti ismini İslam Devleti olarak değiştirdi. Bu hareket pek çok İslam ülkesi lideri ve diğer cihadist gruplar tarafından şiddetle eleştirildi. Bunun yanı sıra farklı İslami gruplardan da destek gördü. En dikkat çekici husus, Hilafet konusunda duyarlılığı diğer cemaatlere göre daha belirgin olan Ürdün merkezli bir grubun bu konuda geri durduğu Ebubekir el-Bağdadi’ye biat etmediğidir.
Irak Şam İslam Devleti, internet üzerinden yayınladığı ‘Konstantiniyye’nin Fethi’ kapağıyla çıkan 46 sayfalık ilk Türkçe dergide, batı ve demokrasi düşmanlığı yapılırken Müslümanlar, hem IŞİD kontrolündeki bölgelere hicret etmeye ve Türkiye’deki seçimleri boykot etmeye çağırılmıştı. Bkz. 04 Haziran 2015/ http://www.amerikaninsesi.com/a/isidden-turkce-dergi-konsatantinniye/2807520.html IŞİD’in Türkçe dergisi Konstantiniyye’nin 5. sayısında TSK’yi hedef alan bir yazı yayımlanmıştı. Yazıda “Türk ordusu NATO’yla beraber müslümanları katletmektedir” denirken, “tağuta (put, şeytan) küfretmek imanın ilk hükmüdür. Tağuta küfredilmeden iman sahih olmaz.” denerek TSK ile mücadeleye çağrılmıştı.Bkz. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/483086/ISiD_in_Turkce_dergisinin_son_sayisinda_TSK_tehdit_edilmisti.html
Suriye ve Irak’ta IŞİD Halifeliği İran’da Mehdinin zuhuru, Türkiye’nin önündeki en önemli sorunlardan. Çünkü her iki durumda da Türkiye, dini terminoloji kullanılarak dinsiz ilan ediliyor. “Hilafetin ilgasına ve Hanedanı Osmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun’un Birinci Maddesinde; Halife haledilmiştir. Hilâfet, Hükümet ve Cumhuriyet mâna ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan hilâfet makamı mülgadır.” denilse de “Atatürk ve TBMM, halifeliği doğrudan “kaldırıyorum” deyip kaldırmamıştır. “Hilafet, hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiçtir” biçimindeki bir gerekçeyle kaldırılmıştır. Bu nedenle haklı olarak “Halifelik TBMM’de (manevi şahsında) saklıdır” yorumları yapılıyor.
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
[email protected]

Yorumlar