HEGEMON DEVLETLERİN KÜRESEL YILDIRMA POLİTİKALARI (1)

Türklerin İranı Farsların İranı

TURKEY – ISRAEL COMMON INTERESTS BETWEEN IDLIB AND COVID-19

Obama-Trump Dönemi ABD-Katar Güvenlik ve Ekonomik İlişkileri

Hüda Huseyni: ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi Rusya ve Çin’i telaşlandırdı!

Gündem 16 Eylül 2021
54
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi stratejik bir hata değildi. ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, günümüz uluslararası ilişkilerde Çin’in dünya liderliğinde ABD ile rekabette elini güçlendirecek veya ‘özellikle direnenlerin’ iddia ettiği gibi Rusya ile olan ittifakında üstünlük elde etmesini sağlayacak stratejik bir hata veya bir dönüm noktası değildir.

Afganistan, Vietnam değil ve ABD’nin oradan çekilmesi, 60’lı yıllarda Güneydoğu Asya’da olduğu gibi onunla çatışan ve ona acı bir darbe indiren ideolojik bir doğu kampıyla küresel bir çatışmadan kaynaklanmıyordu. ABD, Afganistan’da kimseden bir darbe yemedi. ABD basitçe Afganistan’da, Çin, Rusya, İran ve yörüngesinde dönen herkesi bölgesel çatışmalara sürükleyecek, Çin’in gücünü zayıflatacak ve son 20 yılda elde ettiği genişleme ve nüfuzu kaybetmesine neden olacak patlamaya hazır bombalar bıraktı. Böylece ABD tartışmasız süper güç olmaya devam edebilecek. Görünüşü nasıl olursa olsun geri çekilme, tüm kuşları olağanüstü bir beceri ve zekâ ile vuran bir taştı.

Patlamaya hazır en önemli bombalardan biri, birçok Sünni’nin 20 yıl boyunca hissettiği adaletsizlik ve zulüm duygusudur. Amerikalılar bu süre boyunca 11 Eylül saldırılarına misilleme olarak genellikle bu duyguyu oluşturmaya giriştiler. Böylece İran görevi devraldı ve Sünnilere karşı mezhepçiliği kışkırtmakta ve onları yıldırma, suikast ve yerinden etme yoluyla bastırmakta başarılı oldu. Buna dünyadaki diğer saldırılar da eklenebilir ve en kötüsü ile iğrençleri de Myanmar (Burma) ve Çin’in Sincan bölgesinde Sünnilere karşı yürütülen sistemli etnik temizliktir. Bu Sünnileri savunmak için sadece Avrupa ve ABD’deki bazı insan hakları grupları harekete geçti.

Sivri dağları, coğrafyası, mağaraları, tarihi ve halkının doğasıyla Afganistan’ın, Taliban istese de istemese de her Sünni aşırılık yanlısı için hareket noktası olarak kullanacağı güvenli bir sığınak oluşturacağını inanmayan varsa, dar görüşlü ve tarih bilgisi az biridir. Bu nedenle Çin, Rusya ve bazı İslam ülkeleri Taliban ile yakınlaşmaya ve dostluğunu kazanmaya çalışıyor.

Her halükarda, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi büyük bir boşluk bırakacak ve Afganistan’a komşu tüm ülkeler bundan etkilenecek. ABD’nin bilmeden de olsa İslamcı radikalcileri Rus radikalciler ile temas kurmaktan ve terör saldırıları düzenlemekten alıkoyduğu 20 yıllık güvenli sınırlardan sonra Rusya, ABD’nin çekilmesi nedeniyle diğerlerinden daha fazla endişeli ve telaşlı.

Rusya, 1990’larda Afganistan’da parasını ve en iyi askerlerinden 15 bininin canını harcayarak işgalinin bedelini pahalıya ödeyen bir ülke ve sonunda Afganistan, Sovyetler Birliği’nin çöküşünü hızlandıran önemli bir etken oldu. Bu nedenle, Taliban iktidara geldikten sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in siyasi ve askeri seçenekleri sınırlı. Sünnilerin çoğunluk olduğu Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’daki müttefiklerinin rejimlerini korumak için orta ve uzun vadede onunla bir uzlaşıya veya anlaşmaya varamayacak. Aynı zamanda, sonucunu belirleyemeyeceği, dahası başlatmak için maddi imkanlarının olmadığı bir askeri maceraya atılmaya da cesaret edemeyecek.

