Şimdi yükleniyor

İlhan Turanlı: Doğu Türkistan’ın Sessiz Çığlığına Ses Olmak

Doğu Türkistan’ın Sessiz Çığlığına Ses Olmak

Sevgili dostlar, Bugün sizlere, Doğu Türkistan Vakfı’nın kıymetli başkanı, değerli kardeşim İlhan Turanlı beyefendi ile yaptığımız umut dolu söyleşiyi paylaşacağım. 1978’den beri zulme karşı direnişin, dayanışmanın ve insanlığın kalesi olan bu vakıf, soydaşlarımıza maddi ve manevi destek sunarak karanlığa ışık tutmaya devam ediyor. Sizleri de vakfımızı ziyarete, Turanyum içeceğiyle tanışmaya, yöresel lezzetlerimizi denemeye davet ediyorum. Çünkü her yudum, her lokma; bir mazlumun umudu, bir davanın gücü oluyor. Genç, çalışkan ve idealist başkanımız İlhan Turanlı beyefendi ile tanışmak, bu kutsal mücadelede bir tuğla da siz koymak için harika bir fırsat. Zaman ayıran kıymetli başkanımıza teşekkür ediyor; Doğu Türkistan Vakfı’nın bir gönüllüsü olarak, başarılarının artmasını, sesimizin daha gür çıkmasını diliyorum.

Unutmayalım Bu dava bizim davamız.!!!!!

Burası Doğu Türkistanlı’nın elçiliği
Başkan İlhan Turanlı beyefendi anlatıyor:

“Bismillah başlayalım abi, burası Doğu Türkistan Vakfı. Daha önceden 1978 yılında İsa Bey ve arkadaşları tarafından Türkiye’de Doğu Türkistan davasını tanıtmak ve bu davaya katkı sağlamak amacıyla kuruldu. Bayrak çekildi, göndere dikildi. Ancak 1980 ihtilali döneminde vakıf ve dernekler kapatılınca, Doğu Türkistan Vakfı da kapatıldı. Bu sırada rahmetli Mehmet Rıza Bey Paşamız var. Emekli olmuş, Türkiye’de askeri görev yapmış, generalliğe kadar yükselmiş bir büyüğümüz. Emeklilikten sonra Doğu Türkistan davasına hizmet etmek için adım atıyor. Dostları ona, ‘1978’de kurulmuş bir Doğu Türkistan Vakfı var, bunu canlandırıp yürütmek ister misiniz?’ diyor. Paşamız ve o dönemki abilerimizle birlikte 1986 yılında vakfı yeniden harekete geçiriyorlar. Çalışmalara ilk etapta Aksaray’da başlıyorlar. 1995 yılında ise şu anda bulunduğumuz, Şehzadebaşı’nın hemen arkasındaki külliye, Doğu Türkistan Vakfı olarak tahsis ediliyor. Rahmetli paşamızın bir sözü vardı burası için: ‘Burası Doğu Türkistanlıların elçiliği.’ Biz de öyle görüyoruz. Vakıf’ta 21 kişilik Mütevelli Heyeti sistemi var. İlk kurulduğu 1978’de İsa Bey ve arkadaşları üyelik sistemini oluşturmamış. Neden? Yapıyı bozacak kişilerin üye olmasını önlemek için. Mütevelli Heyet üyeliğine seçilen kişi, 3 isim bırakır. Eğer bir üye vefat, istifa veya istifası istenirse kalan 20 kişi ilk olarak bu 3 isim üzerinden oylama yapar. Rahmetli paşamız da vakfı korumak için bu uygulamanın devam etmesini istemiş. Temel sebep: Tanıdığımız insanlar ve çocukları olsun diye. Bilinmeyen, davaya katkısı bulunmayacakların vakıfta görev almasını istememişler.”

Bu sebeplerden dolayı üyelik sistemi bulunmuyor. Ancak gönüllülük esasıyla buraya gelen dostlarımız, abilerimiz, kardeşlerimiz, bacılarımız ve ablalarımız mevcut. Onlar gönülden desteklerini sunuyorlar. Rahmetli paşa döneminde özellikle öğrencilere yatırım yapılmıştır. Bunun en güzel örneği: Doğu Türkistan’dan gelen ve vakfın desteğiyle okuyup başarıya ulaşan soydaşlarımız. Bugün üniversitelerde profesörlük yapan, hastanelerde veya çeşitli makamlarda görev alan pek çok kardeşimiz bu vakfın desteği ile okumuşlardır.

