KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Huriye Yıldırım Çınar: FRANSA-CEZAYİR GERİLİM HATTINDA TÜRKİYE

Huriye Yıldırım Çınar: FRANSA-CEZAYİR GERİLİM HATTINDA TÜRKİYE

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
53 0

Geçtiğimiz hafta Fransa’nın en ünlü gazetelerinden biri olarak anılan Le Monde Gazetesinde Cumhurbaşkanı Macron’un Cezayir ile ilgili görüşlerinin yayınlanmasının ardından uluslararası gündeme Fransa-Cezayir gerginliği oturdu. Le Monde gazetesi Macron’un Cezayir’i Fransa düşmanlığıyla itham edip “Fransız kolonizasyonundan önce bir Cezayir ulusu var mıydı?” ifadesini kullandığını aktarmıştı. Le Monde ayrıca Macron’un Cezayir’in sonradan yazılmış tarihinin, gerçekler değil Fransa nefretine dayandığını söylediğini belirtip, bu nefret söyleminin esasen halkta değil siyasi elitlerde bulunduğu ve bunun da kaynağının siyasi ve askeri yönetimle “kiralık hafızadan” geldiğini vurgulamıştır. Ayrıca Macron söylemlerinde Cezayir’in 1516’dan itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun Garp Ocaklarına bağlı bir yönetime tabii olduğunu da ima ederek ülkenin Fransız kolonizasyonu öncesinde de kolonyal bir deneyime sahip olduğuna yer vermiştir.

Cezayir tarafı ise bu açıklamaların hemen ardından bir başka devletin kendi iç işlerine karışamayacağını sert bir ifade ile dile getirmiştir. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun Cezayir’in Paris Büyükelçisi Muhammed Anter Davud’u görüşmelerde bulunmak için acilen ülkeye çağırırken Cezayir ordusu da ülkenin hava sahasının Fransız askeri uçaklarına kapatıldığını açıklamıştır. Bu karar Cezayir’in Fransız Cumhurbaşkanı Macron’un söylemlerinden duyduğu rahatsızlığın boyutunu göstermektedir. Ancak hava sahasını kullanan Fransız askeri uçakların Mali ve Nijer’deki terörle mücadele birliklerine destek ulaştırmada önemi düşünüldüğünde krizin çok farklı alanlarda sarsıcı etkiler doğurabileceğini söylemek mümkündür. Nitekim Macron bunun farkına varıp hali hazırda Afrika ülkeleri nezdinde sarsılan imajını da göz önünde bulundurarak krizin çok fazla büyümeden çözülmesini umduğunu açıklamıştır.

Peki bu gerilimin arka planında neler var?

Hatırlanacağı üzere Fransız Hükümeti Kuzey Afrika ülkelerinden Avrupa’ya geçen yasadışı göçmen akınının önlenmesinde Kuzey Afrika ülkelerinin üzerine düşeni yapmadığını düşünmekteydi. Bu minvalde Le Monde’da yayınlanan haberden yaklaşık bir hafta önce Fransa Kuzey Afrika ülkelerine yönelik ayrılacak vize sayısının düşürüleceğini açıklamıştır. Paris’in bu kararı çok kısa sürede tepki çekerek Cezayir halkının protestolarına neden olmuştur.

Diğer yandan Macron ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un farklı siyasi ve stratejik yönelimleri olduğu da bir gerçek. Çünkü Macron Kuzey Afrika ve Akdeniz’deki gelişmelere yön vermeyi isteyen bir lider olma arzusunda. Bu doğrultuda başta Türkiye olmak üzere birçok aktörü pasifize etmek için hummalı çabalar vermekte. Cezayir’in de hem Kuzey Afrika hem de Akdeniz’de oldukça önemli bir stratejik konumda bulunduğu ayrıca Sahraaltı Afrika’ya da açılan stratejik bir kapı olduğu düşünülürse Fransa bu ülkeye yönelik neokolonyal politikalar gütmesi oldukça akla yatkın. Ancak Tebbun iktidarındaki Cezayir’in bu neokolonyal politikalara karşı direnişi Macron’u oldukça rahatsız etmektedir. Diğer yandan Tebbun’un Fransa’nın bölgede önemli bir rakip olarak gördüğü Türkiye ile yakın ilişkiler geliştirmesi, Akdeniz meselesinde benzer tutumlarda bulunması ve hatta Haziran ayında yine Le Monde gazetesinde verdiği bir demeçte “Türklerle mükemmel ilişkilerimiz var.” demesi Macron Hükümetinda derin kaygılara sebebiyet vermiştir.

