Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Putin Merkel görüşmesi

Gürcistan’daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset

Gürcistan 9 Ekim 2016
1.131

Gürcistan’daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset, Editörler: Ayşegül Aydıngün, Ali Asker, Aslan Yavuz Şir, Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM), Ankara 2016.
Gürcistan’daki Müslüman toplulukların mevcut durumunu, azınlık hakları, kimlik sorunları ve bu toplulukların sosyo-ekonomik durumları bağlamında ele alan kitap, alanında uzman pek çok akademisyen ve analistin bir araya gelerek oluşturduğu detaylı ve kapsamlı bir ekip çalışmasının ürünü olarak yayına kazandırılmış.Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ve Türkiye’de yapılan saha araştırmaları yoluyla, araştırma konusuyla ilgili doğrudan anket ve mülakatlar uygulanarak ilgili konularda birincil kaynaktan edinilen bilgiler analiz edilmiş.Azerbaycan’da 17, Ermenistan’da 15, Gürcistan’da 98 ve Türkiye’de 10 olmak üzere toplamda 140 mülakat yapılmış, toplanan veriler teorik ve pratik açıdan değerlendirilmiş.Özellikle doğrudan sahada yapılan titiz bir çalışmanın ürünü olması kitabı akademik açıdan değerli kılmaktadır.
Kitabın üzerinde yoğunlaştığı Müslüman topluluklar Müslüman Acaralılar, Borçalı Türkleri, Ahıska Türkleri ve Kistlerdir. Kitapta Gürcistan’daki bu dört Müslüman topluluğun her birinin azınlık haklarına ilişkin sorunlarına, sosyo-ekonomik durumlarına, kimlik ve siyaset bağlamındaki mevcut algılanışlarına ve bu toplulukların kendilerini algılamalarına değinilmektedir. Öte yandan bu toplulukların sorunlarına ilişkin ortak noktalara ve birbirlerinden farklılaşan, her bir topluluğun kendine özgü durumuna da değinilmektedir. Bu nedenle kitap her ne kadar “Gürcistan’daki Müslüman Topluluklar” başlığı altında bu dört topluluğu birleştirse de esasen her bir topluluğun kendine özgü sorunları söz konusudur ve her bir topluluk ayrı bir araştırma nesnesi olarak karşımızda durmaktadır. Ele alınan her bir Müslüman topluluk ayrı bir araştırma konusu olmayı hak etmektedir. Bu bağlamda kitap diğer akademik çalışmalar için ufuk açıcı özelliğe sahiptir.
Kitapta ilk olarak birkaç bölümde Gürcistan’ın Post-Sovyet döneminde yaşadığı, diğer bağımsızlığını kazanan Cumhuriyetlerdekine benzer dönüşümlerden, içerisinde bulunduğu ikilemlerden, tarihsel ve kültürel arka planından da beslenen mevcut siyasi ve sosyo-kültürel yapısından bahsedilmektedir. Gürcistan’ın içerisinde bulunduğu siyasi ve toplumsal konjonktürün azınlık haklarına, özellikle Gürcistan’daki Müslüman toplulukların haklarına ve yaşantısına ilişkin yansımalarına değinilmektedir. Bu bağlamda; Batıya entegre olma amacı taşıyan ve bu amaç doğrultusundaki yasal ve siyasi düzenlemeler gerçekleştiren Gürcistan’ın siyasi ve toplumsal yapısında kendisine yer bulmuş olan etnik/dini milliyetçiliğin,titüler grubu (Gürcü,Ortodoks) önceleyip Müslüman azınlıklar başta olmak üzere Gürcü ve Ortodoks Hristiyan olmayanları Gürcü kimliğinden dışlayan yapısına değinilmektedir.Gürcü Ortodoks kilisesinin tarih boyunca Gürcüler için ne denli önem taşıdığı,Gürcü olmak ile Ortodoks Hristiyan olmanın nasıl birbirinin ayrılmaz parçası görüldüğü de kitabın çeşitli bölümlerinde vurgulanan bir başka husustur.
