KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. İran
  4. »
  5. Hüda Rauf: İran yeniden Afrika’ya odaklanıyor

Hüda Rauf: İran yeniden Afrika’ya odaklanıyor

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 6 dk okuma süresi
114 1

İran’ın temel hedefi daima etkisini Ortadoğu’ya yaymaya çalışmak olmuştur. Ancak Tahran’ın etkisini genişletmeye çalıştığı bir başka bölge daha var: Afrika Kıtası.

İran, Latin Amerika ülkeleri gibi Batı karşıtı politikaları ve ideolojileri benimseyen coğrafyalarla ya da Afrika ülkeleri gibi acı çeken, yoksul bölgelerle ilişki kurmak için ideolojisini zayıf, yoksul ve ihtiyaç sahibi kesimlere empoze etmeye çalışıyor. İran’ın Afrika’ya yönelik politikası stratejiyi ‘Güney-Güney’ ilişkileri olarak nitelendiren eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad döneminde başladı. Daha sonra Hasan Ruhani’nin sadece Batı ile ilişkileri düzeltmeye dayanan politikasının aksine bugün İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin, İran’ın Arap komşuları ve Orta Asya ülkelerine odaklanarak doğuya yönelme politikası ışığında, Tahran’ın Afrika ülkeleriyle ilişkilerini ve Ahmedinejad’ın Afrika stratejisini canlandırmaya çalıştığını görüyoruz.

İran stratejisini canlandırmak

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İran’ın Afrika’ya yönelik stratejisini canlandırma stratejisinin ilk adımı kapsamında Togo’nun Tahran Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede, Batı’nın tarih boyunca Afrika’yı sömürmeye ve sömürgeleştirmeye çalıştığını, şu an halen bölgedeki çıkarlar hamlelerine devam ettiğini söyledi. Reisi ayrıca Batı’nın Afrika’daki amaçlarını ve çıkarlarını da kınadı, İran’ın Afrika ülkelerinin bağımsızlığına, gelişimine ve refahına verdiği desteği ifade etti. İran dış politikasında Afrika ülkeleriyle ilişkiler kurma ve güçlendirme planlarını bir öncelik olarak nitelendiren Reisi ayrıca İran’ın Togo da dahil olmak üzere Afrika ülkeleriyle çeşitli alanlarda ilişkilerini güçlendirmeye çalıştığını vurguladı.

İran, ‘direniş’ ekseni olarak nitelediği coğrafyayı genişletme yeteneğini ifade etmek için Afrika ülkeleriyle ilişkiler kurarak yoksul halklara karşı fikirlerini kullanmaya çalışıyor. İran, Afrika’daki nüfuzunu genişletmeye çalışırken ticari, askeri ve denizcilik alanlarında ilişkilerini pekiştirmeyi hedefliyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Tahran rejimi çoğunlukla Arap, Suudi, Türk ve İsraillilerin programlar, yatırımlar ve projeler yürüttüğü bölgeleri hedef alıyor.

İran, Apartheid rejiminin sona ermesinden sonra Güney Afrika ile ticareti yeniden başlatan ilk ülkelerden biriydi. İki ülke o zamandan bu yana güçlü ilişkilere sahip. Ticaret, bu ilişkinin ayrılmaz bir dinamiği konumunda. Tahran, ekonomik zorluklara ve iç çalkantılara rağmen nüfuzunu pekiştirdiği gerekçesiyle ilişkilerini ilerletmeye çalışıyor.

Afrika’da kısmi nüfuz

İran diplomatik, siyasi ve güvenlik ilişkileri ve denizcilik, ticari ve kültürel alışveriş yoluyla Afrika’da kısmi nüfuz elde etti. Kıta’ya yönelik politikası, ‘devrimci’ vizyonunu dünyaya ihraç etme çabaları ve çıkarları doğrultusunda oluştu. Ancak İran’ın politikası aynı zamanda yaptırımlar ve izolasyonla mücadele sürecinde Kıta’daki devlet ve devlet dışı aktörlerle ortaklıklar kurarak devam etti. Kuzey Afrika’daki Sahel ülkelerindeki Müslüman toplumlarda nüfuzunu genişletmeye büyük önem veren İran’ın ABD ve İsrail karşısında, Kızıldeniz’de, Babu’l Mendeb bölgesinde ve Afrika Boynuzu’ndaki varlığı da arttı. Kızıldeniz’de devriye gezen denizaltıların konuşlandırılmasını kısmen geliştirip Batı Afrika ülkeleriyle askeri ilişkilerini de artırdı.

