Şimdi yükleniyor

Fuad Gahramanlı: Biz O Gün Meydanda Silahsız Değildik

Fuad gahramanlı

 

20 Ocak; Azerbaycan halkının istiklal mücadelesinin tarihi şuurumuzda, milli mefkuremizde (ülkü) ebedi bir iz bırakmış ve bundan sonra da gelecek nesiller için kutsiyet kazanmış bir Şehadet Okuludur. Biz halk olarak o gün özgürlük uğruna, milli benliğimizin esaret zincirlerinden kurtuluşu için ruhumuzla, canımızla, yalın ellerimizle savaşa çıkmıştık. Savaşın ebedi ve değişmez kanunu budur: Ya ölürsün ya da öldürürsün. Biz de o gün evlerimizde oturmamıştık; can cana, kan kana verip meydanlarda istiklal savaşındaydık, üstümüze gelen Rus askerlerinin karşısındaydık.

Biz de o gün istiklal uğruna savaşan bir halk olarak silahsız değildik. O gün özgürlük ülküsüyle, “Vatan bölünmezdir” düşüncesiyle silahlanıp; yabancı işgalcilerin karşısında ruhumuzun mağlup edilemezliğini göstermek, onlara meydan okumak, ülkemize vatan olarak sahip çıkmak için oradaydık. Milli benliğimizi ezip geçeceklerini düşündükleri yerde kanımızı sel gibi akıtıp yollarını bağlamak; dilimizi kestiklerini sandıkları yerde yüzlerine nefretimizi haykırmak; kollarımızı bağladıklarını sandıkları anda yumruklarımızı başımızın üstüne kaldırmak; milli kimliğimizi unutturduklarını zannettikleri yerde, orak-çekiçli kırmızı bez parçasını yere atıp yeni doğan istiklal mefkuresini üç renkli bayrağımıza sarmak için Şehadet Meydanı’na çıkmıştık.

Biz o gün milletçe “Şehitlik Sınavı” veriyorduk. Var olmak için, millet olarak haklarımıza ve yurdumuza sahip çıkmak için şehitliğe doğru ilk adımlarımızı atıyorduk. Çünkü artık biliyorduk ki; yüzyıllardır bizi pençesinde tutan, didik didik edip paramparça eden bir düşmanın canımıza işlemiş keskin tırnaklarından kurtulmanın, esaret zincirlerini söküp atmanın yolu; özgürlük ve istiklal için ölebilmekten geçiyordu. Bu ölümle, öldürülmüş milli ruhumuza “can suyu” verip; yüzümüzü hürriyet için meydanlara ve siperlere dönerek bağımsızlığımız için savaşmaktan geçiyordu.

Biz o gün dökülen şehit kanlarının bir ırmağa dönüşerek talihimizden daha çok akacağını, bize yeni şehitlik müjdeleri getireceğini henüz bilmiyorduk. O günün şehitleri; bugün şehadete kavuşan Mübarizlerin, Hudayarların, Poladların zaman farkının ötesinde duran yol arkadaşlarıydı.

İşte bu yüzden biz bugün Şehitler Hıyabanı’na (Şehitlik); katledilmiş mazlumları değil, millet ve vatan yolunda canları ve isyankar ruhlarıyla savaşarak ölümün üstüne gidip ölümsüzlük kazanmış kahramanları, yani Şehitleri ziyaret etmeye gidiyoruz.

Allah size rahmet etsin Şehitler

Yorum gönder