Milli Eğitim Müfredatı ve Cihad/Mücahede/İctihad

Putin Japonya’ya karşılıksız anlaşma önerdi

Սերժ Սարգսյանը հայտնել է հողերի հանձնման մասին…

Elhan Şahinoğlu: Baydenin Çin siyasəti necə olacaq?

İmil Emin: Tahran’a karşı stratejik saflaşma

Gündem, İran 14 Mart 2021
32

ABD Temsilciler Meclisi’nin yaklaşık 70 Demokrat üyesi ile 70 Cumhuriyetçi üyesi, ABD yönetiminin nükleer programının ötesine geçerek en az onun kadar tehlikeli ve saldırgan daha pek çok sorunu içerisinde barındırır hale gelen İran sorununu ele alış yöntemini gözden geçirme çağrısı sayılabilecek bir mektubu ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a neden gönderdiler? Doğrudan yanıt vermeden önce belki de Washington Examiner’ın yazı kurulunun Şubat ayı sonunda yeni ABD yönetimine yönelttiği ve İran ile müzakere dosyasıyla ilgili notlar içeren mektuba atıfta bulunmalıyız. Demokrat ve Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyelerinin Blinken’a gönderdikleri mektubun temel hedefi; İran ile nükleer programının yanı sıra, balistik füzeleri başta olmak üzere küresel ve bölgedeki ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit eden diğer tüm anlaşmazlık noktalarını da içerecek kapsamlı bir anlaşmaya varılması. Mektup ayrıca, İran’ın balistik füze programı krizinin bugün ve gelecekte temsil ettiği felakete de değiniyor. Üretim hızının Kuzey Kore deneyimine benzer şekilde bir ivmede devam etmesi, hatta yaptırımların kaldırılıp petrol gelirlerinden ve dondurulan mal varlıklarından faydalanmasına izin verilmesi durumunda Kuzey Kore’yi geçebileceğinin göz önüne alınmasını talep ediyor.

İki büyük partiden Amerikan halkının temsilcileri, İran’ın Lübnan, Irak, Yemen ve Suriye’deki silahlı milislere verdiği desteğin Ortadoğu’da istikrarı bozan kötü niyetli bir davranış olduğunu, iki büyük parti arasındaki iç çatışma veya mücadeleye bakılmaksızın, Amerikalı yetkililerden hiçbirinin bölgenin, İran’ın küstahlığının ve bölgedeki vekillerinin temsil ettiği tehditlerin esiri olmasını kabul etmeyeceğini de belirtiyorlar.

Washington ve politikacılarının bütün ideolojik iç tartışmaları aşıp, İran’ın aklı başında herkese aşikar niyetleri karşısında aynı safta yer almalarını sağlayan birkaç neden var. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın Başkanı Rafael Gross’ın geçtiğimiz yıl ajansa açıklanmayan birkaç yerde uranyum parçacıkları keşfedildiğine, bu nedenle İran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik uluslararası soruşturmanın yıllarca sürebileceğine dair yakın zamandaki açıklamaları, İran’a karşı korku ve endişeleri güvensizlik kertesine varacak ölçüde güçlendirdi. Gross ayrıca, “Ek bilgilerin ortaya çıkabileceğini, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlama konusunda nihai bir bildirimde bulunmadığını, bunun da İranlıların ajansı manipüle ettiklerini gösterdiğini” vurguladı.

Amerikan istihbarat raporlarını, özellikle de İsfahan’daki tesiste 3.6 gram uranyum metali bulunduğuna dair raporu şüphesiz Temsilciler Meclisi üyeleri de okumuşlardır. Bu gelişme, İran’ın nükleer bombası için ihtiyacı olan uranyum madenini artık topraklarından çıkardığı anlamına geliyor. Nitekim bugün İran alenen uranyum zenginleştirme oranını yüzde 20’ye çıkarma niyetinde olduğunu açıklıyor ki bu oran, 2015’te imzalanan kötü şöhretli nükleer anlaşmada üzerinde uzlaşılan, yani barışçıl kullanımlar için gerekli enerjiyi üretmeye yeterli yüzde 3.67 oranından çok daha yüksek. İki parti arasındaki bu uyumun, Blinken’ın birkaç gün önce Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nda yaptığı konuşmaya net bir etkisi oldu mu? Büyük olasılıkla evet, özellikle de Dışişleri Bakanı’nın yaptığı ülkesinin İran ile görüşmek için kendisine hiçbir taviz vermeyeceği ve yaptırımları kaldırmayacağı vurgusu göz önüne alındığında. İran’ın nükleer bomba veya balistik füzeye sahip olmanın ötesine geçen vizyonları olduğu, genç yaşına rağmen seçkin bir deneyime sahip Amerikalı bir diplomat olan Blinken’ın da gözünden kaçmış değil. İran’ın bu vizyonu devrimden beri var olan, uzun vadeli hegemonya hayali ile bağlantılı stratejik bir bölgesel rol oynama fırsatı için ABD’yi bölgeden kovulması gereken “Büyük Şeytan” olarak gören dogmatik ideolojisiyle bağlantılı. Temsilciler Meclisi üyelerinin mektubu ile Blinken’ın açıklamaları arasında Amerikan araştırma merkezleri, görünen o ki, İran’ın Ortadoğu’daki Amerikan rolüne ilişkin görüşlerine dair derinlemesine okumalarıyla iki tarafı da doldurmuşlar. Böylece Amerikalılar, İranlıların her ikisi de İran’daki rejimi değiştirmeye kararlı olduklarından Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasında hiçbir fark olmadığına inandıkları sonucuna varmış görünüyorlar.

Biden yönetimi, her gün ve her saat İran’ın stratejik hedefine ulaşmak yani nükleer silah edinmek için zaman geçirme ve oyalama taktiğini benimsediğinin daha çok farkına varıyor. İran, nükleer silahın, çevresini saran bir dizi tehdide karşı ihtiyacı olan caydırıcılığı sağlayacağını düşünüyor. Nükleer başlıklı balistik füzelerin, Basra Körfezi ve Akdeniz’deki ABD üsleri ile yakın ülkelere karşı bir tehdit unsuru oluşturabileceğine inanıyorlar. Hatta coğrafi olarak menzillerinin Güney Avrupa’ya ve bir müddet sonra New York ile Washington yakınlarına kadar ulaşabileceğini düşünüyorlar. Amerikan halkının temsilcilerinin, ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı istihbarat teşkilatının Aralık 2019’da yayınlanan raporunu okudukları ve bu rapor aracılığıyla İran’ın bölgedeki nüfuzunu genişletmeyi amaçlayan üçlü vizyonunun boyutlarını fark ettikleri bir sır değil. Bu vizyon şu üç yönde ilerlemeyi amaçlıyor:

1- Hava Kuvvetlerinin 1970’lere dayanan zayıflığını telafi eden balistik füze programı

2- Tahran’ın petrolün üretildiği Körfez bölgesinde seyrüsefere tehdit oluşturmak için büyük önem verdiği Deniz Kuvvetleri.

3- Husilerden Iraklı milis gruplara, Hizbullah, Hamas ve etrafında toplanan gruplara kadar bölgesel vekilleri.

İki büyük Amerikan partisindeki saflaşma, Amerikan stratejik sabrının tükendiğini doğruluyor.

İmil Emin
Mısırlı yazar şarkulavsat

Yorumlar