ABD destekli Eşref Gani hükümetinin çöküşü Rusya’yı zor bir duruma soktu. Devlet Başkanı Putin, Rusya’nın kuvvetlerini bizzat Afganistan’da konuşlandırma niyetinde olmadığını iddia etse bile, Rusya sınırları etrafındaki aşırılık ve şiddet potansiyeli, iç zorlukların arttığı bir zamanda Moskova’ya bölgesel güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk yüklüyor. Gani hükümetinin çöküşü ve ABD güçlerinin Orta Avrasya’dan görünüşte sonsuza dek ayrılması, Rusya’ya Afganistan’da ve çevresinde güçlü bir arabulucu olarak rolünü pekiştirme, kendi çıkarlarını besleyen bir bölgesel yakınlık vizyonu geliştirme, komşu Orta Asya’daki siyasi ve askeri etkisini takviye etme fırsatı verebilirdi. Bununla birlikte, tüm bu adımlar, Rus liderliğinin yatırım yapmaya hazır olduğundan daha fazla kaynak ve almaya hazır olduğundan daha büyük bir risk gerektiriyor.

Rusya’nın Afganistan’a ilgisi, her şeyden önce komşu Orta Asya üzerindeki etkisiyle ilgili endişelerine odaklanıyor. Sovyetlerin çöküşünden itibaren Moskova, Orta Asya’yı güneydeki istikrarsızlığa karşı stratejik bir tampon bölge olarak görüyor ve son yıllarda Çin ile ticaretin ve Çin yatırımlarının muazzam bir biçimde büyümesine rağmen Rusya, bölgenin baskın güvenlik sağlayıcısı olmaya devam ediyor. Bugün Orta Asya devletleri genellikle 1990’larda olduğundan daha istikrarlı, etkili ve hala Rusya’yı bölgenin ana güvenlik garantörü olarak görüyorlar. Şimdi de yardım için Moskova’ya yöneliyorlar, çünkü Afganistan’ın geleceği daha da belirsizliğe doğru gidiyor. Rusya, uzun süredir Sovyetler Birliği sonrası bölgede ‘imtiyazlı çıkarlarının’ tanınmasını talep ediyor. Şimdi Washington, Afganistan ve daha geniş ölçekte Orta Avrasya’da sahayı terk ettiğine göre, Moskova’nın her zaman arzu ettiği bölgesel merkez rolünü gerçekten oynayıp oynayamayacağı, şiddetli bir reaksiyona yol açmadan kendisini ve komşularını güvence altına alıp alamayacağı, aynı zamanda rakibi ABD üzerindeki etkilerini yönetip yönetemeyeceğini göreceğiz.

Moskova’nın acil hedefleri, kuzeyde Afganistan’dan herhangi bir istikrarsızlık ve kaosun yayılmasına engel olmak. Bölgeyi bilhassa mülteci kisvesi altında sınırları geçecek teröristlerden korumak söz konusu olduğunda ise, göçmen akışlarının kontrolünü sağlamaya odaklanıyor. Moskova ayrıca ‘aşırılıkçı ideolojinin, silah kaçakçılığının ve uyuşturucu kaçakçılığının yayılmasını’ önlemeye çalışıyor. Rusya, Orta Asya’daki komşularının çoğuyla vizesiz bir rejim benimsediğinden, Afganistan’dan bu ülkelere geçiş yapacak teröristlerin kolaylıkla Rusya’ya ulaşmalarından korkuyor. Belki de en endişe verici olan husus, mülteci akınının bizzat Orta Asya ülkelerini istikrarsızlaştırma olasılığı. Zira bu, o ülkelerin vatandaşlarının Rusya’ya kaçmasına yol açabilir ve Moskova’yı bölgeye doğrudan müdahale etmeye zorlayabilir. Bu nedenle Rus ve Orta Asya makamları, özellikle nüfusun büyük bölümünün Tacik ve Özbek kökenli olduğu kuzey Afganistan’da Afgan rejiminin çökmesinden endişeliler.

