MOSKVA UKRAYNADA PARLAMENT SEÇKİLƏRİNƏ HAZIRLAŞIR!

ÜNİVERSİTELERİN KRİTER YARIŞI VE SÖZDE “KALİTELİ DERGİ” ANLAYIŞI

Baguz tepesine bayrak diken ypg-pkklı teröristler ne yapmak istiyor

Novruz bayramı haqqında bilmədiklərimiz

İlham Aliyev’in Tahran Ziyareti: Azerbaycan-İran İlişkileri

Azerbaycan, İran 19 Mart 2017
503

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 5 Mart 2017’de İran’a gerçekleştirdiği ziyaret, Bakü-Tahran ilişkileri açısından önemlidir. Zira Aliyev 2016’da gerçekleştirdiği son ziyarette de İran ile sağlık, kültür, ulaşım ve enerji alanlarını kapsayan önemli anlaşmalar imzalamıştı. Bu anlaşmalarda İran, Azerbaycan ekonomisine yatırım yapmayı taahhüt ederken Azerbaycan Kuzey-Güney koridoru olan Reşt-Astara demir yolunun inşaatını finanse etmeyi üstlenmiştir. Azerbaycan Ekonomi Bakanı Şahin Mustafayev’in açıklamasına göre bugüne kadar İran, Azerbaycan ekonomisine toplam 2,7 milyar dolar yatırımda bulunmuştur ve çoğu petrol alanına yönelik olan söz konusu yatırımlardan İran 1,7 milyar dolar kâr elde etmiştir.

İkili görüşmeler sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Hazar denizinin petrol yataklarının ortak kullanımının ele alındığını, İran’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu ve Dağlık-Karabağ sorunun diyalog ve siyasi yollarla çözülmesi gerektiğini belirtti. İki ülke arasındaki ileriye dönük planlar: Azerbaycan telekomünikasyon uydusunun İran tarafından kullanılması, iki ülkenin karşılıklı olarak ulusal bankalarının Tahran ve Bakü’de şubelerinin açılması, tarım alanında iş birliğinin artırılması ve İran-Azerbaycan-Türkiye üçlü ticari forumunun gerçekleştirilmesi olarak sıralandı. Aliyev’in İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei ile görüşmesinde, Hamenei, iki ülkenin tarih boyunca ortak kültür ve etnik bağlara sahip olduğunu, Azerbaycan’ın uluslararası toplumda İran’ı desteklemesinden dolayı memnuniyet duyduğunu, İran ile varılan nükleer anlaşmanın iki ülkeyi daha da yakınlaştıracağını ve bundan özellikle Siyonist rejim olmak üzere düşmanların rahatsız olduğunu belirtti.

İran’ın bu açıklamalarına bakıldığında Bakü’yle ilişkilerini 1990’lar ve 2000’lerden farklı bir boyuta taşımak istediğini söyleyebiliriz. 1990’lardan günümüze İran ile Azerbaycan arasında iki anlaşmazlık öne çıkmıştır. Birincisi Hazar Denizi’nin paylaşımı, ikincisi ise İran-Ermenistan yakınlığı. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla beraber Hazar Denizi’nin hukuki statüsünün tekrar tartışmaya açılması İran ile Azerbaycan ilişkilerinde gerginliğe yol açmıştı. Hazar Denizi’nin en fazla kıyıya sahip ülkelerinden biri olan Azerbaycan, Hazar Denizi’nin deniz hukukuna tabi olması gerektiği tezini savunurken Hazar Denizi’nde en dar kıyıya sahip olan İran ise Hazar Denizi’nin uluslararası göl statüsü çerçevesinde kıyıdaş ülkeler arasında eşit paylaşılması gerektiği yönündeki tezi savunmaktadır. Azerbaycan’ın kendi kıta sahanlığı olarak kabul ettiği alanda petrol aramalarını başlatması İran tarafından durdurulmaya çalışılmış, 2001 yılında tırmanan bu gerilim tarafları birbirine karşı güç kullanma eşiğine kadar getirmiştir. Türkiye’nin diplomatik müdahalesiyle bu kriz çatışmasız çözülebilmiştir. 2000’lerden itibaren İran’a karşı uygulanan ambargolar karşısında Azerbaycan’ın Batı ülkeleriyle başlattığı enerji iş birliği çerçevesinde inşası başlayan Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı projesi Azerbaycan ile İran arasında rekabet unsuru olmuştur. Hazar Denizi kıyıdaş ülkeleri Rusya ve Kazakistan’ın da Azerbaycan’la aynı yaklaşımda olması İran’ın elini zayıflatmış, Hazar Denizi Statüsü sorunun diplomatik yollarla çözülmesi en uygun çözüm yolu olarak kabul edilmeye başlanmıştır.

