KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Galip Çağ: Dil Varlığın Evi İse Makedonya Türk Varlığı Tehlikede mi?

Galip Çağ: Dil Varlığın Evi İse Makedonya Türk Varlığı Tehlikede mi?

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 6 dk okuma süresi
48 0

Makedonya’nın en köklü ve en kaliteli üniversitelerinden “Aziz Kiril ve Metodiy” Üniversitesi, “Blaje Koneski” Filoloji Fakültesi’nde faaliyet gösteren Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 2017’de 40. kuruluş yıl dönümünü kutlarken kuruluşu ve başarısı hakkında Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Oktay Ahmed ile bir söyleşi gerçekleştirilmişti. O zaman Sayın Ahmed şu cümleleri kurmuş idi:
“Türkçe çok eski ve köklü bir dildir. Bu dilde yazılan edebiyat, dünyanın sayılı edebiyatlarındandır. Çok sınırlı şartlar altında bu Bölüm 40 yıl ayakta kalmışsa, tarihte iz bırakmış demektir. Bu Bölüme herkesin sahip çıkması gerekir. Bu Bölüm, Bölümde çalışanların şahsi kurumu değildir. Bu Bölüm, Makedonya Türklerinin milli bir kurumudur. Fakültemizdeki konumu da “milli Bölüm”dür. Önceleri çok sıkıntılı dönemlerde yerli Türkler Türkçe yüksek öğretim gördülerse, onların yolu açıldıysa, hayatları değiştiyse, toplumda söz sahibi olduysa, bütün bunlar bu Bölüm sayesinde olmuştur. Bu Bölüm, Makedonya Türklüğünün temelidir. Bunu unutmamak ve unutturmamak gerekir”( https://yenibalkan.com/tr/egitim/turk-dili-ve-edebiyati-bolumu-makedonya-turklugunun-temelidir[15.05.2017])
Özetle dil varlığın evi ve biz bu evi ayakta tutmak derdindeyiz 40 yıldır, hem de bir çok zorluğa, baskıya ve imansızlığa rağmen. Bu manada bir Rumeli göçmeni olarak dedemin babamın ve daha nicelerinin de bu eve nasıl omuz verdiklerine şahidim. Türkçe Rumeli’nin çimentosudur, bir arada tutan en mühim bileşenidir. Buradaki varlığının ikamesi en büyük milli meseledir. Ki yıllardır Türk diline dair aleyhte çalışmaların ana gayesi de bu vesile ile Türk varlığını asimile etmektir. TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın da kuruluş gayelerinde bu çaba en güçlü yeri tutar. Hal böyle iken son zamanlarda özellikle Makedonya’dan gelen haberler bu çabaları akamete uğratacak, gönül kıracak dahası gelecek için bizleri umutsuzluğa sevk edecek boyutlarda.
İlk olmasa da en can sıkıcı bilgilendirme bu manada Türk Hareket Partisi Genel Başkanı Enes İbrahim’den geldi geçenlerde. Sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada İbrahim, “Aziz Kiril ve Metodiy” Üniversitesi, “Blaje Koneski” Filoloji Fakültesi’nde faaliyet gösteren Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nin 2022/23 akademik yılında öğrencisiz kaldığını, tercih edilmediğini söylediğinde canımız yandı. Zira çok değil 5 sene evvel Oktay Ahmed’in ifadelerini yazının başında vermiştik. Şimdi tüm bu çaba ve mücadele boşa mı gidiyor diye soruyor insan kendine. Bir yandan da korkuyor elbette.
Gerçi bu haberden bir süre önce konuya dair başka can sıkıcı haberler de sosyal medyaya yansımıştı. Zira Makedonya’da Türkçe’nin artık resmi dil olduğu düşünüldüğünde -bununla alakalı kanuni düzenlemeler çok önce yapılmış ve Türkiye’de sevinçle karşılanmıştı- Vizyon Üniversitesi özelinde Türkçe eğitimin Türkiye’de YÖK tarafından tanınmaması büyük bir kriz. Hatta bazı değerlendirmelerde Aziz Kiril ve Metodiy” Üniversitesi’nde Türk Dili Edebiyatı Bölümü’nün öğrencisiz kalması ile bu durum arasında güçlü bir bağ var. Çünkü YÖK’ün bu tavrının Türkçe eğitim konusundaki cazibeye darbe vurduğu düşüncesi yabana atılacak gibi değil. Ayrıca yakın zamanda Almanya’da Leibniz Üniversitesi’nde Türkçe derslerinin başlayacağına dair elçilik düzeyinde verilen müjdeli haber de bizi hem mutlu hem de durumun çelişki hali açısından tedirgin etti.
Elbette bu mücadele her daim devam edecek. Çünkü Makedonya’da Türkçe’nin resmi dil haline gelmesinde bunca mücadele verilmiş iken Türkiye’den gelen bu tavır muhakkak ki yaralayıcı olacaktır. Ki Enes İbrahim’in nüfusun en az yüzde yedisinin Türk olduğu düşünüldüğünde bu uygulamaların sonuçları ileride çok ağır olacak gibi duruyor açıklaması da yabana atılmamalı.
Şu bir gerçek ki Rumeli’de Türk olmak giderek zorlaşan bir hal alıyor ve çetin bir mücadele gerektiriyor. Umulan odur ki siyaset üstü bir konu olarak bölgedeki Türk İslam varlığı için Türkçe’nin önemi yeniden ve en güçlü şekilde anlaşılarak konuya dair hatalardan dönülsün…
Galip Çağ

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir