KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Rusya
  4. »
  5. Gassan Şerbil: Putin ‘savaşların anasında’

Gassan Şerbil: Putin ‘savaşların anasında’

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 9 dk okuma süresi
85 0

Geceleri haritanın önünde tek başına duruyordu. Belirleyici kararlar seçmen tarafından verilemez. Bu, endişelerini ve umutlarını üzerine bağlamak için güçlü bir adamı bekleyen milletin ruhundan gelen bir yetkidir. Derin tarih O’na bir görev verdi ve O da bunu tereddüt etmeden yerine getirecektir. Bu, kariyerinde belirleyici bir yıl. Duvarda asılı olan saate baktı. Akreplerini tutuklayabilirse bu yıl bitmeden 70’li yaşları başlayacak.

Haritaya gözlerini dikmiş bakıyor. Sovyetler Birliği’nin eski sınırları hafızasında yer etmiş yaralar gibi duruyor. Ucu bucağı görünmeyen ülke yıkıldı ve mirasçılar mirası paylaştırmak için üşüştüler. Şansları kötüydü. Rusya O’nu çağırdı ve büyük darbeye hazırlanmasını emretti. Tarihte Rusya tehlikeler arasında ayakta kaldı. Savaştı ve kendisiyle savaşıldı. Mücadele etti, öldürdü ve öldürüldü. Şimdi durumu daha iyi. Rusya’nın birkaç savaşta karşı karşıya geldiği Farslar, başkanlarını haftalar önce Kremlin’e gönderdiler. Elysee Sarayı’nın efendisinin oturduğu sandalyeye oturdu. Pek çok kişi gibi Rusya’nın artık hasta adam olmadığından emin olduktan sonra iş birliğini derinleştirme talebiyle geldi. Reisi, Rusya Devlet Başkanı, Beşşar Esed rejimini kurtarmak için ordusunu göndermekte acele etmeseydi, ülkesinin ‘hilal’i kaybetme tehdidi ile karşı karşıya kalacağını biliyor. Rusya ile 10 savaş yapan Osmanlılar, biz Suriye toprakları üzerinden kendileri ile komşu olduktan sonra birkaç kez başkanlarını gönderdiler. Recep Tayyip Erdoğan sadece gönlümüzü almakla kalmadı, daha da ileri gitti. S-400 füzeleri satın aldı ve pratikte bu füzeleri Atlantic bahçesine soktu.

Tekrar haritaya dönüp bakıyor. Avrupa her zaman zehirli rüzgarların kaynağı olmuştur. Napolyon komşularına boyun eğdirdi ve zaferlerini Rusya’ya boyun eğdirerek taçlandırabileceği yanılgısına kapıldı. Hitler, Napolyon’un hezimetinden ders almadı ve yönetimi ve ülkesi için intiharla sonuçlanan bir göreve kalkıştı. Avrupa eski bir kıta, ancak ABD’nin gölgesi onu koruyor ve Rusya’yı renkli devrimlerle veya Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) üsleriyle kuşatmak gibi zararlı rollere itiyor.

Gülümsüyor. Avrupa sorun değil. Kıta yaşlandı ve güçsüz. Rus gazı olmazsa soğuktan ölecek. Sadece ABD’nin ipliği kıtanın modelini koruyor, iradesini uyandırıyor ve inatçılığını ıslah ediyor. Duygularını uzun süre sakladı, hesaplarını gizledi. Berlin Duvarı’nın çöküşünden doğan ve Sovyetler Birliği’nin cesedi üzerinde raks eden ABD tekilliği dünyasının sayfasını kapatmaktan daha azını kabul etmeyecekti. Yüzüne alaycı bir gülümseme konduruyor. Tek süper güç krallığının güneşi Şi Cinping’in ellerinde değil, O’nun ellerinde batacaktı.

Tekrarlanmasına izin verilmeyecek sahneler var. ABD askeri mekanizması Taliban rejimini ezdi. ABD’nin ‘Kızıl Ordu’yu bu sarp ülkeden geri çekilmeye zorlamak için yardım ettiği savaşçıların rejimi, iyi hatırlar. George Bush, Saddam Hüseyin ve ailesine 48 saat içinde ülkeyi terk etmeleri, aksi takdirde savaşla karşılaşacaklarına dair kesin bir ültimatom vermek üzere Beyaz Saray’da göründüğünde O, Kremlin’deki ofisinde oturuyordu. ABD kuvvetlerinin Saddam’ın güvendiği Sovyet silahlarını nasıl ezdiğini ekranlardan takip etti. NATO, Kaddafi’nin konvoylarına ve Sovyet silahlarına peş peşe bombalar yağdırırken başbakandı. Bu sahnelerin tekrarlanmasına ve Rusya’nın ikinci sınıf bir güç olarak aciz kalmasına izin vermeyecek. Bu utanç verici sahnenin Moskova’daki Arbat Caddesi’nde tekrarlanmasına asla izin vermeyecek. ‘Kızıl Ordu’ subaylarının madalyalarıyla birlikte turistlere ve bu durumla alay eden kişilere birkaç dolara sattıkları üniforma yığınlarından oluşan sahnenin bir daha yaşanmasına.

