KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Hamidullah RİZAZADE: DEAŞ-H Örgütü: Afganistan ve Bölge Güvenliğine Etkisi

Hamidullah RİZAZADE: DEAŞ-H Örgütü: Afganistan ve Bölge Güvenliğine Etkisi

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 22 dk okuma süresi
24 0

Afganistan Orta Asya bölgesinde bulunan ve denizle sınırı olmayan kara ülkesidir. Dört yanı dağlarla kaplı olan Afganistan oldukça zor bir coğrafyaya sahiptir. Pakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, İran ve Çin ile komşu olan Afganistan jeostratejik açıdan oldukça önem arz etmektedir. Afganistan topraklarında farklı medeniyetler hüküm sürmüş ve birçok imparatorluklar hâkimiyet sağlamıştır. Ancak bunlardan hiçbiri bu kara toprak üzerinde kesin başarı elde edememiştir. Afganistan topraklarında, güvenlik açıdan dünya siyasetini değiştiren ve etkileyen çeşitli olayların yaşandığı ve radikal grupların ortaya çıktığı bilinmektedir. Nitekim Afganistan’ın yakın tarihine bakıldığında önce Sovyetler Birliği (SSCB 1979-1989) ardından Amerika Birleşik Devletleri (ABD 2001-2021) yenik duruma düşmüş ve biran evvel kendilerine mezar olan bu topraklardan kurtulmak istemişlerdir. Dolaysıyla hem işgalci güçler açısından hem de Afgan halkı açısından hazin sonuçlanan bu olaylar neticesinde uluslararası politikayı meşgul eden bir takım önemli gelişmeler yaşanmıştır. Çalışmada ilk olarak bu gelişmelerin nasıl ortaya çıktığını ve akabinde DEAŞ örgütünün etkisinden bahsedilip neticeye varılacaktır.

1979 Sonrası Gelişmeler ve Birinci Taliban Dönemi
Bu gelişmelerin en önemli dönüm noktası ve bölgede radikal grupların ortaya çıkışında önemli rol oynayan olay, SSCB’nin Afganistan işgalidir. 27 Aralık 1979 tarihinde SSCB’nin Afganistan’a yönelik başlattığı işgal girişiminden hemen sonra, nüfusunun nerdeyse tamamını oluşturan Müslüman kesim birleşerek direniş göstermişlerdir. Direnişçi gruplar, ABD başta olmak üzere batılı müttefiklerinin ve Pakistan’ın sağlamış oldukları istihbarat, ekonomik ve askeri yardımlarla günbegün güçlenmişlerdir. Daha sonra cihat adı altında birçok mücahit gruplar (Hizbi İslami, Hizbi Cemiyeti İslami, İttihadı İslami Afganistan, Cephe-i Necat-i İslami vb.) ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu gruplar SSCB işgalinden sonra (1989-1994) kontrollerinde bulunan bölgelerin savunması ve elde etmiş oldukları ganimetleri kaybetmemek için kendi aralarında zaman zaman çatışmışlardır. Derinleşen bu sorunlara ilaveten yoksulluk, sefalet ve dış güçlerin müdahalesi de eklenince iç savaş kaçınılmaz hal almıştır. Afgan halkı 1989-1994 yılları arasında içinde bulundukları istikrarsız ortamdan oldukça olumsuz etkilenmiş ve huzurlu ortamın oluşması için bir kurtarıcıya ihtiyaç duymuşlardır. Nitekim yaşanan bu kaos içerisinde Taliban örgütü ortaya çıkmış ve Afgan halkının kurtarıcısı olmaya çalışmıştır.