Sekiz yıl önce beni önermişler. O dönemde Gençlik Derneği’nde faaliyet gösteriyorduk. Doğu Türkistan’dan gelen kardeşlerimize sağlık alanında maddi ve manevi destek sağlıyorduk. Çalışmalarımızı beğendikleri için “Vakıfta mütevelli olarak alalım” dediler, sağ olsunlar. “Bize soydaşlarına yardımcı ol” dediler. Biz de: “Siz çağırırsanız şeref duyarız.”Rahmetli paşanın ve rahmetli İsa Bey’in geçtiği bir makamda bulunmak bize büyük onur verdi. Kabul ettik.

Mütevelli Heyet üyeliğine girdikten altı yıl sonra genç kardeşlerimiz bize şöyle bir teklif getirdi: “Abi, bu dönemde vakıf başkanı adayı olarak sizi önersek nasıl olur?” İki yıl önce başkanlık için adaylığımı koyduk. Yaşımız nedeniyle bazı büyük abiler soru işaretiyle yaklaştı. Onlara tek tek gittik, görüştük ve hedeflerimizi anlattık: “Yapabiliriz ya da yapamayız, ama en iyisini yapmak için elimizden geleni yapacağız.” Dedik İki yıl önceki Aralık seçiminde 16’ya 4 oyla vakıf başkanlığına seçildik. Seçildiğimizde ilk hedefimiz şuydu: Vakfın bünyesindeki iktisadi işletmesi var ama âtıl durumdaydı. Biz bunu harekete geçirmek istedik.

Burada amacımız hem vakfın gelirine katkıda bulunmak hem de Doğu Türkistan kültürünü tanıtmaktı. Bu doğrultuda iktisadi işletmeyi harekete geçirme çalışmalarına başladık:

• Odaları nasıl faaliyete geçiririz?
• Neler yapabiliriz?
Genç kardeşlerimizle ve aksakallı büyük abilerimizle istişare ettik. Ortaya bir liste çıktı:

1. Vakfın düzenlenmesi ve tertipli hale getirilmesi
2. İktisadi işletmesin aktif hale getirilmesi
3. Sağlık ekibinin kurulması
4. Hukuk ekibinin kurulması
Bunların elzem olduğunu gördük ve sırayla hayata geçirdik. İktisadi işletmeyi aktif hale getirdik. Artık burada Doğu Türkistan mutfağından dört çeşit yemek sunabiliyoruz:

• Türkistan Pilavı
• Türkistan Mantısı
• Lagman
• Samsa
Vakfın etrafında çok sayıda üniversite olduğu için öğrenci kardeşlerimize uygun fiyatlı yemek sunabiliyoruz. Aynı zamanda gelen misafirlere Doğu Türkistan’ı anlatabiliyoruz. Bu, iktisadi işletmemizin en önemli başarılarından biri oldu. Doğu Türkistan davasını ve kültürünü yaşatmak için bu adımların elzem olduğunu düşünerek, iktisadi işletmeden hemen sonra hukuk odası ve sağlık ekibi odasını da kurduk. Böylece mücadeleye peş peşe devam ettik.

Sağlık ekibini kurmamızın sebebi: Son dönemde gelen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin sağlık sorunlarını bir nebze olsun hafifletmek. Burada neler yapıyoruz?

• Hastane masrafları ve ilaç ihtiyaçlarını karşılıyoruz.
• Eczanelerden yardımcı oluyoruz.
• Gönüllü doktorlarla sağlık taramaları yapıp, hastanelere yönlendiriyoruz.
• Yaşlı teyze-amcalarımız Türkçe konuşamayınca, Uygur Türkçesiyle tercümanlık için genç kardeşlerimizi görevlendiriyoruz.

Hukuk ekibinin amacı:

• Çin’e karşı mücadele ve Türkiye’deki soydaşlarımızın hukuk süreçlerini yürütmek.
• İkamet, nüfus veya herhangi bir konuda destek.
• Gönüllü avukatlarla, avukatlık ücreti almadan yardım ediyoruz.
Eğitim faaliyetleri:

• Türkçe kursları açtık (annelere, babalara).
• Üniversiteye hazırlık ve yabancı dil sınavı kursları devam ediyor.
• Bilgisayar kursları başlattık.

