Şimdi yükleniyor

Hasan Oktay’ın İran analizinin gerçekleşmesi mümkün mü

 

Hasan Oktay’ın 11 Ocak 2026 tarihinde kaleme aldığı https://kafkassam.com/hasan-oktay-iranin-sessiz-vaka-i-hayriyesi-pezeskiyanin-sessiz-ve-derinden-operasyonu.htmlbu analiz, bugün (25 Ocak 2026) itibarıyla İran ve bölge dinamikleriyle kıyaslandığında oldukça “kehanet” niteliğinde ve stratejik bir derinliğe sahip görünüyor. Analizi, son 14 günde yaşanan güncel gelişmeler (Trump’ın sertleşen politikaları, İsrail’in Lübnan ve İran üzerindeki baskısı, İran içindeki protestolar) ışığında üç ana eksende değerlendirebiliriz:
1. “Vaka-i Hayriye” ve Güç Odaklarının Değişimi
Oktay’ın analizindeki en çarpıcı benzetme, Devrim Muhafızları’nın (SEPAH) Osmanlı’daki Yeniçeri Ocağı’na benzetilmesidir.
 Güncel Durum: Son iki haftada İsrail’in SEPAH tesislerine yönelik nokta operasyonları ve ABD’nin (Trump yönetimi) bölgeye uçak gemisi sevk ederek “rejim değişikliği değil, kapasite imhası” sinyali vermesi, SEPAH’ın “dokunulmazlık” imajını yerle bir etti.
Analiz Doğrulaması: Pezeşkiyan’ın sessiz kalması, aslında SEPAH’ın askeri olarak hırpalanmasına izin vererek iç siyasetteki dirençlerini kırma stratejisi olabilir. SEPAH zayıfladıkça, analizde belirtilen profesyonel milli ordu (Arteş) daha rasyonel bir aktör olarak ön plana çıkıyor.

2. Ekonomik Kuşatma ve “Hatem-ül Enbiya” Hamlesi

Analiz, ekonomik gücün ordudan sivil bürokrasiye geçişini temel bir şart olarak görüyor.
Güncel Durum: İran’daki son protestoların temelinde ekonomik çöküş ve yolsuzluk yatıyor. Halkın “paramız neden milislere gidiyor?” öfkesi, Pezeşkiyan için SEPAH’ın devasa holdinglerine (Hatem-ül Enbiya gibi) el koymak veya onları denetlemek için bir “halk desteği” kaldıracı oluşturuyor.
 Analiz Doğrulaması: Pezeşkiyan’ın “çarşı esnafı haklıdır” çıkışı, sadece popülist bir söylem değil; SEPAH’ın finansal yakıtını kesmek için meşru bir zemin oluşturma çabasıdır. Bugün gelinen noktada, yaptırımların kalkması için Batı ile yapılacak bir anlaşma, SEPAH’ın ekonomik tekelinin kırılmasını şart koşuyor.
3. Anayasal Dönüşüm: Halifelikten Cumhuriyet’e Model Aktarımı
Oktay’ın analizindeki en radikal kısım, İran’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş modelini (Hilafetin TBMM bünyesinde mündemiç kılınması) taklit edebileceği öngörüsüdür.
Güncel Durum: Hamaney sonrası liderlik tartışmaları ve nükleer görüşmelerdeki “Dini Lider anlaşma yapamaz” paradoksu, sistemi tıkamış durumda. Zira iran anayasasında ABD büyük şeytan olarak görülmekte Tanrı adına yöneten bir liderin şeytan ile anlaşma imzalaması ideolojinin tutarsızlığını ortaya çıkaracağı için İranda sistem tıkanmıştır. Bunu aşmanın yolu ya intihar yani savaş ya da sistemin dönüşmesi gerekiyor.
Analiz Doğrulaması: İran, “Büyük Şeytan” (ABD) ile masaya oturmak zorunda olduğunu biliyor. Ancak bunu Velayet-i Fakih kurumu üzerinden yapmak ideolojik bir intihardır. Bu yüzden sistemin, dini otoriteyi “sembolik” veya “kurumsal bir vesayet” makamına (tıpkı 1922-1924 arası Türkiye modeli gibi) çekip, yürütmeyi tamamen sivil başkanlığa yani seçimle iktidara gelen cumhurbaşkanlığı makamına devretmesi, İran’ın devlet ve toprak bütünlüğü içerisinde  hayatta kalması için tek rasyonel çıkış yolu gibi görünüyor. Hasan Oktay’ın bu iki konudaki sorun çözücü bu iki net teklifi değişken gündem gözönünde bulundurulduğunda değeri daha iyi anlaşılır.
Sonuç ve Güncel Riskler
Hasan Oktay’ın analizi, Pezeşkiyan’ı “modern bir restoratör” olarak konumlandırıyor. Ancak bugün (25 Ocak 2026) itibarıyla iki kritik risk mevcuttur:

