Azərbaycanda PQ Problemi

Լևոն Տեր-Պետրոսյան. Մեծարժեք աշխատություն հայ-մոնղոլական հարաբերությունների մասին

İran riyali dolar karşısında en düşük seviyesine geriledi

Bir ada üç krallık: Brexit’in sonuçları ne olur

İkam KALİ: 1915’İN GERÇEK MAĞDURU VAN

Türkiye 24 Nisan 2021
88


Siyasi, ekonomik rant aracı olarak kullanılan… Kurgulanmış dine dönüştürülen, “toprak, mal ve tazminat talebi”ne dayalı emperyalistlerin uydurduğu sözde soykırım yalanlarıyla bir kez daha karşılaşacağız.
Aynı teraneleri yeniden dinleyeceğiz. 1915’te Ermenileri misyonerler, açtıkları okullar, hastaneler ve din görevlileri eliyle isyana teşvik eden ülkelerden Amerika, bu kez 1915’te yaşananlara “ soykırım” diyecek mi demeyecek mi diye bekleyeceğiz. Dese ne olur demese ne olur?
Ama Vanlıların diyecekleri var..
Öncelikle şunu belirtelim suçlu, günahkar olmalarına ve ihanet etmelerine rağmen Ermenilere karşı kinimiz, düşmanlığımız asla yoktur. Büyüklerimizden öyle öğrendik. Ama dosta dost düşmana da düşmanız. Tarihten ders almak gerekir diye düşünüyoruz.
1915’te devlet kurma hayaliyle isyan eden Ermeniler tarafından yakılıp yıkılan, 30 bini aşkın Vanlı Müslüman’ın katledildiği, on binerce Vanlının göç yollarında hayatını kaybettiği büyük acılar zor günler yaşayan Van’ın bu konuda söyleyecek sözleri elbette var. Zira Van 1915’in esas mağdur, derin acı çeken tarafıdır. Van’ı anlamadan Ermeni sorununu anlamak ve anlatmak mümkün değil.
Bugün 24 Nisan.
Amerika, Fransa, Kanada başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine yayılan Ermeniler ve lobileri her yıl olduğu gibi bu yılda iman ettikleri, medet umdukları, bir asır önce yaşanan ortak acılardan düşmanlık çıkarmak için Türkiye’ye hakaret edecekler…
Özellikle diaspora Ermenileri, 1915’te yaşanan ortak acıları ve kayıpları istismar ederek emperyalistlere pazarlamaya devam edecek. Tarihi gerçekleri karartarak kin, nefret, düşmanlık duygularıyla bir kez daha saldıracaklar. Bütün enerjilerini yakınlaşma yerine Türkiye düşmanlığına harcamaya devam edecekler. Geçmişte yaşanan komşuluklardan, ortak kültürden, ortak türkülerden, yemeklerden söz etmeyecekler.
1915’ta yaşanan sebep sonuç ilişkisini, Ermeni çetelerinin katliamlarını, terörist saldırılarını karartmaya devam edecekler. Gerçeklerin yer aldığı Ermeni arşivlerini kapalı tutmayı sürdürecekler.
Ama…
Bir kez olsun…
Tarihle yüzleşerek “1915’te nerde hata yaptık” demeyecekler. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı emperyalistlere karşı farklı cephelerde savaşırken devlet kurma hayaliyle isyan ettiklerinden, düşmanlarla işbirliği yaptıklarından pişmanlık duyarak öz eleştiri yaparak vatanlarını arkadan hançerlediklerinden söz etmeyecekler.
17 Nisan 1915’te Van’da ayaklandıklarını… Van’da on binlerce Müslüman Türk, Kürt ahaliyi katlettiklerinden söz etmeyecekler.
20 Mayıs 1915’te Van’ı işgal eden Ruslarla cephe gerisinde işbirliği yaptıklarını inkâr edecekler.
24 Nisan’da Osmanlı tarafından isyana, katliamlara öncülük eden Ermeni çete liderlerinin tutuklandıklarını gündeme getirmeyecekler. Müslüman ahalinin tehcir edildiğini anlatmayacaklar.