Moskova ve Orta Asya hükümetleri, Afganistan’ın kuzeyindeki Tacikler, Özbekler ve Abdurreşid Dostum gibi isimlerle uzun süredir ilişkilerini sürdürüyor. Kuzey İttifakı gibi birleşik bir muhalefet programının yokluğunda, Rus yetkililer kuzeydeki Taliban karşıtı savaşçıların bugün El Kaide, DEAŞ ya da kurucusunun Tacikistan’da bir İslam emirliği kurulması çağrısında bulunduğu Ansarullah gibi daha radikal gruplara dönüşme potansiyellerinden korkuyor. Cihatçıların saflarına, savaşmak için Suriye’ye giden ve ABD’nin ayrılmasıyla Afganistan’a dönmeye teşvik edilebilecek binlerce Rus ve Rusça konuşan Orta Asyalı da eklenebilir. Moskova ve Orta Asya başkentlerindeki hükümetler, İslamcı hareketlerin 1990’ların sonlarında yaptığı gibi, kuzey Afganistan’da konuşlanacak cihatçıların sınır ötesi saldırılar gerçekleştirme olasılığından korkuyorlar. Aynı zamanda Afganistan’daki istikrarsızlığın bir mülteci akınına yol açma ve yozlaşma, baskı ve ülke içinde fırsat eksikliğinden bıkmış Orta Asya halkları arasında cihatçı ideolojinin yayılmasını teşvik etme ihtimalinden de endişeliler. Bu nedenle, Orta Asya gibi Rusya da, aralarına El Kaide, DEAŞ veya diğer aşırılık yanlısı grupların üyelerinin karışması endişesiyle Afgan mültecileri kabul etmekte isteksiz.

ABD’nin ayrılması, Moskova’ya bölgedeki güvenlik varlığını, bölgesel örgütleri, özellikle de Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nü ve ‘imtiyazlı çıkarları’ güçlendirme fırsatı veriyor. Rusya, 1992-1997 yıllarındaki iç savaşları komşu Afganistan’daki çatışmayla kesişen Kırgızistan ve Tacikistan’da halihazırda fiilen geniş bir askeri varlığa sahip olmayı sürdürüyor. Moskova, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün arkasındaki itici güç. Örgüt, ‘uluslararası ve bölgesel barış, güvenlik ve istikrarı sağlamayı, üyelerin bağımsızlığını toprak bütünlüğü ve egemenliği temelinde kolektif olarak korumayı’ amaçlayan bölgesel bir güvenlik bloğu. Rusya ayrıca, bazıları Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü şemsiyesi altında gerçekleştirilen eğitim, askeri teçhizat satışı ve konuşlandırılması yoluyla bölgenin sınırlarının güçlendirilmesine yardımcı oluyor.

Taliban güçlerinin Kabil’e yaklaşmaya başlamasıyla birlikte Rus güçleri, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’da ordu ve güvenlik güçleriyle ortak tatbikatlar gerçekleştirdiler. Kabil’in Taliban’ın eline geçmesinden sonra Moskova, Tacikistan hükümetinin Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü Güvenlik Konseyi’nin olağanüstü toplanması talebini kabul etti ve ek silah satışına izin verdi. Rusya’nın 2012’de Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nden çekilen ve ardından Moskova, Washington ve Pekin ile dengeli ilişkiler sürdüren bölgesel bir ağır güç olan Özbekistan ile artan güvenlik iş birliğine de dikkat çekilmeli. Nisan ayında Moskova ve Taşkent yeni bir stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Bazı Rus gözlemciler, mevcut krizin Özbekistan’ı Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne geri döndürmek için bir fırsat olduğuna dikkat çekiyorlar. Taşkent bu öneriyi şiddetle reddetse de, ABD’nin geri çekilmesi (her ne kadar Rusya’nın bölge güvenliğinin koruyucusu rolünü güçlendirmesi için ortam belirsiz olsa da) komşuları gibi onu da destek için Rusya’ya daha fazla yönelmeye zorluyor.

Moskova’nın Orta ve Doğu Avrupa gibi daha önemli bölgelere odaklanma gücü azalacak. Eğer Kremlin Afganistan’a askeri olarak dönmeye karar verirse ki bu pek olası değil, gerek ABD gerekse 1979’da Afganistan’ı işgal etme riskini alan Sovyetler Birliği gibi kendisini kesinlikle hüsrana uğramış ve kafası karışık bir halde bulacak. Taliban değişsin ya da değişmesin ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, durgun suları karıştırmayı başardı ve bölgedeki tüm ülkeler özellikle de Washington Çin’e odaklandığında, bunu hissedecekler. Rusya ise tuzağa düştü.

Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist

Yorumlar