Şimdi yükleniyor

Fuad Gahramanlı: Azerbaycan Artan Rusya Tehdidine Karşı Ne Yapmalı?

Fuad gahramanlı

 

Bugün Rusya karşıtı muhalefet liderinin hapiste kalması ne anlama geliyor?

Rusya, eski Sovyet cumhuriyetlerine yönelik emperyalist iddialarını her geçen gün daha açık ve tehditkâr bir şekilde dışa vuruyor. Bir süre önce Kremlin’in gayriresmî sözcülerinden biri sayılan Solovyov, post-Sovyet ülkelerine karşı “özel askeri operasyon” yapılması gerektiğini söylemişti. Şimdi de Solovyov’un ardından Putin’in “akıl hocası” sayılan emperyalist ideolog Dugin, “Moskova; Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’ın bağımsızlığıyla barışmamalıdır” dedi.

Her iki şahsın kısa aralıklarla dile getirdiği bu fikirler gösteriyor ki Kremlin, işgalci planlarını asla Ukrayna ile sınırlama niyetinde değildir. Artık şüphe yok ki Rusya yönetimi, eğer Ukrayna’da stratejik bir yenilgiye uğramazsa Kremlin’in bir sonraki hedefi Güney Kafkasya ve Orta Asya olacaktır. Güney Kafkasya, Orta Asya’nın Avrupa’ya geçiş kapısı olduğu için, bu bölgenin ele geçirilmesi Moskova için muhtemelen daha öncelikli bir stratejik öneme sahiptir. Ayrıca Orta Asya’da bugün Rusya’nın bağımlı olduğu Çin’in yarattığı stratejik bir denge varken, Putin için en kolay elde edilecek hedef Güney Kafkasya olarak görülmektedir.

Uluslararası hukukun ülkelerin egemenliğini koruma konusundaki rolü ve etkisinin önemli ölçüde azaldığı, hatta geçersiz kaldığı günümüzde, post-Sovyet ülkeleri için Rusya tehdidi giderek artmaktadır. Özellikle Grönland meselesinde ABD ve Avrupa arasında yaşanan durum, uluslararası güvenlik mimarisinin çöktüğünü gözler önüne sermektedir. Peki, bu durumda eski Güney Kafkasya cumhuriyetleri kendi güvenliklerini korumak için ne yapabilirler?

Birinci öncelik olarak bölgede stratejik denge yaratacak askeri müttefiklerin sayısının artırılmasına ve her üç Güney Kafkasya ülkesinin (Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan) Rusya tehdidine karşı ortak bir savunma paktı kurmasına ihtiyaç vardır. Diğer taraftan bu devletlerin, birbirlerinin içinde Rusya’nın “5. Kol” faaliyetlerinin güçlenmesine hizmet edecek hareket ve adımlardan kaçınmaya dair karşılıklı yükümlülükler alması gerekmektedir.

Ve en önemli meselelerden biri de dış tecavüz ve müdahalelere karşı iç direniş imkânlarının artırılmasıdır. Bunun yolu ise demokratik reformlardan ve toplumla uzlaşı (konsensüs) sağlanmasından geçer. İktidarın yalnızca baskı ve usulsüzlüklerle korunduğu, tüm siyasi faaliyeti boyunca Rusya’nın imparatorluk emellerine karşı çıkmış muhalefet lideri Ali Kerimli’nin hapiste tutulduğu, siyasi muhalefete düşman gibi davranıldığı, reformların önünün kesildiği ve devletin halkı soymak için bir yolsuzluk ve zorbalık aracına dönüştüğü bir ortamda, stratejik tehlike karşısında Azerbaycan toplumunda milli birlik sağlamak pek gerçekçi görünmemektedir.

Bugün ülkede çoğunluk biliyor ki, ortalıkta görünen yağcılar ve methiyeciler; eğer egemenliğimize karşı Moskova kaynaklı bir dış müdahale tehlikesi artarsa, kaçmak için ilk fırsatı kollayanlar olacaktır. Azerbaycan iktidarı bu tip kişileri siyasi araç olarak kullansa da, şu anki hassas ve riskli jeopolitik şartlarda toplumun direniş imkânlarının bu denli sorumsuz bir şekilde yok edilmemesi gerektiğini de dikkate almalıdır. Bugün ülkenin Rusya karşıtı muhalefetinin liderinin hapiste kalması, aynı zamanda Kremlin’den gelebilecek tehlikelere karşı toplumsal direnişin oluşması çabalarına vurulan en büyük darbedir. İktidar şunun da farkında olmalıdır ki; bugün Ali Kerimli’ye karşı konuşturulan ve kamuoyunda sözünün ağırlığı olmayan bu tiplerin İlham Aliyev’e olan yaklaşımları, dün yağ çektikleri bugün ise aleyhinde konuştukları Ramiz Mehdiyev’e olan yaklaşımlarından farksızdır.

Fuad Gahramanlı 

Yorum gönder