Taşnaksutyun, Hınçak, Ramgavar, Karghaç gibi isyancı Ermeni örgütlerinin emperyalistlerle işbirliği yaptığını, ellerinde Müslümanların kanlarının olduğunu anlatmayacaklar.
Van başta olmak üzere, Muş, Bitlis, Erzurum, Erzincan, Maraş Adana, Ağrı gibi şehirlerde Ermeni çetelerinin komşuları olan Müslüman ahaliyi ve isyana katılmayan masum Ermenileri katlederek geleceklerini mahvettiklerine değinmeyecekler.
Ermenilerin katlettiği Müslüman Vanlılara ait Zeve, Selimbey, Çelebibağ toplu mezarları ile yakıp yıktıkları eski Van şehrini, işgalci Ruslar tarafından Van Valisi olarak atanan isyancıların lideri Aram Manukyan’ı anlatmayacaklar.
“Van ve çevresi illeri içine alan isgalici Rusya ‘nın ve emperyalistlerin destekleriyke uydu devletçik kursaydık şimdi mağrur olacaktık. 1915 isyanı başarısız oldu, kullanıldık, kandırırdık o nedenle şimdi mağdur rolünü oynuyoruz” da demeyecekler.
Osmanlı’nın, savaş halinde devlet yönetimine karşı gelenler için askeri birliklerce alınacak tedbirlerden tehcir uygulamasının (sevk ve iskân) sözde soykırım olmadığını itiraf etmeyecekler.
Osmanlı Devleti’nin ayaklanma nedeniyle meşru müdafaa hakkını kullandığını, savaş koşulları nedeniyle tehcir sırasında maalesef büyük kayıplar meydana geldiğini, bunun sorumlusunun da Ermeni çeteleri olduğunu anlatma cesaretini gösteremeyecekler.
Emperyalist güçlerce Büyük Ermenistan yalanı ile kullanılarak Ermenilerin kandırıldığını ve sözde soykırım denilen iddianın aslında emperyalist yalandan ibaret olduğunu yok sayacaklar.
Türkiye’ye karşı düşmanlık, kin nefret duygularıyla uğraşmak yerine, “keşke barış ve dostluk için uğraş vermiş olsaydık, şimdi ortak geleceğimiz adına farklı şeyler konuşmuş olacaktık” da demeyecekler…
Ayrıca…
Taşnaksutyun Partisi’nin kurucularından, 1918 yılı Temmuz ayında kurulan Ermenistan devletinin ilk başbakanı, Taşnak Hükümetini 1919 yılı Ağustos ayına kadar 13 ay yöneten, Trabzon ve Batum’da Türkiye ile yapılan barış görüşmelerinde Ermeni heyeti içinde yer alan Ovanes Kaçaznuni ‘nin 1923 yılında Bükreş’te yapılan Ermeni meselesi ile ilgili Taşnak Partisi toplantısında gerçekleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdiği öz eleştiri, pişmanlık ifadeleri içeren ve Ermeni iddialarını çürüten raporundan hiç söz etmeyecekler
Ovanes Kaçaznuni’ninin kitaplaştırılan, Ermenistan’da yasaklanan söz konusu raporunda yer alan;
“1914 Sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmadığı dönemde, Güney Kafkasya’da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Taşnaksutyun Partisi hem bu birliklerin oluşturulmasına hem de bunların Türkiye’ye karşı gerçekleştirdikleri askeri operasyonlara aktif biçimde katıldı…
Biz, kayıtsız şartsız Rusya’ya yönelmiş durumdaydık. Herhangi bir gerekçe yokken, zafer havasına kapılmıştık. Sadakatimiz, çalışmalarımız ve yardımlarımız karşılığında, çar hükümetinin Ermenistan’ın bağımsızlığını bize armağan edeceğinden emindik…
Aklımız dumanlanmıştı. Biz kendi isteklerimizi başkalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin boş sözlerine büyük önem vererek ve kendimize yaptığımız hipnozun etkisiyle, gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık.
1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu bir tehcire tabi tutuldu. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır .(…) bu yöntem en kesin ve en uygun yöntemdi.