Başkanım, nerede oluyor bunlar?

Sefaköy ve Zeytinburnu bölgelerinde. Kardeşlerimiz genellikle Sefaköy ile Zeytinburnu arasında yaşadıkları için Fatih’e gidip gelmeleri –özellikle öğrenci ve kız kardeşlerimiz için– çok zor oluyor. Bu yüzden kursları ve destekleri Zeytinburnu-Sefaköy civarında yapıyoruz. İnşallah önümüzdeki haftalarda programımız yeniden başlayacak. Üniversitede okuyan öğretmen kardeşlerimiz de derslerde ve diğer ihtiyaçlarda yardımcı oluyor. Tüm bunları vakfımız organize ediyor.

• Doğu Türkistan Vakfı içinde de çalışmalarımız devam ediyor.
• Vakfımız içinde paneller, sohbet günleri ve çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetleri düzenleyerek Doğu Türkistan’daki zulmü dile getiriyoruz.

Çin Doğu Türkistan’ı açık hava hapishanesine çevirdi. Bombalar atılmıyor ama kapalı kapılar ardında Asimilasyon ve zulüm devam ediyor. Bütün dünyanın gözü önünde saklanarak yapılan bu zulmü dünyaya duyurmak, kardeşlerimizin haklarını savunmak,
hukuk mücadelesini sürdürmek ve
onların sesi olmak için mücadeleye devam ediyoruz, devam edeceğiz.

Kültürü Tanıtma Çalışmaları:

• Üniversitelerdeki kardeşlerimizle birleşip üniversite kulüplerinde paneller düzenliyoruz.
• Doğu Türkistan’ı anlatıyor, kültürü tanıtıyoruz.
Ayrıca Çapa’da Uygur Kültür Evimiz var.
Orada kendi ürünlerimizle Doğu Türkistan kültürünü yaşatmaya çalışıyoruz.

Anlattıklarınız çok güzel ve anlamlı bir kültürel tanıtım çalışması. Doğu Türkistan’ın zengin mirasını, milli kıyafetlerden çalgılara, yemeklerden içeceklere kadar gençlere ve ziyaretçilere aktarmanız gerçekten değerli. Özellikle Turanyum hikâyesi çok hoşuma gitti!

Yaban mersini aromalı, Gökbayrak renginde bir sıcak çaydan başlayıp, esprili bir şekilde “Turanyum”a dönüşmesi, sonra gazoz olarak da sunulması… Hem yaratıcı hem de güçlü bir sembolik anlam taşıyor. Sosyal medyada da ilgi görmesi, bu işin ne kadar doğru bir yolda ilerlediğinin kanıtı.Kısaca özetlersem:
Turanyum:

• Başlangıçta Gökçay (Gökbayrak renginde yaban mersini aromalı sıcak çay)
• Sosyal medyada espriyle “Turanyum” adını aldı
• Şimdi sıcak çay ve gazoz olarak sunuluyor
• Hem lezzet hem kültür taşıyıcısı
Bu tür çalışmalar, sadece bir ürün satmak değil, bir hikâye anlatmak. Ve bu hikâye, Doğu Türkistan’ın sesini daha geniş kitlelere duyuruyor. Devamını dilerim.

Elhamdülillah Türkiye’de Doğu Türkistan davasını hemen herkes biliyor ama bazı konularda eksik kalıyor. Bu eksik kısmı da buraya gelen kardeşlerimize, misafirlerimize kültürümüzle alakalı broşürler, kitaplar vererek Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin kültürünü, orada yaşanan her şeyi anlatma fırsatı buluyoruz. Bu tanıtımlar bizim için çok önemli.

İktisadi işletmemizin, burada insanları misafir etmek, aynı zamanda da burada kendi değerlerimizi, kültürümüzü anlatabilmemiz için çok önemli bir rolü var. Onun için biz iktisadi işletme kısmını çok önemli görüyoruz.

Kardeşlerimiz diyor ki biz 10 kişilik 15 kişilik grupla burada bir sohbet gerçekleştireceğiz. Diyoruz ki tamam gelin 15 kişi sohbetinizi yapın ama bizim bir şartımız var. Nedir? Diyoruz ki Barış kardeşimiz burada iki kelam Doğu Türkistan’ı anlatsın. Onlar da diyor ki böyle şartları tabii ki biz her zaman kabul ederiz.

