Holly McKay: Azerbaycan-İsrail ittifakı ABD’nin çıkarları için son derece önemlidir
Yeni Jeopolitik Denklem: Azerbaycan-İsrail İttifakı ve TRIPP Anlaşması
Hızla değişen bölgesel dinamikler, Azerbaycan ve İsrail arasındaki ilişkinin sadece ikili bir ortaklık değil, ABD’nin bölgedeki stratejik demirlemesi olduğunu kanıtlamıştır. Özellikle İran’ın iç ve dış baskılarla savunmasız kaldığı bir dönemde, bu ittifak bir “istikrar adası” görevi görmektedir.
1. TRIPP Anlaşması: “Barış ve Refah İçin Trump Yolu” Başkan Trump’ın arabuluculuğunda imzalanan TRIPP (Trump Route for International Peace and Prosperity) anlaşması, sadece bir barış belgesi değil, devasa bir lojistik ve ekonomik projedir:
• Zengezur’dan Trump Rotasına: Bu yeni ticaret koridoru, Türkiye’den başlayıp Ermenistan üzerinden geçerek Azerbaycan’ı ve Hazar üzerinden Orta Asya’yı birbirine bağlamaktadır.
• Bağımlılığın Kırılması: Bu rota, küresel ticaretin Rusya ve İran’ı baypas ederek Batı’ya akmasını sağlamaktadır. • ABD’nin 99 Yıllık Rolü: Anlaşma uyarınca ABD, bu koridorun geliştirilmesi ve yönetilmesinde uzun vadeli (99 yıllık bir perspektif) bir rol üstlenerek bölgedeki kalıcı etkisini tescillemiştir.
2. Azerbaycan-İsrail Ortaklığının Stratejik Sütunları Bu ittifak, eleştirmenlerin iddia ettiği gibi sadece silah ticaretinden ibaret değildir; dört ana temele dayanır:
• Güvenlik ve İstihbarat: İran’dan gelen radikalizm ve terör tehdidine karşı ortak bir “erken uyarı” ve savunma kalkanı.
• Enerji Güvenliği: İsrail’in petrol ihtiyacının %40’ını Azerbaycan karşılamaktadır. Ayrıca SOCAR’ın Akdeniz gaz arama pazarına girişi, İsrail-Türkiye-Azerbaycan arasındaki enerji bağlarını perçinlemektedir.
• Laik ve İstikrarlı Model: Azerbaycan’ın Şii çoğunluklu ancak laik ve hoşgörülü yapısı, radikal akımlara karşı model bir ortak olarak öne çıkmaktadır.
• Teknolojik İş Birliği: İsrail’in yüksek teknolojisi ile Azerbaycan’ın operasyonel ihtiyaçlarının birleşimi, bölgede askeri ve sivil bir inovasyon alanı yaratmıştır.
3. ABD İç Politikasındaki Engeller: 907. Madde Metin, ABD’nin dış politikasını kısıtlayan 1992 tarihli Özgürlük Destek Yasası’nın 907. Maddesine (Azerbaycan’a doğrudan yardımı yasaklayan madde) dikkat çekmektedir.
• Geçmişin Kalıntısı: Kafkassam perspektifiyle, bu madde artık değişen jeopolitik gerçeklerle uyuşmayan bir “lobi ürünüdür”. Trump yönetiminin bu maddeyi askıya alması veya kaldırma yönündeki çabaları, ABD’nin bölgedeki manevra kabiliyetini artırmayı hedeflemektedir.
4. Eleştiriler ve “Barış Yıkama” (Peace-Washing) İddiaları Ermeni lobisi (ANCA gibi) ve bazı uluslararası kuruluşların, Karabağ operasyonu ile Gazze operasyonu arasında kurduğu bağ, metinde “alaycı bir siyasi oyun” olarak nitelendirilmektedir.
• Hukuki Meşruiyet: Azerbaycan’ın 2020’deki harekatı, BM tarafından tanınan egemen topraklarını geri alma amacı taşırken; Gazze operasyonu bir terör saldırısına (Hamas) verilen karşılık olarak tanımlanmaktadır. Bu iki durumun birbirine karıştırılması, barış sürecini sabote etmeye yönelik bir dezenformasyon olarak görülmektedir



Yorum gönder