Taliban olarak bilinen grup, Pakistan’ın Belucistan bölgesinde Hanefi Deobandi medreselerinde dini eğitim gören öğrencilerden uluşmaktadır. Ülke içindeki yolsuzluk, yoksulluk ve devlet kurumlarındaki gevşek yapılanmalardan özellikle kadın ve erkeklerin aynı ortamlarda çalışmalarından son derece rahatsızlık duymuş ve bu düşünceler çerçevesinde ve Afganistan’da yaşanan kaostan faydalanarak, kısa sürede nerdeyse bütün Afganistan’ı kontrolüne geçirmişlerdir. Başta Afgan halkı Taliban’ın yükselişini desteklemişler, fakat daha sonra sert ve katı yönetim biçimiyle karşı karşıya kalmışlardır. Özellikle kadın hakları çerçevesinde, kadınların çalışmalarını ve kız çocukların okula gitmelerini yasaklayan ve özgürlüğü kısıtlayan birçok kuralın uygulanması, halkın tepkisine ve bu sert yönetime karşı memnuniyetsizliklerine neden olmuştur. Taliban’ın beğenmiş olduğu radikal yönetim tarzından mütevellit, milyonlarca Afgan halkı evlerini terk etmek zorunda bırakılmış, önce komşu ülkelere (Pakistan ve İran’a) ardından Avrupa ve Amerika’ya göç etmişlerdir. Kuşkusuz bu tarihten sonra göç kavramı ve sorunu uluslararası ilişkilerin güvenlik çalışmalarında önemli alt başlıklarda ele alınmıştır.
Taliban, 1996-2001 yılları arasında ülkenin büyük bir kısmına hâkim olduysalar da ne halkın rızasını ne de uluslararası aktörlerin kabulünü alamamışlardır. Nitekim El-Kaide terör örgütünün lideri Usame Bin Ladinin Afganistan topraklarına yerleşerek Taliban ile beraber hareket etmesi ve Afganistan’dan tüm dünyaya meydan okuyarak terör faaliyetlerine devam etmesi, birinci Taliban döneminin sonunu getirmiştir.
Bu dönem içerisinde Ortadoğu bölgesinde de bir takım radikal grupların ortaya çıktığı izlenmiştir. Bu gruplardan bazıları, SSCB işgaline karşı direnişçi Afgan mücahitlerini desteklemiş ve onlarla beraber SSCB’ye karşı savaşmışlardır. Örnek vermek gerekirse DEAŞ terör örgütünün temel düşüncesini oluşturan Zerkavi 1989 yılında SSCB’ye karşı savaşmak için Afgan mücahitlerine katılmıştır. Ancak işgalin bitimine doğru katıldığı için savaşamamıştır. Zerkavi Afganistan topraklarında bir müddet kalmış ve bir takım faaliyetlerde bulunmuş ve daha sonra geri memleketi Ürdün’e dönmüştür.
DEAŞ her ne kadar Ebu Bekir El-Bağdadi ile tüm dünyaya tanınmış olsa da kuruluşu 1990 yıllara dayanmaktadır. Örgütün asıl temellerini atan Ürdünlü Ebu Musab El-Zerkavi’dir. Zerkavi hapishane yıllarında Selefi görüşüyle tanışmış ve bu görüş çerçevesinde yakın düşmen ve uzak düşmen kavramlarını geliştirmiştir. Yakın düşmen kavramına göre, önce içinizdeki dini inançları eksik olan Müslümanları (Şiiler ve Selefi düşünceyi benimsemeyenleri) ortadan kaldırmaktır. Uzak düşmen kavramı ise, yakın düşmenler temizlendikten sonra gayri Müslümlere karşı mücadele vermektir. Bu kapsamda 1999 yılında düşüncesini görüşmek için Usame Bin Ladin’in yanına Afganistan’a gelmiştir. Fakat Ladin’in uzak düşmen kavramına önem verdiği için mutabık kalamamışlardır.
