ÜNİVERSİTELERİN KRİTER YARIŞI VE SÖZDE “KALİTELİ DERGİ” ANLAYIŞI

Baguz tepesine bayrak diken ypg-pkklı teröristler ne yapmak istiyor

Novruz bayramı haqqında bilmədiklərimiz

İran göydə ABŞ-la yarışır – pilotsuz təyyarələrin istehsalını genişləndirir

FETVA MÜSLÜMANLIĞI ve DİYANET’İN FETVALARI

Gündem 31 Ocak 2019
115

Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun sorulan sorulara verdiği cevapları Fetvalar adıyla basıldı. Diyanet, daha önce de “Hadislerle Müslümanlık” adı verilmesi gereken bir kitaba “Hadislerle İslam” adını vererek büyük bir gaf yapmıştı. Öncelikle söylemek gerekir ki, bu kurul, bir fetva müessesesi değil, bir istişare kuruludur. Verdikleri cevaplar, tıpkı fetvalar gibi, sadece kurul üyelerinin görüşlerini içerir ve kendilerini bağlar. Soranları bağlayıcı bir hüküm içermez. Tarihte; bir kısmı sıradan hukukçuların verdiği fetvalar, bir kısmı Şeyhülislamların verdiği fetvalar, bir kısmı da geleneksel fıkıh literatüründen derlenmiş fetva mecmuaları olmak üzere birçok fetva kitapları vardır. Fetva kitapları, sosyal hayat, kadı, Şeyhulislam ve ulema tipolojisini öğrenmek ve diğer alanlarla ilgili araştırmalar için önemli olmakla birlikte bunun dışında bir ehemmiyeti yoktur. Şahsi bir meselenin bir dönemde çözümü için verilmiş cevaplardır. Diyanetin bu yayınladığı eser, gerçekte bir fetva kitabı özelliği taşımamakla birlikte, eğer kabul edilirse de ilk grupta yer alabilir. Kitap, aslında, bir grup insanın yazdığı, bir çeşit, sorulu cevaplı ilmihal kitabı mahiyetindedir. Fetvayı taklit etmek ilim olamayacağına ve aslolan içtihat olduğuna göre, bu eserin Fetvalar ismiyle yayımlanmasının sebebi nedir? Bu eserden ne gibi bir fayda temin edilecektir? Geçmişte fetva kitaplarında çok büyük sorunlar olduğu bilindiği gibi, Diyanet’in Fetvalar kitabı da içerik olarak önemli sorunlar barındırmaktadır. Burada detaya girmeden söylemek gerekirse, kitapta birçok alanda verilen fetvalar; sorunlu, eksik, yeterli açıklamadan yoksun ve yanlış anlaşılmalara sebep olacak tarzdadır. Kitapta; iktisat, tıp, sosyal hayatla ilgili verilen bazı cevaplar ciddi çelişkiler barındırmaktadır. Dini inançlar ve ibadetlerle ilgili bazı hususların, meselâ şer kavramı, Tanrı kelimesinin kullanımı, kabir başında telkin yapılması ve ezanla ilgili konularda bazı problemli açıklamalar söz konusudur. Yine, kaderin değişmesi ile ilgili açıklamalar oldukça sorunludur. En temel sorun ise; hâlâ fıkhın güncellenme sorunu yaşandığı bir dönemde, sanki her şey halledilmiş gibi, hareket edilerek, sosyal değişmenin inkar edilmesi ve klasik fetvaların tekrarlanması ve de Ehl-i Sünnet kavramının içinde yer alan Kelami-Felsefi-tasavvufi geleneğimizin zengin teorik bütünlükçü içeriğinin asla izine bile rastlanmaması olmuştur. Kitapta, toplumumuzda en çok hurafenin yer aldığı ve soruların sorulması gereken tasavvuf ve tarikat kültürü ile ilgili kavramlara, yanlış anlamalara ise, ilginç bir şekilde, hiç yer verilmemiştir. Kadının çalışmaması, tek başına sefere çıkmaması, evde köpek beslenmemesi gibi piyasada koca koca bağnaz bürokratların, dekanların, rektörlerin, kadızadeli vaizlerin bas bas bağırdıkları konularda ise, fetvaları olmasına rağmen, Diyanet, bu kitapta, nedense, sessiz kalmıştır. Ayrıca Kurul’un yasal konumundan dolayı renkten renge girilen fetvalar da işin magazin tarafını teşkil etmektedir. Son olarak, ölen kişi mallarını eşiyle beraber çalışıp kazanmış ise, bu durumda hayatta kalan eşin hakkı nedir? şeklindeki soruya verilen cevap, ibretlik derecede sorunludur. Dolayısıyla ortada sorunlu bir kitap var. Ben şimdilik bu kısa uyarı yazısında tartışmaya girmemek adına geçmiş fetvalardan sadece bir örneğin sorunlu yanını vereceğim. Arif olan anlar.
Meselâ tarihten çok ilginç bir fetva örneğini verelim. Kalite standardının en eski örneklerinden olan Ahîlerin bir ürün üretiminde meslek pîrleri olmadan veya pîrlerinden gerekli üretim izni alınmadan üretilen ürünlerin “helal olmadığı” sorulduğunda Ebussuud Efendi gibi büyük bir âlimin bile sorulan sorunun esasını göz ardı ederek, helal olması için Pîr’e gerek olmadığını kullandığı malzemenin helal olmasının yeterli olduğunu söylemesi kendi açısından doğru gibi görünmekle beraber, temelde tamamen yanlıştır. Çünkü üretim izni olmadan üretim yapan birinin, kullandığı malzeme ne kadar helal olsa da, böyle bir üretim yapma yetkisi verilmediğinden güvenilir değildir. Şimdi bu fetvayı haydi günümüze uyarlayalım. Devlete bir kuruş vergi ödemeyen, ancak sokaklarda izinsiz bir şekilde meyve sebze satan, tartıları bile kontrol edilmeyen kişilerin sattıklarının ve kazançlarının hükmü nedir?
İbrahim Maraş

Yorumlar