Henüz İran krizinin itici gücü haline gelmemiş bir faktör: Güney Azerbaycan
Henüz İran krizinin itici gücü haline gelmemiş bir faktör
İran’ı saran protesto dalgası, yeni yılın ilk günlerinde Azerbaycan Cumhuriyeti sakinleri için şüphesiz özel bir ilgi konusu. Bu hiç de şaşırtıcı değil, çünkü vatandaşlarımızın birçoğunun Araks Nehri’nin diğer tarafında yaşayan arkadaşları ve akrabaları var.
Güney Azerbaycan, geleneksel olarak İran’ın potansiyel dönüşümü için kilit bölgelerden biri olarak görülmektedir. Bununla birlikte, gerçeklik, yaygın “hazır ayrılıkçılık” düşüncesinden veya tam tersine, ülkenin Azerbaycanlı nüfusunun tamamen siyasi pasifliğinden çok daha karmaşıktır.
Burada idari bir birimden değil, Tebriz ve Urmiye’den Erdebil ve Zencan’a uzanan tarihi ve kültürel bir alandan bahsediyoruz. Çeşitli tahminlere göre Azerbaycanlılar, İran nüfusunun dörtte birinden neredeyse yarısına kadarını oluşturuyor, ancak kolektif bir aktör olarak siyasi etki gücünden yoksunlar.
Paradoks şu ki, Azerbaycanlılar İran’ın devlet elitine –ordudan ve Devrim Muhafızları’ndan parlamentoya ve din adamlarına kadar– derinden entegre olmuş durumdalar. Yüksek Ruhani Liderin ve ülkenin cumhurbaşkanının etnik kökenini hatırlamak bile yeterli. Bu entegrasyon sisteme bağlılığı sağlarken, aynı zamanda bölgeyi özerk bir siyasi sesten mahrum bırakmıştır. Kimlik bir hak olarak değil, bir risk faktörü olarak kabul ediliyor.
Son yıllardaki protestolar, Güney Azerbaycan şehirlerinin ülke çapındaki protestolara katıldığını gösterse de, belirgin bir gündem oluşturmuyorlar. Sosyoekonomik talepler, yolsuzluk karşıtı sloganlar ve yönetimden duyulan memnuniyetsizlik, etnokültürel seferberliğin önüne geçiyor. Bölgede, protestoyu siyasi bir projeye dönüştürebilecek tanınmış liderler veya kurumsal altyapı bulunmuyor.
Dolayısıyla ayrılıkçı hareketin ivme kazanmamasının nedeni budur. Merkeze olan ekonomik bağlar, başarısız özerklik deneylerinin tarihsel hatıraları ve kaotik çöküş senaryolarına dair korku, bölgeyi İran devleti içinde tutmaktadır.
Bu bağlamda, Mesud Pezeşkiyan figürü çoğu zaman abartılıyor. O, Güney Azerbaycan’ın lideri değil ve bölgesel bir proje önermiyor. Rolü, Azerbaycanlıların İran sistemine dahil edilmesinin bir sembolüdür, sistemin yeniden düzenlenmesinin değil. Söylemini yumuşatabilir, ancak iktidar yapısını değiştirmeyecektir.
Öngörülebilir gelecekte en olası senaryo, sınırlı kültürel tavizlerle statükonun korunması yönünde ataletli bir senaryodur. Ancak, kimlik tanınmasına yönelik birikmiş talep devam etmektedir. Güney Azerbaycan şu anda İran krizini tetiklemiyor, ancak derinleşirse, İran’ın geleceğinin şekillenmesinde etkili bir faktör haline gelebilir.



Yorum gönder