Vakfımızın içerisinde bir camimiz, bir kütüphanemiz mevcut. Kütüphanemizde ise daha öncesinden İslami yayın kitapları, çeşitli romanlar vardı. Biz bunun İslami yayın kitaplarını ve diğer romanları, arşiv kısmını kaldırdık. Biz kütüphane kısmını şu anda düzenleme çalışması yapıyoruz. Orada hem konferans verilebilecek, ders çalışılabilecek hem de Doğu Türkistan kitapları oraya yerleştirmek istiyoruz. Şu anda oradaki dolaplarımız yarı yarıya dolmuş durumda, ilanlarla inşallah daha da geniş kitlelere ulaşıp kütüphanemizi zenginleştirmek istiyoruz. Herhangi bir öğrenci kardeşimiz Doğu Türkistan’ı anlatmak, anlamak veya bir tez çalışması yaptığında buradan faydalanabilecek hâle getirebilmek için burada çalışmalarımıza titizlikle devam ediyoruz. Bu çalışmalarımızın öncülüğünü İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde görevli olan, aynı zamanda da bizim mütevelli heyetimizde olan Prof. Dr. Abdülhamit Avşar beyefendi öncülüğünde ve destekleriyle titizlikle yapıyoruz.

Dergi ya da kitap yayınlamayı düşünüyor musunuz?

Şimdi bizim şöyle bir düşüncemiz var: Doğu Türkistan ve Doğu Türkistan’da bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün tarihi büyüklerimizi mesela Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacib, İsa Yusuf Alptekin gibi değerlerimizi anlatan bir çocuk romanı yazıyoruz. Tabii ki bunu her eve ulaştırmaya çalışacağız inşallah. İlk çıkarttığımız kitap Doğu Türkistan Şehirler Haritası’ydı. Bunu çıkartmamızın sebebi, çocukları oyunlar eşliğinde Doğu Türkistan şehirleriyle tanıştırmaktı. Bu kitaptan yaklaşık 10 bin adet basılmıştı. Şu anda elimizde 50 adet kaldı, ikinci basıma geçeceğiz inşallah.

Daha sonra burada bir şiir yarışması düzenledik. Herkes gönlündeki, yüreğindeki haykırışı Doğu Türkistan’ı anlatsın diye İzmir’den, Eskişehir’den, İzmit’ten, Gebze’den, Niğde’den gelen ablalarımız, kardeşlerimiz katıldı. Biz de kendilerinden izin alarak yarışmada yazılan şiirleri bir kitap haline getirdik. Bunlar da elimizde mevcut; yavaş yavaş çocuk kitaplarını da çıkarttıktan sonra inşallah bunları da yayınlayacağız.

Genellikle Doğu Türkistan’ı anlatan kitapları profesör hocalarımız hazırladığı için, onların emekleri olduğu için biz daha çok çocuk kitaplarıyla, vakfımızı anlatan kitaplarla ilerliyoruz. Mesela bazı hocalarımız Uygurcadan Türkçeye tercüme yaparak katkı veriyor. Dergimiz çıkıyordu ama sizler de biliyorsunuz; derginin maliyeti, bir ekibin oluşturulması çok zor. İsa Bey dönemlerinde çok yazılıyordu. Şimdi onun yerine daha çok dijital bir dergi oluşturmak için bir ekip kurmaya çalışıyoruz. İnşallah bu ekibi tam sağlıklı bir şekilde oluşturduğumuzda, vakfımızın internet sayfasında makaleler, köşe yazıları dijital dergi olarak yayınlanacak. Allah nasip ederse.

Biraz önce gençlerin oluşturduğu dernekten bahsettiniz. Biraz anlatır mısınız?