Her şeye rağmen, Zerkavi 2000 yılında Herat’ın Levant bölgesinde savaşçıları için eğitim kampı kurmuştur. Ancak kamp saldırıya uğramış ve dağılmıştır. Zirkavi Irak’a kaçmış ve 2002 yılında Irak’ta Tevhid ve Cihad örgütünü kurmuştur. Zerkavi beş temel hedef doğrultusunda hareket etmiştir. Irak’ta merkezi yönetimin gücünü zayıflatmak, ABD işgalinden sonra güçlenen Şiilerin gücünü yok etmek, diğer radikal grupları kendi safına katmak ve ABD güçlerini bölgeden çıkarmaktır. Zerkavi’den sonra birçok lider değişmiştir nihai olarak Ebu Bekir El-Bağdadi liderliğinde 29 Haziran 2014 tarihinde hilafetini ilan ederek DEAŞ örgütü kurulmuştur. Bir hafta sonra Pakistan’da örgütlenen Hilafet ve Cihad Hareketi Bağdadi’ye biat etmiştir. Bağdadi 2019 yılında gerçekleştirilen askeri bir operasyon neticesinde öldürülmüş ve böylelikle örgüt bölgede popülerliğini kaybetmiştir.
26 Ocak 2015 tarihinde örgüt sözcüsü Ebu Muhammad El-Adnani’nin yapmış olduğu açıklamayla ilk kez Arap coğrafyasının dışına çıkarak DEAŞ Horasan ayağının kurulmasını ilan etmiştir. Örgütün Horasan Eyaleti olarak ilan ettiği coğrafya Afganistan, Pakistan, İran ve Hindistan’ın da bir bölümünü kapsamaktadır. Ayrıca DEAŞ-H ayağı genel anlamda Orta Asya bölgesinde örgütlenen gruplarla da irtibata geçerek faaliyet alanlarını genişlemeye çalışmıştır. Örgütün ilk emiri Hafız Said Khan olmuştur. Khan göreve geldiğinde ilk yaptığı iş, örgütün üssünü Pakistan’dan Afganistan’ın doğusundaki Ningarhar eyaletine taşımak olmuştur. Örgüt, militan kaynaklarını, daha önce Taliban mensubu olup ayrılanlardan, Gülbidin Hikmetyar’ın kurucusu olduğu Hizbi İslami’den ayrılan komutanlardan, Orta Asya bölgesinde faaliyet gösteren Hizbi Tahrir mensuplarından, Selefi düşüncesine inanan Afganlardan ve yüzlerce dolar maaş verdiğine inanan işsiz Afgan gençlerden sağlamaktadır.

2001 Sonrası Gelişmeler ve İkinci Taliban Dönemi
11/9 tarihinde dünyada benzeri görülmemiş El-Kaide tarafından ikiz kule saldırıları gerçekleştirilmiştir. Saldırıdan hemen sonra ABD ve müttefikleri BM sözleşmesinin 51. maddesi ve NATO sözleşmesinin 5.maddesi kapsamında El-Kaide ve Taliban’a karşı Kuzey harekâtı adı altında 7 Ekim 2001 tarihinde askeri operasyon başlatmıştır. İki ay dayanamayan Taliban mensupları kaçarak Pakistan’ın sınır bölgelerine sığınmışlardır. ABD işgalinden sonra uzun zamandır, açlık, yoksulluk ve ekonomik sıkıntılarla mücadele veren Afgan halkına ABD ve müttefikleri gerekli kalkınma ve ekonomik düzeltme palan ve projeleri yerine güvenlik alanına yoğunlaşmaları, halk içinde yine umutsuzluğa mecal vermiş ve batı karşıtı düşünceler her geçen gün çoğalmıştır.
Kırsala çekilen Taliban 2007 yılında tekrardan gücünü toplamış merkezi hükümete ve Afganistan’da görev yapan yabancılara karşı eylemler gerçekleştirmiştir. Buna karşılık 2010 yılında “Yüksek Sulh Şurası” kurulmuş ve Taliban ile barış sürecine girilmiştir. Hatta Katar’ın başkenti Doha’da Taliban için ofis açılmasına izin verilmiştir. Taliban’ın bu ılımlı tavrına ve ABD ile barış yapmasına, DEAŞ-H ayağı şiddetle karşı çıkmıştır. Ayrıca ABD ile Taliban arasında yapılan sözleşmede DEAŞ-H’ni yakından ilgilendiren bir maddeye dikkat çekmek gerekmektedir. Buna göre, ABD tüm askerlerini bölgeden çekecektir buna karşılık Taliban El-Kaide başta olmak üzere ABD’nin terör listesinde bulunan örgütlerle mücadele edecek ve onların faaliyetlerini engelleyecektir. Dolaysıyla DEAŞ örgütünün sözde Horasan ayağının tüm faaliyetleri engellenecektir ve olası bir gelişmede karşısında Taliban’ı göreceklerdir. Bu gelişmeler neticesinde Taliban ile DEAŞ-H örgütü arasında hem fikir hem de amaç (korku, dehşet, şiddet gibi eylemler) ayrılığı söz konusu olmuştur.