Askeri operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı.
Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiç bir zaman devlet olamadık. Türkiye Ermenistan’ı diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik.
Kötü kaderden şikayet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur. Bu bizim (hastalıklı) milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir ve Taşnaksutyun partisi de bundan kaçamamıştır.
Fransızlar, İngilizler, Amerikalılar, Gürcüler, Bolşevikler tek kelimeyle bütün dünya bizi kolayca aldattı, atlattı ve ihanet etti, oysa bizler safça bu savaşın Ermeniler için yapıldığına inandırılmıştık.
Türklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artık hepimiz, Türker’in düşmanı olan itilaf devletlerinin kampındaydık. Türkiye’den “denizden denize Ermenistan” talep etmekteydik.
Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türklerle savaştık, öldük ve öldürdük. Artık, Türker’e ne gibi bir güven telkin edebiliriz ki.
Devlet ile partiyi ayıramıyor ve parti ideolojisini devlet işlerine karıştırıyorduk. Bizler devlet adamları değildik.
Şimdi neyimiz var? Aras ile Sevan arasında küçücük ve sözde bağımsız, gerçekte ise canlanmakta olan Rusya İmparatorluğu’nun özerk bir kenar bölgesi durumundayız.
Yalnız bir konuda ısrar ediyorum. Bir gün gelir de Türkler’le anlaşmak ihtiyacı doğarsa; sahneye başka bir anlayışa, başka bir psikolojiye sahip, en önemlisi de başka bir mazisi olan ya da olmayan insanların çıkması gerekir. Ve bu noktada Taşnaksutyun, değil yardım etmek, tersine engel olur…”
İtiraflarını görmezden gelecekler.
***
Peki, ne olacak?
Hiçbir şey olmayacak tabi.
Törenler düzenleyecekler. Sektöre dönüşen iddiaları yeniden pazarlayacaklar. Türkiye’ye karşı iyi niyetli olmayan emperyalist ülkelerin belediye meclisleri, parlamentoları kendilerini tarihçilerin, hukukun yerine koyarak sözde soykırım kararları alarak ülkemize siyasi şantaj yapmaya devam edecekler. Bu ülkeler 1915’te isyana teşvik ettikleri ve yüz üstü bıraktıkları Ermenileri Türkiye’ye karşı kullanmayı sürdürecekler.
Ama…
Alınan kararların, emperyalist yalanların… Türkiye için hiçbir anlamı ve değeri olamayacak.
Hakikatin inşası, yakınlaşarak kucaklaşma, yaraların sarılması algı yaratarak, tarihi gerçekleri gizleyerek, yalanlara sığınarak, acıları istismar ederek, üçüncü taraflardan medet umarak olmaz.
Irkçı faşist Taşnakların etkisinde olmayan sağduyulu eski komşularımız olan Ermeniler, 1915’te yaşanan ortak acıların arkasındaki gerçekleri de acılara sebep olanları da, isyanı da çok iyi biliyorlar. Ermenistan’ın müreffeh geleceğinin yegâne yolunun Türkiye ile iyi ekonomik ve sosyal komşuluk ilişkileri içinde dost olmak ile mümkün olacağını görüyorlar.
Ermenistan Türkiye ile gerçekten iyi komşu, dost ve kardeş devlet olarak yaşamak istiyorsa önce kindar nesiller yetiştirmekten, Türkiye karşıtı kirli propagandalardan, tarihi ters yüz etmekten vazgeçmesi gerekir.
Yeni sayfa açılmalı, ortak yaralar birlikte sarılmalı ortak yas tutulmalı. Ermeniler başkaları olmak yerine kendileri olmaları kendi yararlarınadır.
İkam KALİ

Yorumlar