Bütöv Azərbaycan Ocaqlarının BƏYANATI

Çin krizi ve Türk ithalatçısı

Beyrut’ta İngiliz diplomatın tecavüzle öldürülmesi kimin işi?

PKK ile mücadelede ‘beklentileri yönetmek

İbrahim Maraş: MEHMET AKİF VE ASIM’IN NESLİ

Gündem 27 Aralık 2020
155
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE

MEHMET AKİF VE ASIM’IN NESLİ
Milli Şairimiz Mehmet Akif, Türk milletinin vicdanıdır. Milli Mücadelenin en önemli fikri, edebi ve siyasi önderlerinden biridir. Ahlâkı, cesareti, samimiyeti ile tam örneklik abidesidir. Vatan kavramı, onda destanlaşmıştır. İmkân bulabilseydi Milli Mücadelenin büyük bir destanını da yazacaktı. Ömrü buna elvermedi. O, yokedici bir şekilde saldırıya ve ihanete uğramış vatanı için elinden gelen her şeyi yapan, vatanın her tarafına koşarak halkın milli ve manevi ruhunu, ümidini uyandırmaya çalışan gerçek bir mücahittir. İstiklâl, onun karakteridir. O, hep milletinin ve bütün Müslümanların; cehaletinin, tembelliğinin, azimsizlik ve umutsuzluğunun, tarih şuurundan ve milli bilinçten yoksunluğunun, bunlar sebebiyle çektiği korkunç acıların ıstırabını hissetmiştir. Hayatını bunları ortadan kaldırmaya adamış ve hep dosdoğru olmuştur.
Mehmet Akif, tam anlamıyla bir yenilikçidir, gerçekçidir, akıl ve bilimden, terakkiden yanadır, geleneği de asla reddetmez, ancak bilimsel bir bakışla, onun tenkidinin gerekliliğini vurgular. Geleneğe hâkimdir. O, asla bir İslamcı değildir. Bu kavram ne onun için ne de Osmanlı son dönemindeki diğer aydınlar için kullanılabilir. Zaten, İslamcılık, o dönemde de kullanılan bir kavram değildir. İslamcılık, Cumhuriyet döneminde ortaya çıkmış türedi bir kavramdır. Bu yüzden o, Türk ve İslam dünyasının ıstırabını duyan, hakiki manada bir Müslüman Türk’tür. Ayrıca günümüzdeki birçok İslamcı ondan ve ondaki Türklük şuurundan, vatan ve bayrak anlayışından hoşlanmaz. Akif, yerli ve millidir, birçok İslamcı gibi enternasyonal bir perspektiften bakmaz. Onun Asım’ı, birilerinin altın nesli veya diriliş nesli vb. gibi ütopik, hayalperest, gerçeklikten kopmuş, sabitesini kaybetmiş, takiyyeci ve vatansız sözde ümmetçi bir nesil değildir. Vatanını, bayrağını kanıyla sulayan, düşünce geleneğine tamamıyla hâkim, ahlakı şiar edinmiş, meselelere kuşatıcı bir şekilde evrensel bir anlayışla bakan, yani insanlığın bütününün saadetini hedefleyen gerçek anlamda ümmet anlayışına sahip, imanlı, adaletli ve milli bir nesildir. Çünkü o, filozofça ve sufice bir bakış açısına sahiptir. Felsefi tasavvufun önemli isimlerinden Ankaravi’ye tutkunluğu belki de bu yüzdendir. Sahte sufilere de sahte ve hurafeci dindarlığa da karşıdır. Onun bazı temel kavramlara (kader, tevekkül, sa’y, atâlet, terakki) yönelik yaklaşımları, zannedildiği gibi, modernist, Batıcı ve çelişkili bir yaklaşım değil İslam düşüncesinin, özünden çıkardığı tutarlı bir yaklaşımdır.
Mehmet Akif’in gelecek kurgusu Batıcı değil, bilakis dinin özünde var olan, dünyayı cennete çevirmek için mücadele etmek ve ahiretin bütünüyle dünyanın ahlaki ve medeni imarına bağlı olduğunu ispat etmek için ortaya konulmuştur. Bu yüzdendir ki, o, Kur’an’ın anlaşılmasının gerekliliğini ölünceye kadar savunmuş ve bir Kur’an tercümesi hazırlamıştır. Bu, onun en büyük hedeflerinden biri olmuştur. Akif, bir müddet yaşadığı Ankara’nın geçmişten sakladığı “Ahi” ruhunu yeniden canlandıran ve yüzlerce yıl önce Moğollara karşı dimdik mücadele eden Ahiler gibi, emperyalistlere ve onların bilinçli-bilinçsiz yandaşlarına karşı koyan bir isimdir. O, hakkaniyetli bir insan olarak Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde yapılan yanlışlara (aşırı Batılılaşma ve geleneği dinleştirme) ve ifratlara karşı hep eleştirel bakmıştır. Onun, ömrünün son yıllarında, Cumhuriyet dönemindeki sessizliğini sorgulayanlar, bunun temel sebebinin, dönemin ayakta kalmış tek bağımsız devletinin yıpranmaması noktasındaki kaygısı olduğuna ve milli mücadeleye verdiği değere dikkat çekmemişlerdir. Akif, hiçbir zaman umudunu yitirmemiştir, bununla birlikte “gölgesiyle birlikte silinip gitmek”ten bahsedecek kadar yalnızlık hissettiği anlar olmuştur. Akif’teki milli ve manevi şuur, bugünkü gençliğimizin ihtiyaç duyduğu şuurdur. Ruhu şad olsun.
Prof Dr İbrahim Maraş

Yorumlar