15 Ağustos 2021 tarihinde Başkent Kabil’i ikinci kez ele geçiren Taliban’a karşı Afgan halkı oldukça tedirgin ve birinci dönemden edinmiş tecrübelere dayanarak, ülkeyi terk etmeye çalışmışlardır. Hatta ABD uçakları yolcu kapasitesinin hayli üstüne çıkarak yolcu taşımaya çalışılmıştır. Uçağa binilen yolcular genelde, Afganistan’da görev sırasında ABD’li görevlilerle çalışan Afgan vatandaşları ve diğer batı ülkelerinin vatandaşları olmuştur. Ayrıca kaçış sırasında uçaktan düşerek hayatlarını kaybeden insanların o trajedi olaylarını tarih unutmayacaktır. Böylece Afganistan’da ikinci Taliban dönemi başlamıştır. Ancak bir önceki dönemin aksine, affedici, sert ve katı yönetim biçiminden ve insanların özgürlüğünü kısıtlayan eylemlerden kaçınmışlardır. Fakat yine de kız çocukları için ortaokuldan sonra eğitim hakları yasaklanmıştır.
İkinci dönemde, Taliban’ın ılımlı ve kucaklayıcı tavrı, hem bölge hem de bölge dışı ülkelerle yakın temaslarda bulunması DEAŞ-H terör örgütünü ciddi anlamda rahatsız etmiştir. Bu gelişmeye bağlı olarak bir takım terör faaliyetlerinde de bulunmuşlardır. Bu iki grup arasındaki güç mücadelesi, kuşkusuz bölge ve bölge dışı ülkeleri yakından ilgilendirecektir.

DEAŞ-H Örgütünün Yükselişi ve Bölge Devletleri Üzerinde Etkisi
2015 yılından bu yana faaliyet gösteren DEAŞ-H örgütü Taliban’la düşünce ve inanış hususunda benzerlikler gösterse de düşmana karşı mücadele ayrışmaktadırlar. Sert ve katı kurallarla yönetmeyi benimseyen DEAŞ-H örgütü düşmana karşı kesinlikli toleranslı davranmayıp, Taliban’ı ılımlı ve haçlılarla müttefik olmakla suçlamaktadır. Ayrıca Taliban iktidarını, yönetici düzeyde yoğunluk Peştun kavminden seçim yapıldığı için pis milliyetçi olarak hitap etmektedir.
DEAŞ-H örgütü kuruluşundan bu yana, ABD ve Afganistan merkezi hükümet güçlerine hatta Taliban’a karşı birçok defa çatışmıştır. Ancak ABD ve Afganistan merkezi hükümet güçlerinin düzenlediği ortak operasyon karşısında ciddi manada güç kaybına uğramıştır. 2020 yılında, Afganistan’dan tamamen çıkacağını bildiren ABD’nin duyurusuna karşı, örgütün uyuyan hücreleri uyanmış ve yeniden harekete geçmiştir. Örgütün amacı, yönetimi ele geçiren Taliban’a karşı mücadele vermek ve ülkeyi yönetemeyeceklerini ve meşru olmadıklarını kanıtlamak olmuştur. Örgüte göre, din ve devlet bir birinden ayrılmaz bir bütündür ve devlet şeriat kurallarına göre yönetilmelidir. Ayrıca Taliban’ın uluslararası alanda faaliyet göstermekten çekinerek sınırlı bir toprakta Taliban emirliğini kurmakla da eleştirmektedir.