2006 yılında kurulmuş bir dernek. Ben vakıf başkanlığı öncesinde Gençlik Derneği başkanlığı yaptım. Şu andaki dernek başkanlığını Onurhan Türkoğlu kardeşimiz yapıyor. Bu kardeşimiz Zeytinburnu’nda faaliyetlerini sürdürüyor. Tabii ki çalışmalarımız bazen ortak olabiliyor. Saha işlerini genelde genç kardeşlerimizle yürütüyoruz. Yardımların sahada dağıtılması gibi tüm saha işlerini Doğu Türkistan Gençlik Derneği ve vakıf üzerinden bu kardeşlerimize gerçekleştiriyoruz.Burada Doğu Türkistan Vakfı olarak maddi-manevi yardımlarımızı şu şekilde yapıyoruz: Hastalarımız var; yatalak hastalarımız, Down sendromlu hastalarımız, lösemi hastalarımız, kanser hastalarımız… Bunların hastane yardımlarını yaparken aynı zamanda özellikle Ramazan aylarında bize ulaşan veya “Zekâtım var, bunu dağıtmak istiyorum” diyerek gelenlere şunu söylüyoruz: “Biz köprü olalım, siz zekâtınızı dağıtmak istiyorsanız buyurun gelin beraber dağıtalım.” Acil hastalardan başlayarak ihtiyaç sıralamasına göre kardeşlerimize, ailelerimize hayır sahipleriyle buluşturarak yardımcı olmaya çalışıyoruz. “Ben gelmeyeyim, siz verin” diyen kişilere ise fotoğraf veya video çekimleri ile ya da imza karşılığında zekâtlarını, aidatlarını, kurban zamanında kurbanlarını ulaştırıyoruz.

Kumanya yardımı toplayıp dağıtabiliyorsunuz.

Dağıtıyoruz. Özellikle son 2-3 yıldır şunu istiyoruz: Kumanya koli olarak getiriyorlardı hem kendileri için yük oluyor hem bizim için. Çeşitli marketlerin hediye çeki tarzında kartları var, “İsterseniz bunu dağıtalım” diyoruz. Çünkü ailelerin bugün kolide pirinç, un var ama belki başka bir ürüne ihtiyacı olabilir diye. Bunu söylediğimizde “Evet, doğru söylüyorsunuz” diyerek kartla getirenler oluyor.

Yetim kardeşlerimiz var: Babaları vefat etmiş veya memlekette kalmış, anneleri burada yaşayan kardeşlerimiz… Bunların Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı’nda bayramlıklarını almaya çalışıyoruz. Kurban bağışlarını alıp Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin evlerine götürüp bayramın birinci, ikinci günü bu işlerle uğraşıyoruz. Okul dönemlerinde üniversiteye giden, başarılı kardeşlerimize transkriptlerini bakarak burs yardımı yapıyoruz. Birinci sınıfa gidenlere başarı sözü alarak, takip ederek burslarını arttırmaya çalışıyoruz. Bu yıl 45 üniversite öğrencisi, 10 lise öğrencisi aldık. Okula yeni başlayanlar için bir çanta içinde temel kırtasiye ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Her bayramda kardeşlerimizi vakfımızda hediyelerle ağırlıyor, bayram coşkusunu yaşatmaya çalışıyoruz. Özellikle yetim kardeşlerimizle bayramlaşmak için programlar düzenliyoruz. Bunun dışında pikniklere götürüyoruz. Bu yıl yeni bir programa başladık: İlk olarak Çanakkale şehitliğimize 150 kadar kardeşimizle

“Doğu Türkistanlı Gençler Atasının İzinde”

diyerek ziyaret gerçekleştirdik. Daha sonrasında tarihi alanlara gezi düzenleyeceğiz. Bunlardan ilki Kayseri-Sivas bölgesinde, ilk Uygur Türklerinin yerleştiği alan olan Eretna Beyliği’ne götürmek; bu tarihi alanları da gençlerimize tanıtacağız

Başkanım, bu yazımızı okuyan ve “Biz ne yapabiliriz?” diyen kardeşlerimiz için ne söylemek istersiniz?

Ben sözlerime rahmetli vakıf başkanımız İsa Yusuf Alptekin’in şu sözleriyle bitirmek istiyorum:

“Eğer sizin davanız İslâm davası ise alın size Müslüman ülkesi Doğu Türkistan.

Eğer sizin davanız Türklük davası ise alın size Türklerin bulunduğu ülke Doğu Türkistan.

Eğer sizin davanız insanlık davası ise alın size insanlığın katledildiği ülke Doğu Türkistan.”

Orada bir zulüm var; vicdanı olan herkesin bu düşüncelerle değerlendirmesini istiyoruz. Türk her zaman beklenendir. Bizler bu davanın takipçileriyiz, sizlerin de çalışmalarımızı desteklemenizi bekliyoruz.

www.dtv.org.tr

www.uygurkulturevi.com ürünleri buradan görebilirsiniz.

Serkan Bakır

Yorum gönder