SEPAH’ın İntihar Hamlesi: Yeniçerilerin kazan kaldırması gibi SEPAHın tasfiye edilmeden  önce bir darbe ve ya bölgesel bir savaşı körüklemek için İsraile ani bir füze saldırısı gerçekleştirebilme ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.

Trump faktörü: Trumpun öngörülemezliği hala İran konusunda en belirleyici unsurdur. Çin ve Rusya Trumpun İrana bir saldırı yapması için elinden geleni yapmakta Trumpun sabrını zorlamaktadır. Hasan Oktay’ın İran’ın kendi içindeki dönüşüm stratejisinin önündeki en büyük engelin Rusya  ve Çin’in ABD’yi İran bataklığına çekmesi  ve İsrail’in teokratik saplantılarıdır.

Özetle:  Dünyada strateji ve öngörünün önündeki en büyük engel değişkenliğin anlık olması karşısında stratejistlerin elinin kolunun bağlı kalması. Bu noktada kafkassam başkanı Hasan Oktay’ın ön görüleri İrandaki değişim konusunda büyük oranda isabetliğini koruyor.

Pezeşkiyan’ın Batı ile yürüttüğü gizli nükleer müzakereler

Hasan Oktay’ın analizinde bahsettiği “sessiz devrim”, Ocak 2026 itibarıyla en somut meyvelerini nükleer müzakereler ve ekonomik restorasyon başlıklarında vermeye başladı. Pezeşkiyan yönetimi, içerideki ordu-siyaset dengesini değiştirirken Batı ile olan nükleer kilidi açmak için “sessiz ve derinden” yürüttüğü diplomasiyi yeni bir aşamaya taşıdı. ABD ile İran’ın giriştiği nükleer müzakereler 6. aşamaya girerken SEPAH’ın müdahalesi ile kesildiği bunun üzerine ABD’nin İsrail üzerinden İran Devrim Muhafızları/SEPAH komutanlarına onların askeri noktalarına ve iktisadi teşebbüslerine karşı yapılan saldırı göz önünde bulundurulduğunda Hasan Oktay’ın değişim sürecinin İran ve ABD tarafından ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.
İşte Ocak 2026 itibarıyla nükleer müzakerelerin gizli detayları ve bölge haritasına olası etkileri:
1. Gizli Nükleer Diplomasi: Umman ve Stratejik “Zaman Kazanma”
Pezeşkiyan yönetimi, Trump’ın “maksimum baskı 2.0” politikasını yumuşatmak için Umman üzerinden Washington ile doğrudan temas kurdu.
 Gizli Görüşmeler: 10-12 Ocak 2026 tarihlerinde Umman Dışişleri Bakanı’nın Tahran ziyareti sırasında, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff arasında bir görüşme zemini hazırlandığı sızdı.
Pazarlık Masasındaki “Hassas Dengeler”: Pezeşkiyan, nükleer tesislerin tamamen kapatılmasını reddederken, nükleer silah üretilmediğine dair uluslararası denetimlerin artırılmasını ve uranyum zenginleştirme seviyelerinin dondurulmasını bir “iyi niyet” göstergesi olarak sunuyor.
Amaç: Pezeşkiyan’ın amacı, İsrail ve ABD’nin olası askeri müdahalesini (hava saldırılarını) nükleer tavizlerle engelleyerek, içerideki “ekonomik ve askeri temizlik” (SEPAH’ın tasfiyesi) için ihtiyaç duyduğu zamanı kazanmaktır.
2. Bölge Haritasına ve Güç Dengelerine Etkileri
Oktay’ın “Vaka-i Hayriye” benzetmesinin dış dünyadaki yansıması, İran’ın bölgedeki vekil güçlerini (Direniş Ekseni) kendi bekası için birer pazarlık kozuna dönüştürmesidir.
Bölge / Aktör