Saate bakıyor. Batı korku içerisinde. Ancak savaşma iradesi yok. ‘Ciddi sonuçlar’ ve ‘fahiş fiyat’ senfonisini tekrarlıyor. Kahkaha atıyor. Korku bir ülkeyi işgal ettiğinde, oraya ordu göndermenize gerek kalmayabilir. İşte Batı, Ukrayna tuzağında bir esire dönüşmüş durumda. Gözdağı, komşu bir ülkeyi rehineye dönüştürmenize ve serbest bırakılması için şartlarınızı dikte etmenize yardımcı olur. NATO’yu genişleme hayalinden vazgeçmeye zorlamak, Rusya’yı Sovyet molozlarının altında olduğu sırada, kazandığı konumlardan geri çekilmeye zorlamanın bir başlangıcıdır. Rehin alma konusunda büyük ülkeler vatandaşları için korktuklarından dolayı küçük kafeslere sürülebilir. Batı bugün Ukrayna kafesinde tutuluyor.

Danışmanlar kendisine Batılı yorumlar sağladı. Bu O’nun Rus ruleti oynadığını gösteriyor, tıpkı Hitler’i memnun etmeye çalışmak gibi taviz verilmesinin tehlikeli olduğunu gösteriyor. Gerçeklikten koptuğunu, oyununun dünyayı ve dünya ile birlikte ülkesini de kana bulayabileceğini iddia edenler var. Çar, rakiplerini ve bazen de müttefiklerini hor görüyor. Umursamaz olduğu doğru değil. Kırım’ı geri alma sınavı başarılı olunmuş bir sınavdı. Aynı şekilde, Suriye’ye askeri müdahale sınavı da öyle. Barack Obama’nın Suriye’deki kırmızı çizgi ile ilgili konuşmasını ve Sergey Lavrov’un Washington’u aldatmayı nasıl başardığını hatırlıyor. Obama’nın kumaşından olan Biden, Rusya-Ukrayna sınırına kırmızı çizgi çekemeyecek.

İntikam, güçlüyseniz tatlı bir duygudur. Ukrayna’dan vazgeçiyorlar. Biri diplomatlarını geri çekiyor, öbürü askeri danışmanlarını geri çekiyor. Ukrayna’dan kaçma zamanı. Kiev’de oturan cumhurbaşkanını düşünüyor. Başkan yönetmen ve oyuncu olsa da bu kadar zalim ve ustalıkla çekilmiş bir Rus dizisi ile karşılaşmayı hiç beklemiyordu. Hatırlıyor. Vladimir Zelenskiy doğduğunda KGB’nin gizemli ve katı dünyasında yaşıyordu.

Belirleyici bir savaş. Masada kendisinin ve ülkesinin fotoğrafı var. Geri çekilmek ne kadar zor. ABD’lilerin ‘Çin tehdidi’ ile meşgul olduklarına dair bahse giriyor. Avrupalıların füze ve tank paletlerinden korktuklarına dair bahse giriyor. Batı’dan gelen ziyaretlere ve Beyaz Saray efendisinin temaslarına rağmen pes etmeyecek. Büyük darbenin amacı, dünyayı Amerika’nın dişlerini kaybettiğine ikna etmek. Bu yüzden Ukrayna krizini zirveye taşımadan önce Çin-Rus eksenini pekiştirmeye özen gösterdi.

Dünyada yeni bir dönem. Putin Ukrayna’yı yeni bir Finlandiya’ya dönüştürmeyi başarırsa, Çin neden bağımsız Tayvan’ı ayağında bir diken olarak kabul etsin? Büyük darbe başarılı olursa, Kuzey Kore’nin ‘sevgili lideri’ bundan ne çıkaracak? Şayet güçlülerin tercihlerini komşularına dikte etme hakkı varsa, İran, Türkiye ve şimdiki sınırlarına adaletsizliğin kendilerine giymeye zorladığı dar bir elbise gibi bakan bütün ülkeler ne sonuç çıkaracak?

Gassan Şerbil
Şarku’l Avsat Genel Yayın Yönetmeni

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.