Örgütün sözde Horasan ayağı, Müslüman olmayan devletler ya da gruplarla aynı masada oturmayı reddetmektedir. Bu tavır ve tutumuyla, hem Afganistan’da hem de Orta Asya devletlerinde faaliyet gösteren radikal grupların dikkatini çekerek geçen her gün gücüne güç katmaktadır. Bu bağlamda DEAŞ-H örgütü bölgenin geleceği için oldukça tehlikeli ve güvenlik açıdan uzun bir süre bölge devletlerini uğraştıracak mahiyette gelişmeler yaşanacağı ön görülmektedir. Tabidir ki, bu gelişmeler yelpazesinde bölge dışı aktörler de kendilerine düşecek paydan mahrum kalmayacaklardır.
DEAŞ-H örgütü 2021 yılından bu yana Afganistan’ın sınır bölgelerinden Tacikistan ve Özbekistan topraklarına zaman zaman roket saldırıları düzenlemiştir. Bu kapsamda 18 Nisan 2022 tarihinde Özbekistan’ın Termez kasabasında bulunan bir askeri üsse ve Mayıs ayında Tacikistan’a roket saldırıları gerçekleştirmiştir. Kuşkusuz bunları yaparken bölge devletlerinin ve uluslararası aktörlerin dikkatini çekmeye çalışmak ve bölge halkının içinde korku yaratmaktır. Bir yandan Taliban ülke ekonomisini düzeltmek için yabancı yatırımcıları özellikle Çin iş adamlarını ülkeye davet ederken, diğer yandan DEAŞ-H örgütü gelen yabancılara karşı terör eylemleri girişiminde bulunarak güvensiz ortam yaratmaya çalışmaktadır. Böylece yabancıların ülkeye girişlerini ve Taliban’la farklı alanlarda anlaşma yapmalarını engellemektir. Neticede DEAŞ-H örgütü Afganistan merkezli faaliyetleriyle Orta Asya’daki diğer ülkelere yayılmak, bölgede gelişmekte olan diğer gruplardan adam devşirerek çalışma alanını genişletmek ve Taliban iktidarını itibarsızlaştırarak Afganistan’da ve bölgede alternatif güç haline gelmektir.

Sonuç
Afganistan’da yaşanan gelişmeler kısa süre içinde tüm dünyanın gündemine oturmuştur. SSCB işgalinden, mücahitler ve Taliban grubu ortaya çıkmış ve bölge devletlerine doğrudan olumsuz etkilemiştir. 1990’lı yıllardan sonra güvenlik anlayışının değişmesiyle beraber özellikle El-Kaide’nin Afganistan kaynaklı terör faaliyetleriyle güvenlik sorunları iyice derinleşmiş ve uluslararası alanda tartışmaya başlamıştır. 11 Eylül saldırılarından sonra, ABD ve müttefikleri meşru müdafaa kapsamında Afganistan’ı işgale başlamışlar ve iki aylık kısa bir sürede tüm Afganistan’ı ele geçirmişlerdir. İlginçtir ki, SSCB işgaliyle Taliban (1994) ABD işgaliyle İslam Devletinin sözde Horasan ayağı (DEAŞ-H) terör örgütü (2015) kurulmuşlardır. DEAŞ-H kısa süre içinde Afganistan’da yaşayan Peştunlar’ın dışında Özbek, Tacik ve Türkmen’leri de kendi saflarına çekerek 2015’ten 2020 yılına kadar sessizce faaliyetlerine devam etmişlerdir. 2020’da ABD’nin Afganistan’dan tamamen çıkacağı açıklaması ile birlikte tekrar gündem olmaya başlamışlardır. Hatta ABD ve müttefiklerinin askeri güçlerinin tam da çıkacağı sıralarda Kabil havalimanına roket saldırıları yaparak korku yaratmışlardır.