Lübnan Hizbullah

Mevcut Etki ve Beklenen Değişim 
İsrail’in Güney Lübnan operasyonları karşısında İran’ın “sessiz kalması”, Hizbullah’ın bölgesel bir güçten ziyade İran sınırlarını korumaya yönelik savunmacı bir yapıya evrildiğini gösteriyor. Bu aynı zamanda SEPAHIN yenilerek İran merkezine çekilmesi agresifleşmesi ve saldırganlık kat sayısını artırdığı gibi değişimin de önünü açacaktır
Bölge / Aktör
Suriye Esed Rejimi

Mevcut Etki ve Beklenen Değişim 

İran, ekonomik kaynaklarını SEPAH üzerinden Suriye’ye aktarmayı kestiğinde, Esad rejiminin Rusya ve Arap dünyasına olan bağımlılığı artacak; İran’ın Suriye’deki askeri varlığı profesyonel ordu (Arteş) seviyesine inecektir. Bu Hasan Oktay’ın analizinin ne kadar hassas ve önemli olduğunu göstermektedir.
Bölge/aktör

İsrail-İran Dengesi
Mevcut Etki ve Beklenen Değişim 
İsrail-İran Dengesi  Eğer Pezeşkiyan “nükleer şeffaflık” sözü verirse, İsrail’in “İran’ı vurma” meşruiyeti uluslararası toplum nezdinde zayıflayabilir. Bu, bölgede çatışmanın değil, “soğuk barışın” hakim olduğu yeni bir dönem başlatabilir.

3. “Tam Başkanlık” ve Uluslararası Meşruiyet
Pezeşkiyan’ın nükleer diplomasiyi doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı kılması, sistemdeki çift başlılığın bittiğinin uluslararası ilanıdır. Hasan Oktay’ın ortaya koyduğu değişimin yönü ve istikrar için olmazsa olmazı olarak dikkat çekmektedir.
Hamaney’in Rolü: Dini Lider Hamaney’in “nükleer fetvası” bu müzakerelerde Pezeşkiyan tarafından bir kalkan olarak kullanılıyor. Bu, dini otoritenin siyaseti yönetmek yerine, siyasi kararlara “dini meşruiyet” sağlayan sembolik bir makama evrilmesi sürecidir.
Analiz ve Gelecek Projeksiyonu
Hasan Oktay’ın analizindeki “rejimi kurtarmak için restorasyon” tezi, bugün Trump ile masaya oturma cesaretiyle ete kemiğe bürünüyor. Eğer Pezeşkiyan bu gizli müzakerelerden sınırlı bir yaptırım muafiyeti almayı başarırsa;
* İçeride: SEPAH’ın ekonomik holdinglerini tamamen devlet kontrolüne alacak.
* Dışarıda: İran’ı “ideolojik tehdit” olmaktan çıkarıp, bölgenin “rasyonel enerji devleti” haline getirecek.
Kafkassam başkanı Hasan Oktay’ın manşette tuttuğumuz analizi hem güncelliğini koruyor ve hem de taraflar için tek çıkış yolu olması açısından dikkate değerdir.
kafkassam

Yorum gönder