ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne atanan David Satterfield’in doğduğu şehirde terör saldırısı!

Celal RUŞEN: İranda Hameney sonrası planları

Faiq Qəzənfəroğlu: “Qərb və Rusiya “İran”da Türk dilinin rəsmi bir status qazanmasını qətiyyən istəmir…”

Rusiya Azərbaycana psixoloji təzyiq edir.

İbrahim Maraş: YENİ HİCRİ YIL VE MÜSLÜMAN DÜNYA

Gündem 9 Ağustos 2021
53
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE

Hicrî yıl kutlu olsun. Peygamberimizin Hicret’inin anlamı gerçekten çok büyüktü. Zulme, şirke, aklını kullanmayıp kendi anlamsız ve tutarsız arzularının peşinde koşan ahlaksız bir zümreye karşı; Hakk’ı, adaleti, merhameti, ahlakı hâkim kılmaya yönelik bir Hicret idi.
Yaklaşık 15 asır boyunca Müslümanların iyi ve kötü günleri oldu. Bugün ise maalesef uzun asırlardır kötü günlerimizi yaşıyoruz. Çok acılar ve eziyetler çekiyoruz.
Elbette kendimizi değiştirirsek bu da geçecek, ama böyle giderse de acı çekmeye devam edeceğiz.
Bugünkü İslam dünyası, akıl, bilim ve ahlaktan çok uzak, hatta düşman yaşıyor. Zihinsel bölünmüşlük, çaresizlik ve hukuksuzluk ruhlarına işlemiş durumda.
Kaç yüz yıllık uyanış/tecdit çabalarına rağmen taassup içinde ve köle gibi yaşamayı tercih ediyor.
İdeolojik kesin inançlılık, cehalet, medeniyetsizlik, sözünde durmama, Müslümanın temel vasfı olan eminlikten uzak yaşama, tarafgirlik, her şeyi hakka, adalete değil siyasete dalkavukluk üzerinden değerlendirme gibi hususlar karakter haline gelmiş.
Ağızlarında sakız gibi çiğnedikleri İslam medeniyetinin gerçekte ne olduğundan, hangi aklî, hukukî ve bilimsel temeller üzerinde kurulduğundan haberleri bile yok. Tek anladıkları tarihte yaşamak, maziyi kutsamak ve değişime direnmek.
Ümmet, ümmet diye sayıklıyorlar, ama hem millete düşmanlar hem de ne milletin ne de ümmetin ne olduğundan haberleri yok. Sözde küffara karşıyız diyorlar, ama Hristiyan ve Yahudi fideizmini, fanatizmini büyük bir gururla yaşatmayı din zannediyorlar.
Hicret, umuttur. Hicret’i istismar ederek ensar-muhacir edebiyatı yapanlar ve ayakta durabilen tek devlet olan Türk milletini mülteci operasyonu ile çökertmek isteyenlere bilerek veya bilmeden destek verenler ya ahmak veya işbirlikçidir.
Müslüman dünya, öncelikle millet olabilmeyi başarabilmeli ve bu milletin huzurla yaşayabileceği bir devleti kurabilmelidir. Peygamberimizin Medine’de kurduğu model, bunu temsil ediyordu. O, vatanı olan Mekke’yi de hiçbir zaman unutmamıştı.
Millet olunmadan ümmet olunamayacağını bilmeyenlerin tek düşmanı şu anda Türk milletidir. Tarih boyu her dinden insanın güvenle sığındığı bir milleti faşistlikle suçlayanların tek düşmanının, Türk milli kimliği olması manidardır.
Daha kendi toplumlarını ve insanı sevmeyi öğrenememiş, ötekileştirmeyi, takiyyeyi, gerçek görüşünü gizleyip yalan söylemeyi, inanç olarak benimsemiş bir Müslüman dünyanın kendine bile mesajı olamaz ki, başkasına mesajı olsun.
İslam’ın bütün insanlığa gönderildiğini iddia ediyorlar, ama ne bugünün Müslümanına, ne de dünya insanına anlatacakları bir şey yok. Çünkü onlar için din, fıkıhla meşrulaştırılan, Arap kültüründen veya geçmişteki bir yorumu kutsallaştırmaktan başka bir şey değil. Yaşanan hayatla da hiçbir bağı yok.
Bütün bu feci durumlar yeni değil; uzun asırlardan beri acı çekiyoruz. Elbette kurtulacağız. Kurtuluşun çaresi çok net; akla, ilme ve insana değer vermek, evrendeki sebeplilik ilkelerini keşfetmek, adaletten ve ahlaktan taviz vermemek.
Ümmetin başına musallat olan; kerameti kendinden menkul sahte şeyhlerden, din tüccarlarından, siyaseti dine alet eden ahmaklardan ve onların mutaassıp şakşakçılarından kurtulmadan Müslüman dünyaya felah yok. Umutsuzluk, ahlâksızlıktır.
Mevcut ahlaksız ve vatansız Müslümanlıktan kurtulacağımıza tüm kalbimizle inanıyoruz. Bu uğurda mücadele edenlere Allah’ın yardımı muhakkaktır. Yeni yıl, Doğu Türkistan’dan Filistin’e dünyanın her tarafındaki mazlumların kurtuluşuna vesile olsun inşallah.

Yorumlar