İran silah satmak, savaşması için militan eğitmek ve Şii grupları finanse etmek gibi faaliyetlerle Afrika’daki bazı ülkelerde etkisini artırmaya çalıştı. Ortadoğu Enstitüsü tarafından 2018 yılında yayınlanan bir raporda, İran’ın Hizbullah’ı Nijerya’yı saldırı başlatmak ve İsrail ile Batı’nın bölgedeki emellerini engellemek için bir operasyon üssü olarak kullandığını ortaya koydu. Raporda Nijeryalılara yönelik eğitimlere hız verdiği vurgulandı.

Şii mezhebini öğretmek

İran, Afrika Kıtası’nda kültürel ilişkileri artırmak için Şii merkezleri kurdu. Senegal gibi bazı ülkelerdeki üniversitelerde Şii mezhebine yönelik eğitimler verdi. İran’ın Uluslararası Al-Mustafa Üniversitesi’nin Senegal’deki şubesi, Fars diline ek olarak Şii mezhebi, İran kültürü ve tarihi, ayrıca İslami ilimlere yönelik eğitim vererek öğrencilere ücretsiz yiyecek ve maddi yardım sağlıyor.

Tahran Nijerya’da da benzer şekilde İran Dini Lideri’nin fikirleri doğrultusunda, kendilerinden etkilenen İslami bir örgüte sponsorluk yapıyor. Şii öğretileri, ‘Hausa’ dilinde yayınlanan ‘Al-Mizan’ gazetesi aracılığıyla yayılıyor. Kuzey ve Güney Nijerya’daki geniş bir okul, hastane, kültür merkezi ve sosyal yardımlaşma ağı kuran İran kolejlerinde ve üniversitelerinde eğitim görmeleri için gençlere burslar sağlıyor.

Dönüm noktası

Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı dönemi, İran’ın Kıta’ya girişinde bir dönüm noktası oldu. İran şimdi Reisi döneminde jeopolitik önceliklerini değiştirip ‘Dünya, Batı ile sınırlı değil’ diyor. Afrika bir kez daha İran’ın dış politikasının merkezinde olacak. Yani Dış politikasını ekonomisini felç eden yaptırımlar ve diplomatik izolasyon karşısında Afrika’ya kaydıran İran son zamanlarda etkisini Ortadoğu’nun ötesine taşımak için çalışıyor.
Hüda Rauf şarkulavsat

İlgili Yazılar

1 Yorum

  1. andrey - -

    iranın sorunu 50 milyon türkün işgal edip yönetmesidir 1501 safevilerden buyana iran batının ve atlantik işgalcilerinin kulu kölesi ttruva atı ileri karakol projeii rejimdir hamaney ve diğer türk mollaları humeyni o zamanki diğer türk mollaları yıllardır iranı esir almışlar istediklerini bölgede mezhepsel savaşlarla yapıyorlar bunuda irandaki 50 milyon türk yapıyor amaçları safevi azeri rafazı nusayrı türk imparatorluğunu yeniden kurmak zaten aliyev ebulfeyz elçibeyin iranı bölgeyi kapsayan büyük azerbaycan projesi batının desteğiyle var bu durum safevileri iranda bölgede azerbaycanın canlandırma projesidir o yüzden azerbaycan gizli kapaklı hava üslerini irana karşı israile açıyor iftira değil gerçeklerdir kimse ak kaşık değildir tarihten buyana azerbaycanın tarih boyunca en çok irana bela olmuştur halende oluyor safevilerden buyana düşünün safeviler azerbaycan merkezli dini tarikatkeen abd nato kanada rusya sscb projesiyle bu dini tarikat siyasi yapıya büründürülüp iranda rejimi ele geçirip sonra iranı merkezi hakimiyet elde edecek safevi azeri türk mparatorluğunu kurrdurdu batı ve atlantik işgalcileri niye iranı merkez aldılar çünkü tarihten buyana irandan köpek gibi korkuyorlar batı iranın güçlenmemesi islamı dünyaya yaymaması mezhepsel şekilde islama bela olup soykırımlar katliamlara sebeb olup mültecilere sebeb olması için safevileri irana diğer türk medeniyetleri projeleri gibi irana koyan batıdır tıpkı kaçar akkoyun karahan timur babür ilhanlı moğol daha nicesi bilinen bilinmeyen işgalcilerin iranı ele geçirdiği gibi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir