KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Gürbüz Evren: Ruslarla savaşmanın Türklere kazandırdıkları

Gürbüz Evren: Ruslarla savaşmanın Türklere kazandırdıkları

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 7 dk okuma süresi
49 0

Öncelikle belirteyim, bu yazımda da çoğunu ilk kez okuyacağınız ilginç bilgiler bulacaksınız.

24 Şubat 2022’de başlayan Ukrayna-Rusya savaşının temellerini atan en önemli olaylardan biri de Kırım’ın Rusya tarafından 17 Mart 2014 tarihinde ilhak edilmesiydi.

Ruslar Kırım’ı ilk kez 1783 yılında ilhak etti.

Sonrasında 1917’deki Bolşevik Devrimi ile kısa süreli de olsa Kırım Halk Cumhuriyeti kuruldu.

Kırım, 1921-1991 arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği çatısı altına girdi.

Sovyetler Birliği dağılınca da Ukrayna’nın egemenliği altında kaldı.

Ancak bu da uzun sürmedi ve Kırım, Rusya tarafından 2014’te yeniden ilhak edildi.

Bugün, Ukrayna’daki savaşta Türkiye, Rusya’ya karşı Batılı ülkelerin yanında yer almadan, arabulucu rolüyle öne çıkmaya, dengeli bir politika izlemeye çalışıyor.

Osmanlı Devleti ise 1853’teki Kırım Savaşında Rusya’ya karşı Batılıların yanında savaşmıştı.

Bu yazıda, 1853’teki Kırım savaşını çok farklı bir açıdan konu edeceğiz.

Kırım Savaşı, İngiltere ve Fransa’nın, Balkanlar’daki tüm Ortodoks halkları egemenliği altına almak isteyen Rusya’ya karşı başlattığı bir savaş olarak bilinse de gerçek neden, büyük güçlerin kutsal topraklara (Kudüs) yönelik hesaplarıdır.

Osmanlı İmparatorluğu 4 Ekim’de Ruslara savaş ilan etmiş, ama asıl savaş, 23 Ekim 1853’te Osmanlı topçularının Tuna Nehri’ndeki bir Rus filosuna yönelik yoğun top atışıyla başlamıştır.

Bu sırada İngiltere tahtında Kraliçe Victoria, Fransa’da III. Napolyon, Osmanlı tahtında ise Sultan Abdülmecit bulunuyordu.

İngiltere Krallığı, Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan oluşan müttefiklere daha sonra Avusturya ile Piemento-Sardunya Krallığı da (İtalya) katılacaktır.

Savaşın seyrine, kim kazandı, kim kaybetti gibi konulara değinmeyeceğim.

Kırım Savaşı’nın özelliği birçok alanda ilklerin yaşanmasıdır.

Yazımda bu ilkleri sıralayacağım.

Osmanlı Devleti 600 yıllık tarihi boyunca ilk kez (ve son kez) Avrupa devletleriyle birlikte Rusya’ya savaş ilan etmiştir.

Uygulanan teknikler ve stratejiler bakımından sanayi devrinin ilk modern savaşı olan Kırım Savaşı’nda, denizde zırhlılar, karada obüsler kullanılmış, 1742 yılında keşfedilen namlusu yivli tüfekler, Kırım’da operasyonel biçime gelmiştir.

İlk meteoroloji ağını, Karadeniz’de çıkan şiddetli bir fırtınanın ardından, 14 Kasım 1854’te, Fransız uzmanlar Urbain ve Verrier kurmuştur.

Chappe’nin 1793’te bulduğu hava telgrafı Fransızlar tarafından Kırım Savaşı sırasında kullanılmıştır.

İngilizler de Karadeniz’in dibine, Bükreş ile Balıkova’yı birbirine bağlayan elektrikli telgraf hattı döşemiştir.

Savaşta, askerler arasında salgın biçiminde ortaya çıkan kolera, iskorbüt, dizanteri ve tifüs gibi hastalıklar sağlık hizmetlerinin önemini artırmıştı.