Bu bağlamda içerde Taliban iktidarına karşı mücadele vermiş ve bölgede Tacikistan, Özbekistan devletlerine karşı roket saldırılar yaparak tehdit etmeye başlamıştır. Türkistan (Orta Asya) bölgesindeki radikal gruplarla yakınlaşarak dini motivasyonu iyi olan ve Selefi görüşünü benimseyen kişilere yüksek meblağlarda maaş vererek örgüte katmaya çalışmışlardır. Son dönemlerde propaganda aleti olan terör eylemlerini çoğaltmışlar ve Afganistan’a uluslararası yatırımcı vasfıyla gelen ve bulunan yabancılara karşı terör eylemeler düzeltmişlerdir. Amaç onları Taliban iktidarıyla anlaşma yapmaktan caydırmaktır ve bu vesileyle Taliban iktidarını itibarsızlaştırmaktır.
Sonuç itibarıyla DEAŞ-H terör örgütü yakın vadede Afganistan topraklarında faaliyetlerini devam ettirmek ve Taliban iktidarını eleştirerek halk nezdinde itibarsızlaştırmak ve kendi yerini sağlama almaktır. Orta vade de Türkistan bölgesindeki radikal gruplarla güçlü iletişim halinde olup onların biat etmelerini sağlamaktır. Şüphesiz bu gelişmeyle Orta Asya ülkelerinden kaynaklı Rusya’yı ve doğu Türkistan’dan kaynaklı Çin’i yakından ilgilendirecek oyunları izliyor olacağız. Çünkü selefi görüşünü destekleyen DEAŞ-H örgütü gibi bölgede yüzbinlerce selefi inancını benimseyen Özbek, Tacik ve Doğu Türkistanlı insanlar vardır. Uzun vadede ise, uluslararası mahiyette ön plana çıkarak eylemler düzeltmek ve tüm dünyada terör faaliyetlerini peşkeş etmek gibi planlarının olduğunu ön görmek mümkündür. Gelişmelere bakıldığında, yakın dönemde yeniden Afganistan uluslararası siyasetin gündeminde olacak ve güvenlik açıdan kendinden çokça bahsedecek düşüncesi ağır basmaktadır.
Kaynakça
BBC News Türkçe. (2010). “Irak El Kaidesi: İki liderimiz öldürüldü”, https://www.bbc.com/turkce/haberler/2010/04/100425_iraq_alqaeda (Erişim Tarihi: 02.02.2022).
BBC News Türkçe. (2019). “Bağdadi operasyonu-Trump: IŞİD lideri öldürüldü”, https://www.bbc.com/turkce/haberlerdunya-50199342 (Erişim Tarihi: 02.02.2022).
BBC News Türkçe. (2021). “Taliban: ABD ve müttefiklerine karşı zafer kazandık, işgalciler ders almalı”, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58386464 (Erişim Tarihi: 01.02.2022).
BBC News Türkçe. (2022). “Afganistan: Taliban yönetimi kız öğrencilerin gittiği orta öğretim kurumlarını açmaktan son anda vazgeçti”, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-60846748 (Erişim Tarihi: 01.04.2022).
Dashti, Z. (2021). “ABD’nin Afganistan’dan Çekilmesi ile Taliban’ın Yeniden İktidara Gelmesi”, Asya Araştırmaları Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 2, ss.195-212.
Demir, S. (2021). “Afganistan’daki Yirmi Yıllık İşgalin Analizi: ABD/NATO ve Barış Çabaları”, Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları Dergisi, Sayı: 1, ss.114-153.
Erol, M. S. (2021). “Afganistan Barış Süreci, Küresel ve Bölgesel Aktörler”, Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları Dergisi, Sayı: 2, ss.407-457.
NTV Haber. (2021). “Afganistan’da son durum: Kabil Havalimanı yakınlarına roket saldırısı yapıldı”,https://www.ntv.com.tr/galeri/dunya/afganistanda-son-durum-kabil-havaliman yakınlarına-roket-saldırısı yapildi,5jfzaC1jDEyRjaGuWVnOvw/tqv7iw7TX0a6WjjJME2kUQ (Erişim Tarihi: 10.02.2022).
Raşid, A. (2007). Taliban / İslamiyet, Petrol ve Orta Asya’da Yeni Büyük Oyun, (çev. Osman Akın hay), İstanbul: Agora Kitaplık.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir