ՎԵՐՔԵՐՆ ԱՐՎԵՍՏՈՎ ԲՈւԺԵԼՈւ ԺԱՄԱՆԱԿԸ. ԳՅՈւՄՐՈւ ԱՐՎԵՍՏՆ ԱՆԿԱԽՈւԹՅԱՆ ՇՐՋԱՆՈւՄ

Директор Центра стратегических исследований Kafkassam (Анкара):«Россия может оставить без помощи в самый необходимый момент»

Putin Erdoğan ilişkisinde Rusya Müslümanlarının rolü ve Suriye!

Üç dövlətin birgə ittifaqı Qafqazda yaranan böhranlara qarşı əngəl ola bilər

İDİL-URAL KURULTAYI

Gündem 14 Nisan 2020
194

Düşmanlarımız Bolşevikler, ölümcül yara almış yırtıcı hayvan gibi kudurmuş durumda, son güçlerini toplayıp, milletimizi savaşa kovuyorlar, gereksiz yere kan dökmeye zorluyorlar. ( Aytugan Efendi)

Halkımızın Rusya işgaline uğradıktan sonra Rus çarlarının halkımıza yaptığı zulüm cebir az değildir. Fakat Adil bir şekilde doğruları söylemek gerekirse Tatarlar 365 yıl çar idaresinde yaşadıkları dönemi, Bolşevik idaresinin bir yılına dahi değişmezdi. ( Şafi Almas)

Bizim amacımız milletimizi Bolşevizm köleliğinden kurtarıp, milli devlet kurmak ve bu esasta milletimizi terakki etmektir. ( K. Salih Efendi)

Bolşeviklerin beynelmilelcilik amacı ile yürüttüğü siyaseti bizim vatanı tarihte görülmemiş mihnete düşürdü, milli kimliğimizi yitirme seviyesine getirdi.( Üsteğmen K. Mecit Efendi)

Yukarıda bir kurultayda konuşan konuşmacılardan bir kaçından ufak kesitler verdim. Çoğunuz ilk okumada büyük ihtimalle Bolşevik zulmü altında ezilen bir milletin söylemleri olduğunu anlamışsınızdır. Lakin hangi milletin ve ismi geçen kişilerin kimler olduğunu ise büyük ihtimalle anlamakta zorlanırsınız. Belki biraz araştırma ile öğrenmeniz mümkün lakin bu konuda çalışma yapan tarihçilerin bile ilk seferde isimleri ve söylemleri hatırlamakta zorlandıkları fikrindeyim.

Aslında çok uzağımızda olan bir toplum değil. Türk- Tatar boylarının söylemleridir bu söylemler. Kazan Hanlığının Çarlık Rusya’sı idaresine girmesi sonrasında bağımsızlığını kaybeden İdil- Ural coğrafyasının, tek ve gerçek sahibi olan tatarların milli uyanışından birkaç kesitti sadece bu kurultayda konuşulanlar.

Türkiye’de çok çalışılmadı bu konu. Yapılan tek bir çalışma ise İdil-Ural devleti ile ilgiliydi. Bayram Kodaman hocanın Ayaz İshaki’ye ait İdil- Ural Devleti adlı kitabı dışında bir eserde ortaya çıkmadı. 12 Aralık 1917 yılında Tatar, Başkırt ve Çuvaş Türkeri’nin bir araya gelerek kurdukları İdil- Ural Devleti 1918 yılında Bolşevikler tarafından ortadan kaldırılmış ve Türk- Tatar nüfusu için yeni bir çile dönemi başlamıştır.

1918 yılından 1944 yılına kadar geçen sürede Bolşevik idaresinin asimilasyon politikalarına karşı mücadele eden Türk- Tatar nüfusunun büyük bir kısmı vatanlarından uzaklaşmış ve hariçte bir mücadelenin içerisine girmişlerdir. İşte bu mücadele Almanların desteği ile yeniden bir bağımsızlık hareketine dönüşmüş ve 1944 yılında Greifswald şehrinde bir kurultayın toplanmasına sebep olmuştur. Yukarıda isimlerini saydığımız isimlerde bu kurultayda konuşma yapanların sadece birkaç tanesidir.

İkinci Dünya savaşı yıllarında Hitler’in talimatıyla Bolşevik Rusya’ya karşı askeri bir birlik olarak oluşturulan idil- Ural lejyonu Sovyetlere karşı başarılı mücadeleler veriyordu. Askeri sahada atılan bu başarılı mücadele kendisini siyaset sahasında da göstermiş ve 3-5 Mart 1944 tarihleri arasında Almanya’nın Greifswald şehrinde bir kurultay toplanarak Bağımsız İdil- Ural devletinin de temeli atılmıştır. Bu tarihi kurultayda idil- Ural halkları, Tatar, Başkurt, Çuvaş, mari, Mordvinler başta olmak üzere Alman yetkililer, Almanya Doğu bakanlığı adına Prof. Von Mende, Kırım Tatar temsilcileri ve Türkistan temsilcileri katılmışlardır. “Milli Bağımsızlık için Mücadeleye” şiarı altında toplanan kurultayda İdil- Ural bayrağı göndere çekilmiş ve marşı okunmuştur. Bu kurultayda idil- Ural bölgesinin dünü ve bugünü konuşulmuş gelecekte yapılacaklar ile ilgili kararlar alınmıştır.

Şüphesiz birisi bana 1944 idil- Ural kurultayı hakkında bir şeyler soracak olsa yukarıda yazdıklarımın hiç birini söyleyemezdim. Çünkü bahsettiğim gibi bilinen bir konu değildi. Ancak Roza Kurban tarafından geçtiğimiz hafta türk tarihçileri başta olmak üzere ilgilisi olan herkesin okuyuşuna sunulan İdil- Ural Kurultayı adlı çalışma bu konuda bir ilk oldu. Türkiye’de bu konuda yapılan ilk çalışma olması sebebiyle de önemli bir boşluğu doldurdu. Çeşitli vesilelerle tanıma fırsatı bulduğum Roza Kurban ve Eei iklil Kurban yakın ve samimi muhabbet geliştirdik. Hem kendisi hem de eşi çok başarılı çalışmaları bizlere kazandırmış isimler. Roza Kurban hocayı bu başarılı çalışmasından dolayı kutluyorum. 1944 kurultayı ile ilgili ne biliyorsam onun çalışmasına borçluyum çünkü. İlk sayfayı açtığınızda büyük bir keyifle okumaya başlıyorsunuz ve tek seferde bitirebiliyorsunuz. Klasik araştırma kitaplarının yoğunluğuna boğulmadan okuyabileceğiniz keyifli bir araştırma eser diyebilirim.

Ankara’da bir kış günü tanıdığım ve benimde ilk eserimin yayıncısı olan Hitabevi Yayınları’nı ve kıymetli Genel Yayın Yönetmeni Erdal Eş ağabeye ’de bu anlamlı çalışmayı bizlere kazandırdığı için teşekkür ederim.
SERHAT DOĞAN

Yorumlar