Gürcistan’ın siyasi yapısına ilişkin kitabın değindiği temel bir ikilem söz konusudur: Gürcistan bir yandan özellikle Saakaşvili döneminde ivme kazanan Batıya entegre olma, Batı tipi bir liberal demokrasi olma amacı taşıyan düzenlemeler yapmakta, fakat bir yandan da etnik/dini milliyetçilik özelliklerinden de arınamamaktadır. Bu nedenle Batı tipi bir demokrasi modelini ve devlet inşasını benimsemenin kaçınılmaz bir şartı olan sivil bir ulus inşası Gürcistan örneğinde sınırlı kalmaktadır. Gürcistan her ne kadar kayda değer yasal düzenlemeler ile Batı modeline yaklaşsa da, uygulamada ve toplumsal algıda azınlıklara ilişkin sorunlar devam etmekte, özellikle Müslüman azınlıklar pek çok bireysel ve kolektif haklardan mahrum kalmaktadır.
Gürcistan’ın yukarıda bahsettiğimiz şekilde ikilemler içerisinde işleyen demokratikleşme süreci ile ilgili teorik bir çerçeve de oluşturulmuş ve Gürcistan’ın Sammy Smooha’nın kavramsallaştırması ile “etnik demokrasi” modeline uyduğu iddia edilmiştir. Böylece, kapsamlı saha araştırmasına dayanan kitabın ihtiyaç duyduğu teorik altyapı da sunulmuş ve Smooha’nın demokratik olmayan devlet modelleri arasında gösterilemeyecek, ancak sivil demokrasi modellerine de uymayan devletler için kullandığı etnik demokrasi kavramı, Gürcistan’ın mevcut durumunu açıklamak için kullanılmıştır.
Kitapta değinilen konularla ilgili ayrıntılı bir tarihsel perspektif de sunulmuştur. Bu doğrultuda Ortodoks Hristiyanlığın nasıl Gürcü kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline geldiği tarihsel süreci içerisinde aktarılmıştır. Tarihsel bilgiler sunan, teorik altyapıyı aktaran ve kitabın konusu bağlamında azınlık haklarına ilişkin hukuki mevzuatı aktaran kısımların okuyucuyu detaylara boğmaması kitaba dair olumlu bir noktadır. Fakat yine de kitabın her bir bölümünün kendi içerisinde ayrı bir makale özelliği taşıması nedeniyle bazı bilgiler tekrar tekrar karşımıza çıkmakta ve bu durum kitap bütün halinde okunduğunda kitabın belli içeriklerinin sık sık tekrara düşmesine neden olmaktadır.
Konunun hukuksal boyutuna ayrıntılı şekilde değinilmesi ile kitap akademik açıdan zenginlik kazanıyor. Böylece Gürcistan’daki Müslüman topluluklara ve bu bağlamda Gürcistan’daki kimlik ve siyaset meselelerine ilişkin teorik açıklama, tarihsel perspektif, saha araştırması ile elde edilen birincil kaynaktan verilere, ilgili yasal/hukuksal mevzuat da eklenmiş oluyor. Gürcistan’ın imza attığı uluslararası anlaşmalara ve Gürcistan ulusal mevzuatının azınlık hakları ve insan hakları ile ilgili mevcut hukuksal durumuna değinilmesi okuyucuya konunun hukuki boyutunu sunarken aynı zamanda “olması gereken” hukuki durum ile mevcut uygulamaların kıyaslanması imkanını da sağlamış oluyor.
Sonuç olarak esere ilişkin genel bir değerlendirme yaparsak; Bütünlüklü ve kapsamlı bir ekip çalışmasının ürünü olan kitabın, saha araştırması verilerine dayanan nitelikli bir metodolojinin yanı sıra, kitapta ele alınan topluluklarla ilgili tarihi, hukuki, sosyo-ekonomik verilere ulaşmamızı sağlayan detaylı bir incelemenin ürünü olduğunu belirtmeliyiz. Kitapta ele alınan konular ile ilgili uluslararası ve ulusal mevzuat ve ilgili STK raporlarına, görüşlerine ve değerlendirmelerine değinilerek objektif ve detaylı bir çalışma ortaya konulmasına özen gösterilmiş. Ayşegül Aydıngün kitabın son bölümünde ele alınan Müslüman topluluklara ilişkin benzer ve farklı yönleri özetlerken geleceğe yönelik öneriler de sunarak bu kapsamlı çalışmanın bütünlüklü bir değerlendirme ile son bulmasını sağlamıştır.
———————————-
İbrahim Fevzi Güven
Karabük Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi.

.

Yorumlar