Netice itibariyle Macron Cezayir’de atalarının attığı sömürgecilik tohumlarının meyvesini yemek için ülkeye yönelik neokolonyal söylem ve uygulamalarına devam edeceği bir gerçek. Ancak bu gerilimin kısa sürede neden olabileceği etkilerden sakınarak şimdilik tansiyonu düşürmeye çalışmakta. Çünkü yukarıda da bahsedildiği üzere çalkantılı bir coğrafyada nispeten istikrarlı olup önemli bir stratejik konuma, zengin yeraltı ve yer üstü kaynaklarına haiz Cezayir ile ipleri tamamen koparma riskini göze alamamaktadır. Bu gelişmelerin rüzgarında Türk dış politikası karar vericileri de Fransa, Kuzey Afrika ve hatta Sahraaltı Afrika’ya yönelik kararlarında oldukça titiz davranmalıdır. Macron’un bölgede Türk varlığından duyduğu rahatsızlık bu kadar aşikâr iken bölge devletleri ile geliştirilecek ikili ve çok taraflı ilişkiler Türk dış politikasında önemli bir ivme yaratıp Fransız neokolonyal politikalarına büyük bir darbe indirebilme potansiyeline de sahiptir. Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle ilişkilerini kazan-kazan prensibine dayandırması ve tarihi/siyasi olarak bu bölgedeki postkolonyal devletleri hassasiyetlerine duyarlı tutumunu bir avantaj olarak nitelendirmek mümkün. Özet olarak Türkiye’nin bölge ülkeleriyle temaslarında şu hususlara hassasiyet göstermesi Türk dış politikası açısından olumlu sonuçlanacaktır:

• Bölge ülkelerinin halklarının büyük bir kesimin yoksulluk ve açlıkla mücadele ettiği gerçeğinden hareketle Türkiye’nin bu coğrafyayı kalkındıracak yatırım ve yardım projelerini arttırarak devam ettirmesi orta ve uzun vadede yumuşak gücünü oldukça arttıracaktır.
• Uzun yıllardır terörle mücadele eden Türkiye başta Cezayir olmak üzere bölge ülkeleriyle imkân ve tecrübelerini paylaşmalıdır. Fransa’nın Kuzey Afrika ve Sahraaltı Afrika’ya yönelik uzun bir zamandır geliştirdiği terörle mücadele stratejisinin başarısının sorgulandığı bir dönemde Türkiye’nin bölge ülkeleriyle güvenlik temasları birçok açıdan olumlu neticeler yaratabilecektir. Ancak bunu yaparken Türk temsilciler uluslararası alanda Türkiye’ye yöneltilen selefi örgütlerle ilişkileri de kapsayan ithamları da göz önünde bulundurarak söylem ve uygulamalarında oldukça dikkatli olmalıdır. Burada atılacak adımlar Batı tarafından Türkiye’ye atılan bu iftiraları ortadan kaldıracağı gibi bölgede Türk varlığını da güçlendirerek birçok alanda olarak fonksiyonel bir niteliğe sahip olacaktır.
• Libya, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselelerinde Türkiye’nin konumunun desteklenmesi için Cezayir’in statüsü oldukça önemlidir. İki ülke arasındaki diyaloglarda bu meselelere yönelik Türk tezinin açıklanıp destek sağlanması Fransa’nın yukarıda bahsedilen neokolonyal politikalarını sekteye uğratacaktır.

Huriye Yıldırım ÇınarKafkassam Afrika çalışmaları başkanı

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.