İstanbul’da adına bir hastane de bulunan Florence Nightingale önderliğinde 40 İngiliz hemşire ve “Filles De Charité” adlı bir Fransız kuruluşunun gönderdiği 300 kadar Fransız hemşire, bugün de açık olan La Paix Hastanesi’nde hizmet vermiştir.

İlk anestezi malzemeleri de Kırım Savaş sırasında, askerlerin kol ve bacaklarını kesmek gerektiğinde kullanılmıştır.

Acıları dindirmek üzere yaralara bastırılan tütünün, Türk askerleri tarafından kâğıda sarılarak içildiğini gören Avrupalı askerler, bu yeniliği ülkelerine taşımış, böylelikle sigara Osmanlılar sayesinde Avrupa’ya gitmiştir.

Savaş basını ilk kez Kırım Savaşı sırasında ortaya çıkmıştır.

İlk savaş fotoğrafları İngiliz Fenton ve Robertson, Fransız Langlois, Méhédin ve Branger gibi gazeteciler tarafından çekilmiştir.

Savaşta, Çar’ın oğullarının yanı sıra Rusların ünlü yazarı Leon Tolstoy da topçu subayı olarak Rus ordusunda görev yapmıştır.

100 bin Fransız, 22 bin İngiliz, 200 bin Rus, 100 bin Osmanlı askerinin yaşamını kaybettiği savaş, İstanbul’a da yenilikler getirmiştir.
Telgrafın öneminin anlaşılması üzerine, İngiliz ve Fransızlar tarafından İstanbul ile Avrupa arasında güçlü bir telgraf ağı kurulmuştur.

İstanbul’da yaşayan William Churchill’in kurduğu Ceride-i Havadis, Osmanlı gazeteciliğinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır.

Belediye kurumuna benzer ilk yapı olan Şehremaneti, Kırım Savaşı sırasında kurulmuş, Şehircilik Komisyonu, İstanbul’u 14 mahalleye ayırmıştır.

Azınlıkların ve Levantenlerin geleneksel kıyafetlerini terk ederek Batı tarzı giyime yönelmeleri de Osmanlı’nın ilk dış borcu ve yabancıların serbestçe gayrimenkul almaya başlaması da yine bu dönemde gerçekleşmiştir.

Ayrıca, merkezi Londra’da bulunan Osmanlı Bankası, sermayesi Fransızlara açıldıktan sonra, 1856’da İstanbul’a taşınmıştır.

Kırım Savaşı’nın özellikle Fransız tarihinde öylesine önemli bir yeri vardır ki, bugün Fransa’da sayısız semt, sokak, bulvar, cadde, köprü ve metro istasyonu Sivastopol (Sebastopol), Kırım (Crimée), Malakoff, Odessa, Alma, Mac Mahon, Bosquet gibi Kırım Savaşı’nın geçtiği yerlerin ve savaşa katılan komutanların adını taşımaktadır.

Fransızlara göre bu savaş, Türklerle Fransızları yeniden buluşturmuş, Osmanlı Devleti’nin Avrupa yanlısı ve Avrupalı olduğunu kanıtlamıştır.

Kırım Savaşı, Avrupa ile ilişkilerimiz açısından önemli bir dönüm noktasıdır.

Savaşı sona erdiren 30 Mart 1856 tarihli Paris Antlaşması, Osmanlı Devleti’ni ilk kez Avrupa devleti olarak gören ve Avrupalı Devletler Topluluğu’na kabul eden belge olma özelliği ile de tarihe geçmiştir.

Günümüzdeki Ukrayna-Rusya çatışmasının, savaşa katılmamış olsa da Türkiye’ye getireceği yenilikleri, kazançları ya da kayıpları zamanla göreceğiz.

Ancak o vakit bu savaşı Kırım Savaşı ile mukayese edebileceğiz.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir