KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. İbrahim Maraş: MİLLET OLMAK VE TÜRK MİLLETİ

İbrahim Maraş: MİLLET OLMAK VE TÜRK MİLLETİ

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 2 dk okuma süresi
99 0

İnsan, ahlâka/ahlaksızlığa fıtraten uygun bir yapıda doğar. Eğer aklını ve eylemini kullanarak erdemleri ve ahlaklılığı seçerse gerçek manada insan (ben) olur. Bu, bireysel ahlâkın kazanımıdır. Bireysel ahlâk, ancak toplumsal ahlâkla, millet olma şuuruyla tamamlanabilir. Çünkü insanlar kabileciliğe/ırkçılığa ve daha üst bir şuurla milletleşebilmeye müsait olarak doğup bunlardan milletleşebilmeyi tercih ediyorsa gerçek manada toplumsal bir ben, yani millet ferdi olur. Bu açıdan millet olmak ve milli bir şuura sahip olmak, tıpkı ahlâkî erdemlere sahip olmak gibi, fıtratın erdemli bir yapıya döndürülmüş halidir. Bazı toplumların millet olamamaları, fıtrattan getirdikleri etnik aidiyetlerinin baskısından kurtulamamış olmalarındandır.
Millet olmak; vatan kavramı, ortak ülkü ve toplumsal birlik (ahlâkî erdemlere dayalı bir birlik) ruhunu taşımak demektir. Türkler, millet olmayı tarihin çok eski dönemlerinden beri başarmış olduğu için etnisiteye ve ırkçılığa tarih boyu meydan vermemiştir. Zaten millet olabilmiş bir toplumun ahlâk dışı olan kabilecilik ve ırkçılığa yönelmesi imkânsızdır. Çünkü bu durum kısa sürede oluşmaz, uzun çabayla kazanılır. Türk tarihi bunun en iyi göstergesidir. Bu kazanım, tıpkı ahlâk gibi, sadece bir dine sahip olmak ile de kazanılmaz.
Nasıl ahlak, fıtri ve evrensel ise, millet olmak da fıtrî ve evrenseldir. Millet olmak; toplumsal, siyasi ve ahlâkî bir kavram, ümmet ise sadece siyasi bir kavramdır. Bu yüzden millet olmadan ümmet olamazsınız. Millet şuuruna sahip olmadan ümmetçilik yapmak, komünizme götürür. Millet olmanın ne olduğunu tarihte en iyi anlatan ilk düşünür, büyük Türk filozofu Fârâbî’dir. Onun kullandığı “Mille”, zannedildiği gibi din diye tercüme edilemez.
İbrahim Maraş

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.