İran-Azerbaycan ilişkilerini olumsuz etkileyen diğer bir faktör ise Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Kafkasya bölgesinde meydana gelen gelişmeler olmuştur. İlk olarak 1991’de Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanması İran açısından olumsuz bir gelişmeydi. Bağımsızlık rüzgârının İran’daki Türk nüfusunu harekete geçirebilme riski ortaya çıkmıştı. Ancak Azerbaycan ile Ermenistan savaşı ve Azerbaycan’ın toprak kaybetmesi, Bakü yönetimini ülkenin toprak bütünlüğünü koruma derdine düşürmüş, İran’ın endişelerini de ortadan kaldırmıştır. Azerbaycan-Ermenistan savaşında İran, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünden yana tavır almış, Ermenistan’ın bir an önce işgal ettiği topraklardan çekilmesini istemiştir. Diğer taraftan da İran Ermenistan’a ekonomik destek, gıda ve yakıt yardımında bulunarak taraflara arabuluculuk teklif etmiştir. Bu teklif olumlu karşılık görmemiştir. Azerbaycan’ın Ermenistan kuvvetlerinin ilerlemesini durdurması karşılığında Dağlık-Karabağ sorununun çözümünün kontrolünü Rusya’ya bırakması ve yönünü Batı’ya çevirmesi İran’ın Kafkasya’daki etkisini zayıflatmıştır. 1990’ların ortalarında Azerbaycan ve Türkiye, Ermenistan’ı cezalandırmak adına ambargo uygulamaya başlarken Kafkasya meselelerinin dışında kalmak istemeyen İran Ermenistan’la var olan ilişkilerini devam ettirmiştir. İran’ın, 2001’de Hazar Deniz’inde Azerbaycan’ın petrol arama faaliyetlerini durdurmaya çalışması İran-Azerbaycan ilişkilerini kopma noktasına getirmiştir. İran’ın Hazar’daki faaliyetlerini sınırlamak için Türkiye’nin desteğini alan Azerbaycan’a karşı İran Ermenistan’la yakınlaşmaya çalışmıştır.

2004’te İran-Ermenistan doğalgaz boru hattı anlaşması imzalanmış, Azerbaycan İran-Ermenistan ilişkilerini dengelemek için İran’la 2005’te saldırmazlık anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmayla taraflar kendi ülkesinde birbirine karşı üçüncü ülkelerin askerlerini konuşlandırmayacaklarını kabul etmişlerdi. Ancak ilerleyen yıllarda Azerbaycan-İsrail yakınlaşması Bakü-Tahran hattında olumsuz hava yaratmıştır. İran’ın nükleer programı ve bölgedeki İsrail karşıtı örgütleri desteklemesi İsrail’in İran’ı çevrelemeye yönelik politikaları Tel-Aviv-Bakü yakınlaşmasına neden olmuş, bu sayede taraflar arasında askeri-teknik anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmayla Azerbaycan İsrail’den yüksek teknolojiye sahip insansız hava araçları, hava savunma sistemleri ve füze savunma sistemlerini ithal etmesi öngörülmüştür. Ayrıca, bu anlaşmayla İsrail, Rusya’yla birlikte Azerbaycan’ın en büyük silah tedarikçileri arasına girmiştir. Azerbaycan İsrail’den gerçekleştirdiği silah alımlarının Ermenistan’a karşı savunma amaçlı olduğunu söylese de İran’ı tedirgin etmeye devam etmiştir. Azerbaycan’ın İsrail ve ABD ile yakınlaşması İran tarafından kendisinin kuzeyden de çevrelenmesi olarak değerlendirilmiştir. Doğusunda istikrarsız ve 2014’e kadar ABD ve NATO güçlerinin kontrolündeki Afganistan, güneybatısında ABD tarafından işgal edilmiş ve yine istikrarsız Irak’ın bulunması, güneyinde ABD müttefiki Körfez ülkeleri İran’ın hareket alanını sınırlamaktadır. Azerbaycan’ın da böyle bir işlev görmesi İran için istenmeyen bir durumdur.

2015’te P5+1 ülkeleriyle İran arasında nihai nükleer anlaşmanın imzalanması Bakü-Tahran ilişkilerinin gelişmesinin önünü açmıştır. İran ile Azerbaycan’ın geliştirmeye çalıştıkları ilişkiler ağırlıklı olarak ekonomik-ticari ilişkilerdir. Bu gelişme İran’ın Azerbaycan üzerinden Kafkasya bölgesinde aktif bir aktör olmasına da olanak sağlayacaktır. Tabi bu Azerbaycan’ın İran’la geliştirmeye çalıştığı ilişkileri ne derecede ileri boyuta taşımak istediğine bağlı olacaktır. Zira Azerbaycan İran’ın Kafkasya’da etkin bir güç olmasını da istemeyecektir. Bu durumun Türkiye’yi ve Rusya’yı rahatsız edeceğini hesaba katacaktır. Ancak bununla birlikte Azerbaycan’ın İran’la geliştireceği ticari ilişkiler Azerbaycan’ın Ermenistan’ı yalnızlaştırma politikasına hizmet edecektir. Kapasite olarak Ermenistan’dan çok daha büyük olması ve İran’a çok daha fazla fırsatlar sunabilecek olanağa sahip olması, Azerbaycan’ın İran’la Ermenistan konusunda pazarlık gücünü artırmaktadır. Azerbaycan İran’ın kendisine karşı Ermenistan’ı kullanmaktan vazgeçmesi ve ekonomik desteğini geri çekmesini isteyebilir. Önümüzdeki günlerde ilişkilerin gelecek seyri daha çok netlik kazanacaktır. Fakat iki ülke ilişkilerinin geleceğinin küresel ve bölgesel gelişmelere de bağlı olduğu unutulmamalıdır.
Sabir Askaroğlu

Yorumlar